Celâl Temel

Celâl Temel

Yazarın Tüm Yazıları >

27 Mayıs Darbesi Sonrası Sivas Askeri Kampı ve Tümgeneral Sabri Koçak

A+A-

27 Mayıs 1960 Darbesi’nden yaklaşık altı ay önce, 17 Aralık 1959 tarihinde, daha sonra “49lar Davası” olarak adlandırılan bir davada yargılanacak olan Kürd aydınlarının tutuklanması başlamıştı. Darbe yapıldığı sırada bu Kürd aydınları, İstanbul Harbiye zindanındaydılar. Darbe yönetimi, daha sonra yayımladığı bir af kanunuyla tutukluların çoğunu bırakırken Kürd tutuklular, af kapsamı dışında tutuldu. Yeni tutuklamalar gerçekleştirildi.

Darbenin gerçekleştiği tarihten dört gün sonra, 31 Mayıs 1960 tarihli Cumhuriyet gazetesi, “Kürdistan Tesisi İçin, Sabık DP İçinde Çalışmalar Yapılmış.” manşetiyle çıktı. Bu haberin hemen ardından, 1 Haziran gününden itibaren, çoğu şeyh, ağa ve aşiret reisi ailelerinden olmak üzere, Kürd illerindeki pek çok kişi tutuklanıp Sivas Kabakyazı’daki 5. Piyade Er Eğitim Tugayı’ndaki askeri kampta götürüldü. Askeri kampa götürülenlerin tam sayısı bilinmese açıklanmasa da bu sayının beş yüze yakın olduğu (pek çok kaynak 485 diyor) biliniyor.

Bu yazımızın konusu, son günlerde çokça gündeme gelen, bu kampın komutanı Tümgeneral Sabri Koçak’ın o kamptaki tavrıyla ilgili olacaktır.

27 Mayıs 1960 askeri darbesi olduğu sıralarda Sabri Koçak, Kabakyazı 5. Piyade Er Eğitim Tugayı komutanıydı. Kurmay subay olmadığı hâlde, başarılı bir asker olarak görülerek generalliğe terfi ettirilmişti. Komutanlığı sırasında Sivas’taki soğuktan dolayı sık sık meydana gelen asker ölümlerini, uzun nöbetleri kaldırarak önlemişti. Bu yanıyla gündeme gelmişti.

1960 yılı yaz aylarında ise bu tugaya getirilen Kürdlere karşı insancıl yaklaşımıyla dikkat çekti. Şeyh, ağa diye kampta gözetim altında tutulanların çoğu aslında yoksul köylülerdi. Bu insanların, Mela Mustafa Barzani ve Rusya’nın desteğiyle bir Kürd devleti kurmaya çalıştıkları ve isyan hazırlığı içinde oldukları iddia ediliyordu. SDivas Askeri Kampı’nda gözetimde tutulanların tamamına yakını devrik DP’ye yakın kişilerdi. Bu kampın oluşmasında büyük fikir sahibi olan 3. Ordu Komutanı Orgeneral Ragıp Gümüşpala[1] ve kampa sık sık gelen, dönemin asker kökenli İçişleri Bakanı Muharrem İhsan Kızıloğlu sertlik yanlısıydılar.

 “BABAM ŞARKIN CELLADI, BEN DE SİZİN CELLADINIZ OLACAĞIM.”

Babasıyla birlikte bu kampa getirilen Diyarbakırlı Sait Ensarioğlu, gazeteci Nevzat Çiçek’leyaptığı söyleşide, Muharrem İhsan Kızıloğlu’nun, “Siz neler yapıyorsunuz, isyan hazırlığı içindesiniz. Bana bak! Babam şarkın celladıydı, ben de sizin celladınız olacağım.”[2] dediğini belirtiyor.

1960 yılı sonbahar aylarında kamptakilerin bırakılması, içlerinden 55 kişinin sürgün edilmesi ve tutuklanması kararı alındı. Bu sıralarda, bir gece nöbetinde bir Yarbay, Said Ensarioğlu’na heyecanla anlatıyor: “Evladım, Muharrem İhsan Kızıloğlu ve birkaç kişi toplantı yaptı. ‘Bunlar her zaman elimize geçmez, kurşuna dizip yok edelim, zabıtları da farklı düzenleriz; dur ihtarına uymadılar deriz' dedi.”[3]

Sait Ensarioğlu bundan sonrasını da şöyle anlatıyor: “Ancak kamp komutanı Sabri Koçak Paşa, doğrudan Cemal Gürsel'i aradı. Gürsel'e, ‘Buradakiler böyle bir şey söylüyor. Haberiniz var mıdır? Varsa bile bunu bana yaptıramazsınız, beni de onlarla birlikte öldürebilirsiniz' dedi. Gürsel Paşa da 'Aman bunlar size emanettir. Sakın biz daha eskinin hesabını veremiyoruz (Mustafa Muğlalı, 33 kurşun olayı) kimseyi dinleme.’ Böylece bu tehlike ortadan kalktı."[4]

Sabri Koçak, kamptakileri "esir" olarak görmeyip, "insani" bir yaklaşım gösterirken şöyle de ilginç bir durum vardı. Sabri Koçak Ağrılı bir Kürd aileden geliyordu. Babası, yıllar önce, Ağrı’nın ileri gelen ailelerinden “Öztürkler” tarafından öldürülmüştü. Öztürklerden de kampa birkaç kişi getirilmişti.  Buna karşılık onlara karşı intikam duygusuyla hareket etmedi, ayrı davranış göstermedi.[5]

  Sabri Koçak’ın Şüpheli Ölümü

Sabri Koçak, daha sonraları Ankara Merkez Komutanlığına atanıyor. Bu görevde iken, Kayseri’ye bir denetleme görevi için gidiyor. 17 Haziran 1969 tarihinde kaldığı Orduevi’nde banyoda düşüp öldüğü açıklanıyor.

Ancak bu ölüm, “derin devlet”, “Özel Harp Dairesi”, “Kontrgerilla” tartışmalarının başladığı o yıllarda şüpheli görüldü. Bir suikast olabileceği, sonradan konuşuldu, yazıldı. Son zamanlarda da yazılıyor. İçinde yaşadığımız toplumda, dünden bugüne benzeri o kadar çok olay oldu ki şüphelenmemek mümkün değildir. Ancak elimizde somut bir sonuç yok. Hukuki bir soruşturma açılmadı, konu bir şüphe olarak kaldı...

 -------

NOT-1: Önümüzdeki günlerde, Sivas kampına hangi ailelerin götürüldüğü ve bu kampın sonunda tutuklanan “55ler” in kimler olduğuyla ilgili kapsamlı bir yazı yayınlayacağız.

NOT-2: Son zamanlarda Sabri Koçak ile ilgili olarak yazılan bazı yazılarda, 1959 yılında Kerkük’te bazı Türkmenlerin öldürülmesi olaylarına karşı, Sivas kampında da intikam alınması söz konusu edildiği ve Sabri Koçak’ın buna karşı çıktığı belirtiliyor. Kerkük olaylarıyla ilgili olarak, 8 Nisan 1959 tarihinde, TBMM’ne, Başbakan Adnan Menderes’in cevaplaması istemiyle, “bilmisil” (aynıyla karşılık) talep eden CHP Niğde Milletvekili, eski general Asım Eren’dir. Bu konu, 27 Mayıs Darbesi’nden önce meydana gelen ve 49lar’ın tutuklamalarına giden süreçte etkisi olan bir başka konudur…[6]

/CT/

siwas-kamp-sabri-kocak.webp


[1]  Daha sonra Adalet Partisi’nin (AP) kurucu genel başkanı.

[2]  Nevzat Çiçek, 27 Mayıs’ın Öteki Yüzü, SİVAS KAMPI, Lagin Yayınları, 2010, s. 41

[3]  Çiçek, age, s. 43

[4]  Çiçek, age, s. 43

[5]  Çiçek, age, s. 39

[6]  Celâl Teme, 49LARIN HİKÂYESİ, İBV Yayınları, 2026, s. 66-67

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.