Şeyhmus Özzengin

Şeyhmus Özzengin

Yazarın Tüm Yazıları >

DAİŞ tarihi, Türkiye ve Kurdistan!

A+A-

Irak müdahalesi sonra islamist terör örgütleri, BAAS'ın kaçan ve gizlenen hücreleriyle birleşen eylem türlerini önce Irak'ta hedef gözetmeden geliştirdiler. Bir Süre sonra yavaş yavaş Suriya sahası da bu tür eylem ve örgütlere kucak açmaya başladı. 2011'den itibaren de Sûriye de bir iç savaşla yüzleşmeye başladı.

Bu savaş öyle bir metod seçtı ki; amaçları sadece yıkmak, öldürmek ve ganimet toplamakla sınırlı, hiç bir uzlaşma ve çözüme yanaşmayan yüzlerce çıkarın ve grubun denetimsiz, kontrol edilemez paradigmalar olarak kendini dayattı.  Bununla kalmayan süreç:

İntihar saldırıları, kafa kesmeler, toplu infazlar, canlı canlı gömmeler, yürek sökmeler, ganimet olarak ele geçirdikleri kadın, kız ve çocukları pazarlarda satmalar, insan organları ticareti ve daha neler neler...

Ardı ardına sosyal medyada korkunç bir tehditle propagandaya dönüştü bu. Bütün bunların görüntülerini, hem de büyük haz alarak tüm dünyaya göstermek; ancak ruh hastalarının yapabileceği bir işti.  Ama bu metod; dünyanın bir çok yerinden ne kadar ruh hastası ve sapık varsa, bu görüntüleri gören sapıklar, akın akın Suriye'ye gelmeye başladı. Her insanı, durup düşünmeye zorlayan bir durumdu. Dünya basını da bunları sunmakla, servis etmekle, „korkutma" ayağının bir yanını oluşturuyordu(!)

Ama bütün bunların olduğu bir yerde - İstihbarat örgütleri, kendi adamlarını kolluyor ve işlerini yapiyorlardı. Ne ilginç değil mi?

Örgütler ise; savaştan elde ettikleri ganimetlerle hem büyüyor hem de iştahları açılıyordu. Birbirleriyle dalaşan, elde ettikleri ganimetleri paylaşamayip, kavgaya dönüşen başbelası güçler olarak, Suriye'ye müdahale etmek isteyen devletlerin önüne çıkiyordu. İş gün gittikçe zorlaşiyor ve „çözüm ve Suriye'ye müdahale" zorlaşiyordu. Herkes bu kaostan yararlanmaya çalışıyor. Surîye bile bu terör örgütleri, Suriyeye müdahale etmek isteyen ülkelerin başına bela etmek için, yol veriyordu.

İnsanlığı tehdit eden bir durumla karşı karşıyaydık. Bu durumun en önemli taşaronlarından biri Türk devletiydi. Elindeki paramiliter güçleri, imkanları devreye sokarak, ha bire bu alana askeri, militan ve lojistik destek sunuyordu. Bu kesimler toplantılarını ve pilanlamalarını türkiyede yapiyor, adam seçiyor ve alanlara yolluyorlardı. Bu ganimet savaşlarında ölen türk vatandaşlarının cesetleri geliyor, taziyeler kuruluyor ve  bu taziye yerlerini Türk polisi nöbet tutarak, müthiş bir Pazar açıliyordu. Alanda görev yapan diğer ülkelerin istihbarat teşkilatları, Türk devletinin bu alanda yaptıkları izliyor, kayit altına alarak arşivleyip, raflara kaldırıyor, ama müdahale etmiyordu. Türk devletinin, bütün pis işlerin içinde olduğunu izliyorlar, ama uygun zaman kollama yönteminde ısrar ediyorlardı. Bu hala da böyle..

Sürekli  onlarca TIR Suriye'de savaşan terör gruplarına silah ve askeri malzeme taşıyor, bu terör gruplarının yaralıları taşımak için Suriye'ye sokulan ambulanslar, bu gruplara silah, eleman taşıma işlerinde  kullanılıyordu. Dünyanın dört bir yanından Türkiye'ye taşınan binlerce hasta ve fanatik; lüks otellerde ağırlaniyor ve elini kolunu sallayarak türkiye üzerinden Suriye'ye geçiyordu. Başta EL-Nusra olmak üzere, El-Kaide ve diğer terör grupları, Türkiye'nin besilileri olarak hem Türkiye'de ve hem de Suriye sahasında cirit atiyorlardı.

Ama bir süre sonra ne olduysa, birden bire bu örgütler arasında bir fırtına koptu. Kimi dağılmayla karşı karşıya geldi, kimi diğerine iltihak ederek başka alanlara kaydı ve bazı örgüt liderleri çantalar dolusu paralarla ortadan kayboldu ve birden bire başında Bağdadi olan DAİŞ örgütü çıktı ortaya. Bazı Suriye kentlerini sessiz sedasız ele geçirdikten sonra; Irak'a yöneldi. Musul'lu ele geçirerek, Irak ordusunun elindeki çok miktarda modern silah, para ve ganimete el koyduktan  sonra, hizini alamayip Güney Kurdistan'a da saldırmaya başladı. 

Bağdadi'nin adamları Colani ve müttefiklerinin Reyhanlı karşısında bulunan silah depolarına saldırmiş ve her şeyi alıp götürerek,  Irak Şam İslam Devleti'ni ilan  etmiş ve büyük bir terör tehdi ile ilerliyordu. DAİŞ, önümüze  El-Kaide, Saddamın eski generalleri ve Sunni Arap aşiretlerini içine alan bir barbar terör örgütü-devleti olarak önümüze çıktı.

Kurdistan bölgesi büyük bir saldırı ile karşı karşıya, gelişmiş silahlardan yoksun, dayanma gücü sınırlı ve hava desteğinden yoksun yakalandı. Iraq dewletine bağlı Şingal bölgesi büyük bir soykırımla karşı karşıya;  bir gecede Hevlêr'in 40 Km. Yakınına kadar gelen bu barbar güç dünyayı acilen bir seçenek yapmakla karşı karşıya bıraktı. Karar :„kurdleri savunma ve kurdlere destek verme"  bazında yoğun bir diplomatik trafık sonucu „Teröre karşı savaşan bir Kualisyon güçler" ittifakı oluştu. Tam bu karar sürecinde (çok ilginçtir ve üstünde durmaya değer), PKK „güney kurdistan'a silah verilmesin"(!) diye Avrupa'da bütün kanallarını zorlayarak engellemeye çalıştı! 

Dışardan gelen destek ve savunma mevzilerine karşı hava desteğiyle kısa zamanda, savunma mevzilerinden çıkarak, saldırıya geçti. Bu başarı ile Peşmerge, zafer üzerine zafere imza atarak, bu zaferleri karşısında, dünyanın sempatisini kazandı ve çok önemli başarılara imza attı. Kurdistan tarihinde ilk kez, Kurdistan güçleri, uluslararası beğeni, övgü ve ittifakların vazgeçilmez güçleri durumuna geldi. Bu bağımsızlığa doğru giden bir ulus için çok önemliydi.

DAİŞ Kurdistan'da ağır darbeler alarak, beli kırıldı ve gerilemeye başladı. Kurdistan'a dahil olmayan Kurdistan topraklarının %40 gibi bir bölümü de Kurdistan topraklarına katılarak, Şingal'da dahil,  DAİŞ işgalı altındaki bütüne yakın bölümü geri alındı.

Kurdistan, çivisi çıkmiş bir bölgenin, yüzyıl süren direniş, yenilgi ve zaaflardan sonra, şimdi  kopacak en önemli parçasıdır. Yülyıldır haksızlığın zor ve zorba yöntemlerle, sıkkı bir şekilde çivilendiği paylaşmişlik, inkar, asimilasyon, yoketme, işgal ve sömürgeçilik sisteminin sıkkkıca çakılan çivilerinin laşkalaştığı, çatırdadığı bir dönemi yaşiyor. Kopma, ayakları üzerinde durma ve bağımsızlığını elde etme şartları tamamen kurdlerin göstereceği tavra bağlıdır. Sürekli topu Kurdistan düşmanlarına atarak, çaresizlik edebiyatının dönemi geride kaliyor. Ya köle kalıp yok olmak, ya da kendi toprak parçasını sahiplenerek, bu toprak parçası ürerinde yerküreye ait, kendi medeniyetini kurmak ve yaşatmak. Başka yol yok. Bu İŞİD denilen örgütün ortaya çıkışı ve sadırılariyla çok net ve sarsıcı bir şekilde kurdlerin önüne geldi.

Bu süreçte küçük hesaplarla Kurd enerjisini heba eden anlayiş ve duruşların önü tıkanmalı ve dört elle bağımsızlık ajendasını pıraktikleştirilmelidir. Parti ve güçler arası iktidar kavgası bitmeyecek bir demokrasi kavgasıdır. Ama ulusal çıkarlar bu kavgadan önce geliyor. Vatan parçası üzerinde devleti olmayanın „iktidar ve demokrasi kavgası" da olmaz.

06.08.2016

 
Bu yazı toplam 1423 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.