David L. Phillips: Öcalan’ın 'demokratik konfederalizm' modeli Rojava deneyimiyle çöktü

David L. Phillips: Öcalan’ın 'demokratik konfederalizm' modeli Rojava deneyimiyle çöktü

David L. Phillips, The Jerusalem Post’ta yayımlanan analizinde, Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği “demokratik konfederalizm” modelinin Rojava deneyimiyle birlikte başarısızlığa uğradığını yazdı.

A+A-

Oxford Üniversitesi St Antony's College araştırmacılarından David L. Phillips, The Jerusalem Post’ta yayımlanan kapsamlı analizinde, Abdullah Öcalan tarafından geliştirilen “demokratik konfederalizm” modelinin Kuzey ve Doğu Suriye’deki (Rojava) gelişmelerle birlikte ciddi bir çöküş yaşadığını ifade etti.

Phillips, analizinde Kürtlerin modern Ortadoğu tarihinde uzun yıllardır baskı, inkâr ve çatışmalarla karşı karşıya kaldığını belirterek değerlendirmesine 1925’teki Şeyh Said İsyanı ile başladı. Yazıda, Şeyh Said’in öncülüğündeki Kürt direnişinin Türkiye Cumhuriyeti tarafından sert biçimde bastırıldığı ve Şeyh Said’in idam edildiği hatırlatıldı.

Rojava deneyimi ve IŞİD’le mücadele

Phillips, 2012’de başlayan Suriye iç savaşı sonrasında Kürtlerin öncülüğünde oluşan Rojava yönetiminin, ademi merkeziyetçi ve yerel meclislere dayalı yeni bir yönetim modeli geliştirmeye çalıştığını ifade etti.

Analizde, özellikle IŞİD’in 2014 yılında Kobani’ye saldırmasının bölge için kırılma noktası olduğu vurgulandı. ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun desteğiyle DSG ve YPG güçlerinin IŞİD’e karşı direndiği ve Kobani kuşatmasını kırdığı belirtildi.

Phillips, Kürt güçlerinin IŞİD’e karşı mücadelede uluslararası alanda meşruiyet kazandığını ancak bunun uzun vadeli siyasi güvenceye dönüşmediğini savundu.

Türkiye destekli operasyonlar ve çöküş süreci

Yazıda, Türkiye’nin YPG’yi PKK’nin uzantısı olarak gördüğü ve bu nedenle sınır hattında çeşitli askeri operasyonlar düzenlediği hatırlatıldı.

Özellikle Türkiye destekli Suriye Ordusunun  2024 sonrasında başlattığı operasyonların, DSG kontrolündeki bölgelerin önemli bölümünü hedef aldığı belirtildi. Phillips’e göre bu süreçte yüz binlerce Kürt yerinden edildi, altyapı büyük zarar gördü ve Kuzey Suriye’deki özerk yapı ağır bir kriz yaşadı.

Analizde, 2026 başında DSG’nin topraklarının yaklaşık yüzde 70’ini kaybettiği ve binlerce savaşçının yaşamını yitirdiği de yer aldı.

ABD’nin çekilmesi ve Şam’la anlaşma

Phillips, ABD’nin 2025 sonunda bölgedeki desteğini çekmesinin DSG açısından belirleyici bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Yazıda, ABD hava desteği ve askeri yardımı olmadan DSG’nin hem Türkiye destekli gruplar hem de Şam yönetimi karşısında savunmasız kaldığı savunuldu.

Bu gelişmelerin ardından DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Suriye geçiş yönetimi lideri Ahmed Şara arasında 29 Ocak 2026’da entegrasyon anlaşması imzalandığı belirtildi.

Anlaşmanın, DSG’nin askeri ve sivil kurumlarının aşamalı biçimde Suriye devlet yapısına entegre edilmesini öngördüğü aktarıldı.

“Demokratik konfederalizm pratikte başarısız oldu”

Phillips, Abdullah Öcalan’ın fikirlerinin büyük ölçüde ABD’li düşünür Murray Bookchin’in yerel demokrasi, ekolojik toplum ve ademi merkeziyetçilik teorilerinden etkilendiğini belirtti.

Öcalan’ın 2005 yılında yayımladığı “Demokratik Konfederalizm Deklarasyonu” ile devletsiz, yerel meclislere dayalı bir siyasal model önerdiğini hatırlatan Phillips, Rojava’daki uygulamanın bu teorinin en somut örneği olduğunu ifade etti.

Ancak Phillips’e göre Ortadoğu’daki siyasi, toplumsal ve devlet merkezli yapı bu modele uygun değil.

Analizde şu değerlendirme öne çıktı:

“Rojava deneyimi romantik ancak zamansız bir projeydi. Ortadoğu toplumları henüz yerel demokrasi ve ademimerkeziyetçi yönetime hazır değil.”

Phillips ayrıca Arap ve Türk siyasi yapılarının federalizm ve güçlü yerel yönetim modellerine mesafeli olduğunu savundu.

“Kürtler yeni gerçekliğe uyum sağlamak zorunda”

Yazının son bölümünde Phillips, Kürtlerin artık bölgesel gerçeklikler doğrultusunda yeni bir strateji geliştirmek zorunda kaldığını ifade etti.

Kürtlerin tarih boyunca birçok kez “ihanete uğradığını” savunan Phillips, mevcut koşullarda bağımsızlık ya da geniş özerklik hedeflerinin mümkün görünmediğini belirtti.

Bu nedenle Kürt siyasi hareketinin Şam yönetimiyle uzlaşma ve Arap komşularıyla birlikte yaşam modeli geliştirmeye yöneldiğini kaydeden Phillips, DSGile Şam arasındaki anlaşmanın uluslararası gözlem mekanizmalarıyla izlenmesi gerektiğini savundu.

ABD’nin Kürt hedeflerini artık tam anlamıyla destekleme eğiliminde olmadığını belirten Phillips, Kürtlerin kendi siyasi ve sivil yapıları üzerinden yeni bir denetim ve diplomasi ağı kurmasının önemine dikkat çekti.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.