Celal Hoca Amed

Celal Hoca Amed

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

KOBANÊ’NİN HAFIZASINDA

A+A-

 

Celal Hoca Amed

Bir kafa kesiliyor.

Kesilen yalnızca bir insanın başı değil; bir dönemin, bir hafızanın, bir iddianın da başı kesiliyor sanki.

Suriye Arap Cumhuriyeti’nin sınırları içinde kalan topraklarda, dünün SDG saflarında yer almış, bugün yapıları ve komuta kademeleri tasfiye edilmiş bir insan… Hicaz’da, işlediğini düşündüğü günahları için selavat getiriyor; Kobanê’de ise insan, yere göğe sığdıramadığımız o şehirde, kurban edilen bir beden haline geliyor.

Ne büyük bir tarihsel trajedi!

Bir zamanlar Kobanê’nin taşına toprağına özgürlük, direniş ve insanlığın umudu anlamını yükleyenler vardı.

Kastel Tepesi’nde yedi kişilik bir gerilla birimi haftalarca direnmişti. Tanklara, toplara, uçaklara karşı… Sayıları azdı ama iradeleri büyüktü. Bir tepenin düşmemesi, yalnızca askeri bir mevziinin düşmemesi değildi; bir halkın “buradayım” deme biçimiydi.

Şimdi ise aynı Kobanê’nin kapılarına birkaç saat içinde çeteler dayanabiliyor.

İşte asıl soru burada başlıyor:

Ne değişti?

Sadece savaşın dengeleri mi?

Yoksa direnişi mümkün kılan siyasal irade mi tasfiye edildi?

Bir zamanlar bedel ödemeyi göze alanların yerine, karargâhlarını Avrupa’nın güvenli salonlarında kuran; halkın tarihsel hafızasından koparak gücü temsil ettiğini düşünen yüksek ihtişamlı siyasal yapılar mı geçti?

Çünkü tarih bize acı bir gerçek söylüyor:

Bir hareketin gücü, sahip olduğu binaların, makamların, diplomatik ilişkilerin ve uluslararası görüntüsünün büyüklüğüyle ölçülmez. Asıl güç, halkın en ağır koşullarda yanında kalabilme iradesidir.

Kobanê bunun sınandığı yerdir.

Dün Kobanê’de ölümün karşısında duran bir avuç insan, bugün siyasi hesapların, tasfiyelerin ve güç merkezlerinin arasında unutulmuş olabilir.

Ama tarih unutmaz.

Hicaz’da selavat getiren ile Kobanê’de başı kesilen insanın aynı tarihsel coğrafyanın iki ayrı yüzüne dönüşmesi, yalnızca bir kişinin trajedisi değildir.

Bu, siyasal iddianın kendi gerçekliğiyle yüzleşmesidir.

Çünkü halkların özgürlüğü, başkalarının jeopolitik hesaplarına, Avrupa’nın salonlarına veya makamların ihtişamına teslim edildiğinde; bir zamanlar “direnişin kalesi” olan şehirlerin kapıları yeniden başkalarına açılabilir.

Kobanê bugün bize şunu soruyor:

Direniş mi kayboldu, yoksa direnişi mümkün kılan insan mı?

Ve belki de en ağır soru şudur:

Kobanê’yi dünyaya özgürlük sembolü olarak gösterenler, Kobanê’nin kendisine karşı tarihsel sorumluluklarını ne zaman hatırlayacaklar?

Çünkü bir halkın hafızası, zafer fotoğraflarından ibaret değildir.

Hafıza; düşen tepeleri, yarım bırakılan mücadeleleri, tasfiye edilen insanları ve sonunda Kobanê’nin kapısında yeniden yükselen tehdidi de taşır.

Kobanê’nin taşları hâlâ konuşuyor.

Mesele, artık onların sesini duyacak siyasal iradenin olup olmadığıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.