Hürmüz düğümü: Türkiye'de enerjiye zam baskısı

Hürmüz düğümü: Türkiye'de enerjiye zam baskısı

Hürmüz Boğazı'ndaki abluka nedeniyle enerji piyasalarındaki tedirginlik artıyor. IEA Başkanı Fatih Birol "çok ciddi bir kriz" uyarısı yaparken Türkiye'de motorine yeni zam geldi.

A+A-

Ortadoğu'daki savaşta kısmi ateşkes ve sınırlı diplomatik temaslara rağmen gerilim hâlâ yüksek. Özellikle de Hürmüz Boğazı'nda.

ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatıyla Hürmüz'de başlatılan operasyon kapsamında, İran bağlantılı gemilere yönelik denetim ve müdahale yetkisi genişletildi. Ancak askeri baskıya rağmen yaptırıma tabi bazı tankerlerin boğazdan geçmeye devam ettiği bildiriliyor.

Hürmüz Boğazı'ndaki abluka yüzünden enerji piyasaları da yeni bir belirsizlik evresine girdi. Bu da küresel petrol arzına ilişkin riskleri artırıyor.

Türkiye'de de bu dalgalanmaların etkisi hissediliyor.

Petrol fiyatları neden dalgalı?

Piyasalarda bir yandan arzın tamamen kesilmeyeceğine dair beklentiler fiyatları aşağı çekerken diğer yandan Hürmüz Boğazı'ndaki askeri riskler yukarı yönlü baskı oluşturuyor.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ablukasının sürdüğünü ve son 24 saatte 6 ticari geminin İran sularına geri çevrildiğini açıkladı. Ancak buna rağmen bazı tankerlerin boğazdan geçmeye devam etmesi, sahadaki kontrolün tam olarak sağlanamadığını gösteriyor.

Gelişmeler nedeniyle petrol fiyatları sert yükseliş sonrası dalgalı bir seyir izliyor. Analistler, boğazdaki akışın kalıcı biçimde normale dönmemesi halinde fiyatların yeniden yukarı yönlü hareket edebileceği uyarısında bulunuyor.

İran savaşı öncesinde 60-70 dolar bandında olan Brent petrol, çatışmaların ardından kısa sürede 100 doların üzerine çıkmıştı. Brent petrol şu an 94 dolar civarında bulunuyor.

Türkiye'de motorine yeni zam

Küresel piyasadaki bu dalgalanmanın etkisi Türkiye'de de hissediliyor.

Motorine 14 Nisan'da yapılan 4 lira 35 kuruşluk indirimin ardından fiyatlar yeniden yön değiştirdi. Çarşamba gecesi itibarıyla litre fiyatına 3 lira 32 kuruş zam yapıldı. Son zamla birlikte motorinin litresi İstanbul'da yaklaşık 75,5, Ankara'da 76,7, İzmir'de 77 lira oldu.

Türkiye'nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığı nedeniyle uluslararası fiyatlardaki her artış kısa sürede iç piyasaya yansıyor.

Türkiye'de hükümet fiyat artışlarının enflasyona etkisini sınırlamak amacıyla 5 Mart'ta eşel mobil sistemini yeniden devreye aldı. Buna göre petrol veya kur kaynaklı artışların yüzde 75'i ÖTV (özel tüketim vergisi) üzerinden karşılanıyor, yalnızca yüzde 25'i pompa fiyatına yansıyor.

Ancak uzmanlara göre bu mekanizma geçici bir rahatlama sağlıyor. Petrol fiyatlarının yükselmeye devam etmesi halinde hem tüketici fiyatları hem de kamu maliyesi üzerindeki baskı artıyor.

DW Türkçe'ye konuşan enerji uzmanı Ali Arif Aktürk, devletin ÖTV gelirinin önemli bölümünden feragat ederek fiyat artışını sınırlamaya çalıştığını ancak petrol fiyatlarının yükselmeye devam etmesi halinde sistemin etkisinin sınırlı kalabileceğini söylüyor.

Hürmüz düğümü çözülmeden risk bitmiyor

Hürmüz Boğazı dünya petrol ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri. Bu hat üzerinden günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol taşınıyor.

Bu petrolün büyük kısmı Çin, Hindistan ve diğer Asya ülkelerine gidiyor. Katar da LNG ihracatının büyük bölümünü bu rota üzerinden gerçekleştiriyor.

Uzmanlara göre enerji piyasalarındaki belirsizliğin merkezinde Hürmüz Boğazı bulunuyor. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu hat üzerindeki her gelişme, küresel fiyatları doğrudan etkiliyor.

Abluka, tanker geçişleri ve karşılıklı tehditlerin aynı anda yaşanması, piyasaların yön bulmasını zorlaştırıyor. Bu nedenle enerji maliyetlerinde kalıcı bir düşüş için yalnızca diplomatik temaslar değil, sahadaki askeri risklerin de ortadan kalkması gerektiği vurgulanıyor.

IEA Başkanı Birol: Tarihteki en büyük enerji krizi

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, Ortadoğu'daki savaşın enerji piyasaları üzerindeki etkisinin derinleştiğine dikkat çekerek Nisan ayının Mart ayından daha zorlu geçebileceği uyarısında bulundu.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Atlantic Council'da konuşan Birol, yeni enerji sevkiyatlarının yüklenmemesinin krizin büyüdüğüne işaret ettiğini söyledi.

"Bugün itibarıyla günde 13 milyon varil kaybettik. Yarın daha da büyük olabilir" diyen Birol, gaz tarafında da kayıpların Rusya'nın Ukrayna'yı işgali dönemindeki seviyelerin üzerine çıktığını belirtti. İran'la savaşın sonuçlarıyla birlikte yaşanan süreci "tarihteki en büyük enerji krizi" olarak nitelendiren Birol, kesintilerin uzaması halinde ekonomik etkilerin daha da ağırlaşacağı uyarısında bulundu.

Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası yetkilileriyle yapılan temaslar sonrası konuşan Birol, IEA'nın gerekmesi halinde ilave stratejik rezerv salımlarıyla "harekete geçmeye hazır" olduğunu ifade etti. Ajansın bölgedeki enerji altyapısını yakından izlediğini belirten Birol, etkilenen 80'den fazla tesisin üçte birinden fazlasının ağır hasar gördüğünü, bu tesislerin yeniden devreye alınmasının iki yılı bulabileceğini söyledi.

"Dünya ciddi bir enerji güvenliği sınavıyla karşı karşıya. Hiçbir ülke bu sorundan muaf değil" diyen Birol, krizin küresel ölçekte hissedileceğine işaret etti.

Enerji bağımlılığı ekonomiyi nasıl sıkıştırıyor?

Petrol ve doğal gazda büyük ölçüde dışa bağımlı olan Türkiye, küresel fiyat dalgalanmalarından en hızlı etkilenen ekonomiler arasında bulunuyor. Petrolde yaklaşık yüzde 92, doğal gazda ise yüzde 99 seviyesindeki bağımlılık, uluslararası piyasalardaki her artışın kısa sürede iç piyasaya yansımasına yol açıyor.

Enerji maliyetlerindeki yükseliş yalnızca akaryakıt fiyatlarıyla sınırlı kalmıyor; üretimden taşımacılığa, gıdadan sanayiye kadar geniş bir alanda maliyetleri yukarı çekerek enflasyonu besliyor. Hükümetin uyguladığı eşel mobil sistemi kısa vadede fiyat artışını sınırlasa da kamu maliyesi üzerinde ilave bir yük oluşturuyor.

Uzmanlar, petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalması durumunda enflasyonla mücadelenin daha da zorlaşabileceği, cari açık üzerindeki baskının artabileceği uyarısında bulunuyor. Küresel ölçekte ise düşük büyüme ile yüksek enflasyonun bir arada görüldüğü stagflasyon riskinin yeniden güç kazandığı değerlendiriliyor.

DW Türkçe'ye konuşan enerji uzmanı Ali Arif Aktürk de bu sürecin etkilerinin kaçınılmaz olduğunu belirterek "Bu durum uzarsa yalnızca Türkiye değil, küresel ekonomi de aynı anda hem enflasyon hem durgunluk baskısıyla karşı karşıya kalır. Stagflasyon riski açık şekilde ortada" ifadelerini kullanıyor.

Petrol neden tüm maliyetleri belirliyor?

Petrol, yalnızca bir yakıt değil; modern üretim süreçlerinin temel girdilerinden biri olarak ekonominin neredeyse her alanına nüfuz ediyor. Bu nedenle fiyatlardaki artış, plastikten tekstile, gübreden kozmetiğe kadar çok sayıda ürünün maliyetini doğrudan etkiliyor.

Ham petrolün rafinerilerde işlenmesiyle elde edilen petrokimya ürünleri, ambalajdan elektronik üretimine kadar geniş bir kullanım alanına sahip. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, taşımacılık ve lojistik maliyetleri üzerinden tüm üretim zincirine yayılıyor.

Tarım sektörü de bu zincirin önemli halkalarından biri. Enerji yoğun gübre üretimi nedeniyle maliyet artışları doğrudan gıda fiyatlarına yansıyor.

Aktürk'e göre eşel mobil sistemi akaryakıt fiyatlarındaki artışı kısmen frenlese de sanayi ve petrokimya girdilerindeki maliyet baskısını ortadan kaldırmak mümkün değil. Petrol ve doğalgaz türevlerinin tarımdaki rolüne dikkat çeken Aktürk, özellikle tarım sezonunda bu maliyet artışlarının daha belirgin hale geldiğini vurguluyor.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.