Hüsamettin Turan

Hüsamettin Turan

Yazarın Tüm Yazıları >

Vatan, Aşk ve Politik Bilinç

A+A-

Hüsamettin Turan

Biz hatıraların hastalarıyız. Biz, öldürülen kadınların, ölen çocukların, hiç doğmamış düşlerin ve kurtulamamış sevdaların hayalini yaşayanlarız. Hepimiz, yitik rüyaların gölgesinde yürüyenleriz. Hayatımız, hatıraların burukluğu kadar yaşanmış sayılır; çünkü ne geçmişi tam anlamıyla yaşadık ne de geleceğe dair özgür bir tasarruf geliştirebildik. Hepimiz bir gökyüzüydük: bir zamanlar vardı, ama çoktan kayboldu. Çünkü hepimiz, vatanın hatırası uğruna yakıldık; kimliğimiz, topraklarımız ve özgürlüğümüz defalarca erozyona uğradı.

Tarihimiz kim tarafından yazıldı?

Bizim tarihimiz, kan ve emekle yazıldı, ama sonrasında sessizlikle örtüldü. Bu suskunluk, sadece yok sayma değil; aynı zamanda bir halkın hafızasının çalınmasıdır. Sessiz tarih, teslimiyetin, kırılmanın ve yabancılaştırmanın içine gömülerek okunur. Klişeleşmiş sözlerin, boş selamların ve ideolojik manipülasyonların arasında kaybolur. Sessizlik, bazen en derin şiddettir; çünkü tarihin sahiplenilmemesi, hafızanın silinmesi demektir.

Bizim vatanımız, Medlerden günümüze sadece bir coğrafya olmadı. O, bir şehir ya da bölge değil; anlamlı bir yaşam, bir yürek, bir ses ve bir yer oldu.

O yaşam, direnişle, o mekân ise kendi diliyle konuşan halkla anlam kazandı. O ses şunu dedi: “Ben varım!”

Bu varoluş, siyasi hakların ötesinde, ontolojik bir direniştir. Vatan, sadece sınırlarla çizilen bir alan değil; halkın kendi varlığını, kimliğini ve geleceğini inşa ettiği bir mekândır.

Dil, halkın kanının suretidir.

İnsan, kendi topraklarında iktidardan yoksun kaldığında, her şeyini diliyle korur: tarihini, folklorunu, bilgisini, hayalini, simgelerini… Her şeyi.

Kendi dilimizle siyasal haklarımızı tanımlayamasak da, kendimizi o dilde tanırız. Dilimizde hayallerimiz yeşerir; dil, vatansızlık içinde bile bir vatan yaratabilir. Felaketler ve keder, dil aracılığıyla dönüştürülebilir; çünkü dil, halkın hem varlık hem de direnç aracıdır. Ancak vatan, dil olmadan bir halkın mezarına dönüşür.

Vatanseverliğin politikleşmesi bağlamında dil, yalnızca iletişim aracı değildir. Dil, bir mekânın ruhudur; kişinin kendine biz diyebilmesinin anahtarıdır. Ana diliyle düşünmeyen biri, vatanını da bir başkasının penceresinden görür. Kendi toprağında bile sürgün kalır. Dil, halkın kendini ve vatanını tanımladığı aynadır. Bu yüzden vatan sevgisi düşünceyle, felsefeyle, tarih bilinciyle desteklenmelidir.

Vatan, sadece coğrafya değil; bir düşünce ve inanç biçimidir. Zerdüştî öğreti bize, hakikat, iyilik ve aklın yolunu gösterir. Zerdüşt’ün İyi düşünce, iyi söz, iyi davranış ilkesi, politik bir halk vicdanının temelidir. Bu öğreti, bireyin özdisiplini ile halkın özgürlüğünü birleştirir ve kolektif bir ahlak yaratır.

Aşa (hakikat düzeni) sadece doğa kanunu değil, aynı zamanda halkların kendi düzenidir. Kürt milletinin bugünkü mücadele mirası, bu kadim bilinçle yeniden bağ kurmak zorundadır. Vatanseverlik, sadece toprak değil; hakikatin kendisidir.

Her halk, kendini duygularıyla da kurar. Alişêr ve Zarîfe sadece bir aşk hikâyesi değildir; Kürt milletinin aşk ile vatana bağlanma biçiminin sembolüdür. Bu aşk, köksüz bir duygu değil; bir milletin şuurudur.

Zarîfe’nin sazı ve Alişêr’in şiiri, yalnızca sevda değil; ulusal hafızanın melodisidir. Aşk, burada kişisel değil; kolektif aidiyetin dilidir. Ulusal romantizm, bir halkın geçmişine sevgiyle, geleceğine umutla bakma biçimidir.

Bu romantizm, kuru bir övgü veya nostalji değil; halkın kendi varlığını sevme cesaretidir. Bu sevgi, dağlarda yankılanır, ağıtlara dönüşür, şiirlerde yaşar.

Vatanseverlik, bugün sadece bayrak sallamak değildir. O, düşünmek, sorgulamak ve yeniden kurmak demektir.

Politize olmuş bir vatan sevgisi, halkını tanıyan, tarihini sorgulayan ve geleceği düşleyen bir bilinç ister. Artık vatan, yalnızca sınırlarla değil; kelimeler, düşünceler ve hayallerle örülmelidir. Vatanseverlik, halkına layık olma çabasıdır.

Dilsiz, tarihsiz ve felsefesiz bir vatanseverlik, yüzeyseldir. Vatanseverlik, halkın kendine döndüğü yerdir; dil ile, felsefe ile, tarih ile ve duyguyla. Çünkü her büyük millet, önce kendini düşünceyle kurar; ve her düşünce, bir vatanın ilk temel taşıdır.

Vatanseverliğin politikleşmesi aynı zamanda hafıza mücadelesidir. Kürt milletinin hatıraları, yalnızca bireysel acılar değildir; kolektif bir hafızadır.

Dersim 1937-38, Seyid Rıza’nın direnişi, Botan’da yapılan Kürt ayaklanmaları ve daha pek çok direniş örneği, vatanseverliğin tarihsel ve politik temelini oluşturur. Bu mücadeleler, halkın sadece toprağı değil; özgürlüğü, kimliği ve geleceği için verdiği savaştır.

Politize olmuş vatanseverlik, işte bu hafızaya sahip çıkmayı gerektirir.

Tarih, dil, felsefe ve duyguların birleşimiyle inşa edilen vatanseverlik, geleceğe dair eylem kapasitesi üretir. Biz, yalnızca geçmişin çocukları değiliz; geleceği kuracak olanlarız. Ama bu gelecek, sessiz kalınarak, unutularak veya başkalarının diliyle konuşarak kurulamaz.

Her halk gibi, biz de kendi vatanımızı önce dilde, sonra zihinde, sonra dağda, sokakta ve yaşamda kuracağız. Vatanseverlik, vatan sevgisinin düşünceye, sevdanın bilince, tarihin eyleme dönüşmesidir.

Bugün politik vatanseverlik, aynı zamanda kendi kaderini tayin etme hakkını savunmak demektir. Kendi dilinde eğitim, kendi kültürünü yaşatma, kendi tarihini anlatma ve kendi yönetim biçimini geliştirme, modern vatanseverliğin temel alanlarıdır. Bu hakların gaspı, bir halkın varoluşunun gaspıdır. Dolayısıyla vatanseverlik, sadece ideal değil; politik bir zorunluluk ve etik bir mecburiyettir.

Vatanseverlik, toplumsal bir bilinçtir ve kolektif eyleme dayanır. Bir halkın vatanı, bireysel mücadelelerle korunamaz; toplumsal, kültürel ve politik bir bilinçle savunulabilir. Dilin, kültürün ve tarihin korunması; aynı zamanda bir halkın siyasallaşmasıdır. Vatanseverlik, işte bu siyasallaşmanın kendisidir.

Biz, bu taşları birleştirerek kendi geleceğimizi inşa edeceğiz. Biz, vatanın hatırasını yaşatarak, kendi kaderimizi yazacağız. Çünkü vatanseverlik, sadece sevda değil; aynı zamanda bilinçli bir direniş ve kolektif bir özgürlük iradesidir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar