Şeyhmus Özzengin

Şeyhmus Özzengin

Yazarın Tüm Yazıları >

Tarih Barzani'yi Haklı Çıkardı!

A+A-

Tarihsel olarak, Kürdlerin Güney Kürdistan parçasında iki süreci var. Bu süreçlerden biri, Saddam öncesi tarih ve diğeri de Saddam sonrası tarihtir.
Saddam dönemi, Müslüman Sünne iktidar dönemidir. Bu iktidar  dönemi; kurdlere sadece katliam, sürgün, enfal, jenosid ve kimyasal silahlarla kırıma uğramayı getirdi. Bu dönem, zindan, işkence ve gözyaşı dönemidir.
Saddam sonrası ise; Irak'ın devlet olarak güçsüz düştüğü ve yeniden gücüne ulaşmak için, kurdleri basakmak yapmaya çalıştığı bir Müslüman Şie iktidar dönemidir. Bu dönem, ayni zamanda „beraber ve eşit şarlarda bir ortaklık sözleşmesi“(!)nin, tarafların bu sözleşmeden ne anladığı dönemidir.
Bu dönem; ABD'nin garantörlüğünde hazırlanan Irak Anayası'nda Kurdler de, Araplar gibi „yeni Irak“ inşasında asli bir unsur olarak yer aldığı, yasal ve anayasal çerçevede bütün haklarının yasalarla garanti altına alındığı bir süreç.
Bunun uluslararası kabulu „Irak iki fedaral bölgeden (Kurdistan bölgesi ve Arap bölgesi) oluşan merkezi, federal devlet“ olarak tasarlanmasıdır.
Bu süreçte Irak, devlet olarak toparlanmaya yöneldiği andan itibaren; anayasa ve yasalar rafa kaldırılmaya, Arap Müslüman Şie ve Sünne milliyetçiliği tarafından tehdit edilmeye başladığı bir dönemdir.
Nurî El Malıkî dönemiyle başlayan ilk icraat; Kurdlerin anayasal hakları olan Irak devlet gelirlerinden kendi bölgelerine düşen payin, memur maaşlarının ve peşmerge ordusu bütçesinin kesilmesiyle başladı. Bu açıkça şu anlama geliyordu: „Musluk bizim elimizde ve istediğimiz anda suyunuzu keserek, sizi ölüme mahkum edebiliriz“(!)
Bunu, dönemin Kurdistan bölge Başkanı Mesud Barzani şu cümleyle ifade etmişti: „Irak devleti bizi açlıkla terbiye etmek istiyor, biz buna asla izin vermeyiz!“
Bu sürecin diğer bir tehdit unsuru İŞID saldırılarıdır.
İŞID, Kurdistan'a saldırdığı zaman, Irak Federal Dewleti'nin başında Nurî El Malıkî vardı. Kurdistan Federal Bölgesi dışında kalan Kurd topraklarındaki Irak Ordu'su, Bölgeleri İŞID saldırılarına karşı savunmadan, bütün ağır silahlarını ve bankalardaki milyonlarca Amerikan Doları'nı İŞID'e teslim ederek, Irak Başbakanı Nurî El Malıki'nin emrı üzerine geri çekildi. Bütün bölge Irak Ordusu tarafından savcunmasız İŞID'e teslim edildi. Şengal'de Yezîdî kurdlere karşı tarihin en ağır jenosidi yaşandı. Buna sebeb olan Irak devletiydi ve bu devlet, kurdlere karşı sorumluluğunu bilinçli bir şekilde yerine getirmedi. Şengal jenosidinin sorumlusu İŞID olduğu kadar Irak devletidir de.
Peşmerge ordusu, silah ve donanım bakımından yetersizdi. Ağır silahlara sahip değildi. Buna rağmen, bu kıt imkanlarla bölgeleri savunma ve işgalden kurtarma kararı verdi. Başarılı bir diplomatik atakla silah tedarık etmeye çalıştı. Ancak bu da Irak ambargosuna maruz kaldı. Pişmerge ordusu için gönderilen silahlara Irak devleti el koydu ve bilinçli bir şekilde engelledi. Her yönü ile Irak Federel Devleti, İŞID saldırılarını tamamlayan bir görev gordü.
Bu dönemde, Güney Kurdistan Bölge Başkanı şu cümleleri dile getiriyordu:
„Biz Sunilerin iktidar olduğu dönemi gördük, Şielerin olduğu dönemi de gördük. Tarih bize gösteriyor ki; bizim Irak devletiye bir çatı altında, beraber yaşama kültürü yok ve bu mükün değil!“
Arap Miliyetçiliği, beraber yaşamaktan „kendi potasında eritip yok etmeyi anliyordu.
Güney Kurdistan petrollerinin millileştirilmesi ve Referandum ile Güney Kurdistan halkının özgün iradesinin belirlenmesi kanaatı ve kararı çıktı. Bu süreç, 25 Eylül 2017 referandum sürecidir.
Rex Tillerson tarafından „Kürdistan Bölgesi halkına duyduğumuz derin saygıyı ifade etmek için ABD adına kaleme alıyorum“(!) hitabiyle; „ABD'den Barzani'ye referandumu erteleme için alternatif“ önerilerle; 23 Eylül 2017'de Kurdistan Bölge Başkanlığı'na bir mektup sunuldu. Bu mektupta Irak Federel devleti ve Güney Kurdistan arasındaki üç önemli soruna işaret ediyordu:
„Müzakere çerçevesine paralel olarak, şu meselelerin 1 yıl içinde çözülmesini destekleyeceğiz ve buna yardımcı olacağız:
•    Anlamlı iktidar ve gelir paylaşımı anlaşmalarının uygulanması.
•    140. maddenin hayata geçirilmesi.
•    Peşmerge, sivil havacılık, diplomatik temsil gibi konuların çözümlenmesi.“
Bu üç başlığı içeren çözüm önerilerini „referandumu erteleme“ şartiyle ileri süren Max Tilerson, aslında bir bir kararı kurdlerden sakliyordu. Güney Kurdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani'nin ona; „bize bu konuda güvence verin, biz de referandumu erteleyelim“ talebine cevap verilmedi ve sayin Barzanî'nin haklı olarak mektuba cevabı;
„Çok geç, hiç kimse daha iyi bir alternatifle gelmedi“ oldu. Kararlılıkla referanduma gidildi ve Güney Kurdistan İradesini „%92.70 ile bağımsızlık“ yönünde verdi.
Oysa bugün „Congress Gov“ resmi sitenin İngilizce yayinladığı karar tasarısı metninde:
ABD „Temsilciler Meclisi'nin Irak Kürdistan Bölgesi halkının egemen bir ülke olarak statülerini belirleme hakkına sahip olduğunu ifade ediyor.“
Kurdlerin Güney Kurdistan'da dewletlerini kurmasını kabul eden bu karar Tasarısında; „Birleşmiş Milletler Tüzüğü'nün belirtilen amacı, Bölüm 1, Madde 2, bölüm 2, “Milletler arasında eşit haklar ve halkların kendi kaderini tayin etme ilkesine saygı göstererek dostane ilişkiler geliştirmek ve güçlendirmek için başka uygun önlemler almaktır.
Irak Kürdistan Bölgesi (KRI) Paris Şartı ve Viyana Deklarasyonunda belirtilen Soğuk Savaş sonrası devlet tanıma kriterlerini karşıladığı“ belirterek, şu sonuç raporuyla;
„KRI, Irak ve Suriye iç savaşları sırasında yaklaşık iki milyon mülteciye ve ülke içinde yerinden edilmiş kişilere sığınak ve yardım sağlamıştır;
KRI, Asur / Keldani Hristiyan, Bahai, Yahudi, Kakai, Mandean, Şabak, Şii, Türkmen, Yezidi ve Zerdüşt azınlıkları dahil olmak üzere dini ve etnik çoğulculuk için övgüye değer bir bağlılık ve ilerleme göstermiştir. cinsiyet eşitliği için bağlılık ve ilerleme gösterdi“ belirlemesiyle:
„KRI, Montevideo Devletlerin Hak ve Görevleri Sözleşmesinin 1. maddesinde yer alan ve sürekli bir nüfusa, tanımlanmış bir bölgeye, bir hükümete ve diğer devletlerle ilişkilere girme kapasitesine sahip“ tespitini yapmaktadır.
Bu tesbit sonrası „Amerikan Danışma Meclisi“ ne sunulan tasarı açğıkça:
ABD Temsilciler Meclisi'nine sunulan tasarının Karar talebi:
„(1) ABD, Irak Kürdistan Bölgesi (KRI) sakinlerinin kendi kaderini tayin etme fedakarlıklarını, insan haklarına bağlılıklarını ve yasal ve ahlaki durumlarını ve KRI sakinlerinin sınırsız karar verme özgürlüğüne sahip olduğunu kabul eder.“
Kararın dış baskı bölümü ile ilgili de;
„(2) ABD, aynı zamanda KRI halkının kendi kaderini tayin hakkını tanıması için uluslararası topluluğu ve yerel kurumları çağırır.“
Güney Kurdistan Federal bölgesi dışında kalan, Kurdistan topraklarında yaşiyan Kurd ve diğer Kurdistan'lı azınlıklar büyük bir terör, tehdit altındadırlar. 16 Ekim 2017 ihanetiyle birlikte bu alanlar kan ağliyor. Evleri yakıliyor, ekinleri ateşe veriliyor, öldürülüyor ve göçe zorlanarak, ırkçı arap talepleriyle, bölgenin demografik yapısı değiştiriliyor.
Şimdi, Kurd Ulusu ve Kurdistan'lıların 25 Eylül 2017 tarihindeki iradesine sahip çıkma ve uygulamaya sokma zamanı değil mi?
06.06.2019
 

 

 

 

Bu yazı toplam 299 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.