“Ardında büyük bir yıkım ve acı bırakan şiddet politikalarını mahkum ediyoruz”

“Ardında büyük bir yıkım ve acı bırakan şiddet politikalarını mahkum ediyoruz”

“Ardında büyük bir yıkım ve acı bırakan şiddet politikalarını mahkum ediyoruz”

A+A-

Kürt sorunun çözümsüzlüğünün yarattığı gerilim sürekli bir biçimde kan, yıkım ve acı üretmekte,   iç barışı tehdit etmekte, aynı zamanda tüm problemleri etkilemekte, büyütmekte, Türkiye’nin ekonomik ve demokratik alanda gelişimini frenlemekte, dış dünyadaki itibarını da olumsuz etkilemeye devam etmektedir.

Öncelikli ve acil olarak Türkiye’yi Kürt sorununun çözümsüzlüğünün ürettiği şiddet sarmalından çıkarmak, akan kanı durdurmak için çaba harcamak yerine, AK Parti iktidarı giderek daha çok gelenekselleşmiş çözümsüzlük politikalarının bataklığına gömülmektedir.

Yeni hükümet de tekçi, otoriter zihniyetle, hamasetle,  yok etmekten, son ferdine kadar bitirmekten bahsetmekte, şiddet politikalarını, askeri operasyonları arttırarak sürdüreceğini ilan etmektedir.

Siyasetçilerin görevi denenmiş, sorunları çözmek bir yana ağırlaştırmaktan başka sonuçlar üretmeyen şiddet politikalarını, geleneksel imha siyasetini devam ettirmek değil çözümü esas alan gerçekçi yeni yol ve yöntemler bulmak olmalıdır.

 

Bu gün yaşanan ve sorunların temelinde özünde ulusal bir sorun olan Kürt sorununun yattığı unutulmadan, öncelikle savaştan ve çatışmalardan beslenen kesimler tarafından tahrip edilen barışçıl demokratik kanallar onarılmalı, diyalogu esas alan, çağdaş çözüm yolları takip edilmelidir.

 Bize göre çözüm yirmi milyonu aşkın bir nüfusa sahip olan Kürtlerin ana dilde eğitim hakkı başta olmak üzere tüm meşru haklarının pazarlıksız teslimi ile mümkündür.

Kalıcı bir barış ancak Türkiye’nin idari olarak yeniden yapılanması ile; federasyon ile gerçekleşebilir.

 Kürt sorunu da Alevi sorunu da federal yapılanmayla barışçıl demokratik, çağdaş bir çözüme kavuşturulabilir.

Siyasetçiler önlerine gelen değişim fırsatlarını iyi değerlendirerek toplumlarına hizmet edebilir,   gelişimini frenleyen sorunları çözebilirler.

Toplum yeni bir toplumsal sözleşme yapılması, sivil, çağdaş bir anaysa ile temel sorunların çözüme kavuşturulması için tam bir destek vermişken, siyaset sınıfı bu değişim fırsatını da çarçur etmekte, “Türk usulü” “başkanlık sistemi tartışmaları ile tüketmektedir.

Bir kez daha ifade ediyoruz ki Türkiye için gerekli olan  “tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek resmi dil” anlayışı üzerine oturtulmuş, çok uluslu çok renkli bir coğrafyada tekçiliği esas alan daha otoriter bir yönetim şekli değil, daha güçlü, çağdaş ileri bir demokrasidir.

Kürt sorunu, Alevi sorunu gibi Türkiye’nin temel sorunlarının çözümünü hedeflemeyen “sistem tartışmaları” değişim fırsatının bir kez daha heba edilmesi anlamına gelmektedir.

Öte yandan kentleri savaş alanına çevirerek pek çok eylemci ve sivilin yaşamını yitirmesine neden olan PKK, elini Kürt halkının yakasından çekmelidir.

Halkı iki ateş arasında bırakmanın adı   “halk savaşı “değil, halka  karşı savaştır.

”öz yönetim” adı altında sürdürülen savaşın Kürt davasıyla, Kürtlerin hak ve özgürlük mücadelesiyle bir alakası da yoktur.

 

Halkın evlerini, sokaklarını, yaşam alanlarını bombalarla doldurup ve tahrip edilmesiyle, ilçelerin, mahallelerin yıkılması, harabeye çevrilmesiyle; yerel ekonominin çökmesi, yüz binlerce sivilin iç mülteci konumuna düşmesi ile sonuçlanan bu politika ancak Kürt halkının düşmanlarını sevindirmekte, Kürt düşmanlığını körüklemekte, militarizmi güçlendirmekte, demokrasi, değişim güçlerini zayıflatmaktadır.

HAK-PAR, ardında büyük bir yıkım ve acı bırakan bu şiddet politikalarını mahkum etmekte, PKK’yi  Kürt halkının sesine kulak vermeye, şiddeti sonlandırmaya davet etmektedir.

2015 Haziran seçimlerinin ardından başlayan ve giderek tırmanan şiddet olaylarının etkisi TBMM ye de ulaşarak, savaştan-kandan beslenenlerin işine yarayacak sonuçlar üretmeye başladı.

HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve yargı önüne çıkarılması için ilk adım atıldı 

Ne yazık ki CHP ve HDP milletvekillerinin yasanın iptali için anayasa mahkemesine yaptıkları başvuru da reddedildi.

Bu yasa toplumda daha büyük gerginlikler ve yeni çatışma alanları yaratmaktan başka bir sonuç üretmeyecektir 

 

Zira yasayı, vekillerin yargılanması,  Özellikle kimi HDP li milletvekilinin tutuklanarak cezaevine gönderilmesi izleyecektir.

Bu durum siyaset alanının daraltılması, legal demokratik zeminin tahrip edilmesi demektir.

Şiddetin önlenmesi de Kürt sorununun barışçıl demokratik çözümü de ancak özgürlüklerin ve legal demokratik alanın genişletilmesi ile mümkündür.

Mevcut pürüzlere, kimi olumsuzluklara rağmen milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, şiddet olaylarının yaratığı şoven dalgaya legal siyaset alanının kurban edilmesidir.

Çağdaş ülkelerde siyasete, patlatılan bombalar, sıkılan kurşunlar, yürütülen askeri operasyonlar değil akıl yol gösterir.

 

Siyasetin görevi yeni sorun alanları yaratmak değil, mevcut sorunlara çözümler üretmek olmalıdır

HAK-PAR Başkanlık Kurulu olarak şiddetten beslenenleri ve Türkiye’yi yönetenleri bir an önce gözleri kör eden şovenizmin etkisinden çıkmaya, aklıselime davet ediyoruz.

 

Yine, dünyanın farklı bölgelerinde pek çok parlamentonun ardından Almanya Federal Meclisi’nin de 1915 olaylarını 'Ermeni soykırımı' olarak tanımlayan yasa tasarısını kabul etmesi gerilimi tırmandıran bir başka konu oldu.

Beklendiği gibi Türkiye yöneticileri gerçeklerle yüzleşmek yerine geleneksel inkâr politikalarına sarıldılar, protestolara giriştiler, sert tepkiler gösterdiler.

Oysa yapılması gereken gerçeği inkâr etmek, gizlemek değil, Almanya gibi tarihiyle cesaretle yüzleşmektir.  

İttihat Terakki yönetimi sadece Ermeni tehcirini uygulayıp, Hıristiyan ve diğer azınlıkları katletmedi, O aynı zamanda, 1916 da Kürt tehcirini de gerçekleştirdi. Yüz binlerce Kürt Batı Anadolu'ya sürüldü, çoğu yollarda yaşamını yitirdi   

Çok uluslu, çok renkli bir coğrafyada zorla tek ulus yaratma çabası, ancak utançla anılacak, yüzleşmekten bile kaçınılacak olaylar bıraktı.

HAK-PAR Türkiye siyasetçilerini tarihi gerçeklerle yüzleşmeye, İttihat ve Terakki zihniyetinin etkilerinden arınmaya, tarihten dersler çıkararak bu gün ki sorunlara makul, çağdaş çözümler üretmeye çağırır.

Ortadoğu’da kanla, iç savaşla seyreden değişim sürecini de değerlendiren Kurulumuz; İŞİD terör örgütü tarafından işgal edilen Xazir Bölgesinin Peşmerge güçlerince kurtarılmasını memnunlukla karşılar,  bir kez daha İŞİD terör örgütünü mahkum eder ve Güney Kürdistan Hükümeti ile dayanışmasını yeniler.

100 yıl önce Kürdistan’ın bölüşülmesi ve Kürtlerin özgürlüklerinden mahrum kalması ile sonuçlanan statüko parçalanırken, Kürt siyasi partileri Güney Kürdistan’daki kazanımları sağlamlaştırmayı, ulusal kurumlaşmayı yükseltmeyi hedefleyen, ana sütü kadar helal olan devletleşmek için ittifaklara yönelmeli, sömürgeci bölge devletlerinin oyunlarına,tuzaklarına karşı duyarlı olmalıdırlar.

HAK-PAR Güney Kürdistan siyasi partilerinin devletleşme yolundaki meşru, haklı politikalarını selamlamaktadır.

 HAK-PAR Suriye’de, Batı Kürdistan’da Kürtlerin kendi topraklarını,şehirlerini korumak için savaşmalarını meşru ve haklı görür. Kürtler enerjilerini Duhok mutabakatı çerçevesinde ulusal birliklerini sağlamaya vermelidirler. Ancak emperyalist devletlerin, Esed rejimi ve müttefiklerinin  oynadığı kanlı satranç oyununda piyon olunmaması, Kürt gençlerini Kürdistan dışında savaştırarak telef edilmesini, yarın birlikte, yan yana yaşayacak halklarla karşı karşıya gelecek maceralara girilmemesi konusunda uyarma gereğini duymaktadır.

“Dijminê bavan nabe dostê lawan”

Partimize karşı yürütülen olumsuz politikaları da değerlendiren Kurulumuz HAK-PAR’ın Kürt halkının özgürlük taleplerinin kararlı savunucusu, barışıl demokratik sesi olduğunu, ulusal çıkarlar çerçevesinde tüm Kürt yurtseverlerinin buluşacağı, birlik zemini olduğunu vurguladı.  Olumsuz politikalara verilecek en iyi cevabın örgütlülüğümüzü artırmak olduğunu  tespit etti Tüm üye ve dostlarımızı HAK-PAR’ı güçlendirmek için seferber olmaya davet etti

HAK-PAR Başkanlık Kurulu son aylarda,halkımızın özgürlük ve demokrasi mücadelesine büyük emekleri olan,Xalit Hoca,  Mulla Odabaşı’nın ardından  değerli yurtsever Servet Dişçi’yi de kaybetmenin üzüntüsünü yaşamaktadır.  HAK-PAR Servet Dişçi şahsında tüm özgürlük yolunda yaşamını yitirenleri bir kez daha rahmetle ve saygıyla anıyor, KOM-KAR camiasına Dişçi ailesine ve  tüm yakınlarına baş sağlığı diliyoruz.

 4 Haziran 2016

HAK-PAR

Başkanlık Kurulu

 

 

 

Bu haber toplam 840 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.