Celâl Temel

Celâl Temel

Yazarın Tüm Yazıları >

Sessizliğin içinde bir ses: Dicle Talebe Yurdu

A+A-

Celâl Temel

  

Türkiye Devleti yöneticileri, başlarda Kürd çocuklarının okumasından çekiniyorlardı. “Bunların cahiliyle baş edemiyoruz, okumuşuyla nasıl baş edeceğiz?”[1] diyen bir anlayış egemendi. Kürd çocuklarının üniversitede okuması bir yana, ilk ve orta öğrenim şansları bile yoktu. Kürdistan’da sınırlı sayıda ve çok kontrollü bir şekilde açılan bazı okullar da genel olarak, okuma-yazma, Türkçe öğretmek için asimilasyon amaçlıydı. Hiç Türkçe bilmeyen çocukların karşısına, hiç Kürdçe bilmeyen öğretmenlerin çıkarılması tam bir komediydi. Bu komedi, zamanla Kürdler için drama dönüştü…

       Diyarbakır Lisesi’nin (sonraları Ziya Gökalp Lisesi) serüveni ilginçtir. 1891 yılında, bölgenin ilk lisesi olarak, Diyarbakır İdadisi adıyla açıldı. I. Dünya Savaşı sırasında öğrencilerin askere alınmasından dolayı, okulun idadi (lise) kısmı kapatıldı, Rüştiye (ortaokul) kısmı kaldı. 1921’de, idadi (lise) kısmı tekrar açıldı. 1925’te görülen lüzum üzerine, bölgedeki tüm idadiler (liseler)[2] gibi Diyarbakır İdadisi’nin de lise kısmı tekrar kapatıldı ve okul ancak 1941’de tekrar açılabildi. Yani 1925-1941 yılları arasında Diyarbakır’da ve tüm Kürdistan’da, lise seviyesinde okulların olması sakıncalı görülmüştür! O dönemde Kürdistan’da lise öğrenimi yapabilecekler, en yakın Adana’ya gitmek zorunda kalırlardı. Bunlardan biri de Mardinli Musa Anter’dir.

       Kırklı yıllara gelindiğinde, özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli değişimler oldu. Bazı Kürd ailelerin çocukları sürgün oldukları yerlerde büyüdü; dolaysıyla, az da olsa okuma şansı buldular. 1941’de Diyarbakır İdadisi (Lisesi) tekrar açıldı. Diğer bazı Kürdistan şehirlerinde de 1925’ten beri kapalı olan liseler de açılınca, artık üniversite adayı öğrencilerin sayısı artıyordu. Buna karşın yüksek öğrenim yapmak isteyen Kürd çocuklarının karşısına çeşitli engeller çıkartılıyordu. 1943 yılında liseyi bitiren Tarık Ziya Ekinci, Tıp Fakültesi’ne girdiği sırada, kendisinden güvenlik soruşturması istendiğini belirtiyor.[3] 

       

       Dersim direnişi sonrası, 1938 yılından itibaren Türkiye’deki Kürdler, günün şartlarında, yirmi yıllık bir sessizlik dönemine girdiler. Kuzey Kürdistan’da, deyim yerindeyse yaprak kıpırdamadı. İşte, Dicle Talebe Yurdu ve bu yurdun yöneticileri Avukat Mustafa Remzi Bucak (1912-1985), Musa Anter (1918-1992) ve diğerleri, kırklı yılların başında, bu sessizliğin içinde ses oldular.

    

       1939 yılında, “Doğu”daki çocuklar için, İstanbul’da bir öğrenci yurdu kurulması girişimi başlatıldı. Artık Kürd gençlerinin üniversiteye girişlerine tamamıyla engel olunamayacağını gören devlet, kontrolde tutmak için, bu görevi, o sırada Diyarbakır’da bulunan Umumi Müfettiş Abidin Özmen’e verdi. Diyarbakır, Mardin, Urfa, Muş, Bitlis ve Van belediye ve özel idarelerinden yurt için ödenek bulundu. Umum Müfettiş Abidin Özmen[4],  oluşturulan komitenin fahri başkanı olurken bazı Kürd aydınları da komitede yer aldılar. Yurt, 2 Mart 1939’da İstanbul Şehzadebaşı’nda açıldı.[5] Adı Dicle Talebe Yurdu olarak belirlendi. Tam olarak 1940-1941 öğretim yılı başında faaliyete geçti. Yurt yapılan bina, Sultan Abdülaziz döneminde, dönemin hazine bakanının köşküydü.[6]

       Yurdun ilk resmi müdürü, dönemin önemli Kürd aydınlarından Avukat Mustafa Remzi Bucak’tı. Kürd gençleri (“Doğulu gençler”) için İstanbul’da bir yurt açılması, büyük sevinç yarattı. İlk sıralarda, yurda genellikle Birinci Müfettişlik Bölgesini oluşturan Diyarbakır, Mardin, Siirt, Urfa, Bitlis, Van, Muş, Ağrı illerinden öğrenciler alındı. Yurtta, Siverekli ve Diyarbakırlı öğrenciler ağırlıktaydı. Tarık Ziya Ekinci, sürgünlerde bulunan bazı Kürd ailelerinden çocukların da yurda alındığına belirtiyor. Buna, ailesi Edirne Malkara’da sürgünde bulunan Silvanlı Yusuf Azizoğlu, Ordu’dan Diyarbakırlı Nejat Cemiloğlu, Kütahya’dan Diyarbakır Çınarlı Edip Altınakar’ı örnek olarak gösteriyor.[7]

 

       Yazılı-sözlü çeşitli kaynaklardan derlediğimiz bilgilere göre, yurdun bazı kurucuları ve bazı ilk öğrencilerinin listesi aşağıdadır. (Bazı kurucular aynı zamanda öğrenciydi.)

       Bilinen Bazı Kurucular     

       Abidin Özmen (1890-1966): 1. Umum Müfettiş, Fahri Başkan

       Mustafa Remzi Bucak (1912-1985): Avukat, Başkan, Yurt Müdürü

       Abdürrahim Rahmi Hakkâri -Zapsu (1890-1958): Şair-yazar, Musa Anter’in kayın babası

      Mustafa Ekinci (1904-1958): Diyarbakırlı iş insanı. 9 ve 10. Dönem (1950-1957) DP Diyarbakır milletvekili 

      Ferit Bilen (1902-?): Diyarbakırlı, İstanbul’da büyük bir kundura mağazası sahibi. 49’lar Davası’nda yargılandı.     

      Musa Anter (1918-1992): 49’lar Davası’nda tutuklandı.

      Ziya Şerefhanoğlu (1914-1982): Bitlisli, Avukat. 1964 Bitlis Senatörü. 49’lar Davası’nda tutuklandı.

      Abdülkadir Karahan (1913-2000): Siverekli, İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi.

      Suad Bedük (1911-1995): Siirtli, avukat. 10 ve 11.dönem (1954-1960) Siirt milletvekili

      Hilmi Durmaz (1917-1984): Vanlı, İstanbul Hukuk terk. Daha sonra 10. dönem (1954-1957) Van milletvekili     

      Minci Yavuz: Tüccar

      Hacı Abdurrahman: Mardinli İşadamı.

      Bilinen Bazı Öğrenciler

      Yusuf Azizoğlu (1917-1970): Diyarbakır Silvanlı, İst. Ü. Tıp Fak. son sınıf öğrencisi. Daha sonra, 1950-1960 ve 1961-1969 dönemleri Diyarbakır milletvekili ve Sağlık Bakanı

     Memduh Yaşa (1919-2014): Siirtli, İktisat Fak. öğrencisi. Daha sonra profesör ve 1983-1987 İstanbul milletvekili

      M. Azmi Erdoğan (1919-2006): Diyarbakırlı, Hukuk Fak. öğrencisi, 1961-1975 yılları arası YTP ve AP Diyarbakır Senatörü   

       Faik Bucak (1919-1966): Siverekli, Hukuk Fak. öğrencisi. Sonraları, TKDP genel sekreteri.       

       Abdüllatif Aykut (1916-1994): Siirtli, Hukuk Fak. öğrencisi. 1961-1964 yılları arası YTP Siirt Senatörü

       Ali Karahan (1919-2003): Siverekli, Hukuk Fak. öğrencisi. Daha sonra, Hakimlik, savcılık ve avukatlık yaptı. 49’lar Davası’nda tutuklandı.    

       Edip Altunakar: Diyarbakır Çınar, Hukuk Fak. Öğrencisi, 1959-1965 arası Diyarbakır Baro Başkanı   

       Tarık Ziya Ekinci (1925-2024): Diyarbakır Liceli, Tıp Fak öğrencisi, 1965-1969 TİP Diyarbakır Milletvekili        

      Abit İnceoğlu: Diyarbakır Liceli, Hukuk Fak. öğrencisi       

      Enver Atmanoğlu: Diyarbakırlı, Tıp Fak. öğrencisi. Uzun süre Bitlis Devler Hastanesi Baştabipliği yaptı.     

      Hayrettin Saraçoğlu: Hukuk Fak. öğrencisi, sonra hâkim.

      İhsan Erez (1919-1998): Vanlı, İktisat Fak. öğrencisi 

      Nejat Cemiloğlu (1923-2022): Diyarbakırlı, Tıp Fak. Terk. Daha sonra üç dönem Diyarbakır belediye başkanı.     

      Enver Aytekin (1927-1999): Siirtli, Hukuk Fak. Öğrencisi. Daha sonra, 23’ler Davası’nda yargılandı.

       Mehmet Elçioğlu: Tıp. Fak. Öğrencisi. Yurdun 1955’te kapatılması sırasındaki yurt müdürü

       Ekrem Uğurlu: Siverekli, Eczacılık Fak. öğrencisi

       Şefik Ekmen: İktisat Fak. öğrencisi  

       Ahmet Göncü: Siverekli, PTT Müfettişi

       Şevket Çelikkanat: Siverekli, İnşaat Fak. öğrencisi

       Halim Kermeoğlu, Mardinli, 1957 CHP Mardin milletvekili

       Mustafa Subaşı: Diyarbakırlı

       Ekonomik durumuna göre, bazı öğrencilerden ücret alınmazken yarım ücret alınanlar ve normal aidat ödeyenler vardı.[8] İlk anda, yurtta 25-30 civarında öğrenci kaldığı biliniyor. Yurtta kalanların büyük kısmı, yukarıdaki verdiğimiz listeden de görüldüğü gibi, sonradan tanınan kişiler oldular. 

       Dr. Tarık Ziya Ekinci, yurt yönetimiyle ilgili olarak ilginç bir durumu şöyle anlatıyor: “Yurt yönetiminde tam bir demokrasi anlayışı geçerliydi. Hukuk Fakültesi’nde okuyan arkadaşların belirttiğine göre dönemin tanınmış hukuk hocaları, demokrasi yönetimini ve demokratik yaşamın kurallarını anlatırken Dicle Talebe Yurdu’ndan söz ederlerdi. Anlaşılan tek parti döneminin egemen olduğu o yıllarda, demokrasinin nasıl bir yönetim biçimi olduğunu anlatmanın güçlülüğü karşısında, Hukuk Fakültesi hocaları, Dicle Talebe Yurdu’ndaki uygulamayı örnek olarak gösterme gereğini duyuyorlardı.”[9]

 

       Mustafa Remzi Bucak yönetimindeki Dicle Talebe Yurdu, kısa sürede, Kürd öğrenciler için önemli bir mekân, bir sığınak oldu. Musa Anter, 1943 yılında, yurtta, Mustafa Remzi Bucak, Ziya Şerefhanoğlu, Yusuf Azizoğlu, Faik Bucak ve Musa Anter’den oluşan, “Kürdleri Kurtarma Cemiyeti” adıyla beş kişilik gizli bir komite oluşturulduğunu, komitenin beş üyesinin, silah ve Kürd bayrağı üzerine yemin ettiklerini belirtiyor.[10]        

       Yurtta kalanlar arasında güçlü hemşerilik ilişkisi vardı, genellikle aralarında Kürdçe konuşuyor, birbirleriyle anılarını paylaşıyorlardı. O güne kadar, yakın çevresi dışında iletişim kuramamış Kürd gençleri için bu durum, müthiş bir fırsat yarattı. Yurtta kalan öğrencilerin çoğunun ailesi tek parti döneminde sürgün edilmişti, dolaysıyla CHP’ye ve Milli Şef İsmet İnönü’ye karşı bir tavır içindeydiler. Öğrenciler arasında, yaşadıkları bölgenin (Kürdistan’ın) baskı altında olduğu, ulusal haklarının tanınmadığı, dilleriyle eğitim yapamadıkları şeklinde tartışmalar oluyordu. Yaklaşık yirmi yıl önce kurulan Türkiye Devleti’ne karşı, ilk kez, Kürdlük bilinci bu yurtta gelişmeye başladı.

       Yurdun yöneticileri öncülüğünde Kültürel faaliyetler geliştiriliyordu. Kürd kültür değerleri, edebiyat, folklor çalışmaları yapılıyor, eğlenceler düzenleniyordu. 21 Mart’ta, Newroz kutlanıyordu. Yurtta, Türkiye’de basılan, öğrencilerin okuyabileceği kitaplar yoktu. Ancak yurda, çeşitli yollardan, Suriye’deki bazı Kürd aydınlarının yayınları ulaşabiliyordu. Suriye Kürdistanı’nda Celadet Bedirxan’ın öncülüğünde, Latin harfleriyle Kürdçe yayımlanan Hawar ve Ronahî dergileri, Cegerxwîn, Osman Sabri, Qedrî Can gibi Kürd şairlerin şiirleri, öğrencileri heyecanlandırıyordu. 

 

       Dicle Talebe Yurdu, Kuzey’deki Kürd siyasal uyanışı ve Kürdlük bilinci oluşumuna kaynaklık ederken sessizlik içinde bir ses oldu. Dönemin Kürd hareketiyle ilgili bir doktora tezi hazırlayan akademisyen Bilal Nergiz, bu yurdu, “Kürtçülük” hareketlerinin geliştiği bir yer olarak belirtip şöyle diyor: “Kürt aydın sınıfının oluşmasında, öğrenci yurtları önemliydi. Daha sonraki yıllarda gerçekleşecek Kürt siyasi hareketlerinin temelleri bu yurtlarda atılmıştı. Çok partili hayata geçiş sonrası Kürt muhalefetini başlatanlar da bu üniversite gençliği olmuştur.” [11]

       Dicle Talebe Yurdu 1955 yılında siyasi gerekçelerle kapatıldı.[12] Aynı yıl Diyarbakır Yurdu açıldı. Musa Anter, 1943 yılında özel olarak Fırat Talebe Yurdu’nu açtığını belirtiyor.

       Ellili yılların başlarından itibaren Kürd illerinde de kentleşme süreci ve kapitalizme özgü sınıflar oluşmaya başlarken artık yalnız büyük Kürd ailelerinden değil Kürd halkının diğer sınıflarından ailelerin çocukları da okumaya başladı. Hızlı bir değişim vardı, sessizlik bozuluyordu ve 1959 sonlarında 49’lar tutuklamalarıyla bozuldu...

        Dicle Talebe Yurdu, tüm olumsuz koşullara karşın 1940’ların başında, Kürdler için sessizliğin içinde bir ses olurken 1959 yılında 49’lar, sessizliği tamamen bozup yeniden uyanışın öncüsü ve mücadelenin işaret fişeği oldular

        /CT/

 

       GELECEK İKİ YAZI:

      1-) SESSİZLİĞİ BOZAN, YENİDEN UYANIŞIN ÖNCÜSÜ 49’LAR

      2-) SESSİZLİK DÖNEMİNİN SESİ MUSTAFA REMZİ BUCAK

 

 

[1]  Dersim olayları sırasında, dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ın ifade ettiği ve genel bir anlayışı ifade eden söz (İhsan Sabri Çağlayangil’in aktarımı.)

[2]  Bölgede Cumhuriyet öncesinde, Diyarbakır İdadisinden başka kurulmuş bazı idadiler (liseler): Elâzığ (1885), Erzurum (1890), Bitlis (1896), Erzincan (1905), Gaziantep (1911)

[3]  Tarık Ziya Ekinci, Lice’den Paris’e Anılarım, İletişim Yayınları. 2010, s.193

[4]   Abidin Özmen (1890-1966), 1935-1943 yılları arasında Diyarbakır’da Umumi Müfettiş olarak görev yapan ve Dersim olaylarında ırkçı sert tutumuyla bilinen dönemin önemli bir cumhuriyet yöneticisidir.

[5]  Yurt, Vezneciler, Bozdoğan Kemerinin girişi, Kirazlı Mescit Sokak No: 3-5’teki bir binada açıldı. (T. Z. Ekinci, age, s.195)

[6]  Serhat Bucak, KÜRT HÂKİM, Faik Bucak’ın Yaşamı, Avesta Y., 2021, s. 33

[7]  Ekinci, age, s. 198

[8]  S. Bucak, age, s. 33-34

[9]   Ekinci, age, s.1999

[10]  Anter, age, s. 63

[11]  Bilal Nergiz, Devletin Kürt Politikası ve Kürt Hareketi (1945-1960), İst. Üniversitesi, Yayımlanmış Doktora Tezi, 2019, s. 157

[12]  Ekinci, age, s. 1971657629304257.jpeg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.