CÎHAN SÖYLEMEZ: Dersim’de “33 Asker Katledildi” Dezenformasyonu Üzerine,

CÎHAN SÖYLEMEZ: Dersim’de “33 Asker Katledildi” Dezenformasyonu Üzerine,

.

A+A-

“Dersim’de 1937-38’de Köprü Başında 33 Asker Katledildi” İddiası Üzerine bir Analiz;

1) Bu konuda hiçbir askeri kaynak bulunmamaktadır. Tek kaynak, İhsan Sabri Çağlayangil’in 1990 yılında, ölümünden üç yıl önce yayımlanan hatıra kitabıdır. Çağlayangil, Şeytanköprüsü-Singeç Köprüsü’nde 33 askerden bahsetse de, askeri tarihte ne böyle bir köprü başında karakol vardır ne de 33 askerin öldürüldüğüne dair kayıt. 33 asker olayı tamamen, Özel Harp Dairesi tarafından devlet yetkililerinin alacakları kararlarda yönlendirmek amacıyla uydurulmuş, sonuçları Dersimliler için vahim olacak bir dezenformasyon politikasından ibarettir. İhsan Sabri Çağlayangil’e de Seyit Rıza’nın asılması için Elazığ’a gitmeden önce bu dezenformasyon bilgisi verilmiştir.

2) Peki, son yıllarda askeri tarih kayıtlarında olmayan bu 33 asker olayı neden gündemde tutulmaktadır?

Dersim’deki on binlerce sivilin katledildiğinin açığa çıktığını gören dezenformasyon konusunda uzman kişilerce, son 15-20 yıl içinde dolaşıma sokulmuş; Türk kamuoyunun Dersim meselesinde “düşmanca hisler” beslemesi için servis edilmiş bir özel psikolojik harp oyununun sonucu olarak, 33 sayısı üzerinden bir sembolizmle bu husus gündemde tutulmaya çalışılmaktadır.

3) “33 asker katledildi” yalanı meselesi üzerinden, Türk kamuoyunun asker sevgisi noktasındaki hissiyatları kullanılarak, Türk kamuoyunun doğru enformasyona ulaşması engellenmektedir.

4) Peki, neden “33” sayısı kullanılmıştır? Biraz hafızayı tazeleyelim:

- 1990’lı yıllarda Kürt meselesinde ortaya çıkan çözümsüzlüğün yansıması sonucu zuhur eden çatışmalar sürecinde, PKK kendince tek taraflı olarak 3 Nisan 1993’te ateşkes kararı ilan eder.

- Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Kürt meselesinde kültürel haklar ve demokratik haklar konusunda olumlu adımlar atmak niyetindedir. Bu konuda bir irade beyanı gösterir. Nitekim bu hususta Başbakan Demirel ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü de aleyhte değildir. Demirel “Kürt realitesini” tanımaktan bahsederken, Erdal İnönü TBMM çatısı altında fikirlerine katılmasa da demokrasi adına Kürtler adına konuşan bir grubun olmasını istemiş ve bunu sağlamıştır.

- 17 Nisan 1993’te Turgut Özal, yurtdışı seyahatleri ardından resmi rapora göre kalp krizi geçirerek vefat eder. Ancak 2012 yılı Adli Tıp incelemesi, mezar kazısında Özal’ın naaşında zehir bulunduğu tespit edildi. Yani, Türkiye’de Türkler ve Kürtler arasında bir iç savaş çıkması, insanların maddi ve manevi büyük kayıplar yaşaması için Özal’ın öldürüldüğü iddiasının güçlü olduğuna ilişkin düşünce güçlenmiş durumdadır.

- 16 Mayıs 1993’te Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı oldu. (Demirel, TBMM grubunda partisine egemen olamadı. Erdal İnönü de Baykal tarafından tasfiye edildi. İki partide de Kürt meselesini militer görüşlere havale eden gruplar, parti içinde zamanla iktidar oldu.)

- 24 Mayıs 1993’te PKK mensubu Şemdin Sakık ve grubu, Bingöl’de silahsız 33 askerin içinde olduğu otobüsü durdurdu ve 33 askeri katletti.

- PKK adına Abdullah Öcalan, Suriye-Lübnan’dan yaptığı açıklama ile bu katliamı kabul etmediğini, Şemdin Sakık ve grubunun demokratik çözüme yaklaşılan noktada devlet içinde Özal gibi düşünmeyen gruplarca planlı şekilde Derin Devlet tarafından kullanıldığını ve Derin Devlet eliyle cinayetlerin işlendiğini ifade etti.

- 33 askerin 1993’te Bingöl’de katledildiği sırada o bölgede Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım görevlidir. İddialara göre 33 askerin katlini Yeşil’in bilmemesine imkân yoktur. Zira Yeşil, bölgedeki Şemdin Sakık grubunun faaliyetlerini izlemektedir.

- Yol kesme olayına Şemdin Sakık katıldığı halde, 1999’da yargılamalar sırasında bu hususta doğrudan sorumlu olmadığına ilişkin bir mahkeme sürecinin ve kararının işlemesine ne demeli? Oysa Şemdin Sakık’ın 33 askeri taşıyan sivil otobüsten nasıl haberi olmuştur? Bu bilgiyi Şemdin Sakık’a kim vermiştir? Katliamdan kurtulan bazı askerlerin ifadeleri ise 1999 yargılamaları sırasında neden alınmamıştır? Yeşil ve Şemdin Sakık birlikte mi çalışmaktadır? Bu hususlar mahkeme sürecinde aydınlatılmamıştır.

- Aynı Şemdin Sakık, Ergenekon dava süreçlerinde gizli tanık olarak bulunmuştur. Bunu nasıl yorumlamalı?

- 33 askerin Bingöl’de yol kesme sonucunda 1993’te katledildiği olayda hem devlet içinde hem de PKK içindeki Derin Devlet denilen suç yapılanmasının kök saldığı ve bu katliam süreci ile Türkiye’de Türk kamuoyunda Kürt meselesi aleyhinde algı oluşturulduğu ihtimalini görmek gerekmez mi?

- 1993 senesi içinde 2 Temmuz’da Sivas-Madımak olayında aynı Derin Devlet’in planlaması sonucu 33 sanatçı ve yazar yurttaş katledildi. Alevi-Sünni iç savaşı hedeflendi.

- 5 Temmuz 1993’te PKK içindeki Derin Devlet uzantıları, Erzincan/Başbağlar’da 33 yurttaşı katletti. Alevi-Sünni iç savaşı hedeflendi.

5) “33 askerin köprü başında Dersim’de 1937-38’de katledildiğine” ilişkin dezenformasyondaki “33” sayısının Dersim ile bir ilgisi yoktur. Burada amaç, 33 sayısı üzerinden 1993’te cereyan eden olaylar sonucunda kamuoyu bilincinde oluşmuş “33” sayısı üzerinden psikolojik harp tekniğiyle Dersimliler aleyhinde “terörize bir algı” yaratmaktır.

6) “1937-38’de Dersim’de köprü başında 33 askerin katledildiği” bilgisi, Türk kamuoyuna karşı işlenen bir dezenformasyon suçudur. Amaç, Dersim’de 3 Cumhurbaşkanı, 1 Başbakan, 1 TBMM Başkanı ve 1 Dışişleri Bakanı’nın hatırat-röportaj ve resmi açıklamalarında kabul ettikleri “Dersim Katliamı” iradesine karşılık, bu hakikati ifade edenleri terörize etmek ve Türkiye’de etnik ve inançsal gruplar arasında kin ve düşmanlığı körüklemeye çalışmaktır.

7) Türkiye’de hiçbir asker ve sivil yurttaşımızın burnunun kanamasını istemeyiz. Bu ülkenin her karış toprağında bu ülkenin yurttaşlarının ve atalarının alın teri vardır. Ancak Cumhuriyet tarihimiz içerisinde, başta 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü dahil olmak üzere geriye doğru devlet içinde devlet yapılanması kurmuş; Dersim 1937-38’de, 1955 yılı 6-7 Eylül olaylarında, Yassıada yargılamalarında, 1970 öğrenci idamlarında, 1970-80 arası Maraş’ta, Çorum’da, 1980 darbesinden günümüze özel psikolojik harp teknikleri ile ülkemizi kan deryasına döndüren, devletin hukuki vasfını ortadan kaldıran ve kaldırmak isteyenlerin icraatlarını da görmek ve tartışmak zorundayız.

Sonuç; “1937 veya 1938’de Dersim’de 33 askerin köprü başında karakol basılarak katledildiği” bilgisi, Özel Psikolojik Harp Politikasının sonucu olarak Dersim’de 1937-38’de yapılan sivil katliamları gölgelemek ve sözde “meşruiyet” aramak için kullanılan bir dezenformasyon aracıdır.

Tarihçi-Yazar

Cihan Söylemez

Fotoğraf;

1938’de katledilmeden önce fotoğrafı çekilen Dersimli Siviller. (İçlerinde muhtar, okuma-yazma bilenler de vardır.)

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.