İran muhalefeti neden birleşemiyor?

İran muhalefeti neden birleşemiyor?

.

A+A-

İran’da son aylarda yeniden alevlenen protestolar, İslam Cumhuriyeti’nin meşruiyetini sorgulatırken, ülkenin geleceğine ilişkin temel bir soruyu da gündeme getiriyor: Rejim sonrası İran’ı kim yönetecek?

Gösterilere yönelik sert müdahaleler ve binlerce kişinin hayatını kaybettiğine dair iddialar, Tahran yönetiminin gücünü büyük ölçüde baskı ve korku yoluyla sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Ancak uzmanlara göre, rejimin zayıflaması tek başına bir siyasi geçiş anlamına gelmiyor. Asıl sorun, İran muhalefetinin ortak bir vizyon ve liderlik etrafında birleşememesi.

Muhalefet çok, ortak zemin yok

İran karşıtı toplumsal kesimlerin büyük çoğunluğu, hem ülke içinde hem de diasporada İslam Cumhuriyeti’ne karşı çıkıyor. Ancak bu karşıtlık ortak bir siyasi proje anlamına gelmiyor. Muhalefet; etnik kimlikler, ideolojik görüşler, sınıfsal farklar ve İran’ın nasıl bir devlet olması gerektiği konusunda derin biçimde ayrışmış durumda.

Bu parçalanmış yapı, rejim karşıtı cepheyi güçlendirmek yerine zayıflatıyor.

Monarşi yanlıları ve Pehlevi tartışması

Sürgündeki muhalefetin en görünür aktörlerinden biri, devrik Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi ve onu destekleyen monarşi yanlıları. Protestolar sırasında atılan “Şah’a selam” sloganları, Pehlevi’nin İran içinde de sınırlı bir karşılığı olduğunu gösteriyor.

Ancak Pehlevi’nin çevresindeki sert monarşist söylem, muhalefetin diğer kesimlerini uzaklaştırıyor. Eleştirmenler, Pehlevi’nin anayasal monarşi vurgusuna rağmen destekçilerinin otoriter bir restorasyon arzusunu gizlemediğini savunuyor. Bu durum, özellikle kadın hakları savunucuları ve sivil toplum aktörleriyle yaşanan gerilimlerde açıkça görülüyor.

MEK’in tartışmalı geçmişi

Sürgündeki bir diğer güçlü yapı olan Halkın Mücahitleri Örgütü (MEK), Batı’da diplomatik destek bulmasına rağmen İran toplumunda ciddi bir meşruiyet sorunu yaşıyor. İran-Irak Savaşı sırasında Saddam Hüseyin’le kurduğu ilişki ve örgütün kapalı, hiyerarşik yapısı, MEK’i İran kamuoyu nezdinde büyük ölçüde itibarsızlaştırmış durumda.

Uzmanlara göre MEK’in İran içinde kitlesel bir karşılık bulması neredeyse imkânsız.

Etnik ve bölgesel talepler

İran’daki Kürt, Beluç, Arap ve Azeri topluluklar içinde ise merkeziyetçi devlet yapısına karşı daha güçlü itirazlar yükseliyor. Bu gruplar, baskının yalnızca İslam Cumhuriyeti’ne özgü olmadığını, daha eski bir devlet geleneğinin ürünü olduğunu savunuyor.

Ancak ayrılıkçılık ya da federasyon talepleri, İran toplumunun büyük kesiminde endişeyle karşılanıyor ve muhalefet içindeki diğer gruplarla yeni çatışma alanları yaratıyor.

Rejim sonrası boşluk riski

Analistlere göre mevcut tablo, rejimin ani bir çöküşü halinde ciddi bir iktidar boşluğu riskini beraberinde getiriyor. Hiçbir muhalefet grubunun tek başına ülkeyi yönetebilecek toplumsal meşruiyete sahip olmadığına dikkat çekiliyor.

Bu nedenle Batılı uzmanlar, İran’ın rejim sonrası dönemde Irak ya da Afganistan benzeri bir istikrarsızlık sürecine sürüklenebileceği uyarısında bulunuyor.

Çözüm içerideki muhalefette mi?

Uzmanlara göre kalıcı ve meşru bir geçiş ancak İran içindeki “organik muhalefet” üzerinden mümkün olabilir. Sokakta bedel ödeyen, yerel ağlara sahip ve toplumla doğrudan bağ kuran aktörlerin merkezde olmadığı bir geçiş sürecinin başarı şansı düşük görülüyor.

Sonuç olarak, İran için asıl soru yalnızca rejimin devrilip devrilemeyeceği değil; onun yerine nasıl bir siyasi kültürün inşa edileceği. Analistlere göre gerçek çoğulculuk ve siyasi güvenceler sağlanmadığı sürece, rejim sonrası şiddet ve istikrarsızlık riski devam edecek.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.