
İngiltere- İsrail ilişkileri geriliyor: Kudüs’teki İngiliz konsolosluğu kapatıldı, 12 İngiliz vekile giriş yasağı geldi
.
İngiltere hükümeti, işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimleriyle her türlü ticari ilişkiyi yasakladığını açıkladı. Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada yerleşimlerden gelen tüm malların ithalatının yasaklanacağını, şirketlerin finans, inşaat, altyapı, gayrimenkul ve reklamcılık dahil hiçbir alanda yerleşimlere hizmet veremeyeceğini duyurdu. Miliband, “İngiliz halkının, mağazalarımızda ve süpermarketlerimizde yerleşim ürünlerini kabul ederek işgale destek vermemizi istediğini düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.
Bakan, Batı Şeria’nın bazı bölgelerinde Filistinlilere yönelik “etnik temizlik” yaşandığını ve bunun “yerleşimci teröristler” tarafından yürütüldüğünü söyledi; evlerin buldozerle yıkıldığını, yolların ve kamu altyapısının tahrip edildiğini, ailelerin evlerinden sürüldüğünü aktardı. Miliband’a göre yasak altı ila dokuz ay içinde yürürlüğe girecek. Kararı Fransa ve Kanada da benzer adımlarla destekledi; İngiltere, Fransa, Kanada, Danimarka, İspanya, Finlandiya, İrlanda, İzlanda, Norveç, Polonya, Portekiz ve İsveç’in de dahil olduğu 12 ülke, iki devletli çözümü desteklemek amacıyla ortak bir bildiri yayımlayarak İsrail’i yerleşim genişlemesini derhal durdurmaya çağırdı.
İsrail’den sert karşı hamle
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, İngiltere’nin adımına misilleme olarak Doğu Kudüs’teki İngiliz konsolosluğunun kapatılacağını açıkladı. Sa’ar ayrıca İngiliz temsilcilerin Gazze ateşkesini izlemekle görevli uluslararası koordinasyon merkezinden çıkarılacağını, İngiltere’nin Filistin Yönetimi güvenlik güçlerine verdiği eğitimin sona erdirileceğini duyurdu.
Kararın en dikkat çeken boyutu, aralarında eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, Your Party milletvekili Zarah Sultana, İşçi Partili Diane Abbott, Naz Shah, John McDonnell, Richard Burgon ile Yeşiller Partili Carla Denyer, Sian Berry ve Ellie Chowns’un da bulunduğu 12 İngiliz vekil ve vatandaşa İsrail’e giriş yasağı getirilmesi oldu. Sa’ar, yasaklıları “antisemitik ve İsrail karşıtı faaliyetlerde bulunan ya da İsrail Devleti’nin varlığını inkar eden” kişiler olarak tanımladı. Bakan ayrıca “Birleşik Kudüs, İsrail’in başkentidir ve tam egemenliği altındadır” diyerek şehirdeki tüm yabancı faaliyetlerin İsrail’in onayladığı kanallardan yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Washington’da iki farklı ses
Kararın ardından ABD yönetimi içinden gelen tepkiler birbirinden ayrıştı. ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, BBC’nin Newsday programında planlanan İngiliz önlemlerinin ABD’de bazı eyaletlerde faaliyet gösteren İngiliz şirketlere yönelik kısıtlamalara yol açabileceği uyarısında bulundu; sosyal medyada da “İngilizler acı çekecek” ifadesini kullandı.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise çok daha temkinli bir çizgi izledi. Rubio, İngiltere’nin bu kararı alacağından önceden haberdar olduklarını, gerekçelerini dinlediklerini ve istikrar hedefini paylaştıklarını söyledi. Bakan, bölgenin son derece hassas bir döneminden geçtiğini hatırlatarak Batı Şeria’da şiddet ya da gerilim artışı görmek istemediklerini belirtti. Rubio, ABD’nin İngiltere’nin yerleşimlere yönelik ticaret yaptırımlarına katılmayacağını da doğruladı; ancak bunu Huckabee’nin sert tonundan uzak, ölçülü bir dille yaptı.
Analistler, Rubio’nun bu temkinli tutumunun geçmişte Fransa’nın Filistin’i tanıma kararını “pervasız bir karar” olarak nitelendirip sert biçimde eleştirdiği döneme kıyasla belirgin bir yumuşama olduğuna dikkat çekiyor.

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.