Tarihin Şamar Oğlanı!.. Kürtlerin tarihsel engelleri çoğu kez yine de kendileriydi!..
Rûpela nû yazarlarından değerli yazar ve düşünür son yazısında diyor ki:“Kürtler bu savaşta özne olamadı; karar alma süreçlerine dahil edilmeden bedel ödeyen bir nesneye dönüştü! Ne müttefik sayıldılar, ne de tarafsız kabul edildiler! Bu gri alan, Kürtlerin güvenliğini daha da kırılgan hale getirdi!“ diyor!.. Nereden bakarsak bakalım, doğrudur bu anlatım... Hani bir söz vardır denilir ki:“ İlgi çok olunca zaman zaman devletler yer ve coğrafya kapmak için aralarında tepişirler!“ Bir ata sözünde de denilirki:“Atlar tepişirken, arada eşekler ezilir!..” Kürtlerin de buna yakın bir anlam taşıyan atasözünde:“ Kurmê darê ne ji darê be zewala darê nayê!...“ bi gotinek dîn:“ “Kurmê darê ne ji darê be, dar narize!“ Bir çok anlamda kullanılan bu atasözleri anlam olarak:“ "Kürdün Kürtten başka düşmanı yok!.." Kürtler arasındaki iç çatışmaların veya çıkar kavgalarının tümü de Kürtlerin kendi kendilerine verdikleri zarardan başka bir şey değildir! Fazla uzağa gitmeye derek yok! Daha geçen ay Rojava’da yıllarca süren mücadeleler sonucu alınan tüm kazanımlar, yine düşman aklıyla ve Kürtlerin de eliyle yok edildiler!.. Günümüzde Kürtlerin ümit bağladıkları Güneydeki Federe Kürt Devleti’nin bugünkü hali ise tüm Kürtlerin hayallerini yıkmakta ve birlikte bir hükümeti bile oluşturamamaktalar!..
Sadam Faşistinin ordadan kaldırılmasında sonra yapılan anayasada Irak Cumhuriyeti’nin reisicumhuru Kürt, Başbakanı da Araplardan seçileceği anayasal madde olarak kanunlaşmıştır! Buraya kadar iyi! İyi olmayan ne? İyi olmayan Federe Kürt Devleti’nin Başbakanı Birêz Mesud Barzani’nin oğlu Mesrur Barzani, Federe Devletin Reisicumhuru rahmetli peşmerge komutanı savaşkan peşmerge İdris Barzani’nin oğlu Nerçirvan Barzani’dir. Irak anayasası gereği bırakın da Irak reisicumhuru da Yekiti Niştimani Kurdistan (PUK) partisinden seçilsin! Arapların çoğunluğunun oylarıyla da yeni reisicumhurluğa YNK‘dan 11 Nisan 2026 tarihinde yapılan oylama sonucunda, Nizar Amedi (Nizar Muhammed Said Amidi), Irak'ın yeni Cumhurbaşkanı olarak seçilerek göreve başladı! Diyeceksiniz ki buraya kadar normal! Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) buna itiraz ediyor! Neden bizim aday olan Irak Dişişileri Bakanı Fuad Hüseyin’i aday göstermediniz?..
Allah aşkına yıllardır politika içinde olanlar böyle yaparlar mı? Bindikleri dalı kesiyorlar! Farkında bile değiller! Kuzey Kürdistana gelince sanki diyeceklerim bitmiş gibi! Kervan ne kadar büyük olursa olsun, eninde sonunda bir … kuyruğuna bağlanırsa, ondan at veya diğer kervan hayvanlarının yürüyüşünü beklemek hayal olur! Elli yıldır bunca yurtsever ve politikacılar olarak ne yaptık?!. Bunu önce kendimize bir soralım! Sonra da davayı bir kişiye bağlayalım!..
Günümüzde güncel olan ABD’nin Trump politikasına gelince, Trump için Kürtleri ezerek görmemek ve kendilerine yük gibi göstermek onların tarihi kaypaklığından kaynaklanmaktadır! Amerikalılar şimdiye kadar bunu birkaç defa Kürtlere uygulamışlar! Bunun karşılığında da büyük lokmalar alarak yemişler! Trump için Rojava nedir ki?!. Kocaman Suriye toprakları dururken neden bir küçük Kürt bölgesi ile uğraştın?..
Tüm bunlara rağmen günümüzde Kürdistan’da demokratik ve ulusal çözümün anahtarı egemen devletlerin elinde değildir! Onlar Kürtleri her zaman aldatarak hayal kırıklığına uğratabilirler! Çözüm anahtarı bizat yine Kürtlerin kendi ellerindedir! Kürtlerin birliği zaferin de işaretidir! Kürtlerin tarihsel akışlarında hep bir dengesizlik var! Kürt yönetimlerini yıkan yine rekabetten doğan çelişkilerle Kürtlerin yukarda örnek verdiğim gibi tarihi fırsatları değerlendirmemesinden kaynaklanır! Uzak tarihi gelişimde olduğu gibi bu hastalık Kürtler arasında günümüzde de halen devam ede gelmektedir!..Yani kısacası Kürtler için “Tarih hep bir tekerrürden ibaret mi olacak?!.”
Başka bir açıdan bu konuya değinirsek, bir zamanlar tüm Kürt örgütleri sosyalizmi kurtuluş yolu sayarak, lider bildiklerimizin peşinden koştuk! Çoğu da birbirinden beter çıktılar! Çıkmıyanlar da iki keçiyi bir araya getirip güdecek yapıda bile değildiler! Biraz düşünüp eline kalem alanların peşine düştük. Sonunda adamların kendikerine bile hayırlarının olmadığını, sırtını egemen güçlere dayandırdıklarını anladığımızda da vakit artık çok geç olmuştu!.. Bu örgütler içinde Kürtlere yıkım getiren, egemen güçlerce de zaman zaman yeni projelerle devamı sürdürülen Kürdistan İşçi Partisi de sosyalist prensipler üzerine kurulmuştu! Kürdistanın kurtuluşunu sosyalizmde buluyordu! Hak ve adaleti halkların eşit temel üzerinde birlikte yaşamasını idia ederken, günümüzde Kürt aidiyetini, Kürt dilini bile savunmayan teslimiyetçi konuma düşürülmesi egemen burjuvazinin yarım yüzyıl süren bir plan ve projesine dayanıyordu! Bir halkın yaşamında elli yıl, yani yarım asır büyük bir kayıptır!..
Rahmetli Ulusal Kürt Şair Ciğerxwîn 1980’li yıllarda ömrünün son dönemlerini Avrupa’da geçirirken sosyalizm için şöyle diyordu:” Sosyalizm ve görüşleri yeni değildir! Lakin bize yeni ulaştığı için, biz ona yeni bir dünya görüşü diyoruz!..”
Egemen güçlerde oyun çoktur! Bir oyunları bozuldu mu, diğer bir oyunları daha önceden akıl hocalarınca hazırlanmış olarak hemen ortaya konulduğunu çok gördük! Yarım yüzyıldır Kuzey Kürdistan’da hepimizin gözleri önünde Kürtlere oynanan oyunu ya görmedik, ya da gördük seyirci kaldık!.. Oynanan oyun açığa çıktığında da yıkım gücü çok feci olmuştu! Önce Kurt sürüyü keyfince ayarladıktan ve eğittikten sonra arkasına katıp götürdüğünde artık olanlar olmuş ve geçmişte kalmıştı!.. Ama bu dönemin yıkıntısı belki de Kürdistan kurulduğunda da varlığını his ettirecektir!..
Son elli yılda Türkiye ve Kürdistan’da bir iç savaş olmamış gibi nerdeyse sayısı bellisiz (100 bin) kişiden fazla insanın Kürt, Türk denilmeden öldürülerek kaybedildiğinden bahsedilmektedir! İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve çeşitli insan hakları raporlarına göre Türkiye Kürdistan’ında 3.000'den fazla köy ve mezra haritadan silinmiş veya zorla boşaltılmıştır. Bazı kaynaklar bu sayının 4.000-4500 civarında olduğunu belirtmekteler. Boşaltılan bu yerlerdeki Kürt halkının çoğunluğu Türkiye’nin Batısındaki şehir ve yerleşim bölgelerine ucuz insan gücü olarak yerleşmesine neden oldu!.. Çoğu kaynaklara göre göçertilen Kürtlerin sayısının üç milyondan fazla olduğu tahmin edilir!..
Bu kadar zarar ve ziyan Kürt halkına nasıl yapıldı? Bunun bir kısmını Türkiye hükümetleri asker ve korucularla açıktan yaparken, diğer tahribatları illegal örgütler kanalıyla kardeş, kardeşr düşman yapılarak, ulusal birliğe büyük bir darbe vuruldu! En büyük çöküntü de Kürtlerin kurtuluşunu üstlenen Kürt örgütünün sonunda Hükümet ile ayni çizgide buluşmaları hayin emelleri de su yüzüne çıkardı! Önceleri de çoğu bilim adamı ve araştırmacıları bu sinsi oyunu eleştirerek yazıp söylemleriyle vurguladıkları halde kulak asan az olmuştu! Bilinen bu acı uygulamalar, son günlerde Prof. Dr. Yalçın Küçük’ün de ölümüyle de su yüzüne çıktı! Sadece Yalçın Küçük mü? Yalçın Küçük gibi daha niceleri!..
Yanlış uygulamalarla Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri uzun bir süreden beri halkının tümünü, Türk olsun, Kürt veya başka etnik yapıda olsun iyi idare etmemektedir. İşsizlik, yoksulluk adam kayırma düzeni tamamen bozmuş, özgürlükler genel olarak etnik yapıya bakılmadan kısıtlanmıştır! Sebepsiz, keyfi gözaltılar, rüşvet ve adam kayırmalar hayatı daha da zorlaştıran günlük olaylar arasında yer alırlar!..
Türkiye’de genel anlamda tüm özgürlükler kısıtlanmıştır! İnsanlar kendi öz iradeleriyle özgür iseler, özgürlüğün o zaman bir büyük değeri vardır!.. İnsanların özgürlüğü başka birine ipotek edilmişse o zaman özgürlüğün hiçbir anlamı kalmaz. Kısaca sı özgürlük demek bireyin dış zorlama, hiç bir kısıtlama veya engelleme olmaksızın, kendi öz iradesiyle düşünme, düşündüklerini yapabilme ve onu eyleme geçirme durumudur. Yani özgürlük, başkalarına zarar vermemek kaydıyla kişinin dilediğini yapabilmesi ve sorumluluklarının bilincinde olarak kendi potansiyelini gerçekleştirmesi olarak tanımlanan temel bir haktır!
Günümüzdeki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nden Türkiye halkları memnun değilseler bu ortak buluşma noktası tüm yaşayanların birleştikleri noktadır! Bunun ortadan kalkması için halk sandığa giderek iradesini kullanmalıdır! Bugünkü hükümet dini ve çağdışı düşünleleri arkasına alarak, ben çoğunluktayım demesi çağdaş bir çözüm noktası olamaz! Böylesi bir görüşü geçmişte Almanya’da Hitler uygulamıştı! İkinci dünya savaşında faşist Hitler’in peşine düşenler çoğunluktayız deyip, silahlı veya silahsız halkın iradesi ipotek altına alınmıştı!.. Hitler, halka öl dese halk ölüyor, saldırın deseler masum insanlara saldırılarak milyonlarca insan katledilmişti!.. İkinci dünya savaşında nerdeyse büyük bir devletin nüfusu kadar (57 milyon) insanın kanı boş yere akıtılmıştı!.. Savaşın korkunç bilançosu 70 ila 85 milyon insanın ölümüyle sonuçlanmıştı… Bu yersiz ve gereksiz haksız savaşta asker ölümleri kadar da sivil halk öldürülmüştü!..
Geçmişteki bu kötü uygulama günümüzdeki yönetimlere iyi bir ders olmalıdır! Gizli ve kapalı kapılar arkasında verilen karanlık kararlar ne Türk halkını ve nede Kürt halkını memnun etmiyecektir!.. „Zararın neresinden dönülürse kardır!“ misali çözümler açık, şefaf ve halkların iradesi doğrultusunda alınmalıdır!..
14 Nisan 2026
Abuzer Bali Han


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.