ABD-İran mutabakatı: Dünyada ihtiyatlı iyimserlik hakim

ABD-İran mutabakatı: Dünyada ihtiyatlı iyimserlik hakim

Dünya liderleri ABD-İran mutabakatı için ne diyor? Art arda çağrılarla taraflara hangi mesaj verildi? Almanya Dışişleri Bakan Wadephul, neden "erken iyimserlik" konusunda uyardı?

A+A-

ABD ile İran'ın üzerinde uzlaştıklarını ve Cuma günü imzalayacaklarını açıkladıkları mutabakatın Ortadoğu'da barışın tesisine zemin sağlaması umut ediliyor.

Dünya başkentleri, art arda açıklamalarlarla taraflara "Hürmüz Boğazı'nın açılmasını sağlama" ve "savaşın sona erdirilmesine dönük adım atmaya kararlılıkla devam etme" çağrıları yapıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, haftalardır İran rejimi ile arabulucular yoluyla yürütülen dolaylı müzakerelerin olumlu sonuçlanacağını söylüyordu.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD-İran uzlaşısı için "Bu, çatışmanın barışçıl bir şekilde çözülmesi yolunda atılmış kritik bir adımdır" açıklamasını yaptı.

Guterres, derhal ve kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını öngören, Cuma günü itibariyle yürütülecek müzakereler için de bir çerçeve belirleyen barış mutabakatına varmış olmalarından dolayı ABD'yi ve İran'ı tebrik etti.

Antonio Guterres, oynadıkları yapıcı rol ile bu mutabakatın sağlanmasına katkıda bulunan Pakistan, Katar, Mısır, Suudi Arabistan, Türkiye ve diğer bölge ülkelerine de teşekkür etti.

AB'den Hürmüz Boğazı ve Lübnan çağrısı

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise yaptığı açıklamada uzlaşının memnuniyetle karşılandığını belirtmekle birlikte, "Şu anki öncelik, anlaşmanın tüm taraflarca süratle ve eksiksiz bir şekilde hayata geçirilmesidir" dedi.

"Bu anlaşma, Hürmüz Boğazı'nın derhal yeniden açılmasına olanak tanımalıdır. Seyrüsefer özgürlüğü, herhangi bir ücret olmaksızın yeniden tesis edilmelidir" beklentilerine vurgu yapan Ursula von der Leyen, bunun bölgesel istikrar ve küresel ekonomi açısından "hayati önem taşıdığını" kaydetti.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, mutabakatın Ortadoğu'da barış ve güvenliğe dair daha kapsamlı müzakerelerin önünü açtığını söylerken, "Elbette, Lübnan alevler içindeyken Ortadoğu'da barış sağlanamaz. Avrupa, tüm taraflara bir kez daha Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeleri ve gerçek bir ateşkesi uygulamaya koymaları çağrısında bulunmaktadır" mesajını verdi.

E4'ten "Hürmüz Boğazı" vurgulu açıklama

İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya'nın oluşturduğu E4 ülkeleri de, ABD ile İran arasında uzlaşının sağlandığının duyurulmasının ardından ortak bir açıklama yayımladı.

"Bu, bölgesel istikrarı yeniden tesis etmek ve küresel ekonomiyi dengelemek için bir fırsat anıdır. Şu anda ayrıntılı müzakerelerin sonuçlandırılması ve bu anlaşmanın hızlı ve kapsamlı bir şekilde uygulanması hayati önem taşımaktadır. Bu çabayı desteklemeye hazırız" denilen açıklamada, "Hürmüz Boğazı'nın koşulsuz ve sınırsız seyir özgürlüğü ile acilen yeniden açılması gerektiğine" vurgu yapıldı.

"İran asla nükleer silaha sahip olmamalıdır" ifadesinin yer aldığı yazılı açıklamada, İran'ın nükleer programı ile ilgili olarak somut ve doğrulanabilir adım atması halinde yaptırımların kaldırılacağı mesajı da verildi.

E4 ülkeleri açıklamada ayrıca ismini geçirmedikleri İsrail'e dolaylı olarak, "Lübnan'ın istikrarına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğimizi teyit ediyoruz" ifadeleri ile mesaj verdi.

Niyet yeterli değil, somut adımlar bekleniyor

Dünya başkentlerinde Ortadoğu'da barışın tesisi konusunda ihtiyatlı ve endişeli bir iyimserlik hakim ve bu liderlerin açıklamalarına da yansıdı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, açıklamasında mutabakatın küresel ekonominin yeniden canlanmasının ve daha güvenli bir Ortadoğu'nun tesis edilmesinin önünü açabileceğine dikkat çekerek, "mutabakatın kararlılıkla uygulanmasının hayati önem taşıdığına" vurgu yaptı.

Aralarında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Avustralya Başbakanı Anthoney Albanese, Avusturya Başbakanı Christian Stocker, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Japonya Başbakanı Sanaa Takaichi'nin yer aldığı çok sayıda lider benzer açıklamalar yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise ABD ile İran arasında sağlanan mutabakat Cuma günü resmen imzalanana kadar gerilimlerin tırmandırılmasından kaçınılması çağrısını yaptı.

Erdoğan, açıklamasında "İmzaların atılacağı güne kadarki süreçte gerilimi tırmandıracak söylem, tahrik ve eylemlerden kaçınılması ve olası sabotajlara karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını önemle çiziyorum" ifadelerine yer verdi.

BM'den azami itidal çağrısı

İsrail'in Lübnan'ı hedef alan saldırıları ve İsrailli bakanların, Lübnan'ı da kapsadığı vurgulanan ABD-İran mutabakatı için "bizi bağlamaz" açıklaması endişeye yol açıyor.

BM'nin İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, kırılgan bir süreçte bulunulduğuna dikkat çekerek tüm tarafları "azami itidal göstermeye" ve "ABD-İran mutabakatını iyi niyetle uygulamaya koymak için çalışmaya" davet etti.

İsrail'in Lübnan'da yerleşim bölgeleri ve altyapıya yönelik saldırılarından ve İran destekli Hizbullah grubunun sınır ötesi saldırılarından duyduğu endişeyi dile getirirken Türk, derhal çatışmaların sona erdirilmesi, İsrail'in Lübnan topraklarından çekilmesi ve uluslararası hukuk ihlallerinin de soruşturulması gerektiğini söyledi.

Wadephul: Bu fırsatı kaçırılmamalı

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ise ABD ile İran arasında varılan mutabakatın bölge için bir fırsat olduğunu söylemekle birlikte "erken iyimserlik" konusunda uyardı, mutabakatın imzalanacağı Cuma gününün beklenmesi gerektiğini söyledi.

Bir gazetecinin "Şimdiye kadar ateşkesin her zaman çok kırılgan olduğunu gördük. Bu konuda şimdi umutlar nedir ya da ne değişti?" sorusunu yanıtlayan Alman bakan, şunları kaydetti:

"Bence her iki tarafta da bu ateşkesi artık etkin hale getirme yönünde ciddi bir istek var ve önümüzdeki 60 gün içinde de daha derinlemesine müzakereler yapma şansını gerçeğe dönüştürme iradesi mevcut. Tüm taraflar bu fırsatı kaçırılmamalı. Bu, Lübnan'ı da kapsıyor. İran, Hizbullah üzerinde etkide bulunmalı ve İsrail'e yönelik başka saldırılar olmamasının da sağlanması gerekir. İsrail için de geçerli olan şudur: Lübnan'a saldırılar düzenlemek veya icra etmek için bir gerekçe olmamalıdır. Yani bu tüm bölge için bir fırsattır ve bu fırsatı şimdi birlikte değerlendirmeliyiz."

DW Türkçe

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.