
Türkiye'den çıkan ürünlerde yasaklı pestisit alarmı
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yasakladığı pestisitler, Türkiye'den AB'ye gönderilen ürünlerde tespit edildi. Biber bu yıl Bulgaristan sınırından 25 kez döndü. Biberde dört farklı yasaklı pestisit çıktı.
Türkiye'den Avrupa Birliği'ne (AB) gönderilen biberlerde Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yasaklı aktif maddeler listesinde yer alan dört farklı pestisit tespit edildi.
Avrupa Komisyonu'nun Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi'ne (RASFF) göre Bulgaristan, 22 Haziran'da Türkiye'den gelen iki farklı biber sevkiyatı için sınır reddi bildirimi yaptı. Bir sevkiyatta Türkiye'de yasaklanan chlorpyrifos-methyl, diğerinde ise thiacloprid ile pymetrozine çıktı. 19 Haziran’da ise Türkiye'den gelen başka bir taze biber sevkiyatında da fenbutatin oxide tespit edildi.
Chlorpyrifos-methyl, pymetrozine ve fenbutatin oxide’in Türkiye'deki üretimi 2020 sonlarında, thiacloprid'in üretimi ise 2021 başında sonlandırılmıştı.
Chlorpyrifos-methyl şubat ayında Türkiye'den gönderilen taze mandalinada da tespit edilmişti. Bulgaristan'ın yaptığı bu bildirimlerin tamamında sevkiyatlar Avrupa Birliği pazarına giriş yapamadan sınırda durduruldu.
Ancak RASFF kayıtları, yasaklı aktif maddelerin yalnızca bu dört maddeyle sınırlı olmadığını gösteriyor. 2026 RASFF bildirimlerinde Bakanlığın yasaklı aktifler listesinde yer alan carbendazim, cyfluthrin, imidacloprid ve propiconazole asma yaprağında; propiconazole narda; permethrin ise organik kuru incirde tespit edildi.
DW Türkçe'ye konuşan gıda güvenliği uzmanlarına göre, AB'de ve Türkiye'de yıllar önce yasaklanan pestisitler, ihraç edilen ürünlerde hâlâ tespit edilebiliyor. Uzmanlar, bunun yalnızca yasak kararının alınmasının yeterli olmadığını, piyasadaki stokların etkin şekilde toplatılması ve denetimlerin sürdürülmesi gerektiğini gösterdiğini belirtiyor.
Türkiye'den AB'ye gönderilen meyve ve sebzelerde pestisit kalıntısı tartışmaları sürerken bu ürünlerin geçtiği en önemli kapılardan biri olan Bulgaristan-Türkiye sınırı da yeniden gündemde. Almanya kamu yayıncısı ARD'nin araştırmasına göre, Kapıkule'nin karşısında bulunan AB'nin en yoğun kara sınır kapılarından Kapitan Andreevo'da gıda denetimlerinin bir bölümünün usulsüz yürütüldüğü iddia ediliyor. Haberde, bazı gıda yüklü TIR'ların laboratuvar analizleri yapılmadan AB'ye giriş yaptığı, buna rağmen pestisit, bakteri ve ağır metal analizlerinin gerçekleştirildiğine dair resmi belgeler düzenlendiği öne sürülüyor.

ARD'nin haberinde, eski Bulgaristan Gıda Güvenliği Kurumu yöneticisi Angel Mavrovski ile sınırı kullanan bir Bulgar nakliyecinin iddialarına yer veriliyor. İddialara göre, Türkiye ve Suriye'den gelen bazı TIR'lar hiç açılmadan sınırı geçiyor. Nakliyeciler araç başına 350 ila 700 euro arasında ödeme yaptıklarını, karşılığında ise analiz yapılmış gibi resmi belgeler aldıklarını anlatıyor. Haberde, günde yaklaşık 2 bin TIR'ın geçtiği Kapitan Andreevo'da bu sistemden günlük yaklaşık 1 milyon euro gelir elde edildiğinin hesaplandığı belirtiliyor. Denetimleri yeniden devlet kontrolüne almaya çalışan Mavrovski'nin tehdit edildiği ve daha sonra görevden alındığı da haberde yer alıyor. Bulgaristan hükümeti ise iddiaları reddederek sınırdaki gıda denetimlerinin güvenilir olduğunu savunuyor.
Bulgaristan sınırındaki denetim iddiaları, Türkiye'den AB'ye giden ürünlerle ilgili zaten var olan pestisit ve gıda güvenliği tartışmasının üzerine geliyor.
RASFF verileri ne gösteriyor?
AB Komisyonu, gıda ve yemlerde yapılan kontroller sırasında tespit edilen gıda güvenliği risklerini, Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) üzerinden kamuoyuyla paylaşıyor. Komisyona bağlı Alarm ve İş Birliği Ağı (Alert and Cooperation Network-ACN) ise RASFF bildirimlerini de kapsayan yıllık değerlendirme raporları yayımlıyor.
RASFF Window verileri de Bulgaristan sınırının Türkiye kaynaklı ürünler açısından kritik bir kontrol noktası olduğunu gösteriyor. 2026'da şimdiye kadar Türkiye menşeli ürünlerle ilgili sisteme 254 bildirim girildi. Bu bildirimlerin 197'si meyve ve sebze kategorisinde yer aldı. Toplam 188 bildirim sınır reddiyle sonuçlandı. Bildirimlerin 183'ü "ciddi risk" olarak sınıflandırıldı.
2026'da Türkiye kaynaklı ürünlerle ilgili en fazla bildirimi 60 bildirimle Bulgaristan yaptı. Söz konusu bildirimlerin tamamı sınır reddi niteliği taşıdı. Yani ürünler AB pazarına girmeden geri çevrildi. Bulgaristan'ın yaptığı bildirimlerin 57'si ciddi risk olarak kayda geçti.
Bulgaristan bildirimlerinde en çok öne çıkan ürün taze biber oldu. Türkiye'den gelen taze biberlerle ilgili 25 sınır reddi bildirimi yapıldı. Bunu kuru incir, nar ve domates izledi. Kuru incirde daha çok okratoksin A ve aflatoksin gibi mikotoksinler öne çıkarken, taze biber, nar ve domateste pestisit kalıntıları dikkat çekti.
Bulgaristan'ın Türkiye kaynaklı 60 bildiriminin 44'ü pestisit kalıntılarıyla ilgiliydi. Bildirimlerde acetamiprid, formetanate, fosthiazate, indoxacarb, imazalil, prochloraz, pyridaben ve tebufenpyrad'in yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yasaklı aktifler listesinde yer alan chlorpyrifos-methyl, thiacloprid, fenbutatin oxide, pymetrozine ve propiconazole da tespit edildi.
Bu maddeler Bulgaristan'ın Türkiye'den gelen taze biber, taze mandalina ve nar sevkiyatlarına ilişkin farklı bildirimlerde yer aldı. Bazı ürünlerde birden fazla pestisit kalıntısı aynı bildirimde kayda geçti.
Yasaklı aktif maddeler yalnızca Bulgaristan bildirimlerinde görülmedi. Avusturya'nın Türkiye'den gönderilen asma yaprağıyla ilgili bildiriminde carbendazim, cyfluthrin, propiconazole, imidacloprid ve thiacloprid tespit edildi. Fransa ise Türkiye'den gönderilen organik kuru incirde permethrin tespit edilmesi üzerine bildirim yaptı. Böylece 2026 RASFF kayıtlarında, Bakanlığın yasaklı aktifler listesiyle bire bir eşleşen dokuz madde yer aldı.
RASFF bildirimleri, riskli bulunan ürünlerin tamamının tüketiciye ulaştığı anlamına gelmiyor. Sınır reddi bildirimleri, ürünlerin AB pazarına girişte durdurulduğunu gösteriyor. Bununla birlikte sistem, hangi ürünlerde ve hangi risklerin tekrar ettiğini ortaya koyduğu için gıda güvenliği açısından önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor.
Türkiye kaynaklı bildirimlerde genel olarak kuru incirdeki okratoksin A ve aflatoksin öne çıkarken Bulgaristan özelinde tablo daha çok pestisitli taze ürünler etrafında şekilleniyor. Yasaklı aktifler listesinde yer alan maddelerin hem Bulgaristan hem de diğer AB ülkelerinin bildirimlerinde görülmesi, sorunun tek bir madde ya da tek bir sevkiyatla sınırlı olmadığını gösteriyor. Bu tablo, ARD'nin gündeme getirdiği Kapitan Andreevo Sınır Kapısı'ndaki denetim iddialarını daha da önemli hale getiriyor.
Avrupa Komisyonu raporu Türkiye için ne söylüyor?
Avrupa Komisyonu'nun 2025 yılı Alarm ve İş Birliği Ağı raporu da Türkiye'nin özellikle meyve-sebze bildirimlerinde öne çıktığını gösteriyor. Rapora göre 2025'te meyve ve sebze kategorisi, ağdaki tüm bildirimlerin yüzde 18'ini oluşturdu. Bu kategorideki bildirimlerin yüzde 67'si potansiyel sağlık riski taşıyan vakalardan meydana geldi. Meyve ve sebzelerde en sık bildirilen sorun ise pestisit kalıntıları oldu. Pestisit bildirimleri özellikle biber, domates, narenciye, çilek, fasulye ve asma yaprağında yoğunlaştı. En çok bildirilen kalıntılar arasında chlorpyrifos, acetamiprid ve formetanate yer aldı.

Raporun Türkiye açısından en dikkat çekici bulgusu, AB dışı ülkelerden gelen meyve ve sebze bildirimlerinde Türkiye'nin ilk sırada yer alması. Avrupa Komisyonu'na göre AB dışı ülkelerden gelen ürünler, meyve ve sebze bildirimlerinin yüzde 78'ini oluşturdu. Türkiye, 2024'te olduğu gibi 2025'te de en sık bildirilen kaynak ülke oldu. Bildirimler özellikle incir, narenciye ve biberde yoğunlaştı. Mısır ise portakal ve diğer narenciye ürünleriyle ikinci sırada yer aldı.
Raporda yalnızca pestisit değil, Türkiye bağlantılı başka gıda güvenliği sorunları da yer alıyor. Kuruyemiş, kuruyemiş ürünleri ve tohumlarda Türkiye'den gelen Antep fıstıkları aflatoksinle, Türkiye menşeli susam ve kuruyemiş ürünleri ise Salmonella bildirimleriyle ilişkilendirildi.
Ot ve baharat kategorisinde de Türkiye öne çıkan ülkeler arasında. Bu kategoride pestisit kalıntıları en büyük bildirim grubunu oluştururken Türkiye Hindistan'ın ardından en sık bildirilen kaynak ülkelerden biri olarak yer aldı. Kekik ve kimyonda tespit edilen pirolizidin alkaloidleri bildirimlerinde ise Türkiye en sık bildirilen kaynak ülke oldu.
Pestisitler neden tartışılıyor?
Raporda öne çıkan maddelerin önemli bölümü AB'de kullanımı sınırlandırılmış ya da belirli ürünlerde yasaklanmış pestisitlerden oluşuyor. Bunun yanında aflatoksin ve okratoksin gibi küf kaynaklı toksinler ile Salmonella gibi mikrobiyolojik riskler de Türkiye kaynaklı bildirimlerde sıkça yer alıyor. Bu nedenle bildirimler yalnızca pestisit kullanımını değil, üretimden depolamaya kadar uzanan gıda güvenliği zincirini de yansıtıyor.
AB'de her pestisit için izin verilen azami kalıntı limitleri (MRL) belirleniyor. Sınır kontrollerinde yapılan analizlerde bu limitlerin aşılması halinde ürünün risk düzeyine göre sınırdan geri çevrilmesi, piyasadan toplatılması ya da ilgili ülkelere bildirim yapılması gibi önlemler uygulanabiliyor. Kullanılan maddenin AB'de tamamen yasaklı olması ise değerlendirmeyi daha da ağırlaştırabiliyor.
Pestisitlerin kullanım amacı, böcek gibi bitki zararlılarını ya da yabani otları önlemek veya azaltmak olsa da bu kimyasal maddeler hedef zararlıya seçicilik göstermediği için hedef dışındaki canlılara da zarar verebiliyor. Bir pestisit için çeşitli sağlık zararlarına yol açtığına ilişkin kanıtlar biriktikçe kullanımına sınırlama ya da yasaklama getiriliyor. Ancak bir pestisite yasaklama getirilmesi o pestisitin gıda sisteminden çıktığı anlamına gelmiyor.
kaynak: DW Türkçe



HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.