Şefik Çolak

Şefik Çolak

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Yalanda Utanmazlığın Sınırsızlığı Propaganda Kahramanlığı

A+A-

Türk Egemenlik Sistemi’nin güçlü yanı istemlerinde ve gerçekleştirme yöntemlerinde ısrarcı olmasıdır. Bu özelliği kendisi ile bilerek veya bilmeyerek irtibatlı olan örgüt, kurumlar ve şahsiyetlere de kazandırmıştır.

Haklı olmak önemli değildir. Ne kadar sürdürülebilir olması sistem için anlamlı olan tek şeydir. Sistemin elinde meşru gerekçeler olmadığı için yalan ve algıya dayalı propaganda yöntemlerinin sürdürülebilir olması için azami çaba gösterir. Ara ara rafa kaldırır gibi görünse de bir süre sonra aynı şeyi tekrarlar.

Kullanılan yöntemler karmaşık değildir. Biraz analiz yeteneği kullanılır ise çözmek son derece basittir. Önemli sayılacak özelliklerinden öne çıkarlar şunlardır.

- Yalan söylemede utanma duygusu yoktur.

- Sahte kahramanlıklar üretir. 

- Biat etme istenir ve sürekli bir şahsa veya organizasyona sorgusuz bağlanmayı sağlamayı hedefler.

- Değişen gündemi tersyüz etmeye çalışır.

- Sahte kahramanların itibar kaybettiği dönemlerde tekrar itibar kazandırmaya yönelik çalışmaları öne çıkarır. 

- Amacı için harcama yapmaktan çekinmediği gibi bu bedeli de genellikle hedef kitleye ödetir.

- Herkesi hedefine katkı verecek şekilde mobilize eder. Düşünmeyi engeller. Amacına ortak ettirebildikçe işlediği suçların ortağı yaptırır. Suçlara ortak olanlar bir süre sonra kendisine suç işletenlerden kopamazlar.

- Etik değerler ve ananelere bağlılığı hedef alır ve yok etmeye çalışır.

- “Çalıyor ama çalışıyor” söyleme düşünce sığlığının ürünü değil bilinçli olarak topluma kabul ettirilmeye çalışılan kavramdır. Çalışıyor görüntüsü verenlere anlamsız payeler yüklenir. Sorgulama alışkanlığı yok edilir.Sorumluları hesap vermekten muaf tutma anlayışına meşruluk kazandırır.

Son dönemde, daha önce, kolonyalist devlet tarafından öldürülen veya iç infazlarla katledilen insanların listesi açıklanmakta ve bunlar için taziyeler düzenleme kampanyası başlatılmış bulunmaktadır. Kim olursa olsun ölen veya şehit olanlar için taziyeler düzenlenmesi anlamlıdır. Ölene ve aileleri ile dostlarına saygı duymak geleneğimizde vardır ve vazgeçilemez insani davranıştır.

Taziyelerin zamanında yapılması esastır. Halkımızın kültürü ve inancı bunu gerektirir. Bu aynı zamanda ölene veya şehit olana saygının gereğidir. Birilerinin politik ihtiyacına göre zamanlamayı belirlemeye kalkışmak ahlaki davranış değildir. Acıları hafifletmez, tam tersine artırır. 

İnsanlık yaşamı süresinde gelişen ve dönemsel devam eden veya hala devam eden inançlara ve geleneklere göre Allah’a (Tanrıya) kurban vermek hep olagelmiştir. Bazen şekil değiştirse de ne yazık ki yok olmamıştır. Yaklaşık iki bin yıldır insan canını kurban vermek geçerliliğini kaybetmiş bulunmaktadır. 

Bugün coğrafyamızda ne yazık ki Sistemin ihtiyaç duyduğu Yeni Ziya’ya itibar için kaybolan bu davranış tekrar devreye sokulmaktadır. Yıllar sonra bunun yapılması aynı zamanda onur ve anıların da kurban edilmesi anlamına gelir. Taziyelere katılan halkımızı yapılması gerekeni yapıyorlar ve ailelerine saygılarını sunarak acılarını paylaşıyorlar. Bunu yaparken zamanında gerçeği açıklamayarak suç işleyenlerin bugünkü amaçlarını bilmelerinde sonsuz yarar vardır. Onları lanetlemezlerse yakında aynı acıların ve suçların ortağı olmaları kaçınılmaz olarak gerçekleşecektir.

Eski Diyarbekir Büyükşehir Belediye başkanı sevgili Selçuk Mızraklı da 7 yıl sonra tahliye edildi. Bana göre bir gün bile cezaevinde tutulması adaletin katledilmesi anlamına gelir. Kendisine ve ailesine geçmiş olsun demekten başka şimdilik yapabileceğimiz bir şeyin olmaması sadece Kolonyalist sistemin ayıbı değildir, bu sistemi hala yıkamadığımız için bizlerin de ayıbıdır.

Tanıdığım Selçuk mürit olmayacak kadar akıllı ve bilgi birikimine sahiptir. Uzun süre cezaevinde olması nedeni ile gelişen durumun farkında olmaması muhtemeldir. Devletin ve komiserlerin izin verdiği bilginin dışında bir bilgi edinmesi şansı olmamıştır. 

Son yıllarda Devşirmeler Devlet’inde cezaevlerinde şartları eskisi gibi değildir. Biat kültürünün geliştiği yer olmuştur. Eğitimler buna hizmet etmektedir. Yaşam şartlarının insani değerlere uygun olmaması ve ağır baskıların varlığı gerçeği değiştirmez.

Değişmekte olan dünya düzenine karşı tedbirini alamaya çalışan bölgenin emperyalist devletleri bütün döğmelere basmış bulunmaktalar. Ellerinde olan bütün kozları açık açık kullanmaktan kaçınmıyorlar. Beka sorunlarından dolayı kadrolu elemanlarının deşifre olması riskini göze almış bulunmaktalar.

Bunlar hiçbir fırsatı kaçırmak istemiyorlar. 7 yıldır unutturulmaya çalışılan Selçuk Mızraklı’yı kendi amaçları için hatırlamış bulunmaktalar. Etkinliklerde etrafını saranların resmine bakmak yeterlidir. Dikkat edin bunların hepsi Kurdlerin arasına monte edilmiş kişilerdir. Düşünceleri de kolonyalist devletin beklentileri ile uyuşmaktadır.

Selçuk Mızraklı’nın etrafı öyle sıkı sarılmış ki iradi hareket etme şansı olmayabilir. Komiserlerin etrafını sarması bir süre daha devam edecektir. Onların derdi doktor değil onun üzerinde ne kadar menfaat elde edecekleridir.

İçinde bulunduğu koşullar gereği Selçuk’un şimdilik yaptığı açıklamalar değil bir iki ay sonra yapacağı açıklamalar önemlidir. Onun kolonyalist sistemin tuzaklarına kendisini alet etmeyeceğine olan inancımı korumak istiyorum.

Sistemi anlayarak suç işleyenlerin suçlarına hiçbir Kurdünortak olmaması dileği ile……..

Şefik Çolak

Endüstri Mühendisi

12.09.2026

Önceki ve Sonraki Yazılar