Abuzer Bali Han

Abuzer Bali Han

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Tarihte Türkler ve Kürtler

A+A-

 (Ağaçtan maşa, Kürtten paşa olmaz!”diyenlere!..

 

Son yüzyıllara baktığımızda Osmanlıdan Cumhuriyete geçiş dönemlerinde ve günümüzde Kürtlerin Türklere olan sadakatleri sayılmıyacak kadar çoktur! Bunun yanı sıra Türklerin ise Kürtlere hakaret ve aşağılamanın ötesinde verdikleri hiçbir şey yoktur!.. Örnek mi istiyorsunuz? İşte birkaç bariz örneğe önce bir atasözü ile başlayalım!:”Kürt'ten Paşa, ağaçtan maşa olmaz!.." Halen daha düne kadar resmi tarih teziyle deniliyorduki: "Kürtler tarih boyunca devlet kuramamışlar! Kürt'ten hiç devlet büyüğü olduğunu duydunuz mu, gördünüz mü? Kürt dili diye bir dil yoktur! Kürtçe üç-beş yüz kelimelik uyduruk bir dildir!" diyenlerin tarihten haberleri olduklarını hiç sanmıyorum!  Zira son dünya dil araştırmalarına göre, dünya dilleri sıralanmasında ve kelime hazinesi zenginliğiyle Kürtçe 8. sırada yer alıyor!.. (1.)

Bir de şu Türk atasözüne bir bakalım:“ Kürt'ten olursa evliya, koyma girsin avluya!.." Zerdüşt Peygamber’den Nuh Peygambere, Ruhalı  (Urfalı) Hz. İbrahim ve O’nun soyundan olduğu ileri sürülen peygamberlerin adını saysak nerdeyse tam sayfa dolar!..

Yukardaki sözlerden günümüzde Türklerin kendi aralarındaki bir tartışmaya da değinmekte yarar var! Sorulan soru şu:“Dünyada Türk diye bir ırk var mıdır?“ Orta Asyadaki çekik gözlü Türklere ve Moğollara, Uygurlara baktığımızda Anadolu’dakilerin hiç birisi onlara benzemiyor! Osmanlı İmparatorluğunun saltanat paşaları kendilerini hiç bir zaman Türk saymamışlar! Osmanlı sarayının Türklere bakış açısı ise tamamen apayrıydı:“Etrâk-ı -idrak, yani bugünkü Türkçe ile „idraksız, algılaması kıt olan Türk“ anlamında, insanları aşağılamak için kullanılmış!

Wikipedia–Die freie Enzyklopädie‘de bu sözlerin anlam olarak karşılığı „idrakten (anlayıştan) yoksun Türk!“ olarak kullanılmıştır! Bu değerlendirme anlı şanlı, haşmetlu Osmanlı devleti döneminde Türkleri aşağılıyarak tanımlayan anlamda bir tamlama olmuştur!..

Osmanlı İmparatorluğu’nda Saray Dili yazışmalarda „Osmanlıca“ adı verilen ve bugün kullanılmayan bir yapay dil yazılıp, konuşulmaktaydı! Sarayın eğitim dili ise kültür dili olarak Farsça, dini eğitim dili olarak da Arapça resmi dil niteliğindeydi!..

Halbuki Kürtler tarihte büyük imparatorluklar kuran bir millet! Son birkaç yüzyılda ise her Kürt eyaleti kendi başına buyruk birer küçük devlettiler! Anadolu’da Kurtuluş savaşının sonunda cumhuriyetin kurulmasıyla bir dil ve kültür devrimi yapıldı. 1932 yılında yapılan dil devrimiyle „Güneş Dil Teorisi“ne göre tüm dünya dillerinin Türkçe’den türetildiği görüşü öne sürüldü! Bunun yanı sıra da „Güneş Tarih Teorisi“ne göre de tüm dünya ırklarının Türklerden türüyerek, Orta Asya’dan dünyaya yayıldıkları tezini ortaya atan Mustafa Kemal Paşa ve O’nun tarihçileri bilime ters düşen bu bilim dışı görüşlerini sonradan geri çekmek zorunda kaldılar! Halen bu geri çekilen teorilere günümüzde inananların sayısı da odukça kabarıktır!..

Anadolu’da kendini Türk bilen yöneten tabakanın ellerinde kala kala bir Kürtler kaldı! Onların da başına günümüze kadar getiremediklerini bırakmadılar!.. Hor görmeler, aşağılamalar, dilleriyle alay etmeler, birbirinin ardı sıra hep dizildiler!..

Kendini Türk bilen yabancılara gelince, şu örneği vermekte yarar var! Arnavutluk'un ilk cumhurbaşkanı olan Ahmet Zogo (Zogolli) Türkiye ziyaretinde Arnavutluk ile Türkiye ilişkilerine değinirken şu konuşmasını yapar: „Arnavutlar Türkiye’ye iki büyük Arnavutlu devlet adamını vermişler! Bunlardan biri Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Paşa, diğeri ise İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy'un Arnavut kökenli olması (babası Kosova/İpek doğumlu), Türkiye-Arnavutluk kültürel bağlarını simgeleyen önemli bir temel unsur olarak görülmüştür.“ Bu bağlamda, Arnavut liderin ziyaretindeki görüşmelerde konuşmasını şöyle sürdürmüş:“Vatanseverlik ve bağımsızlık ruhuyla Mehmet Akif ve Mustafa Kemal Atatürk'ün birlikteliği önemlidir!“ diye yaptığı konuşmasında konuyu bir kez daha vurgulamıştı!.. (2)

Kürt'ten Paşa, ağaçtan maşa olmaz!" görüşünün doğruluğu da bir halkın ruh sağlığını yansıtır! Çünkü Osmanlılar döneminde Cizre Devleti Miri olan Bedirhan Paşa soyundan olan bir çok paşa Osmanlıda en üst görevlerde bulunmuşlar! Bedirhan Bey'in en büyük oğlu Mustafa Necib Paşa, Hariciye Nâzırı ve Şûrâ-yı Devlet Reisi Kürt Said Paşa zamanının ünlü paşalarından biriydi! Kürt Said Paşa, ayni zamanda, Kürt Şerif Paşa’nın da babasıdır. Şerif Paşa (1865-1951), Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde yaşamış, diplomatik kariyeri olan ve Kürt ulusalcılığı ile tanınan, milliyetçi hareketleriyle bilinen önemli bir Kürt şahsiyetti. O’nun hakkındaki en belirgin diplomatik görev, 1898-1908 yılları arasında Osmanlı Devleti'nin İsveç-Stokholm Büyükelçisi olarak görev yapmıştır. Lozan Antlaşması’nda Kürtleri temsil etme çabalarıyla da adını her tarafa duyuran, Kürt yapısıyla, Kürtlüğünü hep ön pılana çıkaran bir şahsiyetti!..  

Ayrıca bu adları geçen kabarık olan Kürt paşalar, ayni zamanda Osmalıların da en çok güvendikleri paşalar arasında yer almışlar!.. Osmanlı sarayında dini görevlerde bulunan şeyhülislamların çoğu Nahşibendi ve Şehrezorlu Mewlana Halid Tarikatı‘na bağlı kimselerdi! Fatih Sultan Mehmed’in Hocası Molla Gorani de Goranlı bir din adamıydı!..

Uzağa gitmeden Anadolu Kurtuluş Savaşı’nın öncülerinden biri olan İsmet Paşa da bir Kürt kökenli paşaydı! Savaşta ölen Türk kadar da çok Kürt de vardı! İsmet İnönü'nün babası Reşit Efendi'nin, Bitlis kökenli olup, sonradan Malatya'ya yerleşmiş olan „Kürümoğulları“ ailesine mensup bir devlet memuru olduğu resmi kayıtlarda yazılıdır. İsmet Paşa’nın askeri paşalığının ötesinde başbakanlık ve daha sonra da Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci reisicumhurluğunu yapan bir paşa olduğu yakın tarihte herkesçe bilinir!..

Osmalı Devleti‘nden 1919 yıllarında ayrılan Irak Cumhuriyeti’nde Irak Devletinin Cumhurbaşkanlarından olan rahmetli Celal Talabani ve eski Irak Cumhurbaşkanı Dr. Berhem Ahmed Salih de Kürt’tü! Dr. Berhem Salih şimdi de Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNCHR) görevini sürdürmektedir!.. Ayni zamanda önümüzdeki dönem için Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği‘ne de aday gösterilen en önemli adlar arasında yer alıyor!..

Günümüzde Kürdistan Federe Devleti, 2005 yılından bu yana yeni Irak Anayasası ile anayasal düzeyde tanınmaktadır. Kürdistan Federe Devleti, Irak içerisinde federal bir yapı olarak varlığını sürdürmektedir.  Hawler (Erbil) başkenti başta olmak üzere Süleymaniye, Duhok, Zaxo, Halepçe, Diyala, sonraları zorla nüfusun azaltılması gibi oyunlarla tartışmalı hale getirilen tarihi Kürt şehirleri olan Musul ve Kerkük  gibi şehirler de Kürdistan Federe Devleti içinde gelecekte yer alırlar. Mart 2026‘dan itibaren Irak Kürdistan Bölgesi (Kürdistan Federe Devleti) yönetimiyle ilgili güncel bilgiler ise şu şekilde sıralanabilir: Kürdistan Bölgesi Başkanı, Mesud Barzani’den sonra Neçirvan Barzani 2019'dan bu yana bu görevi sürdürmektedir. Kürdistan Federe Devleti Hükümeti Başbakanı ise Mesrur Barzani, 10 Haziran 2019'dan beri bu görevdedir. Kürdistan Bölgesi'nin eski başkanı Mesud Barzani ise halen Kürdistan Demokrat Parti’nin (KDP) başkanı olarak en üst düzeyde uluslararası görüşmelerde Kürtleri temsil etme rolüne sahiptir!.. Kısacası artık Kürtler Devlet olarak uluslararası ilişkilerde söz sahibidirler!..

Değerli okuyucular! Burada kendini „Türk“ sayanları rencide etmek için bu örnekleri vermiyorum! Dünyada her halkın varlığı kutsaldır! Bu kutsallığı herkesin özünde benimsemesini vurgulamak istiyorum!

Günümüzde bu Kürt, Türk konusuna biraz daha değinmekte yarar var! „Ağaçtan maşa, Kürt’ten paşa olmaz!” diyenler için İsmet Paşa’nın Kürtler konusundaki gelgitleri cumhuriyet dönemindeki kararsızlıklarıyla hep sürüp gitmişti! Paşa’nın ne Kürtlüğü ve ne de Türklüğü uygulamalarından dolayı tam olarak netleşmemişti! Örnak olarak İsmet Paşa, Şeyh Said, Seyid Rıza ve arkadaşlarının asılmalarına kendi döneminde sadece sesiz kalmamış ve asılanlara verilen cezalarda da söz ve yetki sahibi olan biriydi! 1937 yılında daha başbakan iken:„Artık Dêrsim’de savaş bitmiştir! Bölgeyi normal hale getirmenin de zamanıdır!“ dediği için tüm faşist ırkçı takımının başta Atatürk ve Celal Bayar olmak üzere bir gece içinde İsmet İnönü’yü başbakanlıktan indirerek, yerine Celal Bayar’ı başbakan olarak tayin ederler! O da 1938 yılı boyunca Dersim bölgesine barış ve huzur operasyonları adı altında faşist uygulamaları ile Dersim’de yapılan katliamlardan kurtulan, geriye kalan Dersimlilerden sağ kalanların da trenle kara vagonlara doldurularak Anadolu’nun dörtbir yanına sürgüne gönderir. Dersim Bölgesi uzun bir süre 1940'lı yılların başlarından 1943 yılına kadar insansızlaştırılır!.. 

1937-1938 yıllarında gerçekleşen askerî harekâtın (Dersim Tenkil Harekâtı) ardından bölgede geniş çaplı zorunlu göç ve sürgün politikaları uygulanmış, birçok köy boşaltılmış ve bölge uzun süre özel yasaklı bölge statüsünde kalmıştı. 

Celal Bayar döneminde Dersimlilerin başına gelmedik kanlı olayların sayısı yazmakla bitmez! Adı geçen dönemde tüm Kürdistan bir Dersim’e dönüştürülür!..

İsmet Paşa’nın Kürt kökenli reisicumhurluğuna, yine Kürt kökenli olan Cemal Gürsel’in askeri okullarda bir Kürt düşmanı olarak yetişmiş bir paşa olması, Hırıstiyan çocuklarının küçük yaşlarda ailelerinden alınarak yeniçeri ocaklarında kendi Hiristiyan atalarına düşman yapıldığı gibi, Cemal Gürsel de Kürt olduğu halde bir Kürt düşmanı olmuştu! Cemal Gürsel, Dersim’in Pilvenk Aşireti’nden olup, Erzurum’un Hınıs ilçesinde 10 Haziran 1895 tarihinde doğmuştur. O, asker bir babanın 5 çocuğundan biriydi.  Hızır Paşa gibi O, da halkına düşmandı! 1961 yılında Cemal Gürsel, Diyarbakır'da halka açık meydanda konuşurken şu sözleriyle tanındı:“Bu memlekette Kürt yoktur! Kürdüm diyenin yüzüne tükürün!..“ diyordu. Adam kendi yüzüne tükürmekten haberi bile olmadan, susturulan halkın gözlerinin içine baka baka bu iğrenç sözlerini sarfetmekten utanmıyordu!..

Kürt kökenli diğer Türk Reisicumhurlarını ve Kürt Paşa’larının adlarını saymakta bir yarar var mı? Türkiye Cumhuriyeti'nin 6. Cumhurbaşkanı olan Kürt Fahri Korutürk de 6 Nisan 1973 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen, 6 Nisan 1973 - 6 Nisan 1980 tarihleri arasında görev yapmıştı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yapmış olan Korutürk, Cumhuriyet Senatosu üyesi iken cumhurbaşkanı seçilmiştir. Fahri Korutürk ve 8. Reisicumhur Turgut Özal’ın yaptıkları iyi işlerin yanı sıra kendilerine yapılanları da buna eklediğimizde Egemen Türklerin, Kürtleri, Kürtler eliyle dövmeleri daha mı çok hoşlarına gidiyordu!?. Hele günümüzdeki demokrasi keşmekeşliği ne kadar demokrat Türklerin hoşuna gitmiyorsa, halen dilleri ve kültürleri yasak olan Kürtlerin de hoşuna gitmiyor!.. Türkiye’de çağdaş bir demokrasinin uygulanması her ırktan, her boydan olan insanların yararınadır!..

Kardeş gibi, kardeş olmak, Türkiye’de birlikte barış içinde, bir arada yaşamak tüm halkların özlemidir!.. Demokrasi ve özgürlük Türkiye’de yaşayan herkes için ekmek ve su kadar elzemdir!..

    4 Mart, 2026

Abuzer Bali Han

 

  1. Wikipedia – Die freie Enzyklopädie-Wikipedia – Die freie Enzyklopädie Wiktionary ve İngilizce dil verilerine göre.
  2. Academia. edu. Tarihte Türk-Arnavut ilişkileri.
  3. Ferhenga Kurdî-Tirkî Ya Ansîklopedîk, A. BALÎ, Rê Yayınevi

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.