Şêx Said ve Arkadaşlarının İdamının 101. Yılı: Kürd Ulusal Mücadelesinin Tarihsel Bir Dönüm Noktası

Şêx Said ve Arkadaşlarının İdamının 101. Yılı: Kürd Ulusal Mücadelesinin Tarihsel Bir Dönüm Noktası

.

A+A-

BASINA ve KAMUOYUNA
Şêx Said ve Arkadaşlarının İdamının 101. Yılı: Kürd Ulusal Mücadelesinin Tarihsel Bir Dönüm Noktası


29 Haziran 1925 tarihinde Diyarbakır'da Şêx Said ve 46 dava arkadaşı idam edildi. Aradan geçen 101 yıla rağmen bu tarih, Kürd milletinin ulusal hafızasında silinmeyen bir kırılma noktası olmayı sürdürmektedir. 1925 Serhildanı, Kürd tarih yazımında, Kürd milletinin kendi kaderini tayin etme iradesinin ortaya çıktığı ilk kapsamlı ve örgütlü ulusal başkaldırılardan biri olarak değerlendirilebilir.


Bu hareketin ortaya çıktığı tarihsel zemin; Birinci Dünya Savaşı sonrasında Kürdistan'ın parçalanması, Kürdlerin siyasal statüsünün belirsiz bırakılması ve Lozan sonrasında Kürd milletinin ulusal haklarının yok sayılmasıyla şekillenmiştir. Cumhuriyet'in kuruluş sürecinde uygulanan merkeziyetçi politikalar, Kürd coğrafyasında siyasal, kültürel ve toplumsal alanlarda ciddi bir baskı ortamı yaratmış; bu durum Kürd toplumunda ulusal bilinç ve siyasal örgütlenme arayışını hızlandırmıştır.


Azadî Hareketi'nin kuruluş tarihi konusunda farklı görüşler bulunmakla birlikte, Rus kaynakları hareketin 1918 yılında kurulduğunu ortaya koymaktadır. Başarısız Beytüşşebap girişiminin ardından Azadî Hareketi'nin büyük ölçüde deşifre olduğu yönündeki değerlendirmeler ağırlık kazanmaktadı. Söz konusu dönemde Azadî Hareketi'nin genel bir ayaklanma örgütlediği birçok kaynakça kabul görmektedir. Bir anlamda Beytüşşebap ayaklanması nasıl bir yanlışlar silsilesiyle deşifre olduysa, 1925 serhildanı da erken doğuma zorlanmış ayrı bir hareket olarak tarihte derin izler bırakmıştır. 1925 serhildanı; bugünkü Muş, Erzurum, Bingöl, Elazığ ve Diyarbakır coğrafyasında lokal kalmıştır. Azadî Hareketi liderlerinden Cibranlı Xalit Bey ve Bitlisli Yusuf Ziya Bey'in tutuklanmaları kadar, Beytüşşebap'taki zamansız ayaklanma teşebbüsünün açığa çıkması da bu hareketin lokal kalmasındaki ve erken doğuma zorlanmasındaki temel nedenlerdir.
1925 Serhildanı; bugünkü Muş, Erzurum, Bingöl, Elazığ ve Diyarbakır coğrafyasıyla sınırlı kalmıştır. Azadî Hareketi'nin önde gelen isimlerinden Cibranlı Xalid Bey ile Bitlisli Yusuf Ziya Bey'in tutuklanmaları ve Beytüşşebap'taki zamansız ayaklanma girişiminin açığa çıkması, hareketin bölgesel ölçekte kalmasının başlıca nedenleri arasında yer almıştır.


Azadi Hareketi öncülüğünde planlanan hareket başlamadan önce, Piran provakasyonu ile yaşanan gelişmeler nedeniyle ayaklanma planlanandan önce başlamak zorunda kalmış; bunun sonucunda özellikle bugünkü Bingöl coğrafyasında (Pêçar Tenkil harekâtı sırasında) ağır katliamlar yaşanmıştır.


1925 yılında Şêx Said öncülüğünde erken doğuma zorlanan bu Serhildan, Azadî Hareketi'nin siyasal örgütlenmesinin ve ulusal taleplerinin sahaya yansıması olarak değerlendirilmektedir. Kürd tarihçileri ile birçok modern araştırma, bu hareketi yalnızca dinî gerekçelerle açıklamanın yetersiz olduğunu; esasen Kürd milletinin siyasal statü, ulusal varlık ve kendi geleceğini belirleme iradesinin bir sonucu olduğunu vurgulamaktadır. Şêx Said'in toplumsal saygınlığı ve dinî kimliği hareketin halk tabanında karşılık bulmasında önemli rol oynamış olsa da, hareketin temel karakterini belirleyen unsur Kürdlerin ulusal talepleridir.


Buna karşın dönemin Kemalist yönetimi ile uluslararası güçler, hareketin dinî yönünü öne çıkararak onu ulusal bir siyasal hareketten ziyade dinî bir ayaklanma olarak göstermeye çalışmıştır. Benzer yaklaşım daha sonra Xoybûn öncülüğündeki Ağrı Hareketi için de görülmüştür. Böylece Kürdler, tarihin birçok döneminde emperyal devletlerce her ulusal kalkışmalarında bir yandan ötekileştirilmiş, diğer yandan da katledilmelerine hem yol döşenmiş hem de seyirci kalınmıştır.


1925 Serhildanı, Kürd milletinin modern dönemdeki ilk büyük ölçekli ulusal ve siyasal çıkışlarından biri olarak kabul edilmektedir. Hareket içinde yer alan kadroların Azadî örgütlenmesiyle doğrudan bağlantılı olması, Serhildanı yalnızca yerel bir tepki olmaktan çıkarmış; Kürd milletinin siyasal varlığını koruma ve kendi geleceğini belirleme iradesinin somut bir ifadesi hâline getirmiştir. Nitekim Azadî kadrolarının kısa bir süre sonra gerek Xoybûn örgütlenmesinde gerekse Ağrı Hareketi'nde yer almaları, bu tarihsel sürekliliğin önemli göstergelerinden biridir.


Serhildanın bastırılmasının ardından Şêx Said ve arkadaşlarının idam edilmesi, Kürd ulusal hareketinin öncü kadrolarına kapsamlı bir tasfiye sürecinin başlangıcı olmuştur. Azadî Hareketi'nin önde gelen isimlerinden Cibranlı Xalid Bey ve Yusuf Ziya Bey daha önce tutuklanmış, Serhildan bastırıldıktan hemen sonra idam edilmişlerdir. Böylece Kürd ulusal hareketinin erken dönem örgütlü yapısı ağır bir darbe almıştır.
Ancak idamlar, ortaya çıkan siyasal iradeyi ortadan kaldıramamıştır. Şêx Said ve dava arkadaşları, Kürd milletinin kolektif hafızasında ulusal iradenin, direnişin ve fedakârlığın simgeleri olarak yaşamaya devam etmektedir. 1918'de temelleri atılan Azadî Hareketi'nin siyasal çizgisi; 1924 Beytüşşebap girişimi, 1925 Şêx Said Serhildanı ve 1927 Xoybûn öncülüğündeki Ağrı Hareketi boyunca tarihsel sürekliliğini korumuştur.


Bugün, Şêx Said ve dava arkadaşlarını anmak yalnızca geçmişte yaşanmış acı bir olayı hatırlamak anlamına gelmemektedir. Aynı zamanda Kürd milletinin ulusal hafızasına, siyasal iradesine ve özgürlük mücadelesinin tarihsel köklerine sahip çıkmanın da bir ifadesidir. Bu nedenle 1925 Serhildanı, Kürd ulusal mücadelesinin en önemli tarihsel dönüm noktalarından biri olmayı sürdürmektedir.


Kürdistan Millî İnisiyatifi olarak, idam edilmelerinin 101. yılında Şêx Said ve dava arkadaşlarını saygıyla anıyoruz. Aynı zamanda Cibranlı Xalid Bey, Yusuf Ziya Bey, Şêx Said ve tüm dava arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasını, naaşlarının ailelerine teslim edilmesini ve tarihsel adaletin gereğinin yerine getirilmesini talep ediyoruz.

Biji Kurd û Kurdistan!

KÜRDİSTAN MİLLÎ İNİSİYATİFİ

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.