Şefik Çolak

Şefik Çolak

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Demokratikleşme Riskleri Kimler Göze Alır

A+A-

Liyakate önem vermediğiniz zaman yapılmasını istediğiniz işin başarı ile yerine gelmesini beklemek mantıklı değildir. Kendinizi veya başkalarını kandırmak istiyorsanız sorun yok. Ancak bu durumda amacınıza ulaşabilmek ihtimal dahilinde olur.

Becerikli olma veya başarma yeteneği sadece eğitimle elde edilebilir özellik değildir. Kişinin istekli olmasının yanında beraber çalıştıklarının da aynı şekilde yapılan işe uyumlu yapıda olması şarttır. Arzularınıza uyumlu bilgi birikimi ve davranış eğiliminiz yoksa sorun hemen kendisini gösterir. Başkalarının emellerinin emek harcayanı olursunuz ve bu tutumunuzun bedelini siz ve çevreniz öder.

Geleceği kurma ideasında bulunanların hey şeyden önce gerçekçi hedeflerinin olması ve hedeflere uygun örgütlenme yapısını oluşturması gerekir. Kolonyalist düzeni yıkma kolay değildir. Hedeften uzaklaşma yolunu tercih ettiğiniz andan itibaren kaybetmeye mahkûm olursunuz.

Süreç içinde yöntem ve taktik değişiklikleri yapmak zorunda kalınabilir. Her yeni karar ve siyaset şekli daima doğru sonuçlar vermeyebilir. Hesaplar ve planlar yanlış olabilir. Bu durumda, farkına varıldığı anda, vazgeçmeyi bilmek gerekiyor.

Karar alıcılar aldıkları kararların sorumluluğunu taşımalılar. Yaptıkları yanlışların sorumluluğunu üstlenmeyenler gelecek planları yaparken kötü niyetli değiller ise de mutlaka yanlışlar yapmaya devam ederler.[1] Sorumsuzların tedbirsiz olduğu unutulmamalıdır.

Kurdistan’ın işgalcisi emperyal devletlerinin Kurdleri sorumluluk duygusundan uzak olanların denetime sokmaya çalıştığını son iki yüz yıllık tarih bize açıkça gösteriyor. Bu yolla Kurdleri hep suçluluk psikolojisi içine de sokmayı başarıyorlar. Baküré Kurdistan’da son eli yıldır önemli güce sahip olanların tutum ve siyasetine bakmakta yarar vardır.

Karar alıcılar her ay gelecek projeksiyonlarını değiştirdiler[2] ve Kurdleri ağır bedellerin altına soktular ama hiçbir zaman yaptıklarının sorumluluğunu üstlenmediler. Eleştiri kabul etmedikleri gibi yaptıkları için istisnasız olarak başkalarını suçladılar.

Türkiye’de sürdürülen ve Kurdlerin her parçasında Demokratikleşme ve Entegrasyon (Gerçek adı Kurdler eşittir terör) adı altında yürürlüğü konulan projenin ne kadar mantık dışı olduğunu artık tartışmanın bile anlamı kalmamıştır.[3]

Her iki tarafın hedef olarak gösterdiği demokratikleşme, uygulayıcılarını da analizin içine koyacak olursak, ciddi riskleri beraberinde getirmektedir. Kurdler bu riskleri göze alarak destek verirler ise gelecekte ne duruma düşeceklerini hesaplamalılar.

Devlet zaten barış ve demokrasiden bahsetmiyor. Kurdistan’ın işgalcilerini destekleyenlerin en az %80’ni T.C. Anayasası’nın 66. Maddesine itiraz dahi etmiyor.[4]

Yakındoğu’da yaşanan sömürgeci sistem ile ulusal sorunun kaynağı olan sistemin kuruluş esaslarında en ufak bir sapmayı dahi kabul etmeyenler ile demokratik sistemi kurmaya kalkışmak gelecek için kabullenilemeyecek ölçüde riskleri içeriyor.

Stalin, Hitler veya Pol-Pot’u yaratan anlayışın sebep olduğu felaket görmezden gelindiği anda tarihten alınması gereken bütün dersleri çöp sepetine atmış oluruz. Kendi iç yapısında demokrasinin zerresini dahi işletmemiş olanların etkin olduğu yeni sistem daha öncekilerden farklı olma olasılığına sahip değildir.

Demokrasi her yönü ile demokrat olmaya hazır olanlar ile kurulabilir ve kurumlaştırılabilir. Yahudiler nasıl ki Hitler ile barış ve demokraside anlaşma yapamadılar ise Kurdlerin de Kolonyalistlerle demokrasiyi getirmesi ve geliştirmesi hayalden öte kötü bir projedir. Sadece projeyi itirafçılar ile geliştiren kolonyalistlere manevra alanı yaratır ve ihtiyaç duydukları zamanı kazandırır.

Müritlere seslenmekte yarar vardır. “Bağlandıklarınız ve size demokrasi vadedenler size karşı demokratlar mı? Karşı düşüncelerinize saygı duyuyorlar mı? Cevabınız hayır ise ağır bedeller ödemeye hazır olun.”

Yaptıklarının sorumluluğu taşıyanlar ve eylem ile düşüncelerinin hesabını verenler halkın somut sorunlarına odaklanırlar ve gerçekçi çözümler üretebilirler. Hesapsız ve altından kalkamayacakları risklere girmezler.

Devlet ile demokrat bile olamayanlar için düşünülen demokratikleşme projesi içinde korkulacak handikap yoktur. Bu nedenle her türlü riski göze alırlar ve almış görülüyorlar. Çünkü oluşacak felaketten kendilerini sorumlu görmeyecekleri gibi herkesi suçlu sandalyesine oturtmaya çalışacaklar.[5]

 

[1] https://www.rupelanu.org/milli-dayanisma-kardeslik-ve-demokrasi-sureci-oyuncular-yaklasan-siddet-dalgasinin-so-1743yy.htm Kendisi sorumlu ve hesap verebilir görmeyenlerin nerede yer aldığı önemlidir.

[2] Aslında hiç değiştirmediler. Belki de amaçları sürekli sorun yaratmaktı. Bağımsızlık talebinde gönüllü asimilasyonun kabulüne gelmek kolonyalist sistemin büyük başarısıdır. Hesap vermeyen ama herkesten acımasızca hesap soranların razı olduğu gönüllü asimilasyona zorlamaları politikaları jenosidin meşrulaştırılması anlamına gelir.

[3] Hayal kurmayı bile anlamsızlaştırmaya çalışıyorlar. Sevgili Abdullah Kıran’ın https://www.rupelanu.org/prof-dr-abdullah-kirandan-dem-partiye-kurtce-yok-haklar-yok-gundemde-sumer-ve-erkegi--35641h.htm yazısı ne kadar hayal ötesi boş işlerle uğraşmamızın istendiğinin güzel anlatımıdır.

[5] Devlet son iki yüzyılda yapılan katliamların sorumluluğunu üstlenmeli ve Ziya ile aparatları da en azından Hendeklerin ile iç infazların sorumluluğunu üstlenmelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar