Değişen Dünya Koşullarında Kürt Meselesi
Celal Hoca Amed
Kürdistan'ın bulunduğu alanda hızlı değişimler, yeni koşullar ortaya çıkıyor. Bu ortaya çıkan koşulları nasıl okumamız gerektiğini kafayı çok iyi yormamız gerekiyor. Aksi takdirde tarihsel yanlışlar üzerine inşa edeceğimiz her teori doğru bir şekilde ifadesini bulmaz.
Nasıl etnik ulus temelinde devlet yaratacağız denen yapılar yanlış bir hatta iseler, aynı zamanda "ulus devlet ortaya çıkaracak Kürt burjuva sınıfı yoktur" denen kesimler de yanlış. Aynı zamanda dünyada ulus devlet kavramı anlamını yitirmiş deyip, toplumcu teoriye sığınıp ulusalcılığı ve devleti reddeden, ezen ulus devlete entegre olmak isteyenler de yanlıştır. Dolayısıyla "yanlış yaşam doğru yaşanılmaz" çağına göre, bunlar gibi yaşamak da yanlışı baştan kabul edip kayıp olmak anlamındadır.
Günümüz dünya koşullarında ve global hale gelen dünya sermaye sahipleri, ulusal şekillenmeleri senin pazarın burjuvasına göre biçimlendirmiyor. Kendi ihtiyaç ve çıkarlarına göre şekillendiriyor, yapılandırıp kurumlaştırıyor. Bu ihtiyaçlara göre silahlandırıyor, kurumlaştırıyor ve tanıyor. Nizama gelmeyenler de Venezuela ve diğer ülkelerde olduğu gibi yeniden dizayn ediliyor. Kimse buna karşı sesini çıkaramıyor, uygulamanın BM'lerin kuruluş ilkeleri ve prensiplerine aykırı olduğunu söylemeye bile cüret edemiyor. Hatta onu ülke başkanının haline getirdiği halk bile sesini çıkaramıyor.
Dünya da egemen olan en büyük sermaye gücü ABD kartelleri ve bileşimleri ile olabiliyor. Dolayısıyla sınıf olup olmaması o kadar önemli değil; sahada güç olabiliyor musun, yok mu? Aktivite olabilecek güç var mı, kontak kurabilecek enformasyon gücün var mı, yok mu? Varsa varsın.
Kürtler bu yolda çok şey kat edebildi. Uluslararası güçlerle iyi ittifaklar kurduruldu ve tanışmaya başladı. Tüm bu gelişmeler üzerine, Türkiye Cumhuriyeti kendine vazife çıkarıp parça parça Kürdistan'ı koparmaya, sindirmeye ve yok etmeye çalıştı.
İmralı'da Abdullah Öcalan, bütün devlet kurumlarına tek taraflı yazışmalar ile kendini gündeme taşıdı. MİT ile doğrudan ilişkiler ve bu ilişkiler bağlamında verdiği sunumlar, MHP ikna edildi, büyük Osmanlı şiarı tekrar canlandı ve gerekli ittifaklar kuruldu. İmralı, Rojava'daki uzantılarıyla birlikte Kandil'i koordine ederek General Mazlum ve İlham Ahmed aleyhine ilk planları devreye koydu. İmralı, "Ben Kürtlerin tanrısıyım, onlar bana taparlar ve hepsini hizmetinize koyarım" dedi. Adım adım bu politikayı devreye koydu ve başarılar sağladı; bunu doğrulayan Devlet Bahçeli'nin sözleridir.
KCK bütün görev ve sorumlulukları bırakmalı ve Abdullah Öcalan'a teslim edilmelidir. Abdullah Öcalan'a gerekli görev ve sorumluluk verilmelidir; sözü ulu orta bir söylem değildir.
Kürtler amaçtan düştükçe, tali şeylerle uğraşır hâle geldi. Sahada Abdullah Öcalan'ın prestijini artırmak Çetin Arkaş ve Veysi Aktaş'a düştü. Bunlar bağırdıkça Apo'nun Rojava'da oynamak istediği oyun ortaya çıktı. Halkın ulusal birliği geliştikçe, bunlar daha saldırgan hâle geldi. General Mazlum ve İlham Ahmed için oynanan oyun boşa çıkınca, ikisi güçlenince Apo-TC-Şam komplosu da bozuldu.
ABD sahada PDK ile SDG'yi aynı noktaya getirdi. YNK ise İran ekseninden alınıp, PDK-SDG ile aynı eksene çekiliyor. Basur yönetimi yakında oluşturulacak ve bu koridor güçlenecektir. Apoculuk, Türkiye ile birlikte kamikaze yapılmasa ve öncüllere zarar verecek pozisyon yaratılmasa daha çok kayıp edecektir.
Sahayı okuyan aktörler bu girişimlerin de bilincinde olacak ve bilinçle sahada rol oynayacaklardır. Halkımız bu bilinç ile trol takımı ve geliştirilen İmralı-TC-Şam komplosunu boşa çıkaracak, Abdullah Öcalan'a kurban seçilen 20.000 iç infaz ve 50.000 TC ve Arapların şehit ettiği toplamda 70–80.000 şehidimizin kanlarını yerde bırakmamış olacaktır.


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.