Pirlik, Mişûr’lar ve Kürt Toplumsal Hafızası -  Uskê Cîmîk*

Pirlik, Mişûr’lar ve Kürt Toplumsal Hafızası - Uskê Cîmîk*

Êzidî Mişûr uzmanı Dawit Murad Xetarî ile söyleşi

A+A-

uske-cimik-300x290.png

Uskê Cîmîk
 

Bu Dosya Neden Hazırlandı?

Bugün Kürtlerin geçmişi çoğu zaman devlet arşivleri, resmi mezhep anlatıları ve dışarıdan yazılmış tarihler üzerinden okunuyor. Oysa Kürt toplumunun, özellikle Êzidî geleneğinde, devlet öncesi ve devlet dışı bir dizi yazılı–sözlü düzen mekanizması vardı.

Bu dosya, Êzidîlik, aşiret yapıları ve pir–şeyh düzeninin yazılı belgelerle görünür hâle geldiği 12.–13. yüzyıl kırılma dönemine odaklanmaktadır. Bu mekanizmalardan biri olan Mişûr geleneğini, onu ayakta tutan pirlik kurumu üzerinden ele almak; bunu da tanıklık merkezli bir söyleşi ile yapmak.

Söyleşinin Kaynağı ve Konumu

Bu söyleşi, Êzidî Mişûr geleneği üzerine çalışan araştırmacı Dawid Murad Xetarî ile yapılmıştır. Xetarî, tarih alanında yüksek lisans sahibidir ve Laleş Vakfı’nda araştırma çalışmalarını sürdürmektedir.

Bu söyleşi, Kürtçedir ve burada okur için Türkçe’ye çevrilmiş, akıcı bir anlatı içinde yer yer alıntılanarak kullanılmıştır.

Pirler Kimdi? Toplum İçindeki Rolleri

Pirler yalnızca din adamı değildi. Aynı zamanda toplumun öğretmenleri, rehberleri ve düzenleyicileriydi. Okuma bilen, söz sahibi, toplumsal itibarı olan kişiler pirlik görevini üstlenirdi. Her pir, belirli bir aşiretten ya da topluluktan sorumluydu. Bu sorumluluk keyfî değildi; toplum tarafından kabul edilmiş bir görevdi.

Kısacası: Pir toplumsal düzen ve rehberlik görevini üstlenir, Şêx ise dini otoriteyi ve manevi önderliği temsil eder.

Pirler, kendilerine bağlı aşiretin çocuklarının eğitiminden sorumluydu. İnanç bilgisinin yanı sıra, toplumsal yaşamın kurallarını öğretirlerdi. Aşiretler arası anlaşmazlıklarda hakemlik yapar, sorunları çözmeye çalışırlardı. Bu yönüyle pirlik, yalnızca manevi değil; pratik ve koruyucu bir kurumdu.

Mişûr’lar: Yazıya Geçen Toplumsal Düzen

Êzidî geleneğinde Mişûr’lar, aziz Pîr’lerin hayatlarını, sorumluluk alanlarını ve kendilerine Mirîd (takipçi) olarak bağlı aşiretleri kayda geçiren kutsal el yazmalarıdır. Êzidî sözlü geleneğine göre bu metinlerden kırk adet vardır ve her biri, pirlik kurumunu taşıyan kırk soy hattına devredilmiştir. Bu yönüyle Mişûr’lar, yalnızca dini metinler değil; pir–aşiret ilişkisini, yetki dağılımını ve toplumsal düzeni yazılı hale getiren belgelerdir. Dawit Murad Xetari,

– Êzidî Mişûrların özü Kürtçedir. Qewl ve dualar sözlü gelenekte Kürtçe yaşadı. Yazıya geçirildiği dönemde resmî ve eğitim dili Arapça olduğu için Mişûrlar Arapça yazıldı. Bu bir inanç meselesi değil, tarihsel bir zorunluluktur.” der…

Bu belgelerde:

  • pirin sorumluluk alanı,
  • aşiretler arası ilişkiler,
  • meraların paylaşımı,
  • yer değiştirmeler,
  • toplumsal düzen ve yükümlülükler açık biçimde tanımlanır.

Bugün akademik olarak incelenmiş ve yayımlanmış Mişûr’lardan biri, Pir Sînî Bahrî (ya da Pir Sînî Dârânî) Mišūr’udur. Filolojik ve tarihsel incelemelere göre bu metin Hicrî 604, yani Miladî 1207–1208 tarihine aittir. Bu tarih, Mişûr’ları Êzidî tarihinin ve Kürt toplumsal hafızasının bilinen en erken yazılı kaynakları arasına yerleştirir. Günümüzde, bu nitelikte yalnızca iki Mišūr bilimsel olarak yayımlanabilmiştir.

Bu yönüyle Mişûr’lar, Êzidî toplumunda yazılı bir toplumsal sözleşme işlevi görmüştür.

Şêx Hesen ve Resmiyet Meselesi

Pir–aşiret düzeni, Şêx Hesen’den önce de vardı. Ancak bu düzenin yazılı ve resmî hâle gelmesi, onun döneminde gerçekleşti. Şêx Hesen (Şêx Sîn), 13. yüzyılda yaşamış Êzidî liderlerden biridir. Êzidî inancında yalnızca kutsal bir figür olarak değil; yazının, düzenin ve kurumsallaşmanın temsilcisi olarak kabul edilir.

Onun döneminde, var olan toplumsal düzen icat edilmedi; kayıt altına alındı. Mişûr’ların hazırlanması, pirlik kurumuna resmiyet kazandırdı. Bu, Kürt toplumsal hafızasında önemli bir kırılma noktasıdır.

Devletlerle Gerilim: Rehberlik Kimin Elinde?

Söyleşide altı çizilen temel meselelerden biri şudur: Osmanlı, Abbasî ve Safevî gibi merkezi devletler, Êzidî pirlerinin Kürt aşiretleri üzerindeki bağımsız rehberlik rolünü kabul etmedi.

Pirler, devlet dışı ama toplum içinde güçlü bir otoriteydi. Devletler ise düzenin ve yönlendirmenin tamamen kendi ellerinde olmasını istiyordu. Bu nedenle pirlerin:

  • arabuluculuk yapması,
  • toplumu kendi iç dinamikleriyle ayakta tutması zamanla sınırlandırılmak istendi.

Mezhep Değişimleri: İnançtan Çok Hayatta Kalma Meselesi

Söyleşide özellikle vurgulanan bir başka önemli nokta da şudur:

Tarih boyunca birçok Kürt aşireti, tek bir mezhebe ya da inanç biçimine sabit kalmamıştır. Aynı aşiret, farklı dönemlerde ve farklı coğrafyalarda Hanefî, Şafiî, Alevî ya da Êzidî olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu durum bir “kararsızlık” ya da “kimlik bulanıklığı” değil; tarihsel koşulların dayattığı bir gerçekliktir.

Bunun temel nedenlerinden biri, halkın büyük bölümünün Arapça bilmemesidir. Kur’an’ın ne dediğini bilmeyen, dinî metinlere doğrudan erişimi olmayan geniş topluluklar için “Müslümanlaşma” çoğu zaman teolojik bir tercih değil, baskıdan kurtulmanın bir yolu olmuştur. Kurallar net değildi; uygulamalar çoğu zaman keyfîydi. Aynı devlet içinde, aynı dönemde bile farklı bölgelerde farklı dinî pratikler dayatılabiliyordu.

Bu nedenle görünürde Müslümanlaşma, çoğu zaman içselleştirilmiş bir inanç dönüşümünden çok, siyasal ve toplumsal baskılara karşı geliştirilen bir savunma mekanizması olarak işledi. Mezhep değiştirmek, hayatta kalmanın, toprağı korumanın ve sürgünden kaçınmanın bir yolu hâline geldi.

Bu durum günümüzde bile izlenebilmektedir. Örneğin Orta Anadolu’da yaşayan Reşiyan aşireti: Mişûr örneğinde görüldüğü üzere, adı geçen aşiretlerden biri olan Raşan (Reşiyan/Reşwan) aşireti, erken dönemde Êzidî inanç çevresi içinde yer alırken; Orta Anadolu hattı Hanefî olarak bilinirken, Adıyaman–Malatya hattındaki Reşiyan kolları Alevî kimliğiyle yaşamaktadır. Serhad ve Erivan çevresinde ise Êzidî Reşiyan topluluklarına rastlanmaktadır. Bu tablo, tek bir aşiretin “aslında ne olduğu” sorusuyla açıklanamaz; ancak coğrafya, siyasal baskı ve tarihsel süreklilik birlikte okunduğunda anlam kazanır.

Dolayısıyla burada gördüğümüz şey, inancın zayıflığı değil; aksine toplumsal hafızanın esnekliği ve hayatta kalma iradesidir. Aşiretler, özlerini tamamen kaybetmeden, farklı dönemlerde farklı dinî çerçeveler içinde var olmayı başarmışlardır. Bu gerçeklik, Orta Anadolu Kürt tarihini tek bir mezhep ya da tek bir kimlik üzerinden okumanın neden eksik kaldığını da açıkça göstermektedir.

Devlet Olmadan Düzen Mümkün müydü?

Mişûr’lar, Êzidî–Kürt toplumunda devlet olmadan da düzen kurulabildiğinin, somut ve yazılı kanıtlarıdır. Benzer örnekler tarihte de görülür. Orta Çağ Avrupa’sında manastır kuralları, devlet yasası olmadan topluluk düzeni sağlamıştır. Orta Asya’da töre/yasa düzeni, aşiretler arası ilişkileri yazılı normlarla belirlemiştir.

Mişûr’ları özgün kılan ise, Êzidî pirlik sistemi üzerinden hem dini hem toplumsal sorumlulukları birlikte düzenlemiş olmasıdır. Bu yönüyle Mişûr’lar, Kürtlerin kendi iç kurumlarıyla düzen üretebildiğini gösterir.

Pirlik ve Mişûr sistemi, Kürtlerin yalnızca direnişlerle değil; düzen kurarak, eğiterek ve arabuluculuk yaparak da var olduğunu gösterir. Bu dosya, bugünkü dağınıklığı anlamak için geçmişteki kurumsal sürekliliğe bakmayı önerir.

Kaynaklar

Bu dosya; Êzidî Mişûr geleneği ve pirlik kurumu üzerine yapılan Dawid Murad Xetarî ile söyleşi, Pir Sînî Bahrî / Pir Sînî Dârânî’ye ait Mişûr el yazmaları, Cambridge University Press tarafından yayımlanan The Yezidi Manuscript

(Mišūr) of Pʿir Sini Bahrī / Pʿir Sini Dārānī başlıklı akademik makale (Iranian Studies), Khanna Omarkhali’nin The Yezidi Religious Textual Tradition adlı çalışması, Martin van Bruinessen’in Religion in Kurdistan kitabı ile Êzidî sözlü geleneği (qewl’ler) ve Laleş merkezli toplumsal hafıza anlatıları birlikte değerlendirilerek hazırlanmıştır.

https://www.facebook.com/groups/765182962016161

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.