
Kürd Millî Platformu’ndan “Kürd Millî Konferansı” çağrısı
Kürd Millî Platformu, Kürd meselesi ve yürütülen sürece ilişkin yaptığı açıklamada, savaş ve çatışmaların sona ermesini desteklediğini belirterek, kalıcı çözüm için millî ve kolektif hakların anayasal güvence altına alınması çağrısında bulundu.
Platform, PKK/KCK ve bağlantılı örgütlerin feshi ve silah bırakmaları karşılığında soruşturma, dava ve infaz süreçlerine ilişkin düzenlemeleri olumlu ancak yetersiz bulduğunu belirtti. Açıklamada, Kürdlerin millî varlığının tanınması, Kürdçeye eğitim ve kamusal yaşamda resmî statü verilmesi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve bağımsız bir Kürd Millî Konferansı’nın toplanması talep edildi.
Kürd Millî Platformu tarafından yapılan açıklamanın tamamı şöyle:
KÜRD MİLLÎ PLATFORMU’NDAN KAMUOYUNA
HAKİKİ BARIŞ, ANAYASAL GÜVENCE VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ İLE MÜMKÜNDÜR
Kürd Millî Platformu olarak savaşın, şiddetin ve çatışmanın sona ermesini; Kürd meselesinin barışçıl ve demokratik siyaset yoluyla çözülmesini savunuyoruz. Bu yöndeki her adımı, kimden gelirse gelsin, barış adına değerli buluyoruz.
Ancak bizim barış anlayışımız, Kürd halkının millî kimliğinden, kolektif haklarından ve kendi geleceğini belirleme iradesinden vazgeçmesi anlamına gelmez. Kalıcı ve onurlu barış; Kürd halkının varlığının, dilinin, kimliğinin ve demokratik iradesinin anayasal güvence altına alınmasıyla mümkündür.
PKK/KCK ve bağlantılı örgütlerin feshi ve silah bırakmaları karşılığında soruşturma, dava ve infaz süreçlerine ilişkin düzenlemeler yapılmasını olumlu, ancak yetersiz bir adım olarak değerlendiriyoruz. Asıl ihtiyaç, Kürdlerin bugüne kadar hukuken tanınmamış millî ve kolektif haklarını güvence altına alacak yasal ve anayasal düzenlemelerin yapılmasıdır. Yalnızca silah bırakmayı ve güvenliği esas alan bir yaklaşım kalıcı çözüme ulaşamaz.
Abdullah Öcalan’ın şiddetin yerini siyasetin, kültürün, ekonominin ve toplumsal örgütlenmenin alması gerektiğine ilişkin mesajını önemli buluyoruz. Kürd halkı da savaşın ve yıkımın sona ermesini istemektedir. Ancak barış istemek ile millî ve kolektif haklar güvence altına alınmadan mevcut düzene eklemlenmek aynı şey değildir.
GERÇEK BİR DEMOKRATİK ENTEGRASYON İÇİN
- Kürd halkının millî varlığı anayasal olarak tanınmalı,
- Kürdçeye eğitimde ve kamusal yaşamda resmî statü verilmesi sağlanmalı,
- Kürd halkının demokratik iradesi ve kendini yönetme hakkı güvence altına alınmalı,
- Yerel yönetimler siyasi, idari ve mali açıdan güçlendirilmeli,
- Kürdlerin siyasal örgütlenmeleri ve kurumları hukuk tarafından korunmalıdır.
Bunlar sağlanmadan yalnızca silahların bırakılması, Kürd kurumlarının tasfiyesi ve mevcut sisteme dâhil olunması isteniyorsa bunun adı demokratik birliktelik değil, güvencesiz tasfiyedir.
Silahlı mücadele yönteminin sona ermesi ve siyasetin temel mücadele alanı hâline gelmesi değerlidir. Ancak bunun karşılığında hangi millî ve siyasal hedeflerin izleneceği açıkça ortaya konulmalıdır.
Hangi statü için siyaset yapılacaktır? Hangi millî ve kolektif haklar talep edilecektir? Bu hakların hukuki ve anayasal güvencesi ne olacaktır?
Silah bırakılması somut ve geri dönülmez bir adım olarak değerlendiriliyorsa, karşılığında kazanılacak haklar da aynı ölçüde somut, bağlayıcı ve güvence altında olmalıdır. Kürd halkı yalnızca nelerden vazgeçmesinin istendiğini değil, karşılığında hangi hakları kazandığını da bilmelidir.
KÜRD HALKININ MİLLÎ VE ANAYASAL STATÜSÜ
Kürd halkının bir millet olduğu açıkça kabul edilmeli; Kürd meselesinin yalnızca bireysel haklar, ekonomik geri kalmışlık veya genel demokrasi sorunu olmadığı kabul edilmelidir.
Kürd kimliği, Kürdçe ve Kürdlerin tarihsel coğrafyası anayasal güvence altına alınmalıdır. Kürdçe, Kürdlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde eğitimde, yerel yönetimlerde ve kamu hizmetlerinde resmî olarak kullanılmalıdır. Türkiye'nin diğer bölgelerinde yaşayan Kürdlerin de ana dillerini öğrenmeleri ve kültürlerini yaşatmaları güvence altına alınmalıdır.
Bir halkın kendi ana diliyle eğitim görmesi ve kamusal hizmet alması bir lütuf değil, temel bir millî haktır.
DEMOKRATİK YERİNDEN YÖNETİM VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ
Kürd halkının kendi yaşam alanları üzerindeki demokratik iradesi tanınmalıdır. Belediyeler ve yerel meclisler güçlü siyasi, idari ve mali yetkilere sahip olmalıdır.
Anayasaya ve demokratik hukuk ilkelerine aykırı kayyım uygulamasına son verilmeli; görevlerinden uzaklaştırılan seçilmiş belediye başkanları görevlerine iade edilmelidir.
Sürgünde yaşayan ve siyasi nedenlerle ülkesinden ayrılmak zorunda kalanların güven içinde geri dönüşleri ve siyasete katılımları için genel, eşit ve bağlayıcı hukuki güvenceler oluşturulmalıdır.
Hukukun üstünlüğü ve Anayasa'nın bağlayıcılığına eksiksiz uyulmalı; yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı güçlendirilmelidir. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları gecikmeksizin uygulanmalıdır.
BAĞIMSIZ VE ÇOĞULCU KÜRD SİYASETİ
Kürd halkının geleceği tek bir kişiye, partiye veya örgüte bırakılamaz. DEM Parti dâhil bütün siyasi yapılar, çoğulcu Kürd siyasal alanının unsurlarıdır. Hiçbir yapı Kürd halkının tek ve değişmez temsilcisi olarak kabul edilemez.
Kürd Millî Platformu gibi bağımsız, millî ve demokratik siyaset iddiasındaki oluşumların güçlenmesi; köylerden mahallelere, yerel meclislerden belediyelere kadar tabandan yükselen güçlü ve kalıcı bir siyasal örgütlenmenin oluşturulması gerekmektedir.
BAĞIMSIZ BİR KÜRD MİLLÎ KONFERANSI TOPLANMALIDIR
Kürdlerin farklı siyasi çevrelerini, aydınlarını, akademisyenlerini, gençlerini, kadınlarını, sivil toplum kuruluşlarını ve millî sermayesini bir araya getirecek bağımsız bir Kürd Millî Konferansı toplanmalıdır.
Bu konferansta;
- Kürd halkının asgari millî ve demokratik talepleri belirlenmeli,
- Devletle yürütülecek görüşmelerin temel ilkeleri ortaya konulmalı,
- Süreci izleyecek bağımsız bir temsil ve denetim mekanizması oluşturulmalı,
- Hiçbir kişi, parti veya örgütün Kürd halkı adına tek başına karar vermesi engellenmeli,
- Ortak gelecek için bağımsız ve millî bir yol haritası oluşturulmalıdır.
Devletle yapılacak görüşmeler kapalı ve belirsiz temaslara değil; açıklanmış hedeflere, somut bir takvime, hukuki ve anayasal güvencelere ve halkın denetimine dayanmalıdır.
SONUÇ
Bizler barışa karşı değil, kalıcı, adil ve onurlu bir barışın güçlü savunucularıyız. Ancak adı barış olan her süreci sorgulamadan kabul etmek zorunda değiliz.
Barış; Kürdlerin kimliklerinden, dillerinden, millî haklarından ve özgür bir gelecek kurma iradelerinden vazgeçmeleri üzerine kurulamaz.
Gerçek demokratik birliktelik; kimlikleri, dilleri, iradeleri ve kolektif hakları anayasal güvenceye alınmış eşit halkların özgür iradeleriyle kurdukları ortaklıktır.
Kürd halkının ihtiyacı, hedefleri belirsiz yeni bir paradigma değil; şiddetten uzak, bağımsız, çoğulcu, demokratik ve millî haklara dayanan açık bir siyasal mücadele hattıdır.
Bizim tercihimiz;
Savaştan değil siyasetten,
teslimiyetten değil eşitlikten,
güvencesiz tasfiyeden değil anayasal statüden,
tekçi vesayetten değil çoğulcu millî iradeden yanadır.
PLATFORMA NETEWÎ
KÜRD MİLLÎ PLATFORMU

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.