İbrahim Gürbüz

İbrahim Gürbüz

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Sömürgeleştirilmiş Vicdanın Portresi

A+A-

whatsapp-image-2026-06-21-at-12-49-37.jpeg

Yukarıda resimlerini gördüğünüz iki genç kadının hikâyesi, yalnızca iki insanın yaşadığı acının değil, sömürgeleştirilmiş vicdanın da çarpıcı bir yansımasıdır.

 

Bunlardan biri, sömürgeci İran devletinin drone saldırısında ağır yaralanan 19 yaşındaki Doğu Kürdistanlı Peşmerge Xezal Meriwanê idi. Diğeri ise anne ve babasıyla birlikte Güney Kürdistan’a gezmek amacıyla gelmiş genç bir Arap kadındı. Aynı coğrafyada, aynı sağlık sistemi içinde bu iki genç kadına tamamen farklı muameleler yapıldı.

 

Ağır yaralanan Xezal Meriwanê, anne ve babasının bütün feryatlarına rağmen kendi ülkesi olan Güney Kürdistan’ın Süleymaniye kentindeki bazı hastaneler tarafından kabul edilmedi. Gerekli tedaviye ulaşamadığı için yaşamını yitirdi. Dahası, şehit olduktan sonra cenazesi bazı camilere de kabul edilmedi. Sonunda cenazesine bir Kürd iş insanı olan Serdar Abdullah sahip çıktı; Xezal yıkandı ve defnedildi.

 

Arap genç kadın ise anne ve babasıyla birlikte Kürdistan’a gezmeye gelmişti. Hastane sahibi sömürge psikolojisinin gereği, beyaz adama yaralanmak için Arap kadını hemen hastaneye kabul etti; tedavisi ve gerekli bütün tıbbi müdahaleler günler boyunca titizlikle sürdürüldü.

 

Hiç kuşkusuz Arap genç kadının tedavi edilmesi insani, ahlaki ve doğru olan tutumdur. Tartışılması gereken de bu değildir. Asıl sorgulanması gereken, aynı insani duyarlılığın kendi ulusunun evladı olan genç bir Kürd kadın için neden gösterilmediğidir. Gerçek insanseverlik, yalnızca bir insana yardım etmekle değil; herkese aynı vicdanı, aynı adaleti ve aynı merhameti gösterebilmekle ölçülür.

 

Süleymaniye’de hastanenin sahibi de, şehit Kürd kadın peşmergenin cenazesini camiye kabul etmeyen imam da Kürddü. Ancak bu durum, etnik kimlikten çok daha derin bir soruna işaret etmektedir. Milli bilinçten yoksun, beyni kolonize edilmiş; Kürdlüğü, Kürdistan’ı ve ulusal değerleri küçümseyen; kendi ulusuna sömürgeci zihniyetin gözünden bakan bu anlayış, kolonyalizmin insan zihninde yarattığı tahribatın en çarpıcı örneklerinden biridir.

 

Sömürgecilik yalnızca bir toprağı işgal etmez; aynı zamanda insanın bilincini de kuşatır. Zihni sömürgeleştirilen birey, zamanla kendi ulusuna yabancılaşır; kendi diline, kimliğine ve ulusal değerlerine mesafeli hâle gelir. Kendi ulusunu, sömürgecinin ona baktığı yerden değerlendirmeye başlar.

 

Bu durum, Django Unchained filmindeki beyaz efendinin siyah kahyasını hatırlatmaktadır. Kahya, kendi ulusunun değil, efendisinin çıkarlarını savunur; kendi kökenine değil, efendisinin dünyasına ait hisseder. Kolonyalizmin yarattığı zihinsel yabancılaşma tam da budur. İnsan, kendi soyuna, kendi köklerine ve kendi ulusuna yabancı hâle gelir.

 

Ne yazık ki bu zihinsel sömürgeleşmenin örneklerine Kürd ulusu içinde, özellikle bazı sol-sosyalist çevrelerde de rastlamak mümkündür. Ulusal değerlere mesafeli, sömürgeci söylemi içselleştirmiş bu yaklaşım, kolonyalizmin yalnızca siyasal değil; aynı zamanda psikolojik, kültürel ve ahlaki düzeyde de nasıl işlediğini göstermektedir.

 

Albert Memmi, Sömürgeleştirilenin Portresi adlı eserinde sömürgeciliğin en büyük başarısının, sömürgeleştirilen insanı kendi ulusuna yabancılaştırmak olduğunu söyler. Sömürgeleştirilen bilinç, zamanla kendi ulusunun acısını sıradanlaştırır; kendi insanının hayatını daha az değerli görmeye başlar. Böylece sömürgecilik yalnızca toprağı değil, vicdanı da işgal etmiş olur.

 

Memmi’nin sözünü ettiği sömürgeleştirilmiş bilinç, bugün yalnızca bireysel tutumlarda değil, siyasal ve toplumsal reflekslerde de kendisini göstermektedir. Bunun çarpıcı örneklerinden biri, Kuzey Kürdistan’da faaliyet yürüten bazı Kürd İslamcı ve sol çevrelerin tutumudur.

 

Halepçe’de Kürdlere kimyasal soykırım uygulanırken, Şengal’de Êzidî Kürdler katledilirken, Rojava Kürdistanı’nda çocuklar sinemada yakılırken ve Kürd gençleri her gün hedef alınarak yaşamlarını yitirirken bu çevrelerin büyük ölçüde sessiz kalmaları; buna karşılık Filistin meselesi için geniş katılımlı mitingler ve kitlesel dayanışma kampanyaları düzenlemeleri üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir çelişkidir.

 

Burada tartışılan konu Filistin ulusuyla dayanışmanın meşruiyeti değildir. Dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayan her ulusla dayanışma göstermek insani ve ahlaki bir sorumluluktur. Ancak aynı duyarlılığın, aynı vicdanın ve aynı kararlılığın kendi ulusunun maruz kaldığı katliamlar ve soykırımlar karşısında gösterilmemesi, sömürgeciliğin zihinlerde kurduğu tahakkümün en belirgin göstergelerinden biridir.

 

Kendi ulusunun acısını ikincilleştiren, buna karşılık başka ulusların acısını önceleyen bu seçici duyarlılık, evrensel adalet anlayışından değil; sömürgeleştirilmiş bilincin ürettiği yabancılaşmadan beslenmektedir.

 

İnsan sevgisi kuşkusuz en yüce erdemlerden biridir. Ancak gerçek insan sevgisi, Arap ile Kürd arasında, dost ile yabancı arasında, kendinden olan ile olmayan arasında ayrım yapmadığı zaman anlam kazanır. Vicdan ancak herkes için aynı şekilde işlediğinde vicdandır; aksi hâlde, sömürgeleştirilmiş bilincin ürettiği seçici bir merhametten öteye gidemez.

 

Bütün bu yaşananlar, Kürd ulusu içinde ulusal bilinç, tarih bilinci, vatan bilinci ve ortak ulusal sorumluluk duygusunun henüz yeterince kökleşmediğini göstermektedir. Gerçek özgürleşme yalnızca siyasal ya da askerî mücadeleyle değil, aynı zamanda zihinsel dekolonizasyonla mümkündür.

 

Kürdistan’da toprağı, ortak tarihi, ortak kaderi ve ulusal aidiyeti esas alan toprak temelli bir milliyetçilik geliştikçe, sömürgeciliğin zihinlerde ve bedenlerde kurduğu tahakküm de çözülmeye başlayacaktır. Çünkü sömürgeleştirilmiş bir zihnin özgür bir vatan inşa etmesi mümkün değildir. Özgür bir Kürdistan’ın yolu, her şeyden önce sömürgeciliğin işgal ettiği zihinlerin özgürleşmesinden; yani güçlü bir ulusal bilinç, tarih bilinci ve vatan bilincinin inşa edilmesinden geçmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.