Öcalan’a Özgürlük Mitingi “Judenrat’ın” Tarih Seçimi
Şefik Çolak
Hukukta esas kadar usul de önemlidir. Usule uygun olmayan hukuksal bir çalışma modern dünyanın hiçbir ülkesinde meşru kabul görmez. Kendi iç işlerinde kabul gören ülkeler ise insani bir yönetim şekline sahip değildir. Sömürgeciler bile işgal ettikleri yerlerde hukuki usullere dikkat ederler. Bunun tek istisnası Kurdistan’ı işgal eden ülkelerin uygulamalarıdır.
Tarihte semboller[1] önemlidir ve bir ulusun geçmişten gelen mirasını gün yüzüne çıkarır. Geçmişini bilmeyen milletlerin toprağına sahip çıkması ve özgürlüğünü inşa etmesi mümkün değildir.
Osmanlı bir paramiliter devlet olup koruyucuları ağırlıkla devşirmelerden oluşmaktadır. Çağının emperyal devleti olan Osmanlı işgaller ve işgal ettikleri yerlerin mallarını talan etme ile gelir elde ediyordu. 1800’li yılların başında artık bu emperyalist devletin sonunun geldiği belli olmuştu.
Sömürü ile geçinen devlet yeni yerleri sömürgeleştiremediği gibi elinin altında olan yerleri kaybetmeye başladı. Korkuya kapılan Osmanlı ve devşirmeler kısmen özgür olan eski işgal alanlarına yöneldiler ve başka Kurdistan olmak üzere Yakındoğu ve Ortadoğu’daki yerleri tekrar işgal ettiler.
Merkezileştirme politikasının devreye girmesi ile tekrar işgal edilen alanlarda itirazlar ve özgürleşme girişimleri başladı. Yakındoğu’da uzun süren kanlı çarpışmalar yaşandı. 1900’lı yılların başlaması ile emperyal emellerini sürdürememe korkusuna kapılan devşirmeler devleti baskılarını soykırıma varacak şekilde katliamlara[2] başvurarak sürdürdü. Ne yazık ki bu durum başta Rusya ve Almanya olmak üzere diğer emperyalist devletlerinde işine geldi.
Atalarımız da o dönem değişen dünya dengesini iyi göremediler. Bu nedenle başarılı olup bağımsız devlet kuramadılar. Nedenleri ayrı bir tartışma konusudur.
Durumdan yararlanmasını bilen devşirmeler diğer emperyalist devletlerle sonuç alınan iş birliğini geliştirdiler. Emperyalist devletlerin desteği ile Osmanlı gibi emperyal emelleri olan devletlerini yenilediler. Devşirmeler halkların itirazının ve karşı duruşunun durmayacağını biliyorlardı.
İnsanlık tarihinde örneği görülmemiş bir yola girdiler. Devlete ulus yaratma projesini uygulamaya soktular. Devletin ulusu için bir geçmiş ve tarih gerekliydi. Tarih Yazma memurları bir taraftan tarih kurgusu yaptılar ve bunu bilimsel çalışmaymış gibi topluma sundular. Başta eğitim kurumu olmak üzere bütün kurumlar büyük gayretle yazılan tarihi benimsetmeye çalıştılar.[3]
Kurdlerin ve diğer milletlerin tarihi ise bütünü ile unutturulmaya çalışıldı. Geçmiş inkâr ettirildi. Kurdler içinden çıkan Ziya Gökalpler de buna yeterli katkı verdiler ve vermeye devam ediyorlar.
Bir milletin inkârı için öncelikle değerlerinin ortadan kaldırılması gerekiyor. Önemli bir kısmını manipüle ettiler, değiştirerek kendilerine ait gösterdiler ve onlar için gerçek kahramanlığı görmezden gelip kendilerine yarar kahramanlık oluşturdular ve tarihi mirasa dönüştürdüler. Değiştiremediğini görünür olmaktan çıkardılar veya manipüle ederek itibarsızlaştırdılar.
Kurdlerin tarihi karakterlerini Kurde düşmanmış gibi gösterdiler veya Kurdleri değerli şahsiyetlerine düşman yaptılar. Bu bilinçli bir devlet siyasetidir. Özellikle son yılların Jundenrat’ı[4] bu siyasetin başını çekmektedir.
Kolonyalist sistem sembollere çok önem veriyor ve hayatın her alanında istediği sembolleri kullanmaya özen gösteriyor. Kurdlerin sembollerini ise unutturmaya ve değersizleştirmeye çalışıyor. Sembollerine sahip çıkmayan bir anlayışın kendisini o ulusun özgürlüğü için çalışan olarak tanımlaması samimi anlayış değil sadece ilizyondur.[5] Kurdlerin kendisini kandırması veya kandırmaya çalışanlara inanması önemli sorundur.
DEM Partisi 28 Haziran’da Diyarbekir’de Öcalan’a Özgürlük Mitingi[6] düzenleyecek. Öcalan’ın özgürlüğe ihtiyacı var mı yoksa gereksiz mi meselesi ayrı konudur. Ona itibar kazandırma eylemini yapmak isteyenlerin kendi bileceği iştir.
Tarih seçiminin bilinçli yapıldığı düşüncesindeyim. Büyük olasılıkla birileri bu tarihi kulaklara fısıldamıştır. Karar verici parti yöneticilerinin bir kısmının bilinçsizce bu kararı verdiğini tahmin ediyorum. 28 Haziran’ı 29 Haziran’a bağlayan gece Şex Seid ve arkadaşları vahşice idam edildiler ve hala kemiklerinin yeri bile gösterilmiyor.
Tarihi önemde olan bu şahsiyetlerin anılması ve öne çıkarılması gereken bir günde başka şeyi gündeme öncelik olarak sokmaya çalışma yukarıda da belirtildiği gibi sembolleri yok etme anlayışının gereğidir.
Bunun farkına varmayan Kurdler acıklı durumda olduklarını bilmeliler. Son zamanlarda bizleri kolonyalist sistemin parçası yapmaya çalışanların aslında Jundenrat olduklarını bilmemizde büyük yarar vardır.
Tarihsel önemdeki sembollerimize saldıranlardan yakında kurtulacağımıza inanıyorum…..
Şefik Çolak
Endüstri Mühendisi
11/06/2026
[1] Bir ulusun önemli sembolleri içinde bayrak, özel bayramlar ve tarihi olaylar her zaman öne çıkarılmalıdır.
[2] 1915 Ermeni katliamı, 1916 Kurd Tehciri (katliamı), Pontus Katliamı ve sonrasında Anatolia ve Yakındoğu’da mazlum halklara yaşatılanlar.
[3] Bu çalışmalarda Üniversiteler ve Devlet Dini’nin temsilcisi Diyanet İşleri Başkanlığı başat rol üstlendiler.
[4] Hırsızlar en çok başkalarını hırsızlıkla suçlarlar. Günümüzün Jundenratı’nın yakın zamanda özgürlük için ölen değerli şahsiyetleri nasıl suçladığını ve tarihi kendisi ile başlatarak gerçekleri unutturmaya çalıştığını hepimiz gördük.
[5] Kurdler için talepleri Kurdlerin bağımsızlığı olmayanın kendisine Kurd Özgürlük Hareketi demesinde sahtekarlık vardır.

