Nurullah Timur

Nurullah Timur

Yazarın Tüm Yazıları >

TÜRKİYE DEKİ DARBELERE 4 PARCADAKİ KÜRT MÜCADELESİNİN ETKİLERİ (3)

A+A-

12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’ne Nasıl Gelindi

Bundan önceki 2 yazımda 1960 ve 1971 darbelerinin oluşmasında dört parçadaki kürd hareketlerinin olası kazanımlarına karşı devletin nasıl darbeler yolu ile refleks gösterdiğini anlatmaya çalıştım. Bu yazımda en kanlı darbe olan 1980 darbesini anlatmaya çalışacağım. 

 Güney’de Irak yönetimi ile problemler yaşanmaya başlandı. Özellikle Kerkük meselesinde anlaşma sağlanamıyordu. Baas rejimi, Kürdistan şehri olan Kerkük’ün otonomi anlaşması kapsamında Kürt yönetimine alınmasına kabullenmiyordu. Çok geçmeden çatışmalar yine başladı.1974 yılında Irakla KDP arasında yeniden görüşmeler başladı.Bu görüşmelerde asıl sorun Kerkük’tü. KDP’nin hedefi Kerkük’ü Kürdistan toprağı olarak tescil ettirmek ve özerk bölgenin başkenti yapmaktı. Saddam ise KDP dışındaki Kürd’lerle ilişki kurarak bunu engellemeye çalışıyordu.1 Mart 1974’de Irak hükümeti özerklik yasasını yayınladı.Bu yasaya göre özerk yönetimin kendi kendini yönetmesi engelleniyordu. Kerkük’teki Kürd nüfusun mülk sahibi olmaları engellenirken, eyaletin demografik yapısı Kürd’ler aleyhine Arap nüfus yerleştirilerek değiştiriliyordu ve çatışmalar yeniden başladı. Çatışmalarda İran bir yandan Kürd’lere destek verirken diğer yandan Saddam’la gizli görüşmeler yapıyordu. Çok geçmeden Mart 1975’te Cezayir’deki OPEC konferansında Saddam ile Şah anlaştıklarını dünyaya duyurdular. İran Devleti KDP’ye olan desteğini geri çekti. Irak Rejimi geniş çaplı bir saldırı başlattı. Bölgedeki direnişi bastırdıktan sonra Irak Rejimi, İran ve Türkiye sınırı boyunca yer yer 30 Km’yi bulan güvenlik koridoru oluşturdu.

Yenilgiden hemen sonra daha önce Beyrut’ta KDP’nin temsilciliğini yapan Talabani bazı arkadaşları ile birlikte 1 Haziran 1975’te Şam’da Kürdistan Yurtseverler Birliği’ni kurduğunu ilan ettiler.Aradan çok geçmeden KDP ile YNK birbirlerine karşı savaşmaya başladılar.Bu yıpratıcı savaş 1980 yılına kadar sürdü.

1970 yılında Hafız Esed askeri bir darbe ile Suriye’de iktidara geldi. Yasama, Yürütme ve Yargıyı  kontrolüne alarak  totaliter bir sistem kurdu. Kendi dışındaki tüm aktörleri saf dışı bıraktı. Kimliksiz olan yüz binlerce kürde kimlik vermedi. 1980’li yıllarda af ilan ederek bütün Kürt siyasi mahkûmları serbest bıraktı.

1973 yılında yapılan seçimlerde CHP iktidara geldi.ve1974’de af çıkardı. Aftan sonra Türkler ve Kürd’ler yeni örgütlenmeler içindeydiler. Bu dönemde T-KDP illegal olarak faaliyetlerini sürdürdü ve TKSP(1974) illegal olarak kuruldu. KİP, RİZGARİ, PDKT/KUK, KAWA, TEKOŞİN gibi örgütler de illegal olarak faaliyet gösteriyorlardı. 1976 yılında Ankara ve İstanbul da DHKD kuruldu daha sonra diğer Kürd illerinde kuruldu merkezi olamadan kapatıldı.  28 Eylül 1977 de Genel merkezi Diyarbakır olan DDKD kuruldu ve hızla yayıldı.Bu gençlik örgütünün özelliği Kürd gençliği ilk defa bir merkezi gençlik örgüt kuruyordu, genel merkezini Vildan Tanrıkulu ile Erdem Gencan’ın valiliğe teslim ettiği dilekçe ile  Diyarbakır’da açılıyordu. İlk Genel Başkanlığına Paşa Uzun getiriliyordu..  DDKD Kuzey’in birçok il ve ilçesinde örgütlendi. Yine Rızgari çevresi tarafından 1977 Aralık’ında Ergani’de ASKDER kuruldu. Daha sonra değişik illerde kuruldu. Merkezi olamadan kapatıldı. Bunlar gençlik örgütleri idi ama kırsalda da çalışıyorlardı. Kürd siyasi hareketleri de artık Türkiye partilerinde çalışmak istemiyorlardı.  Kürtler Bağımsız örgütlenmeyi hedeflerine koymuşlardı.

6 Eylül 1975’de Kuzey Kürdistan da büyük bir felaket yaşandı. Lice’de deprem oldu hasar çok büyüktü. Bütün örgütler Lice’nin yardımına koştu.

5 Haziran 1977’deyapılan genel seçimlerde Rızgari hareketi Şerafettin Kaya’yı Muş tan bağımsız milletvekili adayı yaptı ve seçim deklarasyonu yayımladı. 11 Aralık 1977 yerel seçimler yapılacaktı. Bir önceki yerel seçimleri CHP kazanmıştı ama şimdi durum değişmişti özellikle herkesin gözü Diyarbakır’da idi Kürd örgütleri yerel seçimlere bağımsız adaylarla katılmaya çalışıyordu. Sahada iki kitlesel güç vardı. TKSP ve KİP( T’de-KDP ismini değiştirip KİP olmuştu.)Yine 1978 yılında PKK kurulmuştu. Kürt örgütleri 2 farklı adayla seçimlere katılmıştı. TKSP adayı Mehdi Zana KİP in adayı Yahya Mehmetoğlu idi. CHP de Recai İskenderoğlu’nu aday yapmıştı. Seçimleri Mehdi Zana kazandı.   İkinci olan Yahya Mehmetoğlu cok az bir oy farkla kaybetmişti. CHP çok oy kaybederek 3. olmuştu.

CHP Diyarbakır’dan silinmişti. Artık Kürt örgütleri giderek tek başına yerel yönetimleri alabilecek güce gelmişti. Yerel seçimlerdeki başarı ve moralle 1979 de senato yenilenme seçimlerine katılma kararı alındı. Bu seçimlerde KİP Mardin, Van ve Siirt’te 3 adayla TSİP listesinden katıldı. Çok önemli oylar aldılar. Yine aynı yıl 1979 Nisanında Ala Rızgari Çoğunluk kırsalın katıldığı Malazgirt mitingini yaptı. Yoğun bir katılım olmuştu.

Artık seçimleri kazabilmek mümkündü ama seçimlere kendi adlarına katılabilecekleri Kürd partisi yoktu. Kürd hareketleri kitleselleşiyorlardı. Bu arada da Türkiye’de derin devletin de organizasyonuyla  ‘’sağ -sol çatışması’’  adı altında çatışmalar alabildiğine büyüyordu. Kitleselleşen Kürd hareketleri silahlı mücadeleden geri duruyorlardı. Ama silahlanma öyle boyutlara varmıştı ki o süreçte silahlı mücadeleyi doğru görmeyen siyasi örgütler bile kendilerini korumak için silahlanmak zorundaydılar. Kurtarılmış mahalleler ve şehirler oluşmaya başladı. Türk Devleti de Kürt aşiretleri arasında çatışmaları körüklemeyi yoğunlaştırdı. Hilvan ve Siverek’te PKK ile Bucaklar arasında çatışmalar Kürt milli potansiyeline ve halka büyük zarar verdi.

İran’da şaha muhalefet yapan Humeyni 1960’da sürgüne gönderilmişti. Önce Türkiye ‘de sonra Irak’ta kaldı daha sonra Fransa’ya geçti. Humeyni bir süre sonra İran’da başlayan ayaklanmalara öncülük etti.1979 yılında İran’a döndü ve Devlet Başkanı oldu. İran’da başlayan bu ayaklanmalara Kürd’ler de destek verdi. Humeyni  ‘’Devrimi Kürd’lerle birlikte yaptık’’ diyordu. Devrim hükümeti Mahabat’ta Kürd’lerle görüşmek üzere resmi bir heyet gönderdi. Kürtler bu heyete 8 maddeden oluşan taleplerini ilettiler. Bu özerklik talebi idi. Kürtler Federatif bir İran devletinde özerk olarak kendi kendilerini yönetmek istiyorlardı. Talepleri İKDP biçimlendiriyordu. Humeyni bu talepleri reddetti ama görüşmeler devam ediyordu. KDP ve KOMALA hükümete muhatap oluyorlardı Humeyni İran devlet televizyonundan Kasımlo’yu ‘’Allah’ın düşmanı’’ olarak ilan ettiğinde tarihler 19 Ağustos 1979’u gösteriyordu. Bu darbeden hemen sonra KİP saflarında mücadele eden ve geçenlerde kaybettiğimiz Mahmut Çıkman İran darbesinin Türkiye de bir darbeyi tetikleyeceğini tespit etmiş ve bizlerle paylaşıyordu. Aynı dönemde Bütün Kürd hareketlerinde bölünme yaşanıyordu.12 EYLÜL’e az kala yaşanan bu bölünmelerin gerçekten ayrıca araştırılması gerektiği düşüncesindeyim.

Türkiye’de ki Kürd hareketinin kazanımları İran’daki gelişmeler Türk devletini kaygılandırıyordu ki 12 Eylül 1980’de NATO askeri-faşist bir darbe oldu.  İran ve Batı Kürdistan’daki gelişmelerin 12 Eylül askeri darbesinin yapılmasını hızlandıran bir faktör olduğunu söyleyebiliriz.

Diğer darbelerin aksine 12 Eylül darbesi çok uzun sürdü önceki darbelere göre daha çok gözaltı daha çok tutuklama, daha çok işkence ve ölüm vardı. Kürtlere o kadar çok işkence yapıldı ki Diyarbakır ceza evinde yapılanlar neredeyse Hitler faşizmini geçti ve bununla ilgili çok sayıda anı kitapları ve kısa metrajlı filmler yapıldı.Bütün siyasi partiler kapatıldı.Faşist bir yönetim oluştu.

1982 yılında Danışma Meclisi tarafından şoven,  faşist, totaliter, yeni bir Anayasa yapıldı. Halkoyuna sunuldu ve %91.37 oy alarak yasalaştı. Kenan Evren Cumhurbaşkanı oldu.

Artık 1980 darbesi bütün gücüyle Kürtlere yönelmişti 1983 yılında çıkarılan bir yasa ile Kürtçe yasaklandı. Çocuklara konulan Kürd’çe isimler yasaklandı. Birçok Köyün Kürd’çe isimleri Türkçe olarak değiştirildi.

1983 yılında seçimler oldu 3 yeni parti seçimlere katıldı ve Anavatan Partisi iktidara geldi,  Turgut Özal Başbakan oldu. Nisan 1985 yılında köy koruculuğu yasası getirildi. Devlet tarafından silahlandırılan siviller Devlet güçleri ile birlikte Köylere baskın yapmaya ve köyleri yakıp boşaltmaya başladılar.1987 yılında Yeni Anayasa’nın geçici 4. Maddesi siyasi yasaklar ile ilgili idi. Yasakların kalkması için tekrar referandum yapıldı. % 50.16 Evet,%49.84 Hayır oyu ile bazı siyasi yasaklar kaldırıldı.1987 yılında yapılan seçimlerde ANAP tekrar iktidar oldu. Aynı yıl Kuzey Kürdistan’da olağanüstü hal ilan edildi. JİTEM oluşturuldu. JİTEM eliyle Faili meçhuller en çok bu dönemde yaşandı. 17 bin faili meçhulden söz edilmektedir.1994 yılına gelindiğinde OHAL’in kapsamı daraltılmaya başladı.

Türkiye’deki 12 Eylül 1980 darbesinden hemen sonra 22 Eylül 1980’de İran-Irak savaşı başladı ve 1988 yılına kadar sürdü. Batılı güçler Saddam’a destek veriyorlardı. Savaş devam ederken 1987 yılında KDP, YNK, KSP, KDHD, PASOK, EP, İKDP, SDH‘nin oluşturduğu Kürdistan Cephesi Saddam’ı kaygılandırmıştı. 23 Şubat ile Eylül 1988 yılları arasında eşgüdümlü saldırıda kimyasal silah kullanan Saddam, YNK ve KDP cephelerini ve Kürd yerleşim yerlerini yerle bir etti. Toplam 8 saldırı düzenlenmişti. HALEPÇE de Soykırım yaşanıyordu ama bütün Dünya suskundu. Çünkü Batılı devletler İran-Irak savaşında Saddam’ın yanında yer almışlardı.

 

Bu yazı toplam 2908 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.