Hz.İsa'nın Havarisi 'Şüpheci Thomas'ın kemikleri Diyarbakır'da

Hz.İsa'nın Havarisi 'Şüpheci Thomas'ın kemikleri Diyarbakır'da

Hz. İsa’nın 12 havarisinden biri olan ‘şüpheci’ lakaplı Aziz Thomas’ın kemiklerinin bir bölümünün bulunduğu Diyarbakır’daki Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi’ne olan ilgi her geçen gün artıyor.

A+A-

Ramazan YAVUZ-ÖZEL HABER

Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinin eskilerde Hançepek denilen Fatih Paşa mahallesindeki Dört Ayaklı Minarenin hemen karşısında bulunan Mar Petyun Keldani Kilisesi ve hemen yanı başındaki Surp Giragos Ermeni Kilisesi bulundukları konumunda verdiği avantajla günümüzde yerli ve yabancı turistlerin en fazla gezdiği kiliselerden.

12-havari-9.jpgBu iki kilise gibi Ali Paşa’da bulunan ve Çeltik Kilisesi de olarak bilinen Surp Sarkis Ermeni Ortodoks Kilisesi ile İçkale’deki St George Kilisesi, Mardinkapı yakınlarında Muallak sokakta bulunan Protestan Cemaati Kilisesi ile hemen aşağısındaki aynı sokakta bulunan Ermeni Katolik Kiliseleri cemaat yokluğundan terk edildiği için yıllar yılı harap olarak kaldı. Son 10 yılda bu kiliseler restore edildi.

12-havari-1.jpg

İBADETE HEP AÇIK KALDI

Tarihi ve mimari yapısı ile kentin ünlü kiliselerinden biri olan Lalebey mahallesindeki Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi ise cemaati azalmasına rağmen ibadete hep açık kaldı.

12-havari-10.jpg

Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi’nde her Pazar günü ayin yapıldı ve bu günümüze kadarda halen devam ediyor. Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesinin yapılış tarihi ise kesin olarak bilinmiyor.

12-havari-2.jpg

Şemsiler (Güneşe tapanlar) tarafından ilk olarak tapınak olarak yapıldığı söylenen Meryem Ana Kilisesi’nin İ.S 280 yılında kiliseye çevrildiği belirtiliyor. Zamanla yapıda ihtiyaçtan değişiklikler ve eklemeler yapılmış ve kompleks bir yapıya dönüşmüştür. Diyarbakır Valiliği’nin internet sitesinde Meryem Ana Kilisesinin, 3. yüzyıldan günümüze kadar işlevini koruyan önemli bir ibadet mekânı olduğu belirtilerek, “yapılar topluluğu şeklinde tasarlanan kompleks içinde; kilise, Mor Yakup kutsal alanı, dört avlu, derslik ve lojman bulunmaktadır. Kilise, tarih boyunca birçok kez onarılmış olup, bu tamirlerle ilgili 14 adet kitabe bulunmaktadır. Kitabeler arasındaki en eski kayıt 1533 yılına aittir. Son olarak 2005 yılında kapsamlı bir restorasyon geçiren kilise, tarihi kimliğini tam anlamıyla yansıtan bugünkü görünümüne kavuşmuştur. Yapı, göz alıcı ahşap işçiliği, sütunları, sütun başlıkları, parmaklıkları, kürsüleri ve ikonaları ile dikkat çekmektedir” deniyor.

12-havari-3.jpg

Yani buraya boşuna “Süryani kültürünün bölgedeki en önemli inanç merkezlerinden biri” denmiyor.

GÜNEŞ TAPINAĞINDAN KALMA 4 BİN YILLIK TAŞLAR

Uzun bir aradan sonra ziyaret ettiğim Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesinde Kilisenin Diyakosu (Papaz yardımcısı) Saliba Açiş ile uzun bir sohbet gerçekleştirdim. Saliba Açiş, kilisenin tarihi, mimari özellikleri ve Dünya’daki Süryaniler için önemiyle ilgili detaylı bilgiler verdi.

12-havari-4.jpg

İlk olarak yapıldığında Güneş tapınağı olarak kullanılan yapının bölgeye Hıristiyanlık geldikten sonra kiliseye dönüştürüldüğünü belirten Saliba Açiş, “Kilise bir çok savaş, deprem, yangınlar görmüş, tahrip olmuş ancak tekrardan inşa edilmiş. 1719 yılındaki son hali bugünkü halidir. Buranın avlusu daha önce tamamen kilisenin içiymiş. Çok büyük olduğu için Manastır olarak ta kullanılmış. Güneş tapınağından günümüze kadar 4 sıralı taş ve 2 adet pembe sütun kalmış. Bunların 4 bin yıllık olduğu söyleniyor. Bizans roma dönemine ait ayrıca halen sütun başlıkları da var. Yani henüz tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmiyor. “ diyor.

12-havari-5.jpg

“BİR ZAMANLAR İKİ KİLİSEDE BİRDEN AYİN YAPILIYORDU”

Meryem Ana Süryani Kadim kilisesinin bir dönem patriklik merkezi olduğuna da dikkati çeken Saliba Açiş, “Dünyada ilk dini merkezimiz ve Patriklik Antakya’ydı. Daha sonra Malatya, 1034’te ise Diyarbakır. Tahmini olarak 200-250 yıldan sonra patriklik buradan Mardin Deyrulzahfaran’a geçiyor. Buradaki ikinci kilise Mor Yakup kilisesidir ve birbirinden bağımsızdır. Mor Yakup’un mezarı da buradadır. Kendisi Urfa Suruçludur. 5 ve 6. Yüzyılda yaşamış, çokta ünlü bir şairdir. Şu anda kilisede bütün ayinlerimizi mor Yakup ve Mor Afrem şiir ve makamlarıyla yapıyoruz. Her ikisi de Süryaniler arasında çok ünlü ve değerli kişilerdir. Daha önce cemaatimiz yoğun olduğu için aynı anda birbirine bitişik olan 2 kilise de kullanılıyordu. Ancak cemaat zamanla azalınca bir tek ana bölmede ayin yapılıyor” diyor.

12-havari-6.jpg

“12 HAVARİDEN BİRİNİN KEMİKLERİ BURADA”

SalibaAçiş, Dünya’daki Süryaniler için Meryem Ana Süryani Kadim kilisesinin bu saydıklarının dışında farklı bir öneme sahip olduğuna da dikkati çekince meraklanıp “bu fark nedir ?” diye soruyorum. Saliba Açiş, beni ayin yapılan yere götürerek bir duvar kenarını gösteriyor ve anlatıyor. Açiş, “Hazreti İsa’nın 12 öğrencisinden yani havarisinden biri olan elçi Thomas var.

Ona ayrıca ‘ ‘şüpheci Thomas’ diyende vardı. Şüpheci olmasının nedeni ise, ‘ben görmeyene kadar iman etmiyorum’ demiş. İsa Mesih dirildikten 3 gün sonra aralarına inince ve Thomas onu görünce iman ediyor. Bu nedenle ona ‘Şüpheci Thomas’ ta denilmiş. Onun gerçek mezarı Hindistan’dadır. Vefatından sonra patrikler bir araya geliyor ve alınan kararla Thomas’ın kemiklerinin bir kısmı önce Urfa’ya oradan da çok önemli olduğu için buraya getirilip gömülüyor. Ancak ne zaman getirildiğiyle ilgili tarihi tam olarak bilmiyoruz. Aynı bölümde burada görev yapan Patrik Yakup’un da mezarı var. Aziz Thomas’ın kemiklerinin bir kısmı burada gömülü olduğu için bu kilisenin önemi daha da artıyor” diyerek sözlerini tamamlıyor.

TİGRİS HABER 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.