Şeyhmus Özzengin

Şeyhmus Özzengin

Yazarın Tüm Yazıları >

Hukuk ve Noşîrvan Mustefa!

A+A-

Güney Kurdistan'da oluşturulan hukuk ve yargı organları; güney Kurdistan'da mevcut siyasi güçlerin ortak çalışmaları ile oluşmuş ve onaylanmiş, herkesin uyması gereken bir toplumsal sözleşme, bir hukuktur. Anayasa gibi, ceza hukuku da bir yaptırım gücüne sahip olmak zorundadır. Bu hukuka uymayan, hukuksal ilkeleri ve yasaları ihlal edenler, yargı önünde hesap verme zorunluluğu var. Prösedür böyle işler.

En çok hukuk ve yasalardan bahsedenler, sıra kendilerine geldiği zaman, kendilerini hukukun ve toplumsal sözleşmelerin üstünde görenler, kriz ve çelişkilerden medet umanlar, aslında hukuk ve yasalara karşı olanlardır. Ama bunu, bu tür yöntemlerle, sözünü ettiğim dönemlerde çok bağırıp, çağırmaları, ellerindeki siyasi olanakları ve siyasi fırsatları kullanarak,siyasi ranta çevirerek, kendilerine dokunulmazlık zırhı biçerek, veryansın ederek, kendilerini yargıdan muaf tutmaya çalışmaları, onların haklı olduğu anlamına gelmez.

Bildiğimiz gibi, Yaklaşık iki yıl önce DAİŞ büyük bir güçle Güney Kurdistan kazanımlarına yönelik büyük bir saldırıya geçti. Güney Kurdistan; bütün ülkede seferberlik ilan ederek, saldırı karşısında büyük bir direnişle, destanlar yazarak bu saldırıyı püskürtmeye çalıştı. Bunu büyük oranda da başardı. Pêşmergeler, sadece ellerindeki toprakları korumakla kalmadılar, bölge yönetimi dışında kalan Kurdistan'ın diğer tartışmalı bölgeleri de özgürleştirerek, bölge yönetiminin eline verdi. Hala bu bölgelerde savaş devam ediyor.

Iraq merkezi devleti tam da bu dönemde, merkezi bütçeden %17 lik Kurdistan bölgesi bütçe payını kesti. Peşmerge ve memur maaşlarını kesti ve bölgeyi askeri olarak da DAİŞ saldırıları ile başbaşa bırakarak, adeta imhaya terketti. Güney Kurdistan direniş kanadı büyük bir fedakarlıkla, kurduğu başarılı diplomatik ilişkilerle seferberlik ilan ederek, dış destek ve kendi olanaklariyla direnmeyi zafer elde etmeyi ve bölge hükumetinin özgür topraklarına %40 lık bir pay daha ekleyerek, başardı. 


Bu dönemde Goran Hareketi hukumetin birinci derecede ortağı idi. En önemli dört tane bakanlık kürsüsü onların elindeydi. Bu kürsülerden; Meclis başkanı, Peşmerge bakanlığı, mali sorumlular da dahil olmak üzere, Goran Hareketi sorumluluğundaydı. Ülkenin büyük bir savaş ile karşı karşıya olduğu bir dönemde, buna bir de Ekonomik kriz eklendi. Hükumet maaşları ödeyemez duruma geldı. Bu sırada, Goran hareketi, bunları siyasi ranta çevirmek için; ülke üzerindeki dış tehdit, savaş ve merkezi Irak devletinin pres ve yaptırımları hesaba katmadan, sokak gösterileriyle iç bunalımı tetiklemeye başladı. Siyasi bir kurnazlıkla; Güney Kurdistan'daki PKK taraftarlarını da yanına alarak, bütün günahların, bütün suçların ve bütün sorumlulukların ana kaynağı PDK ve Kurdistan bölgesi başkanı Mesut Barzani'ymiş gibi; PDK bürolarına karşı saldırıya geçti, ateşe verdi. Bazı bürolarda cayir cayir yanan partililer de oldu.

Bölge başkanı Mesut Barzani'nin posterleri yakıldı, Kurdistan bayrağı ayaklar altına alındı ve yer yer iç güvenlik güçleriyle çatışmalar yaşandı. Bu olaylar üzerine PDK, Goran hareketi ile hükümet ortaklığını fesh etti.


Bu saldırı dönemi ile ilgili başta Noşirvan Mustefa olmak üzere, bazı parti milletvekili ve partili sorumluların saldırı emri ve kaos ortamı yaratmaya yönelik telefon ve konuşma ses kayıtları mahkemelerin eline geçti ve mahkeler de soruşturma açtı. Soruşturmaya tabi olanlardan biri de Goran hareketin başında bulunan Noşirvan Mustafa idi. Noşirvan Mustefa, DAİŞ saldırıları döneminde ülkeyi terketmişti ve uzun süre tedavi amaçlı yurtdışında kaldı. Bu sırada hakkında dava açılmişti ve ifadeye çağrıldı. Fakat Noşirvan Mustefa "mahkemeleri tanımayacaklarını ve ifade vermeyeceğini" belirterek, soruşturmayı engellemeye çalıştı. Bunun üzerine mahkeme bir kez daha ifade vermesi için çağrıldı ve yine gitmedi. Mahkeme tutuklama kararı çıkarmak zorunda kaldı.

Noşirvan Mustefa uzun süredir derinleşmeye doğru itilen siyasi krize sebebtır ve bir tekme de burdan kendisi vurarak, aralarındaki siyasi barış sözleşmeleri ve iç huzuru tehlikeye koymuş durumda. Böylesi dönemlerde, bu tür siyasi çıkışlar riskli çıkışlardır. 

Elbette Noşirvan Mustefa'nın suçlu olup olmaması, mahkemenin vereceği bir karardır. Ama Noşirvan mustefa'nın mahkemeleri tanımama ve Güney Kurdistan mahkeme ve yargısını kendi keyfine göre yorumlama, toplumsal sözleşmeyi takmama kararı, onun başını ağırtacak bir karardır. Keyfi bir durumdur. Buna hakkı yok. Çünkü o mahkemelerin oluşturmasında ve o yargının kriterlerinde, Güney Kurdistan toplumsal sözleşmelerinde kendi imzası da var. İşine geldiği zaman, toplumsal sözleşmeyi ve yargıyı "bir partinin yargısı" diye redetme durumu olamaz. Hakkını ve suçsuzluğunu, zorbalık ve hukuku, yasaları ve mahkemeleri "tanımama" değil, bizzatihi hukuk yoluyla aramak durumundadır. O Güney Kurdistan'da bir yasal partinin genel başkanıdır ve Parlamento üyesidir. Bu vasıfları taşıyan bir kişinin hukuka ve mahkemelere karşı bu tür kabadayilıkları yapmaya hakkıı yok. 

Yıllarca uğruna mücadele ederek kazanılmiş bir mevzidır Kurdistan mahkemeleri. Bizzatihi bu yolda ömür tüketen birinin, sıra kendisine geldiğinde bu mahkemeleri tanımaması düşündürücüdür!
20.06.2016

Bu yazı toplam 1228 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.