"Türkiye Erdoğan’ın komplo teorileri nedeniyle ağır bir bedel ödüyor "

"Türkiye Erdoğan’ın komplo teorileri nedeniyle ağır bir bedel ödüyor "

.

A+A-

Türkiye'nin her şeye gücü yeten cumhurbaşkanı Erdoğan ekonomiyle ilgili peri masallarına inanıyor ve enflasyonun parlamasına izin veriyor. Tüketiciler kıvranıyor ve eleştirmenler ’parmaklıklar arasından bakma’ riskiyle karşı karşıya.
Eğer bir politikacı ülkesinin "ekonomik kurtuluş savaşı" yürüttüğünü öne sürüyorsa, şüphelenmek için nedenlerimiz var demektir. Özellikle de demeçlerin içine; yanlış giden her şeyden başkasının sorumlu olduğu iddiası yerleştiriliyorsa. 
 
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uzun süredir böyle bir tarzı var. Sözlerinin içine kötü bir şekilde gizlenmiş ve Yahudi aleyhtarlığı çağrışımı yapan "uluslararası faiz lobisi" tüm sıkıntıların anası olarak gösteriliyor. 
 
Erdoğan, Türkiye'nin kurtuluşu için yürüttüğü kampanyada silah olarak yerli malı bir teoriye sahip. Yükselen enflasyonla, normalde ekonomistlerin enstrüman olarak kabul ettiği yüksek faiz oranlarıyla mücadele edileceğini kabul etmiyor. Başkanın dünyasında yükselen fiyatların nedeni yüksek faiz oranlarıdır. 
 
Vatandaş fakirleşiyor denildiğinde: İktidar partisinden bir milletvekili, ’o zaman az yiyin’ diyebiliyor. 
 
Yüzde 20'lik resmi enflasyona rağmen (gerçekte daha fazla) Erdoğan, merkez bankasına faiz oranlarını düşürmesini emretti, bu rutin sadece sonbaharda üç kez tekrarlandı ve faiz oranı yüzde 15'e düştü. Ayrıca birkaç yıl içinde, kendilerine söyleneni yapmayan üç Maliye Bakanı’nı görevden aldı. 
 
Ne yazık ki başkanın usandırıcıteorisi nedeniyle Türk tüketiciler için her şey daha pahalı hale gelmeye devam ediyor.  
 
Para birimi serbest düşüşte, liranın değeri Eylül'den bu yana yüzde 30 civarında düştü. Elbette ihracat ürünleri yurtdışında daha ucuz olacak ama, buna mukabil ithal malların fiyatları yükselecek. Vatandaş daha da fakirleşiyor. İktidar partisinden milletvekilinin ’az yiyin’ önerisi gelebiliyor. 
 
Erdoğan, fırsatçı spekülatörlerin azarlamasına paralel olarak; genellikle İslam'ın faizi tefecilik olarak gördüğü gerçeğine atıfta bulunuyor. Aslında aradığı şey, özellikle korunması gereken birçok arkadaşının olduğu inşaat ve gayrimenkul sektöründe, krediye dayalı ekonomiyi desteklemektir. Ama büyüme steroidler üzerinden oluşuyor. 
 
Erdoğan: Bir önceki kur dalgalanması olan 2018 krizi sırasında, sonunda geri adım attı ve faiz oranının yükselmesine izin verdi. Fakat bu sefer Türkiye'nin savaşta olduğunu ve geri çekilmenin mümkün olmadığını iddia ediyor. 
 
Türkiye için riskler büyük. Kur krizi finansal sistemin sendelemesine, varlıkların liradan dolara kaymasına neden oluyor. Şirketlerin 2018'deki kadar büyük dış kredileri yok ama buna karşılık kamu sektörü daha kırışık-buruşuk bir ’surata’ sahip. 
 
ABD Merkez Bankası'nın para politikasını sıkılaştırmasıyla birlikte, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar sermaye kaçışıyla tehdit ediliyor. Özellikle bir ülkede mali durum sihirli değneklerle yönetilmeye çalışılıyorsa… 
Çünkü bu tür ülkeler gelişmiş ülkelerle aynı esnekliğe sahip değiller. Örneğin, Brezilya ve Güney Afrika daha önce yatırımcı isyanları yaşadı. 
 
Hiperenflasyon bir kez ivme kazandıktan sonra üstesinden gelmek zordur. Komplo teorileri ve hokus- pokus, bir ekonomi için yol gösteren ışık olarak yetersiz kalır. Erdoğan Türkiye'de susturmak ve tercihen muhaliflerini hapsetmek için elinden geleni yapıyor. 
 
Ekonominin kötü yönetilmesinden duyulan memnuniyetsizlik, etkili bir güce dönüşebilir. Ancak Erdoğan hiçbir şeyden çekinmiyor. Yüksek gıda fiyatlarını protesto eden herkes tehlikeli bir şekilde yaşıyor. 
 
Gunnar Jonsson/DN

Bu haber toplam 382 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.