Şefik Çolak

Şefik Çolak

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Soyut Hayaller Projesi’nin Çöküş Belgesi : MİLLÎ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ KOMİSYONU RAPORU

A+A-

 

Gelecek arzusu ve planı olmayan ulusların kendi düzenlerini ve sistemlerini inşa etme olanakları olmaz. Hedefler anlaşılır ise ona yönelik halkın tahkim edilmesi mümkün olduğu gibi gelişime katkı verebilmeleri de sağlanır.

Sürekli talep yenileyen ve bunları muğlak hale getiren siyaset çözümsüzlüğü dayatır, enerjinin hedefe varmadan boşalmasını sağlar. T.C. kendi içinde son derece şeffaftır ve yalan söylemeyeceği gibi her eylem ve tutumunu belgeye bağlar. Bir gün açığa çıkar mantığı ile hareket etmez. Çünkü yapılanların sığdırılabileceği meşru bir hukukun olmadığını bilir. Bu nedenle pervasızdır. Sadece halkın bilgisiz kalmasını sağlar ve servis edilen bilgileri de anlaşılmasını engelleyecek şekilde manipüle eder.

Kurdistan sorunu birinci derecede önemlidir ve diğer yönetsel, etik, ahlaki ve ekonomik sorunlara da kaynaklık eder. Sistemin kuruluş ve varlığının devamını sağlayan esaslar ve kavramları da tehdit eden bir sorundur. Kurdler yok edilemeyeceğine göre Kurdistan sorunu yokmuş gibi davranır ve Kurdleri oyalama ile zora dayalı yöntemle eylemsizliğe mahkûm etme siyasetini yürütür. Bunun için başvurduğu politikalar çeşitli olmakla beraber sürekli kullandığı iki yöntem vardır.

  • Fiziki ve yasal şiddet.
  • Yalan ve yönlendirme.
  • Ekonomik olarak yoksulluğa mahkûm ederek sistem kurumlarının parçası yapmak.

Anayasa ve Kanunlar Kurdlerin sadece günümüzde yokluğunu esas almaz, tarihsel geçmişini ve mirasını da yok etme ve devşirmeler devletine mal etme üzerine inşa edilmiştir. Uymayan veya kabul etmeyenlere ise kurumlar ile paramiliter yapılar eliyle şiddet uygular.

Yalan ve yönlendirmenin alt yapısını ve teorisini ilgili kurumların uzmanları tarafından hazırlanır ama çoğunlukla kontrol edilebilen sol yapılar ve Kurd adı altında yapılandırılan yapılar tarafından devreye sokulur ve uygulanması sağlanır. Bunlar yalanda sınır tanımaz, yalanın ortaya çıkmasından da utanç duymaz olarak görevini yerine getirirler. Devletin organize ettiği dini kurumlar ve organizasyonlar ise Osmanlı’da olduğu gibi aynı tutumu sürdürmekte sakınca görmezler.

İki yılı aşkın bir süredir bir kesimin barış süreci olarak tanımladığı ama gerçekte Terörsüz (asıl tanımı Kurdsüz) Türkiye adı altında bir süreç yaşanıyor ve öyle görünüyor ki bir süre daha devam ettirilecek ve devlet istediğini elde etse veya etmese de yakında sonlandırılacaktır. Bunun üzerinde yeterince tartışma ve analizler yapıldı. Bakuré Kurdistan’da Kurdler tarafından oldukça anlamlı analizler, arkasındaki gerçek niyetler ve sonuç tahminleri yapıldı. Bunlara eklenecek fazla bir şey kalmış değildir.

18.02.2026 tarihinde TBMM tarafından MİLLÎ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ KOMİSYONU RAPORU[1] adı altında bir rapor kabul edildi ve yayınlandı. Raporun yayını ile birlikte içinin ne kadar boş ve beklentilerden uzak olduğuna dair tartışmalar ve görüşler açıklandı.[2] Yapılan değerlendirmelerin sayısı sayfalar sığdırılamayacak kadar çoktur ve tümü de doğrudur. Kabul edenler ve imzacılar zafer naraları atmaktalar. DEM ve İmralılı Ziya’nın emrinde olanlar ise geçici bir süre için mahcubiyet içindeymiş görüntüsü altında sadece laf cambazlığı yapmaktalar. Çaresizliğin yaratacağı umut beklentisi içinde olmak bunlara can verir. Merak etmeye gerek yok, yakında hayali sonuçlar üretirler ve ne yazık ki bir kısım Kurdleri de inandıracaklar.

DEM Parti’nin neden kabul ettiğini tartışmanın anlamsız olduğunu düşünüyorum. Onlar kabul etmeye ve Kurdleri ikna etmeye programlanmışlar. Neden kabul ettiğini anlamak için 18.09.2025 tarihli ve DEM’in komisyonu terk ettiği toplantı tutanağını[3] (özellikle 41. Sayfadan sonrasının düşünerek okunmasında yarar vardır) ve sonrasında yayımlanan basına ve kamuoyuna bildiriye[4] bakılması yeterlidir. Organize yalanın ne için yapıldığının belgeleridir.

Komisyon Raporu son derece önemli bir belgedir ve gelecekte Kurdler bundan kayda değer faydalar elde edebilme şansına sahip olacaklar. T.C. bakiye korkusunu ciddi bir şekilde yaşıyor ve bu korkunun ulaştığı düzey devleti sonucu belirsiz bir maceraya sürüklemektedir. İç ekonomik sorunlar ve parsa kapma çekişmeleri de eklenince yönetememe sorunu yaşanmaktadır.

T.C.nin Kurdler için anayasası Şark Islahat Planı’dır. Bu nedenle projelerini detaylarını düşünerek ince ince planlamaktadır. Son dönemlerde yaşanan beka korkusu ciddi hatalar yapmasına neden olmaktadır. Yayınlanan rapor ile devletin en üst kurumu ilerde insan hakları yönünden yargılamalara neden olacak itiraflarda bulunmaktadır.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Soykırımı Önleme Sözleşmesi ve Halkların Kendi Geleceklerini Belirleme prensibi gibi uluslararası hukuk yönünde kabul görmüş ve zaman aşımına tabii olmayan suçlar olarak görülen konularda kabul bu raporda görülmektedir. Bu rapor Kurdler tarafından ileride uluslararası görüşmeler masasına anlamlı bir şekilde getirile bilinirse mutlaka yargılamalarda belge görevi görecektir. Hukukçu değilim ama Kurd hukukçularının bu yönde değerlendirmeye almalarında yarar vardır.

Ortada tek sandalyeli bir masanın olduğu çok kişi tarafından dile getirildi. Bu düşünce anlamlı ve doğruya oldukça yakındır. Hukukta usul esas kadar önemlidir. 27.02.2026 tarihinde İmralı’daki Ziyanın yeni mesajı[5] kamuoyu ile paylaşıldı. Mesaj tartışmaya değer değildir.[6] Dikkatimi çeken şey ise şudur: Bu mesajdaki dil ve yazım şekli Komisyon Raporu ile aynıdır. İkisinin de aynı kişi veya kişiler tarafından yazıldığı izlenimi veriyor. Uzmanların teknik inceleme yapmasında yarar olduğu düşüncesindeyim.

Umut etmek güzeldir ama otistiklerden farklı olarak yanlışlığı kanıtlanmış şeylerden beklenti içinde olmaktan uzak olmak akılcı tutum olur…..

Şefik Çolak

Endüstri Mühendisi

28.02.2026

 

Önceki ve Sonraki Yazılar