OSMALI TARİHİNDE DİN VE MEZHEPLERDE KÜRTLERİN ROLÜ VE GÜNÜMÜZDE ULUSAL BİRLİĞİN ÖNEMİ!..
Osmanlı denilince bugün Anadolu’da kendilerini Türk diye tanımlayanların ataları kendilerini hiçbir zaman Türk olarak görememişler! Bu nedenle de olsa Türkleri aşağılayarak küçültüp, Türklere:”Etrakı bî-îdrak!” olarak tanımlamışlar!.. Osmanlıca bir tamlama olan "Etrâk-ı bî-îdrâk", kelime anlamı olarak Osmanlıcadaki karşılığı “İdrakten yoksun, anlayışsız, kaba saba Türkler!.." demektir. Osmanlılar „Türk“ olsalardı kendi kendilerine bu aşağılama tanımını yapmazlardı!.. Bu anlatım genel olarak saray ve şehirli kesim tarafından daha çok Anadolu'da göçebe hayatını yaşayan, yerleşik düzene uyum sağlamayan ve genellikle devlete vergi vermeyen göçebe Türkmenler ve isyancı Celâliler (Kürtler) için kullanmış! Yavuz Sultan Selim, Safavi Şahı’na karşı savaş açtığında, Şah İsmaili yenebilmek için bölgenin yerleşik halkı olan sun’i ve şafi Kürtleri de bölgede etkili olan din adamı İdris-i Bitlisi kanalıyla kendine bağlamıştı! Bölgenin Alevi-Kızılbaş inançlı Kürtlere de böylece bugüne kadar sürüp gelen mezhepsel çatırma ve çelişkilerin de temelini atmış oldular!.. İdris-i Bitlisi sadece Alevi-Kızılbaş inançlı Kürtlere kötülük yapmamış, Yavuz Sultan Selim’in önüne düşerek Kürdistanda bağımsız yaşıyan Kürt Beyliklerini de birer birer Osmanlıların egemenliğine sokmuştur!..
Yukardaki Kürtler arası çatışma ve çelikilerin başlangıcı hiç şüphe yok ki daha çok eskilere dayanır! Osmanlı sarayında Kürtlere olan inaç ve güvenin temeli nakşibendi olan ve Fatih Sultan Mehmed’in hocası Mola Gorani’ye kadar gider. Molla Gorani, Fatih Sultan Mehmed'in hocalığını yapmış olan ve İstanbul'un fethinde önemli rolleri üstlenmiş, Osmanlı Devleti'nin dördüncü şeyhülislamı olarak görev yapmış ünlü bir Kürt İslam alimiydi. Bugünkü Kerkük yakınındaki bölge olan Şehrezor'da 1410 yılında doğmuş olan bir Kürt İslam alimiydi!.. Molla Gorani’den sonra halen günümüze kadar gelen yanlış uygulama ve fetvaları ile tanınan Şeyhülislam Ebussuud Efendi (1490-1574)‘dir! Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde Şeyhülislamlık görevini yapmış en etkili ve tartışmalı bir Osmanlı hukukçusu ve din adamı olarak adı tarihe geçmiştir!..
Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin kimliği de kendisi gibi tartışma yaratan bilgi karmaşalığını taşır! Bazı kaynaklar O’nu Türk ve bazı kaynaklar da Kürt olarak gösterirler! Halk arasındaki büyük bir kanata göre O’nun Kürt olması büyük bir ihtimal dahilindedir! Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin babası II. Bayezid’in hocasıdır. Asıl adı Muhyiddin Muhammed olan Şeyh Yavsi’nin doğum yeri İskilip olarak bilinse de, tarihsel kaynaklarda doğum yılına dair kesin bir bilgi bulunmamaktadır. 15. yüzyılda yaşadığı kabul edilen ve 1514 yılında vefat eden âlimin tam doğum tarihi Asıl adı Muhyiddin Muhammed olan Şeyh Yavsî’nin doğum yeri İskilip olmakla birlikte doğum yılı için kesin bir tarih verilememektedir. Babası Osmanlı müderrislerinden matematikçi astronom olan Ali Kuşçu’nun kardeşi Mustafa el-İmâdî’dir. II. Bayezid ile olan yakınlık nedeniyle „Hünkâr Şeyhi“ olarak da anılır. Kastamonu bölgesi tarihte birçok Kürt ailesinin sürgün ve ikamet yeri olarak da bilinen bir bölge. Ayni bölgeye eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in dedesi ve babasının Dersim’in Pülümür bölgesinden Kastamonu’ya sürgün edilen ailelerden biri olduğunu, Bülent Ecevit bölgede bulunan ve müderis olan dedesinin mezar taşındaki "Kürdizade" veya "Kürtzade" ifadesinden yıllar sonra, bir mezarlık ziyareti sırasında öğrenmişti!..
Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin de „Kastamonu’ya bağlı İskilipli Şeyh Muhiddin Muhammed Efendi'nin oğludur!” ifadesi oldukça muğlaktır! Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin etnik kökeni ve soyu hakkındaki tartışmalar, İmâdiyeli (Kürt) olup olmadığı noktasına dayanır. İmâdiye, diğer adıyla Amediye, Irak'ın kuzeyinde, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne bağlı Duhok ili sınırları içerisinde yer alan tarihi bir şehirdir. Kaynaklar ve tarihçiler arasında bu konuda farklı görüşler bulunur!.. Genel kanı büyük bir Kürt kesiminde O’nun bir Nakşibendi şeyhi oluşudur. Bu şeyhin padişahla yakın mesafede çalışarak, Kanuni'nin Yezidi Kürtlere karşı katliamlarını meşrulaştıran fetvalarıyla tarihte nam yapmasıdır! Sadece Yezidilere değil, ayrıca dini inancı Safavilere yakın olan Kürt Kızılbaş Aleviler için:” Nerdede yaşıyorlarsa onları dinen zındık!” olarak tanımlayan tarihi fetvalarıyla tarihte tanınır! Onların öldürülmesini sadece hukuken caiz olması bir yana, aynı zamanda onları kim öldürürse, sevap işliyerek, övgüye değer olduklarını vurgulayan bir din adamı olarak adı tarihe geçer!.. Kürtleri inanç yönünde birbirine kırdıran kişi olarak tarihte lahnetle anılır! Daha acıklı olan günümüzde bile Kürtler arası inançta O’nun bazı dindarlarca halen savunulmasıdır!..
Kürtlerde değişik inançta olanlar ve dünyanın ilk peygamberlerinden biri olan Zerdüştlük inancının halen Êzdi Kürtlerde ve Ehi Hak inancında olanlar ve Alevilik inancının islamiyet öncesi etkileri ile İslam dini inanç ve uygulanış biçimleri tarihte hep birbiriyle çatışmalı olmuştur! Bugün eskisi gibi olmasa da Kürtler arası inançlar, bazan da etnik yapının önüne geçerek birlik ve beraberliğin önünde halen engel teşkil edecek kadar da etkilidir!.. Zerdüştlük inancı, günümüzde daha çok Irak Kürdistanı'nın Süleymaniye şehrinde, eğitimli ve seküler kesimler arasında kültürel bir olgu olarak halen de etkili durumdadır. Bunun yanı sıra, tarihsel kökleri sebebiyle Yezidilik ve Yarsanilik gibi inançlara sahip olan Kürt gruplar arasında Zerdüştlük dini uygulamalarının izleri görülmektedir. Ayrıca tek tanrılı dinlerde, Yahudilik ve İslam dinlerinde Kürt peygamberin rolleri ve yaşantıları halen tartışmalıdır! Küçüklüğümde 1950’li yıllarda Urfa’da (Ruha) Halil Rahman Gölü‘nün kenarındaki bir mağarada Hazreti İbrahim’in doğduğu yer olan mağarayı ve içindeki O’na ait olan beşiği görmüştüm!.. Hazreti İbrahim çoğu kez peygamberlerin atası olarak yorumlanır! Hz. İbrahim’in kutsal metinlerde adı geçen başlıca üç eşi bulunmaktadır. Bunlardan ilk eşi Sâre (Sarah, Sarê), ikinci eşi Hacer ve daha sonraki yıllarda evlendiği eşi de Kantura'dır! Yani Kürt Kökenli olan Hazreti İbrahim’e Yahudi milleti sahip çıkarak, O’nu ilk Yahudi Peygamberi olarak tanıtırlar! Hazreti İbrahim, Yahudiliğin kurucu atası ve İbrânî milletinin de başlangıç noktası kabul edilir. Yahudi inancına göre O, Tanrı ile Yahudi halkı arasındaki özel ahdin temelini atan ilk kişidir. Ancak etnik kökeni ve peygamberlik kategorisi hakkında farklı perspektifler bulunmaktadır. İslami kaynaklarında ve Kur'ân-ı Kerîm'de O'nun Yahudi veya Hıristiyan olmadığı, Allah'ı birleyen "Hanif" inancının temsilcisi olduğu vurgulanır. Bu nedenle de olsa Hazreti Muhammed’İn kökeni Hazreti İbrahim’e dayandığını, soyunun Hazreti İbrahim'in büyük oğlu Hazreti İsmail'e kadar gittiği söylenir. O’nun soy zinciri, yirmi birinci kuşak atası olan „Adnan“ vasıtasıyla Araplaşmış olan „Adnanîler“ koluna bağlanır!.. Böyle olunca da bazı Kürt din alimlerine göre de Hazreti Muhammed köken itibariyle „Kürt“ sayılır!..
Uzun olan bu konuyu daha fazla uzatmadan dünyadaki inançlar birbirine tahammül ettikçe anlamlıdır! Birbirini düşman gibi gören inançlar saplantıdır! Ne yazık ki Kürtleri sevmiyen komşu miletler Kürtleri inanç bakımından örgütliyerek karşı karşıya getirerek tarih boyunca Kürtleri bugün olduğu gibi birbirlerine kırdırmışlar!.. Bu ayrışmaların etkisi halen günümüzde de sürdürülmektedir!.. Ne kadar islami mezhep ve tarikat varsa hepsi de Kürtlerde var! İslam alimlerinin tanınmış birçoğu Kürt! Aşiretler arası ilişkiler çoğu kez birbiriyle çatışmalar üzerine kurulmuş!..
Bugün Güney Kürdistan’da bağımsızlığa açılan kapıyı Barzan, Soran aşiret önderleri kapamakta olup, birleşik, bağımsız bir Kürt devletini oluşturamamaktalar! Tarihin Kürtlere açtığı bu kapı, yine Kürtler eliyle kapatılırsa, kim bilir belki de böylesi bir fırsat bir daha ne zaman Kürtlerin eline geçer?..
Ahmedê Xanî’nin dediği gibi:“ "Şayet bizim de bir padişahımız olsaydı, tacı ve tahtı bulunsaydı, O‘nun gölgesi altında, biz de diğer milletler gibi birlik, dirlik, huzur ve refah içinde bir arada kardeşçe yaşardık!..“ der!..
Kim bilir? Belki de o günler çok yakında önümüzdedir! Kürtlerin Çağdaş bir Ulusal Birliği, o günleri daha da yaklaştıracaktır!..
13 Haziran 2026
Abuzer Bali Han


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.