
YSK'nın butlan başvurusunu reddetmesi ne anlam taşıyor?
Hukukçular YSK kararını tartışıyor. Hatipoğlu'na göre YSK aslında kararı askıda bıraktı. Yücetürk ise bu karar ilerde iktidar değiştiğinde ciddi siyasi sonuçlar doğurabilir.
Gülsen Solaker
Yüksek Seçim Kurulu'nun CHP'nin mutlak butlan kararı ile ilgili yaptığı başvuruyu reddetmesi siyasetçilerin yanı sıra hukukçular tarafından farklı açılardan tartışılmaya devam ediliyor.
YSK, CHP'nin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin "mutlak butlan" ve ihtiyati tedbir kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunu dünkü toplantısında reddetmişti.
CHP Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, X hesabından yaptığı paylaşımda YSK kararını eleştirerek, "Kararla YSK kendi hukukunu çiğnemekle kalmamış, anayasal konumunu ve seçim hukukundaki bağımsız görev alanını kendi iradesiyle mahkeme koridorlarına teslim etmiştir" ifadelerini kullandı.
Oybirliği ile alınan bu kararın ardından bir önemli gelişme daha oldu. ANKA Haber Ajansı'na göre YSK'nın bugün bir kez daha toplanarak, bir CHP'linin 2024 yerel seçimlerinin iptali için yaptığı başvuruyu ele alması bekleniyor.
Hatipoğlu: "Karar askıdadır"
Peki hukukçular YSK'nın mutlak butlan kararını nasıl yorumluyor?
DW Türkçe'ye konuşan Avukat Afşin Hatipoğlu'na göre YSK, kararı aslında "askıda bıraktı."
Mutlak butlan kararını alan istinaf mahkemesinin hükmü kurduğunu ancak uygulamasının YSK'ya ait olduğunu işaret ettiğini ifade eden Hatipoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İstinaf dedi ki 'Ben hüküm kurdum. Ama gereğini yapamam. Gereğini YSK yapmalıdır.'"
Avukat Hatipoğlu, YSK'nın ise bu karara "Biz hukuk mahkemelerinin muhatabı değiliz" diyerek yanıt verdiğini ve kararı iade ettiğini ifade etti. Bu durumun, "hukuken kararın askıda olduğu" anlamına geldiğini savunan Hatipoğlu şöyle konuştu:
"Şu anda aslında hukuken bu karar askıdadır. Çünkü bu kararın uygulanacağı merci YSK. Ama YSK dedi ki 'Benim hukuk mahkemelerinin işleyişine karışma yetkim yok. Hukuk mahkemeleri benim konum dahilinde değil.'”
YSK Başkanı Serdar Mutta, YSK Başkanlığı'na, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından gönderilen 21 Mayıs 2026 tarihli yazı ile ilgili şunları demişti:
"Hukuk mahkemelerinin kararlarının icrası konusunda Kurulumuza, Anayasa ve yasalarla verilmiş herhangi bir görev ve yetki bulunmadığından yazının işlem yapılmaksızın mahalline iadesine oy birliğiyle karar verilmiştir."
YSK'nın böylelikle Kılıçdaroğlu'na resmi bir mazbata veya yetkilendirme vermeyi reddettiğini de söyleyen Hatipoğlu, Kılıçdaroğlu ve ekibinin şu anda 10-15 imzalı mahkeme kararını yetki belgesi gibi kullandığını, ancak bunun YSK tarafından usulüne uygun şekilde onaylanmadığını dile getirdi.
Hatipoğlu, YSK'nın bu tutumunun hem kendini korumak hem de emsal oluşturmamak için bir "ara yol" olduğunu düşündüğünü ifade ederek "YSK topu çevirip, toptan kaçmak için 'bu benim konum değil' dedi. YSK'ya gidip 'CHP Genel Başkanı şu anda kimdir?' diye sorulması gerekir" değerlendirmesinde bulundu.
Kurultay başvurusu durumu değiştirir mi?
Bu arada mahkeme tarafından CHP Genel Başkanlığına atanan Kılıçdaroğlu ile seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel yeni bir kurultayın yapılması hakkında dün ilk kez telefonda konuştu.
Hatipoğlu, YSK'nın şu anda CHP'nin genel başkanının kim olduğunu ortada bıraktığını söyleyerek, şunları kaydetti:
"YSK eğer Kılıçdaroğlu'nun ve organlarının yapacağı kurultay talebini kabul ederse dolaylı olarak bu mahkeme kararını da kabul etmiş olacak. Kabul etmezse istinaf mahkemesinin kararını uygulamayla reddetmiş olacak. Yani YSK'nın son kararının samimiyet testini ya da sağlamasını Kılıçdaroğlu imzasıyla YSK'ya gelecek ilk evrağa verilecek cevapla anlayacağız"

YSK'nın yeni yapısının karara etkisi ne?
Öte yandan YSK'nın yeni gelen üyelerle şekillenen yapısı da tartışılıyor.
DW Türkçe'ye konuşan Avukat Bülent Yücetürk, YSK'nın daha önceki "kararlarımız kesindir" tutumundan vazgeçerek mahkemelere kesinleşmiş parti kongre sonuçlarını değiştirebileceği bir yol açtığını söyledi.
CHP'nin son dönemde yaptığı dört kurultayın (olağan ve olağanüstü) YSK tarafından geçerli sayıldığını hatırlatan Yücetürk, şimdi bir mahkemenin bu sonuçları yok saymaya çalıştığını belirtti.
Yücetürk'e göre bu karar, asliye hukuk mahkemelerinin YSK tarafından kesinleştirilmiş seçim ve kongre sonuçlarını değiştirebileceği bir emsal oluşturuyor. Bu durumun ileride ciddi siyasal sonuçlar doğurabileceğini söyleyen Yücetürk, şu uyarıda bulundu:
"Bugün iktidarda AKP olduğu ve yargıya egemen olduğu için belki işlerine geliyor olabilir ama yarın başka bir iktidar gelir, o iktidar da bu yolu kullanmaya çalışırsa, o zaman bu iş, Türkiye’de toplumsal barışı da bozan, hukuk güvenliğini de hukuk devletini de ortadan kaldıran bir duruma götürür bizi."
Yücetürk, YSK'daki üye ve başkan değişikliğinin bu kararda etkili olduğunu belirterek şunları dile getirdi:
"YSK'nın İstanbul tartışmasında vermiş olduğu kendi içtihadından dönüp bugün kendisini yetkisiz olarak addetmesinin temel sebebi YSK'daki değişim. Kurulun çoğunluk üyeleri değişti ve başkanı da değişti. Dolayısıyla orada artık iktidarın da istediği şekilde şekillenmiş bir Yüksek Seçim Kurulu'ndan bahsedebiliriz."
YSK Başkanı Serdar Mutta, görevine 6 Mayıs'ta başlamıştı. YSK'da Başkan Ahmet Yener dahil altı üyenin görev süresinin dolması nedeniyle, Yargıtay ve Danıştay Genel Kurulları tarafından altı yeni üye seçilmişti.
İktidara yakın bazı yorumcular son günlerde YSK'nın eski Başkanı Ahmet Yener'i eleştirerek, CHP İstanbul İl Yönetimi ile ilgili Eylül ayında alınan kararlarda "fonksiyon gaspı" yapmakla suçluyor.
Seçimlerle ilgili mevzuat ne diyor?
CHP'nin YSK'ya verdiği dilekçede Anayasa'nın 79'uncu maddesine dikkat çekilerek "Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararı, seçim yargısı gözetiminde yapılmış ve ilçe seçim kurullarınca kesinleştirilmiş seçimleri ve mazbataları yok saymaktadır" demiş ve Anayasa'nın 79'uncu maddesine göre yapılan kurultayların iptalinin mümkün olmadığını belirtmişti.
Anayasa'nın 79. maddesi, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) görev, yetki ve yapısını detaylı şekilde düzenliyor. Madde, seçimlerin yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılacağını hükme bağlıyor.
Buna göre YSK, seçimlerin başlamasından bitimine kadar düzen içinde yönetilmesi, dürüstlüğünün sağlanması, tüm yolsuzluk, şikâyet ve itirazların incelenerek kesin karara bağlanması ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ve Cumhurbaşkanlığı seçim tutanaklarının kabul edilmesi görevlerini üstleniyor.
Maddenin en dikkat çeken hükmü ise YSK kararlarının kesinliği. Buna göre, Yüksek Seçim Kurulu'nun verdiği kararlar aleyhine başka hiçbir mercie başvurulamıyor. Bu düzenleme, YSK kararlarını nihai ve bağlayıcı kılıyor.
Bu arada seçim hukuku ile ilgili bir diğer mevzuat Siyasi Partiler Kanunu. Siyasi partilerin büyük kongre, il ve ilçe kongreleri 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu ile düzenleniyor. Kanunun 21. maddesine göre, partilerin genel merkez, il ve ilçe organ seçimleri ile il kongresi ve büyük kongre delegelerinin seçimleri, yargı gözetimi altında gizli oy ve açık tasnif esasına göre yapılıyor.
Kongreler sırasında yapılan organ ve delege seçimlerine ilişkin itirazlar, ilçe seçim kurullarına veya YSK tarafından belirlenen seçim kurullarına yapılabiliyor. Bu kurullar, itirazları inceleyerek karar veriyor.
DW Türkçe


HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.