Çetin Çeko

Çetin Çeko

Yazarın Tüm Yazıları >

‘Demokrasi’ treninin son vagonu Kürtler!

A+A-

Çetin Çeko

Kürtler ve onların siyasi aktörleri, demokrasi mücadelesinin lokomotifi olmalarına karşın, sistemin ‘demokrasi’ treninde en son vagondurlar. İstasyona en son Kürt vagonu girer. Başka bir metaforla, bahar en son Kürtlere geldiği için iklimin ömrü de az olur. Barış Ünlü’nün ‘Türklük Sözleşmesi’ kitabında yazdığı üzere, “Türklük, sınıflar üstü, ideolojiler üstü” bir anlayıştır. Bu yüzden Osman Kavala bırakılmadan, Selahattin Demirtaş bırakılmaz. Yurtdışında politik sığınmacı Türk sol ve sağ demokratlar, cemaat üyeleri Türkiye’ye dönmeden, Kürdistanlı politik sığınmacı ve figürler Osman Baydemir, Diyarbakır Sur Belediye eski başkanı Abdullah Demirbaş, sanatçı ve siyasetçi Ferhat Tunç ve benzerleri onlardan önce dönemezler. Türklük sözleşmesi gereği sıralama budur.

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı çıkarak, Millet İttifakı masasını üç günlüğüne terk etti. Bunun üzerine siyasette dengeler bir anda değişti. Bu ani gelişme üzerine Kılıçdaroğlu, masayı değil ama sofrayı genişleteceğini belirtti. Akla ilk gelen, HDP’nin öncülüğünde 6 parti tarafından kurulan ‘Emek ve Özgürlük İttifakı’nın sofraya davet edilebileceği oldu.

İyi Parti’nin tekrardan Millet İttifakı masasına geri dönmesiyle Kılıçdaroğulu’nun ‘Halil İbrahim Sofrası’ söylemi de zayıflamış gözüküyor. İyi Parti’nin HDP karşıtı tavrına rağmen, masadaki diğer partilerin HDP ile diyaloğa açık olduğu biliniyor. Fakat İyi Parti’nin, HDP bağlamında Kürt sorununa negatif tavrı, söz konusu diğer partilerin ittifakı bozmamak adına HDP ve Kürt meselesinde olumlu söylemlerini gölgede bırakıyor.

Millet İttifakının hükümet programı diye açıkladığı ortak mutabakat metninde, 2300’den fazla hedef, proje ve program arasında Kürt sorununun çözümüne ve Kürtlerin kolektif haklarına yönelik nasıl bir yol haritası izleneceğine dair hiçbir cümle ve belirlemenin bulunmaması bu yorumu doğruluyor.

Oysa özellikle Deva ve Gelecek partilerinin program ve söylemlerinde, anayasada vatandaşlık tanımının tekrardan düzenlenmesi, bu bağlamda Kürtlere eşit vatandaşlık hakkı çerçevesinde anadillerinde eğitim ve öğretim hakkının güvenceye alınması gibi vaatler mevcut.

Millet İttifakı’nın seçimleri kazanması durumunda, kurulacak koalisyon hükümetinin Türkiye’nin temel sorunlarının başında gelen, Kürt meselesinde bireysel ve kolektif haklar çerçevesinde kısmi reformlara gitmede, İyi Parti’nin ciddi bir engel teşkil edeceği şimdiden gözüküyor.

Devlet Bahçeli, Doğu Perinçek ve AKP’ye destek veren diğer ulusalcı çevrelerin rolü bugün ne ise İyi Parti’nin de yarın benzer davranışının Millet İttifakı için de ayak bağı olacağını söyleyebiliriz.

Bu seçimin, sadece Erdoğan iktidarına son vermek olmadığı, Türkiye’nin temel meselelerine çözüm getirecek radikal reform ve değişiklikleri yapmak olduğu dillendiriliyor. Bunların başında ise Kürt sorunu geliyor. Millet İttifakı’ndaki partiler, İyi Parti’nin Kürt sorunu yaklaşımına rehin olurlarsa, AKP’nin 2015’den sonra yaptığı üzere, meseleyi sadece sürdürülebilir kriz modunda tutabilirler. Böylece bahar havası ve toplumsal sükûnetin ömrü uzun sürmez.

Türkiye siyasi tarihi periyodik olarak darbeler ve otokrat yönetimler ardından, amiyane tabirle toplumsal dinamiklerin ‘gazını alan’ bir rahatlama ve rehavet sürecine girer. Sorunlara kökten çözümler üretme cesaret ve bilgisine haiz olmayan siyaset yapıcılar, bir süre sonra baskı ve anti demokratik uygulamalar başlatarak ,gazı tekrardan doldururlar. Bu kısır döngü, Türkiye siyasi tarihinin klasiğidir.

Bu klasikte Kürtler ve onların siyasi aktörleri, demokrasi mücadelesinin lokomotifi olmalarına karşın, sistemin ‘demokrasi’ treninde en son vagondurlar. İstasyona en son Kürt vagonu girer. Başka bir metaforla, bahar en son Kürtlere geldiği için iklimin ömrü de az olur.

Barış Ünlü’nün ‘Türklük Sözleşmesi’ kitabında yazdığı üzere, “Türklük, sınıflarüstü, ideolojilerüstü” bir anlayıştır. Bu yüzden Osman Kavala bırakılmadan, Selahattin Demirtaş bırakılmaz. Yurtdışında politik sığınmacı Türk sol ve sağ demokratlar, cemaat üyeleri Türkiye’ye dönmeden, Kürdistanlı politik sığınmacı ve figürler Osman Baydemir, Diyarbakır Sur Belediye eski başkanı Abdullah Demirbaş, sanatçı ve siyasetçi Ferhat Tunç ve benzerleri onlardan önce dönemezler. Türklük sözleşmesi gereği sıralama budur. 60, 71 ve 80 darbelerinde bu sıralama ve kural işlemiştir. Kürt politikacılar en son dönen grubu teşkil etmiştir.

Tüm bunlardan dolayı Millet İttifakı, Kürt ve Kürdistan sorunu ile yüzleşme cesaretini göstermedikçe, Kürt mahallesine uğramaktan, Kürt siyasi aktörleriyle aynı resim karesi içinde yer almaktan korktukça ,değişmeyen filmi izlemeye devam ederiz. Bu seçimin en önemli kara propagandası, Kürtlerle yan yana olmanın ve gözükmenin günah ve lanetli bir suç olduğu algısını sıradan bir Türk seçmene empoze etmektir.

Meral Akşener’in masa badanajı, Bursa -Amed spor maçında yaşanan ırkçı ve nefret dolu saldırılar ve devam eden HDP kapatma davası, hedefe ulaşmada uygulamaya konan senaryolardır.

HDP’nin olası kapatılması durumunda her iki ittifak, yenilenen İstanbul Belediyesi seçiminde olduğu üzere, Kürtlerin oylarının blok olarak gözükmediği, sistem partileri içinde dağıldığı, HDP’siz bir seçimi arzulamaktadırlar. HDP, bu senaryoya karşı hazırlıklı olduğunu ifade etmektedir.

Bu kadar deneyim ve ödenen bedelden sonra, hala buzu elekte tutmaya çalışmak olmaz! Haziran 2015 ve Haziran 2019 İstanbul Belediye seçim sonuçları, Kürtlerin politik güçlerini göstermesine, gerektiğinde sistemi kilitlemesine ve açmasına iki somut örnektir. Bundan dolayı muktedirler, her iki seçimi de yenilemek zorunda kaldılar. Yapılacak olası seçimde de Kürt oyları belirleyiciliğini sürdürecektir.

HDP ve Kürdistanlı partiler, Kürtlerin ulusal demokratik haklarının teslim edilmesine yönelik her adıma destek, bunun karşıtı her duruşa da tavır koyacak bir siyaset izleyecekleri yönünde sağduyulu açıklamalarda bulunuyorlar.

Gerçekleşmesi arzulanan bir diğer çok önemli nokta ise sistem partilerinin Kürdistan’da oylarının düşmesi, HDP ve Kürdistanlı partilerin oylarının yükselmesidir. Bu gösterge, Kürdistan’ın Ankara ile arasındaki makasın açıldığına dair en önemli siyasi ve sosyolojik mesaj olacaktır. Bu da bir bütün olarak Türkiye siyasetinde Kürdistan ulusal demokratik hareketinin elinin kuvvetlenmesine, pazarlık gücünün artmasına ve meşruiyetinin güçlenmesine vesile olur.

Twitter: @cetin_ceko

 

 

 

Bu yazı toplam 666 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.