İbrahim Gürbüz

İbrahim Gürbüz

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

90. Yılında Tunceli kanunu ve Öncü Bilim İnsanı İsmail Beşikci

A+A-

 İbrahim Gürbüz

İsmail Beşikçi, Türkiye sosyal bilimler tarihinde yalnızca bir sosyolog değil; Türk resmî ideolojisinin sınırlarıyla çevrelenmiş akademik sessizliği ilk kez bilimsel yöntemle sorgulayan, resmî ideolojinin yalana dayalı tezlerini sistematik biçimde deşifre eden ve çürüten istisnai bir bilim insanıdır.

1960’ların başından itibaren Kürdistan’ın kuzey parçasını köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir dolaşarak yürüttüğü alan araştırmaları; özellikle Doğuda Değişim ve Yapısal sorunlar Göçebe Alikan Aşireti üzerine hazırladığı doktora tezi, Doğu Anadolu’nun Düzeni kitap çalışması, Doğu Mitingleri analizi çalışması, Yedi sınır kasabası çalışması, Kürd aydını üzerine düşünceler ve Devletlerarası Sömürge Kürdistan adlı kitap çalışmalarıyla, sömürgeleştirilenin toplumsal, siyasal ve kültürel portresini  bilimsel bir titizlikle ortaya koymuştur.

Buna paralel olarak, Bilim Yöntemi, 1935 tarihli Tunceli Kanunu ve Dersim Jenositi, Mecburi İskân uygulamaları çalışması, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın Tüzüğü(1927) ve Kürt Sorunu, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın Programı (1931) ve Kürt Sorunu çalışmaları, Orgeneral Muğlalı Olayı ve 33 kurşun, Türk Tarih Tezi- Güneş Dil Teorisi ve Kürt sorunu üzerine yaptığı çözümlemelerle de sömürgecinin zihniyet dünyasını, ideolojik aygıtlarını ve inkâr rejimini görünür kılan karşı-portreyi de çizmiştir. Bu yönüyle Beşikçi, Türkiye’de sömürgeci tahakkümün hem öznesini hem de nesnesini aynı analitik çerçeve içinde ele alan tek Kürdologdur.

İsmail Beşikçi’nin özgünlüğü, 1935 tarihli Tunceli Kanunu’nu Türkiye’de ilk kez sıradan bir idari düzenleme ya da güvenlik tedbiri olarak değil; hukukun askıya alındığı, istisna rejimiyle işleyen ve Dersim coğrafyasını kolonyal bir yönetim alanına dönüştüren siyasal-askerî bir tahakküm mekanizması olarak analiz etmesinde somutlaşır. Bu çözümleme, 1937–38 sürecini devletin “iç mesele” söyleminin dar çerçevesinden çıkararak, yapısal ve süreklilik arz eden bir sömürge pratiği olarak kavramsallaştırır. Böylece Dersim, tarihsel bir sapma ya da münferit bir olay olmaktan çıkar; modern devletin kolonyal yönetim tekniklerinin yoğunlaştığı bir laboratuvar alanı olarak okunur.

Ancak İsmail Beşikçi’nin asıl tarihsel önemi, Kürdlerin toplumsal, siyasal ve kültürel konumunu “geri kalmışlık”, “feodalizm” ya da “aşiret yapısı” gibi indirgemeci ve ideolojik söylemlerle değil; dünya kolonyalizm literatürüyle ilişkilendirerek ele almasında yatar. Kürdlerin kendi topraklarında egemenlikten yoksun bırakılmasını, dillerinin yasaklanmasını, tarihlerinin inkâr edilmesini ve sürekli bir güvenlik nesnesi olarak kodlanmalarını; sömürgeleştirilmiş toplumların yapısal özellikleriyle birlikte okuyan İsmail Beşikçi, böylece Kürdlerin sömürgeleştirilmişliğinin ilk bilimsel portresini çizmiştir. Bu yaklaşım, Kürd meselesini yerel bir “azınlık sorunu” olmaktan çıkararak, evrensel bir kolonyal tahakküm bağlamına yerleştirir. Bu yönüyle İsmail Beşikçi, Albert Memmi’nin Sömürgecinin ve Sömürgeleştirilenin Portresinde teorik düzlemde inşa ettiği çerçeveyi, kendisini anti-emperyalist olarak tanımlayan bir devletin iç yapısına uygulayan ilk akademisyen olmuştur.

İsmail Beşikci, Bilgiyi iktidarın meşruiyet aracına dönüştürmeyi reddetmiş; bu reddiyenin bedeli olarak üniversiteden dışlanmayı, akademik tecridi ve uzun yıllar süren hapis cezalarını göze almıştır. Buna rağmen bilim ile ahlak arasındaki bağı koparmamış; hakikati devletin ideolojik konforuna feda etmeyen bir duruş sergilemiştir. Beşikçi’nin bıraktığı miras, yalnızca Kürd meselesine ilişkin kurucu bir bilimsel perspektif değil; aynı zamanda Türkiye’de bilginin, akademinin ve entelektüel üretimin devletin resmî ideolojisi karşısındaki konumunu kökten sorgulayan derin ve sarsıcı bir düşünsel hattır.

 

11Ocak 2026

İbrahim Gürbüz

Not: “90. Yılında Tunceli kanunu (1935) ve Dersim Jenosidi ve Öncü Bilim İnsanı İsmail Beşikci” üzerine İsmail Beşikci Vakfı ile Bilgi üniversitesi Bilgi Kürdoloji grubunun ortaklaşa yaptığı konferansın açılış konuşması

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.