
PWK, DEM Parti’nin Diyarbakır Toplantısı’na Neden Katılmadı?
Öcalan, PKK, DEM Parti ve DBP'nin söylemleri, bir millet olarak Kürtleri ve onun kolektif milli, demokratik haklarını yok sayıyor.
DEM Parti bazı siyasi parti, grup ve sivil kurumlarla 25.10.2026 günü Diyarbakır’da bir toplantı gerçekleştirdi. Bu toplantı için partimize de davetiye gönderilmişti. Partimiz, bu toplantıya katılmayacağını DEM Parti yetkililerine bildirmişti.
Daha önceleri de Demokratik Birlik İnisiyatifi’ne katılmamız yönünde partimize çağrı yapılmıştı. Partimiz Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin toplantılarına da katılmamıştı.
Hem DEM Parti’nin düzenlediği toplantıya hem de Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin toplantılarına neden katılmadığımıza açıklık getirmek amacıyla kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz.
DEM Parti davetiyesinde ‘’Kürtlerin durumunu ve Kürtler arası siyasal birlik meselesini birlikte değerlendirmek üzere bir araya gelmeyi önemsiyoruz’’ denilmekteydi. Daha önce Demokratik Birlik İnisiyatifi de ‘’milli, demokratik bir birlik oluşturmak’’ iddiasıyla partimizi birkaç kez toplantıya çağırmıştı.
Öncelikle, her siyasi oluşumla diyaloga açık olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Ama, DEM Parti ve Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin savunduğu fikir, siyasetlerin Kürt ve Kürdistan gerçekliğine dayalı ulusal-demokratik prensipleri içermemesi sebebiyle, her iki kurumun ‘’ulusal birlik’’ iddiasıyla düzenledikleri toplantılara katılmadığımızı dile getirmek istiyoruz.
Çok sayıda Kürt aydın ve siyasetçisi, Kuzey Kürdistan’da ulusal birlikten söz ederken; daha çok Öcalan, PKK, DEM Parti, DBP (Demokratik Bölgeler Partisi) etrafında ya da onların da içinde bulunacakları bir birliği kastediyorlar.
Her şey bir yana, kendisini ‘’Türkiyeli bir parti’’ olarak tanımlayan DEM Parti’nin ve onun bir bileşeni olan DBP’nin Kürt, Kürdistani bir ulusal birliğin, ittifakın bir bileşeni olmaları zaten onların bu ‘’Türkiyeli Parti’’ niteliklerine ters düşer.
Öcalan, PKK, DEM Parti ve DBP'nin söylemleri, bir millet olarak Kürtleri ve onun kolektif milli, demokratik haklarını yok sayıyor.
Ama, DEM Parti’nin kendisini ‘’Türkiyeli bir parti’’ olarak tanımlama gerçekliği bir yana; Öcalan’ın Kürt, Kürdistan sorunu ve bu sorunun çözümü konusunda yazdıkları, dile getirdikleri ortadadır. Öcalan, "demokratik ulus’’, “Aşırı milliyetçi savruluşun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır”, "eşit vatandaşlık’’, ’’entegrasyon’’, "ulus devlet yerine, komünal toplum" diyor ve dört parçadaki milli, demokratik güçleri ‘’geçici yapay karşı devrim öğeleri olarak, tasfiye aracı olarak dayatılan aygıtlar oluşumu’’ olarak görüyor. PKK, DEM Parti ve DBP de Öcalan’ın bu görüşlerini destekliyor, savunuyor.
Peki, sormak lazım: Kürtlerin bir millet, Kürdistan’ın bir ülke olduğu gerçeğini görmeyen, Kürdistan’a milli, coğrafi, siyasi bir statüyü, Kürtlere dil, kültür ve kollektif milli demokratik hak ve özgürlükleri reva görmeyen, dört parçadaki ulusal demokratik güçleri‘’karşı devrim öğeleri’’ olarak itham eden Öcalan’ı destekleyen ve ona tabi olan DEM Parti, DBP, PKK ile ‘’ulusal birlik’’ nasıl sağlanacak?
Bugüne kadarki siyaset, pratik, tutum ve anlayışları ile son dönemlerdeki yaklaşım ve söylemleri dikkate alındığında, Öcalan, PKK, DEM Parti ve DBP'nin milli, demokratik bir birlik ya da ittifaktan çok; olabilecek en geniş Kürt siyasi, sivil ve demokratik kurum ve şahsiyetlerini kendi etrafında bir aksesuar gibi kullanmaya, olası ulusal demokratik bir birliğin önünü kesmeye ve o potansiyeli ayrıştırmaya çalıştıklarını görebiliriz.
Ayrıca, Öcalan, İmralı Heyeti ile yaptığı görüşmelerde, bundan böyle DEM Parti’nin ya da kurulacak yeni bir partinin fiilen başında kendisinin olacağını, sürece dair tüm söz, yetki ve kararın kendisinde olacağını açık bir şekilde dile getiriyor. Şimdi sormak lazım: Bırakalım bir ‘’ulusal birliği’’, DEM Parti ve o eksendeki oluşumların tek yetkili mercisi Öcalan ise, DEM Parti, DBP, sivil toplum kuruluşlarının, şahsiyetlerin bir rol, işlev ve yetkileri kalıyor mu? Ve Öcalan’ın tek karar mercii, yetkili olduğu, diğerlerinin aksesuar olmaktan öteye geçemedikleri bir tabloda, böylesi bir anlayışla, herhangi bir ittifak, ortaklık nasıl sağlanacak?
Demokratik Birlik İnisiyatifi, Öcalan’ın Kürtlerin milli, demokratik haklarını yok saymasını destekliyor mu?
DEM Parti, DBP, YJK vb. oluşumlar Öcalan’ı, kendi liderleri, ‘’halk önderi’’, ‘’Kürt sorununun çözüm adresi’’ olarak tanımlamakta ve Öcalan’ın tüm bu açıklamalarına destek sunmaktadırlar.
Demokratik Birlik İnisiyatifi kendisini ’’DBP ve ona yakın oluşumların da içinde olduğu 300 siyasi parti, STK ve şahsiyetten oluşan ulusal, demokratik bir birlik’’ olarak tanımlıyor.
Demokratik Birlik İnisiyatifi, kuruluş bildirgesinde şöyle diyor: ‘’Sayın Abdullah Öcalan’ın Kürt meselesinin çözümü için sunduğu barış ve demokratik toplum çağrısının tarihsel önemini çok net görmekteyiz. Bu çağrıyı ve süreci destekliyor, demokratik, örgütlü bir toplumun inşası için mücadele edeceğimizi beyan ediyoruz’’.
Şimdi, Demokratik Birlik İnisiyatifi’ne sormak istiyoruz: Sizler, Öcalan’ın Kürtlerin millet olarak varlığını, kollektif milli hak ve özgürlüklerini, milli, coğrafik, siyasi bir statü ile kendisini yönetme hakkını yadsıyan görüşlerini destekliyor musunuz? Şayet Öcalan’ın bu görüşlerini destekliyorsanız, Kürtlerin milli, demokratik hak ve özgürlüklerini içeren prensipler ile Öcalan’ın bu görüşlerini aynı kefeye koymak, bağdaştırmak mümkün müdür? Hele hele dört parçadaki milli, demokratik güçleri ‘’geçici yapay karşı devrim öğeleri olarak, tasfiye aracı olarak dayatılan aygıtlar oluşumu’’ olarak nitelendiren Öcalan ve destekçisi siyasal oluşumlarla ulusal demokratik bir birlik gerçekleştirilebileceğine gerçekten inanıyor musunuz?
Milli, Demokratik Bir İttifak Oluşturulmalıdır
Biz PKK’nin silahları bırakmasının halkımızın çıkarına olduğunu söylüyoruz ve zaten yıllardır PKK’nin silahlı eylemlerinin halkımıza zarar verdiğini dile getiriyorduk. Ama gerek Türk Devleti’nin gerekse Öcalan’ın açıklamalarından hareketle bir barış, demokrasi, kardeşlik ve Kürt sorununun çözüm sürecinden söz edilemeyeceğini de dile getiriyoruz. Yaşananların, Kürt milletinin varlığını, kollektif milli hak ve özgürlüklerini yok sayan bir oylama, öteleme süreci olduğunu söyleyebiliriz.
Elbette ki siyasi, sivil, demokratik çalışma ve düşüncelerinden dolayı cezaevinde olanların serbest bırakılmalarını ve tüm bu davaların düşürülmesini istiyoruz. Acil talepler olarak Kürt kimliğinin, Kürtçe ana dilde eğitim hakkının ve Kürtçenin resmi dil olmasının, düşünce, ifade, inanç ve örgütlenme özgürlüğünün yasal ve anayasal güvencelere kavuşturulmasını hemen şimdi talep ediyoruz.
Kapalı kapılar ardında sürdürülen görüşmelere son verilerek, Kürt siyasi partileri, sivil toplum kuruluşları ve akil insanların ortak bir milli temsiliyetle 30 milyona yakın Kuzey Kürdistan ve Türkiye’deki Kürtlerin temsilcisi olarak Türk Devleti’ne muhatap olmaları gerektiğini söylüyoruz.
Bu yaklaşımla, öncelikle halkımıza milli, demokratik bir alternatif oluşturmak için acilen adım atılması gerektiğini söylüyoruz. Kürt milleti ve Kürdistan’ın varlığının, Kürt milletinin kendi geleceğini belirleme hakkının, Kürdistan’a milli, coğrafi, siyasi statünün kabulü, ulusal işbirliği ve ittifakın stratejik programının vazgeçilmez esasını oluşturmalıdır diyoruz. Bu stratejik programı Kürt milletinin güncel, acil talepleriyle bütünleştirerek, ulusal demokratik birlik oluşturulmalıdır diyoruz. Bu yaklaşıma evet diyen, iradeleri kendi ellerinde olan tüm parti, siyasal grup ve şahsiyetler ulusal birlik için masaya oturabilir, birlikte ortak bir çerçeveyi oluşturarak ulusal bir işbirliğini
14 Mart 2026 tarihinde Diyarbakır’da ulusal birlik girişimi amacıyla toplanan konferansın kararlarını ve daha sonra yapılan çalışmaları Kürdistan Ulusal İttifakı yolunda atılmış tarihi, milli adımlar olarak görüyor, destekliyor ve önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek bir konferansla halkımıza ulusal ittifak müjdesini vereceğimize olan inancımızı halkımızla paylaşmak istiyoruz.
29.10.2026
Kürdistan Yurtseverler Partisi (PWK) Basın Bürosu

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.