Celâl Temel

Celâl Temel

Yazarın Tüm Yazıları >

49’lar Davasının Sonuçları ve Kürd Uyanışına Etkisi

A+A-

SESSİZLİĞİN İÇİNDEKİ SESLER, 5.YAZI (BU SERİDEKİ SON YAZI)

        Celâl Temel

       Yakın tarihte, 49’LAR olarak bilinen Kürd aydınlarının tutuklandığı 1959 yılı sonları, Türkiye’deki siyasi ortamın gergin olduğu bir dönemdi. 1950’de iktidara gelen, Celâl Bayar-Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti (DP) zor günler yaşıyordu. DP, her gün radyodan, oluşturduğu Vatan Cephesi’ne katılanların listesini okutuyordu. İsmet İnönü’nün CHP’si mecliste muhalefet yaparken asıl muhalefeti, sokakta üniversite öğrencileri, kışlada asker yapıyordu. Askeri bir darbenin ayak sesleri duyuluyordu.

       Bu ortamda, Irak’ta meydana gelen darbe sonrasında, Mela Mustafa Barzani’nin Sovyetler Birliğindeki on bir yıllık sürgünden Güney Kürdistan’a gelmesi ve bunun Türkiye’deki Kürd üniversite gençliği ve Kürd aydınlarını etkilemesi, Türkiye Devleti’ni rahatsız etti. Devlet, 1938’den beri süren Kürd sessizliğinin bozulduğu telaşına kapıldı.

       Gerçekten de Kürdler arasında, özellikle Kürd üniversite gençliğinde yavaş da olsa bir ulusal uyanış gelişiyordu. Devlet bunu engellemek için 1959 yılı sonlarında, 50 üniversiteli Kürd genci ve aydınını tutuklama kararı aldı.[1] Biri hücrede ölünce ilk anda davada yargılanan sayısı 49 oldu. Bu tutuklamalar, devlet için bir tehlikenin büyümeden engellenmesi olarak da Kürd uyanışını tetiklediği şeklinde de değerlendirilebilir.          

        49’lar tutuklamalarının iki önemli nedeni, Güney Kürdistan’daki (Irak’taki) gelişmeler ve Diyarbakır İleri Yurt gazetesinde Musa Anter’in yayımladığı Kürdçe Kımıl şiiri sonrasından üniversiteli Kürd öğrencilerinin ve aydınlarının, çeşitli yerlere çektiği protesto telgraflarıydı. Bunun dışında, ekonomik sıkıntılardan dolayı, DP’nin, “Kürd paranoyası” içine girmesi de önemli bir sebeptir. Kürd tutklamalarını, komünist bir hareket olarak gösterip Amerika’dan yardım alabileceklerini düşünüyorlardı. Bunu gizli raporlarında belirtiyorlardı.

      image-870x580-69b50053515a1.webp

        Davayla İlgili Genel Bir Değerlendirme

       49’lar tutuklamaları, Türkiye Devleti’nin Kürd aydınlarına karşı yürüttüğü devlet politikalarının bir halkasıydı. Altmışlı, yetmişli yıllardaki Kürd ulusal mücadelesini etkilediği, Kürd ulus bilincinin gelişmesinde önemli bir katkı yaptığı söylenebilir.

       Bu yazıda, konumuz 49’lar olayını anlatmak değildir. Daha önce pek çok yazımızda konuyu detaylı olarak ele aldık; konuyla ilgili, henüz yayımlanmayan bir kitap çalışmamız da var. Bu yazıda, bu tutuklamalar ve davanın sonuçlarıyla ilgili olarak, maddeler hâlinde, aşağıdaki kısa değerlendirme notlarını verebiliriz.

       a) 49’lar tutuklamaları ve davası, devletin baskı ve sindirme politikalarının bir sonucu olarak gerçekleşti. Ancak devlet açısından amaçlanan sonuçlar elde edilemedi ve Kürd uyanış dalgasının önü kesilemedi. Aksine, olayın çok abartılması sonucu 49’lar Davası, Kürd Ulusal Hareketi’ne bir kıvılcım etkisi yaptı; Kürdlerin, altmışlı yıllardaki yeniden uyanışına katkı sundu. Bu davada yargılanmak, bu davada adı geçmek bile, sonraları Kürdler arasında, adı geçen kişilere saygı duyulmasına neden oldu. Bir kısmı, sonraları Kürd hareketinin öncüsü oldular.

      b) 49’lar Davası’nda yargılananlar arasında herhangi bir örgütsel birliktelik yoktu ve iddia edildiği gibi Kürdistan İstiklal (Hürriyet) Partisi üyesi değillerdi. Bir kısmı, birbirini tanıyan, Kürd sorununu aralarında tartışan kişilerdi. Avukat Ziya Şerefhanoğlu’nda yakalandığı iddia edilen Kürdistan Hürriyet Partisi Nizamnamesinden, Şerefhanoğlu’nun dışında kimsenin haberi yoktu. Yargılananların içinde, davaya tesadüfen dâhil edilenler, devlet yanlısı olanlar da vardı. Bu aydınlar arasında, örgütlenmeyi düşünenler olsa da örgütlü bir siyasal söylemden çok, yıllardır süre gelen sessizliği bozma çabaları vardı.

       c) Tutuklanmaların ana sebeplerinden biri, 14 Temmuz 1958’de Irak’ta meydana gelen askeri darbe sonrasında, Mela Mustafa Barzani’nin, Rusya’dan Güney Kürdistan’a dönüp mücadeleyi başlatmasıydı. Naci Kutlay’ın belirttiğine göre, çoğunun üzerinde veya evrakları arasında Mela Mustafa Barzani’nin fotoğrafları bulunmuştu. Kürd ulusal mücadelesi verenlerde, peşmerge (gerilla) mücadelesi ve Mela Mustafa Barzani, hep önemli bir motivasyon kaynağı oldu.

      d) Güvenliğe dikkat etmeden, duygusal ifadelerle birbirlerine yazdıkları mektuplar, şiirler, mahkemede aleyhlerine delil olarak kullanıldı. Çoğunda Kürd duyarlılığıyla ilgili şiirler bulunması dikkat çekiciydi, şiir yazmaktan veya bulundurmakla da suçlandılar!

      e) Bir kısmı, yeni gelişen sol ideolojinin etkisinde iken büyük çoğunluğu Kürd yurtseverlik duygularıyla hareket ettiler. Dönemdeki Kürd aydınları arasındaki ilk sağ-sol Kürd gruplaşması, 49’ların hapis yattığı Harbiye Zindanı’nda başladığı ve sonrasında ayrıştığı biliniyor. Bu ayrışma, daha sonra, kısmen, ileri-geri, milliyetçi-devrimci ayırımı olarak da kendini gösterdi. Ziya Şerefhanoğlu-Sait Elçi grubu sağcı, Naci Kutlay-Canip Yıldırım grubu solcu olarak nitelendirildi.

       f) Çoğu, aralarına katılan, sızan, bir yanıyla Kürd gibi görünen istihbarat ajanlarının raporlarına dayanılarak suçlandılar. Daha sonra Türkiye İşçi Partisi’nin kurucuları arasında da yer alacak olan ajan Ahmet Muşlu, özellikle dikkat çekti.

       g) Başta Diyarbakır olmak üzere, Bingöl, Mardin (Cizre), Urfa (Siverek), Ağrı, Kars, Iğdır, Erzurum, Batman, Van, Tunceli, Elâzığ, Malatya ve Maraş gibi, Kürdlerin yaşadığı hemen hemen tüm illerden, davada yargılananlar olması dikkat çekicidir. Sünni olanlar var, Alevi olanlar var; konuştuğu lehçe Kurmancî olanlar var, Dımılli (Zazaca) olanlar var. Yargılananların tamamı etnik köken olarak Kürd’tüler.

       h) Yargılananların bir kısmının subay veya yedek olması da dikkat çekicidir. O dönemde, az da olsa Kürdlerin subay olabilmesi mümkündü. O yüzden, Ankara’da yargılandıkları mahkeme bir askeri mahkemeydi.

 

       DAVADAN SONRA GENEL POLİTİKADA VE KÜRD ULUSAL MÜCADELESİNDE ÖNE ÇIKANLAR

 

       49’lar Davası’nda yargılananların bir kısmı daha sonraki süreçlerde Kürd ulusal mücadelesinden uzak dururken çoğu, mücadele içinde kalmaya devam etti.  Farklı dünya görüşlerinden dolayı, farklı siyasi hareketlerin içinde yer alanlar olduğu gibi Kürd siyasi hareketi dışında Türkiye siyaseti içinde yer alanlar da oldu.

       49’lar Davası devam ederken Ziya Nami Şerefhanoğlu, 1964’te Bitlis’ten bağımsız senatör seçilirken Ali Karahan, 1965’te Yeni Türkiye Partisi’nden (YTP) Hakkâri milletvekili oldu.  Birçoğu, sonraki yıllarda legal veya illegal Kürd hareketleri içinde aktif olarak yer aldılar.

 

       A) KÜRD SİYASİ HAREKETLERİNDE YER ALANLAR  

 

       1963’te, 23’ler Davası’nda Yargılananlar: Musa Anter, Ziya Şerefhanoğlu, Sait Elçi, Medet Serhat, Yaşar Kaya, Mehmet Bilgin, Fetullah Kakioğlu.

       TİP’te Yer Alanlar: Naci Kutlay, Canip Yıldırım, Musa Anter, Yaşar Kaya, Ziya Acar, Necati Siyahhan, Hasan Akkuş, Hüseyin Oğuz Üçok ve Turgut Akın, 1961 yılında kurulan sosyalist Türkiye İşçi Partisi’nde (TİP) yer aldılar. Bundan başka, TİP’e üye olmasalar da Yavuz Çamlıbel, Yusuf Kaçar, M. Nuri Direkçigil, Nazmi Balkaş gibi bazı 49’lular, TİP’in yanında yer aldılar. TİP içinde, 49’lar ve diğer Kürd aydınlarının oluşturduğu gruba, “Doğu Grubu” deniyordu.                    

      Türkiye Kürdistan Demokrat Partisinde (TKDP) Yer Alanlar: Sait Elçi (Genel sekreter) ve Şerafettin Elçi, 1965 yılında kurulan TKDP’de kurucu olurken Ziya Şerefhanoğlu ve M. Ali Dinler de bu partiye yakındılar. M. Ali Dinler 1975 yılında, bir yıl bu partinin genel sekreterliğini de yaptı.

       Türkiye’de Kürdistan Demokrat Partisinde (T-KDP) Yer Alanlar: Daha sonra “Doktor Şivan” olarak bilinecek olan Sait Kırmızıtoprak, 1970 yılında T-KDP olarak bilinen Türkiye’de Kürdistan Demokrat Partisi’ni kurarken 49’lardan Nazmi Balkaş, Faik Savaş, Ziya Acar ve Musa Anter, 14 kişilik merkez komitede yer aldılar. (Musa Anter, sonra çekildi.)

       1967-1969 Doğu Mitinglerine Katılanlar: Sait Elçi, Naci Kutlay, Canip Yıldırım, Şevket Turan, Nurettin Yılmaz.

       DDKO’da Yer Alan veya Destekleyenler: Naci Kutlay, Canip Yıldırım, Musa Anter, Medet Serhat, Örfi Akkoyunlu.        

      Türkiye Kürdistan Sosyalist Partisi’nde (TKSP) Yer Alan: Ziya Acar. 

 

      B) SİYASİ PARTİLERDE YER ALAN VEYA BAĞIMSIZ ADAY OLUP SEÇİLENLER  

  

       Ziya Şerefhanoğlu, 1964 yılı seçimlerinde Bitlis’ten senatör seçildi.

       Ali Karahan, 1965 yılı seçimlerinde YTP’den Hakkâri milletvekili oldu.

      Mehmet Bilgin, 1969 yılında YTP listesinde Bingöl’den milletvekili olurken 1975 yılında AP listesinde senatör seçildi. Sonra Milli Selamet Partisi’ne (MSP) geçti.

       Fevzi Kartal, 1977 yılında, AP Van senatörü seçildi.

       Nurettin Yılmaz, 12 Eylül 1980 Darbesi öncesi ve sonrasında çeşitli partilerden milletvekili seçildi. 12 Eylül Darbesi öncesinde Cumhurbaşkanı adayı oldu.

       Şerafettin Elçi, 12 Eylül 1980 Darbesi öncesi ve sonrasında dört dönem milletvekili seçildi. 1979’da Bülent Ecevit Hükûmeti’nde iki yıla yakın Bayındırlık Bakanlığı yaptı.

        Nazmi Balkaş, 12 Eylül Darbesi öncesinde (1977) ve sonrasında (1989) Lice Belediye Başkanı seçildi.

        Mustafa Ramanlı, 1969 ve 1973’te iki kez Batman Belediye Başkanı seçildi.

 

        C) SİYASİ PARTİLERDE VEYA BAĞIMSIZ ADAY OLUP SEÇİLEMEYENLER

   

        Naci Kutlay, 12 Eylül öncesinde, TİP’ten Ağrı ve Kars’ta milletvekili adayı oldu. Sonra CHP’den Ağrı’dan iki kez aday oldu. Son dönemlerde HDP’nin (HADEP) desteğiyle Ağrı’dan iki kez bağımsız milletvekili adayı oldu. Bazı politik oyunlar ve şansızlıklar sonucu, seçilemedi, bazen küçük oy farklarıyla kaybetti.

       Şevket Turan, iki dönem Siirt’ten bağımsız milletvekili adayı oldu; Kürd halkından büyük ilgi bulmasına karşın aldığı oylar, seçilmesine yetmedi.

       Musa Anter, 1965’te, önce TİP, sonra bağımsız olarak Mardin’den milletvekili adayı oldu. TİP ve bağımsızlar birbirlerinin oylarını bölünce kazanamadı.

      Medet Serhat, 1979 yılında Kars’tan CHP milletvekili adayı oldu.

      Canip Yıldırım, 1965 yılında TİP’ten Diyarbakır milletvekili adayı oldu.

      Sait Elçi, CKMP’den Bingöl milletvekili adayı oldu.

      Sait Bingöl, CHP ve SHP’den milletvekili ve belediye başkanı adayı oldu.

      Feyzullah Demirtaş, 1980 sonrasında SHP’den Elâzığ Belediye Başkanı adayı oldu. Adaylığı engellendi.

      Şahabettin Septioğlu MSP’den Siirt’te senatör adayı oldu.

      Esat Cemiloğlu, MSP’den Diyarbakır milletvekili adayı oldu.      

      Fevzi Avşar, CHP Kars ve DYP İstanbul milletvekili adayı oldu.

 

      Yukarıdaki listeye göre, 49’lardan, 8 kişi, çeşitli dönemlerde, senatör, milletvekili ve belediye başkanı seçilirken 11 kişi aday olup seçilemedi. Politikaya olan bu ilgi, Kürd ulusal mücadelesine bu yoldan katkı yapma düşüncesiyle olduğu gibi, kişisel çıkar veya kariyer için olanları da vardır. Seçilen veya seçilemeyen tüm 49’lar, bağımsız veya partili olarak seçimlerde Kürd halkından büyük ilgi ve destek gördüler.

       Kürd halkının seçimlerde, büyük kadirbilirlik, vefa gösterdiği söylenebilir. Kürd halkı, sonraki dönmelerde de özellikle bağımsız adaylara büyük destek verdi. 1969 milletvekili seçimlerinde seçilen 10 bağımsız milletvekilinden 9’unun Kürdistan illerinden olması tesadüf değildir. 1973 ve 1977 milletvekili seçimlerinde de benzer durumlar oldu. 1977 mahalli seçimlerinde ise başta Diyarbakır-Mehdi Zana örneğinde olduğu gibi, Ağrı, Batman, Lice gibi yerlerde Kürd halkı, kendinden olana, özellikle Kürd halkı için bedel ödeyenlere vefa gösterdi.

       Kürd halkının kendinden olana ilgisi, doksanlı yıllardan itibaren günümüze kadar, bağımsız veya Kürd legal partilerinde etkisi görülebilecek dikkat çekici bir durumdur.

       Üçü [2] hâlen yaşayan 49’lar, bir iz bırakarak aramızdan ayrıldılar. Anılarına saygıyla…

          

      /CT/

 

 

 

 

[1] 49’ların tam listesi için, 16 Aralık 2025 tarihinde, bu sitede yayımlanan, “49’LAR 49 KİŞİ MİYDİ?” başlıklı yazıya bakılabilir.

[2]  Dr. Naci Kutlay (1931), Ziya Acar (1934), Dr. Mehmet Aydemir (1934)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.