Suriye Sahasında Kurulan Tuzak ve Kürt Gerçeği
Resul Amed
Hakan Fidan, Güler ve İbrahim Kalın'ın Suriye çıkartması bir diplomatik temas değil, sahaya dönük bir hamledir.
Şara'ya verilen mesaj nettir: Rojava'ya saldırın, hava desteği bizden. Ekipman bizden. Sahada kullandığımız, eğittiğimiz, kontrol ettiğimiz ve düzensiz, acımasız yapıları da harekete geçiririz.
Bu sonuçlara sahadaki verilerle ulaşıyoruz.
TC'ye bağlı çetelerin HTŞ içinde olduğu iddiası yüzeysel bir okuma olur. Görünen bu değil. Bu yapılar Türkiye'nin elinde bir argümandır; gerektiğinde Şara'ya karşı baskı unsuru, gerektiğinde çözümü sabote eden bir kaldıraç. Her çözüm ihtimalinin boğazına çöken şey tam da budur.
Türkiye'de bir kesim vardır ki, PKK'nin Türkiye'ye yönelik silah bırakmasını kendi çıkarlarına aykırı görür. Çünkü silah devredeyken Kürtlere baskı daha kolaydır. İşgal, yok sayma, inkâr daha rahat yürütülür.
"Ülkenin bekası" denir, "PKK tehdidi" denir. Şimdi bu argüman ellerinden alındı. Rahatsız oldular. Histerik bir ruh haline girdiler.
Bu kez söylem değişti: PKK silah bıraktı ama Rojava PKK'ye dönüştü.
Yani mesele silah değil, Kürttür. Mesele güvenlik değil, Kürt gerçeğidir.
Türkiye, her koşulda Kürtlerin ve Kürdistan'ın karşısında durmuştur. Kürtlerle ilgili her gelişmeyi bastırmak istemiştir. Sahada Kürtleri karşısına aldığında ise aşırı şoven politikaları devreye sokmuş, bunu da kendi lümpen toplum yapısına empoze ederek kitleleri manipüle etmiştir.
Körce. Önünü görmeden. Denklemin dışına düşerek.
İsrail–Kıbrıs–Yunanistan hattında kurulan anlaşma boşuna değildir. Dananın kuyruğu Doğu Akdeniz'de kopacaktır. Bu denklemde Suudi Arabistan ve Mısır da yerini alacaktır.
Tam da bu yüzden, Şara'nın dışişleri bakanının Hakan Fidan konuşmasını bitirmeden mikrofonu kapatması sıradan bir an değildir. Mesaj açıktır.
2026, Kürtlerin yılı olmaya adaydır.
Halep çatışması Kürtlere birçok yönden alan açacaktır. Coğrafi olarak büyüyen, siyasal olarak derinleşen bir Kürdistan ihtimali güçlenmektedir.
Güney Kürdistan, PKK'nin silah bırakmasının güçlü bir destekçisidir. Aynı zamanda Rojava Kürdistanı'nda Arap aşiret saldırılarına müdahale ederiz diyen Mesut Barzani gerçeği de ortadadır.
Bu bir dengedir. Ve Türkiye bu dengeyi bozmak için her zaman provokasyon üretmiştir. Kürtleri birbirine düşürmek istemiştir. Başaramamıştır.
Buradan da kaybetmiştir.
Yarın, işgal ettiği Güney Kürdistan'dan çekilmek zorunda kalacaktır.
İsrail, Türkiye'nin Suriye'de yerleşmesine kesinlikle karşıdır. Türkiye'yi hedefe koyacaktır. Bu da Rojava ve Güney Kürdistan'ın özgürlük ve bağımsızlığa evrilmesini Ortadoğu'da büyük bir kırılmaya dönüştürecektir.
Türkiye bunu iyi bilmelidir:
Kürtleri yok etmeye çalışan, sonunda kendisi yok olacaktır.


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.