Yargı Reformu nedir, uzmanlar nasıl değerlendiriyor?

Yargı Reformu nedir, uzmanlar nasıl değerlendiriyor?

Euronews uzmanlarla Yargı Reformunu konuştu

A+A-

2019-2023 dönemini kapsayan Yargı Reformu Stratejisi, “güven veren ve erişilebilir bir adalet sistemi” vizyonuyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklandı.

Uzun bir istişare süreci sonucunda hazırlanan ve Avrupa Komisyonu’nun 2019 yılı Türkiye raporunu açıklamasından tam bir gün sonra kamuoyuna duyurulan paket, dokuz ana başlıktan ve 256 faaliyetten oluşuyor.

Tutukluluğun ancak zorunlu hallerde istisnai bir tedbir olarak yapılması, tutuksuz yargılamanın da asıl yöntem olarak uygulanacağı Paket’in öne çıkan maddelerinden.

Buna göre, şiddet-dışı suçlardan hükümlü olan yaşlı, hamile ve çocukların cezalarının evde infazına imkan tanınacak. Bazı ağır suçlar hariç 15 yaşından küçük çocuklar için özel mekanizma getirilecek.

Ceza mahkemeleri 24 saat esasıyla hizmet verecek.

Avrupa Komisyonu'nun da radarında

Halihazırda cezaevlerinde henüz iddianamesi bulunmayan veya dava açılmasını bekleyen 57.000 kişi bulunuyor ve bu durum Avrupa Komisyonu’nun Türkiye raporunda da temel eleştiri noktalarından biriydi.

Yargı reformu, AB'ye vize serbestisi için gereken kriterlerden biri. Dolayısıyla AB, yargı reformu çalışmalarını ve terör tanımı kapsamındaki suçlara verilen cezalardaki olası değişiklikleri yakından izlemekteydi.

Euronews Türkçe’ye konuşan Hukukçu Fikret İlkiz’e göre, yeni yargı paketi, 2002, 2006 ve 2015 yıllarında yargı sistemine getirilen revizyonların tekrarı nitelikte.

"İçeriğinin tekrarlanması, sorunların yeniden gündeme getirilmesi bir reform sayılmaz. Yapılması gerekenler Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve İnfaz kanununda değişikliğe gidilmesidir," diyor İlkiz ve ekliyor :

"Tutuklamayı araç olarak kullanmaya başladığınızda sürekli olarak aynı şeyleri tekrarlarsınız. Tutuklamanın zaten istisnai olması gerekir. 2004 yılında kabul edilip 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi kanunu da bunu söyler. Paket açıklamak yetmez, kanunları uygulamak da gerekli."

Ancak ifade özgürlüğünün kapsamı genişletilirken Terörle Mücadele Kanunu’nda değişiklik yapılıp yapılmayacağı henüz netlik kazanmış değil. Eğer bu yönde bir değişiklik olursa, yeniden yargılamalar gündeme gelebilir.

Fikret İlkiz-Hukukçu

"Yeni yargı paketi, tekrarın tekrarı. Paket açıklamak yetmez, uygulamak da gerekir."

Öte yandan Paket'te savunma hakkı ayrı bir başlık altında düzenleniyor. Avukatların bilgi ve belgelere erişim yetkilerinin geliştirilmesi hedefleniyor.

Ağır hasta hükümlü ve tutuklulara ilişkin infaz süreçleri de mağduriyetleri giderecek şekilde yeniden belirlenecek. Hukuk fakültelerinin eğitim süresi de 5 yıla çıkarılacak ve hakim ve savcılık için özel meslek sınavları getirilecek.

Adalet Bakanlığı'nın son verilerine göre Cumhuriyet başsavcılıklarına son 10 yılda gelen dosya sayısı yüzde 53 oranında arttı.

"Cezasızlık algısı"

Öte yandan, hırsızlık gibi suçlarda ‘cezasızlık’ algısının önüne geçilmesi ve suçla etkin mücadele amacıyla cezaların yeniden belirlenmesi öngörülürken, hırsızlık gibi suçlarda kısa süreli bile olsa hapis cezası getirilmesi hedefleniyor.

İnternet üzerinden ifade özgürlüğünün de paket dahilinde geliştirileceği belirtilirken, belli internet sayfalarına erişim engeli de paket dahilinde ele alınacak.

Sıra uygulamada

Paket’in ilkesel kararlarının açıklanmasıyla birlikte, hedeflerin nasıl uygulanacağını gösteren yasa taslaklarının bayram tatilinin ardından peyderpey Meclis’e sevk edilmesi, ancak yasalaşmasının sonbahara kalması bekleniyor.

Euronews Türkçeye konuşan ve bu paketin belki de “yargıya bir çağrı” olduğunu düşünen uzman avukat ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği Başkanı Veysel Ok, yargı bağımsızlığının sağlanması için öncelikle Hakim ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) yapısının değiştirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

“Dolayısıyla iktidarın bu kurul üzerindeki gölgesi kalkmalı,” diyor Ok.

Halihazırda HSK’nın Başkanı Adalet Bakanı; üyeler ise büyük ölçüde Cumhurbaşkanı tarafından seçiliyor. Yeni Paket, HSK bünyesinde performans ölçüm ve takip merkezi kurulmasını ve bu vesileyle uzun süren davaların takip edilmesini öngörüyor.

Yargı reformu için öncelikle HSK'nın yapısı değiştirilmeli, siyasetin gölgesi üzerinden kalkmalı."

Veysel Ok-Avukat

"Var olan mevzuat uygulanmalı"

Avukat Ok'a göre Türkiye’nin yargı paketi reformundan öte, var olan hukuk mevzuatını uygulamaya ihtiyacı var:

“Tutuklama, ceza muhakemesi kanununda, anayasamızda ve taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) bir koruma tedbiri olarak kabul ediliyor ve belli koşullar altında yapılıyor. Şu anda cezaevinde haksız nedenlerle bulunanlar için, var olan mevzuat ve AİHS’in uygulanması yeterli. Bunlar uygulansa Selahattin Demirtaş da Osman Kavala da serbest kalır.”

Ancak, avukat Ok’a göre, hukuk fakültelerinin eğitim süresinin artırılmasının kalite üzerinde doğrudan etki doğurmayacağı endişesini paylaşıyor. Türkiye’de halihazırda 84 hukuk fakültesi bulunuyor.

“Ne yazık ki son dönemde dershane açar gibi yüzlerce hukuk fakültesi açıldı. Kalite için öncelikle bunlar kapatılmalı. Ayrıca eğer savunma hakkına önem verilecekse, öncelikle cezaevindeki tutuklu avukatlar tahliye edilmeli,” diye ekliyor.

Hukukçu İlkiz de Türkiye’deki hukuk eğitiminin kalitesinin artırılması için öncelikle fakülte sayısının sınırlandırılması gerektiğini düşünenlerden.

"Her ile bir hukuk fakültesi açamazsınız, açarsanız sonuç bu olur. Ankara, İstanbul, İzmir’de devlet üniversitelerinin hukuk fakülteleri olur; ayrıca vakıf üniversiteleri de hukuk fakültesi açar. Niteliğin artırılması okunan yıl sayısıyla değil, müfredatın gözden geçirilmesiyle olur," diyor İlkiz.

Yargı alanında teknoloji

Yeni Paket, yargı alanında teknolojiden daha fazla yararlanılmasını da hedefliyor. Elektronik dilekçe, hükümlü ve tutukluların yakınlarıyla görüntülü görüşmesi, denetimli serbestlik sırasında elektronik izleme kapasitesinin güçlendirilmesi gibi uygulamalar gündemde.

Ancak, avukat Ok’a göre, teknolojinin kullanımı son dönemde Türkiye’de savunma hakkını engeller hale geliyor.

“Video konferans sistemi kondu, ancak bundan sonra hiçbir sanık, hakim önüne getirilmiyor, cezaevlerinden ifade vermeleriyle yetiniliyor. Ama bu durum, temel insan haklarına aykırı. Bir kişiye dava açmışsanız, hele ki hakkında müebbet veya hapis cezası istiyorsanız, o kişinin hakim ve sanıklarla yüzleştirilmesi gerek,” diyor.

Euronews Türkçe'nin TBMM Anayasa Komisyonu'nun AK Partili üyeleri Emine Zeybek ve Zeynep Gül Yılmaz'dan paket hakkındaki görüşlerini alma talepleri yanıtsız kaldı.

EURONEWS

Bu haber toplam 57 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.