Şefik Çolak

Şefik Çolak

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Algılar ve Sahte Demokrasi Kavramları Devleti

A+A-

Şefik Çolak

Kuruluş esasları insan hak ve hukukuna uygun olmayan devletler kendileri için haklılık gerekçeleri üretmek zorundalar. Yaratılan gerekçelere vatandaşlarını ve destekçilerini inandırdıkları sürece egemenlikleri sürdürebilirler. Bir süre sonra bu anlayışlarının devamını, geleceklerinin garantisi olduğunu, verdikleri eğitimle vatandaşlarına inandırırlar. Tezlerinin bilime uygun olması önemli değildir. Olgulara dayanmadığı için de bilimsel olması mümkün değildir.

Sistemin ihtiyaç duyduğu tezleri üreten kurumlar ve kurumlarda görevlendirilen kişiler vardır. Bunların en dikkat çekeni Üniversiteler ve buralarda çalışan çoğu profesörlük ünvanlı kişilerdir. Bunların sayısı da tahmin edilenden çok daha azdır. Biraz dikkat edersek televizyonlarda konuşturulanların, kitap yazanların, üniversitelerde ünlü hoca olarak sunulanların aynı kişiler olduğunu görebiliriz. Yazdıklarını dikkatle okuduğumuzda bilimsellikten ne kadar uzak, veri dayanaksız olduklarını ve kurgu olduğunu görmememiz için biraz aptal olmamız gerekir.

Hizmet ettikleri Resmî İdeoloji haklı kavramlar üzerine inşa edilmediği için sahte demokrasi kavramları ve algılara ihtiyaç duymaktadır. Bunların yaptıkları da sadece budur ve bu yaptıklarından utanmamaktalar. Bilimsel yöntemin ne olduğunu bildiklerinden kuşku duymuyorum, ama bu yöntem onların ihtiyacına cevap vermemektedir. Hepsi aynıdır; ama bir örnek vermekte de yarar vardır. Prof. Dr. Mehmet Saray,Sovyet Tehdidi Karşısında TÜRKİYE’NİN NATO’YA GİRİŞİ, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi yayını olan kitabında yazdıklarının hiçbiri kabul edilebilir bir belgeye dayanmamaktadır. O kadar utanmazca yazılmış ki dipnotlarla referans verdiği kaynakların %80 ni bizzat kendisidir. Kendi görüşlerini tarihsel belge olarak sunmaktan başka çare bulamıyorlar.

Bunlar, kendi aralarındaki sorunlar söz konusu olunca demokrasi havarisi, hak ve hukuk sevdalısı görüntüsü veriyorlar ama Resmî İdeoloji ve Kurdler söz konusu olunca aynı tutum ve davranışı gösteriyorlar. Ağızlarında kopya salyalar saçılmaya başlıyor. Çünkü bilim insanı olma ahlakına ve hassasiyetine sahip değiller.

Bunların bazıları bazen doğru tutum alıyorlar. Bunun altında da mutlaka yandaşı oldukları sistemin ve gurubun yararı olduğu içindir. Doğru tutumu alan kim olursa olsun doğruya doğru demekte sakınca yoktur. Yarar vardır. Boğaziçi Üniversite’sindeuzun süredir bir direniş devam ediyor. Takip ediyorum, başta öğretim görevlileri olmak üzere, katılımcıların tümünü de takdir ediyorum. Toplumdan fiili olmasa ve bazı eksiklikleri içerse de büyük destek görmektedir. Bir süre önce hocaların hocası olarak tanımlanan hocalardan biri olan Prof. Dr. Nermin Abadan Unat da 98 yaşında,bu hocaların başında durarak protesto eylemine katılmıştı. Herkesin takdir ettiği gibi, ben de hocanın bu tavrını takdir ettim. Geçmişte ne yaparsa yapsın, bugün yaptığı doğruyu görmemek, doğru olmazdı.

Unutmamak gerekir ki “SÖZKONUSU VATANSA BİLİM TEFERRUTTIR” sözü de Nermin Abadan Unat’a aittir. 1970-73 yılları arasında Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde akademisyenler arasında yaşanan tartışmalara bakınca neler yaşandığını görebiliriz. Bir toplantıda “olgulara dayandırılan bir bilimsel çalışma, devletin hoşuna gidiyor ise yapılmalı, aksi takdirde, olgular görmezlikten gelinmeli ve çalışma yapılmamalıdır.” Diyebilmiştir.O yıllarda görevden alınan bütün öğretim görevlilerinin görevden alınma veya göreve iade edilmesi kararlarının alındığı Konsey’de Nermin Abadan Hoca da vardır. Verilen kararların tümünde imzası vardır. Buna rağmen buradaki tavrını görmemezlikten gelemeyiz.

İsmail Beşikçi hocamızın"Söz konusu vatansa bilim teferruattır": ANILAR (İBV Yayını) kitabında başta Nermin Abadan Unat ve benzerlerinin nasıl insanlar olduklarını aralarında yaşanan tartışmaları yazarak ne kadar güzel anlatmış. Okunmasında yarar vardır.

Bu tutum devam ettiği ve gerçekler görmezden gelindiği sürece, bu ülkede adalet olmaz. Babalarımızın ve bizlerin yaşadıklarını çocuklarımız ve torunlarımız da yaşayacaktır. Bizler huzur bulmadığımız sürece, devletin sahipleri de huzur bulmayacaktır.

Bazı doğruların yanında içindeki yanlışları görmeme alışkanlığından vazgeçileceğini umarım.

Önceki ve Sonraki Yazılar