Orta ve Batı Anadolu’da beylikler döneminin önemli Kürt şahsiyetleri
ORTA VE BATI ANADOLU’DA BEYLİKLER DÖNEMİNİN ÖNEMLİ KÜRT ŞAHSİYETLERİ
Ali K Yıldırım
Orta ve Batı Anadolu’da beylikler döneminde rastladığımız önemli Kürt şahsiyetler olarak şu isimleri görüyoruz:
- Hacı Bahâddin /Hacı Bahâdır
- Hacı Bahâddin oğlu Menteşe
- Sivas valisi Hacı İbrahim
- Eşref Bey
- Mirşah
- Hacı Begler
- Hacı Begler Oğlu Süleyman paşa ve Halil
- Hacı Begler oğlu Halil’in oğlu Taceddin
- İmaddedin
- İbn Kurd ( Hoca Ali’nin kardeşi Hayreddin Halil Beg olabilir?)
- Hoca Ali (Nurettin Alaeddin Ali Şâh, İbn Kurd’ün kardeşi? )
- Hoca Ali oğlu Hacı İbrahim
- Nurettin Kutluşah (Baba-zâde Nureddin Kutlu Beg bin Firuz Beg)
- Nurettin Kutluşah’ın kardeşi İlyas ve Mesud Beyler
- Baba-zâde Firuz Beg
- Baba-zâdelerden Hâce Fahreddin Cevherî
- Ali Zerger
- İsfendiyâr-ı Kerdiyye
- İsfendiyaroğlu İsmail
- Şehabeddin Şâdi Beg (Şadgeldi Bey)
- Cemaleddin Firuz Beg (Şadi beg’in kardeşi, Amasya sipah-salârı, askerî kumândânı)
- Şemşeddin Mahmud Tuğraî bin Baba İlyâs (Şadi Beg ve Cemalettin Firuz Beg’in dedesi)
- Şadgeldi Ahmed Bey
- Germiyanoğlu Alişir ve kardeşi Yakub
- Sivas Beyi Rüstem
- Karaman’ın Kureyş Beyleri
- Kürt Şeyh Hasan
- Malatya naibi Kürt Mintaş
- Eyyübü Sultanı Eşref
- Emîr-i kebîr İmâdeddin Ömer bin İbrahim el-Lurî
- Sülayman İbn Eşref
- Mubariz al-Din Mehmed (Eşrefoğlu)
Bu bölüm daha 7. Bölüm ile birlikte okunmalıdır. Yazacağımız bazı şeyler kısmen bir nevi tekrar olacaktır. Şikari’de olaylarda önemli rol oynayan birçok kişinin ismi geçer. Bunlardan bir kısmının kökeni belirtilmekle birlikte bazıları hakkında da malumat bulunmamaktadır. Şikari beyliklerin dağılmasından epey sonraki dönemlerde yazdığı için bütün ayrıntıları bilebilecek durumda da değildir. Kürt olarak tespit ettiğimiz önemli isimler ile ilgili özet halinde açıklayıcı bilgiyi, daha detaylı araştırmalar için yol açıcı olacağı umuduyla, aktarmakta yarar bulunmaktadır.
İç Anadolu’da Kürt varlığının, Karamanlılar öncesine dayandığına ilişkin verilere Şikari’ye ait metinlerde de rastlıyoruz. Gülnâr askeri’nin kimlerden oluştuğunu bilmiyoruz, ancak ‘’ Gülnâr ‘’ sözcğü İrani’dir. Önceleri , Sivas’da Selçuklu sultanı Alaeddin adına hutbe okutulur iken, bir süre sonra Kürt begi Hacı Bahaddin (Hacı Bahadır), Kürtler’i kendi etrafında birleştirerek hutbeyi kendi adına okutur.[1] Bir hükümranlık ilanı olan bu gelişme 1243 yılında Moğollar’ın Kösedağı savaşı zaferi sonrası yaşanan fetret devrinde gerçekleşmiş olmalıdır. II. Alaeddin Keykubat 1249-1257 yılları arasında hükümdardır.
Bir süre sonra Karamanlılar Sivas yaylalarını zapt ederler. Bunun üzerine Sivas beyi Hacı Bahaddin Kürt kavmini toplar. Eşref isimli bir bey de kendisiyle birlikte bulunmaktadır [2] Kürt beyi Hacı Bahaddin, Karaman beyinin komutasında bulunan Oğuzlar ile savaşa çıkarken kendi yerine oğlu Ali Menteşe’yi Sivas’da bırakır. [3] Karaman Kürt beyleri karşısında zafer kazanarak onları kendisine tabi kılar. Sonraki dönemde Selçuklu ile yapılan savaşa Karamanoğlu ‘’on iki bin Kürd ‘‘askeri ile Menteşe Hacı Bahaddin’I gönder’’ir.[4]
Selçuklu saflarında Hacı begler[5] bulunmaktadır. Hacı Bey, Selçuklu Sâhib gibi Karaman’ın hasımıdır. [6] Silifke’nin alınması sırasında yapılan hareketda Kürdistan askerinin başında Menteş ve Eşref bulunmaktadır. Mirza Bahadır Moğol askeri ile gönderilir.[7] Hacı Begler ile Mirşâh’ın Larende’yi Selçuklu Sultanınından talep etmesi üzerine Sultan burayı Hacı Begler’e verir. Ancak bir süre sonra Karaman saldırarak Larende’yi ele geçirerek Hacı Begler’i öldürür.[8] Selçuklu Sultanı ile Karaman arasında bir uzlaşma olur. Hacıbeg’in Süleyman[9] ve Halil [10] isimli iki oğlu bulunmaktadır. Kürt Hacı Bahaddin Konya’da 1250 yılı civarında faaliyette bulunmaktadır. Karamanlılar öncesinde Mirşah ve Hacı Bahaddin Selçuklu ‘nun yöredeki yöneticileridir. Hacı Bahattin’in Sivas’ı ele geçirerek kendi adına hutbe okuturken, Mirşah Selçuklu saflarında kalmıştır.
Güneyde bulunan Hristiyanlar ile savaşmak için toplanan; Moğol güçleri ve Karaman ordusunun yanında Hacı Bahâddinoğlu, Mentaşa Beg ve Mirza Beg’in isimleri sayılır. [11] Hemen bu sayfayı izleyen sayfada Antalya’yı Hristiyanlar’dan ele geçirmek için Gölhisar önlerinde yapılan savaşta aynı kişiden Hacı Bahâddin olarak bahs edilir. Ele geçirilen Antalya kalesi Teke paşa’ya verilir. O sırada Karaman henüz Selçuklu sultanndan hilat almaktadır.[12] Dolayısı ile, bu durum, Hacı Bahâddinoğlu olarak bahsedilen kişinin, aslında ya Sivas’da bulunan Hacı Bahâddin veya onun oğlu Menteşe (Mendo Bey) olması anlamına gelir.
Karamanoğlu Karaman’ın zehirletilerek öldürülmesi[13] sonrası toprakları Selçuklu Sultanı Alaeddin’in eline geçer. Sultan, Karaman Beg’in elindeki Karaman’ı İbn Hûten’e verir. Selçuklu sultanı tarafından ‘’Mirza’ya Ermesun’’, ‘’Hacı Bahâdın ‘a ve Mentteşa’ya Sivas..’’ [14] verilir. Bu durum Mirza Bahadır ile Hacı Bahâdın’in farklı kişiler olduğunu gösterir. Silifke’ye giden komutanlar listesinde Mirzâ ve Hacı Bahâdır’ın isimlerinin, ayrı ayrı zikredilmesi [15] de bu durumu doğrulayan bir veridir. Daha sonraki tarihlerde Sivas’a bey olan İbn Kürd, Mirza Bahadır ile savaşarak onu kaçırtır. [16] demek ki İbn Kürd Mirza Bahâdır’ın oğlu değil. Mirza Bahâdır’ın Yakub[17] ve Ereğli’de oturan Ali Paşa[18] isimli iki oğlu bulunmaktadır. Mirza Bahâdır/ Mirza Beg’in etnik kimliği hususunda Şikari’de bir bilgi bulunmamaktadır.
Karamanoğlu Mehmet büyüyüp on sekiz yaşına gelince İbn Hûten tarafından ele geçirilir. Öldürülmesine muhalefet eden beyler içinde Mirza Bahâdır ve Melik Arslan’ın ismi geçer. [19] Bu sonuncusu aynı zamanda Selçuklu sultanı Alaeddin’in amcası olup Karaman beyi Mehmed’in öz dayısıdır. [20] Bir süre sonra Kayseri beyi Ertenâ ile birlikte, Selçuklu sultanından öç almak için toplanan beyler içinde; Moğol beyleri olarak İsmail Ağa, Devletşâh, Atâbeg, Babûk Han ve ‘’Sivas Begleri Hacı Bahâddinoğlu, Menteşa, dokuz bin Kürd ‘askeri ile Ermudyûn Beg Mirzâ Beg, Melik Arslan ve Kosun’da’’ bulunmaktadır. [21] Şikari’de Hacı Bahâddinoğlu ve Hacı Bahâdın isimleri sık sık karıştırılır. Bu durum transkiptrisyonu yapanların yanlış yere virgul koymasının sonucu da olabilir.
İbn Hûten’in yenilip Ermenek’in düşmüş (1256 veya 1258) olduğunu duyan Selçuklu beyleri arasında Kürt olarak, Germiyan beyi Alişâr, Hacı Begleroğlu Halil ve İsfendiyâr ı Kerdiyye de bulunmaktadır.[22] İsfendiyâr ı Kerdiyye Şikari’nin ‘’Kürd İsfendiyar’’ [23] dediği kişidir. Toplanan güçler sayesinde Ermenek’i Selçuklu beyi İbn Hûten’den alan Karamanoğlu Mehmet’in kendisine vezir yaptığı dört kişi içinde Hacı Bahâdır ( Hacı Bahâddin)’in ismi de geçer. Divanda toplanan dini önderler arasında Mevlânâ Gaddâri ve Mevlânâ Cüneydi ve kim olduğunu tam kestiremediğimiz, Şeyh Hasan’ın isminin geçmesi dikkate değer bir durumdur. Bu sırada kendilerinden ‘’Kürd kâfir’’ denilerek bahsedilen Germiyanlar Selçuklu saflarında savaşmaktadırlar.[24]
Karamanoğlu Mehmet, Kalenderi dervişi Siyavuş (Cimri) ile birlikte, Konya’yı ele geçirdikten (1277) sonra, Ermenek (Ermedsun) yanında Sivas’ın da tekrar Hacı Bahâdır’a verildiği yazılır.[25] Sivas’ın kendisine tekrar verilmesinden Hacı Bahâdır ve Hacı Bahâddin’in aynı şahsiyetler olduğu sonucu çıkar.
İbni Kürd ve Eretna veziri Hoca Ali arasında geçen sohbetten iki kardeşin(?) Hacı Bahâdır (Hacı Bahâddin ) ile aile akrabalıkları olduğunu anlıyoruz:
Biz Karamanoğlu’nu sevmeziz.Dedesi Karaman, bizim Hacı Bâhadır’ı tutub diyârın elinden aldı. [26]
Burada hangi tarihten bahsedildiği belli değil. Bahsedilen tarih 1246 sonrası, 1256 öncesi olmalıdır. İbn Kürt, sonradan Sivas’ı tekrar ele geçirir. Bunun tarihini bilmiyoruz. Bu bölgeye duyulan ilgi bu toprakların Hacı Bahaeddin döneminde Kürt kavmine ait olmasındandır. Hacı Bahaeddin’nin Menteş isimli oğlu dışında başka bir oğlunun olduğundan bahsedilmez. Şikari’nin kitabında, İbn Kürd ve Hoca Ali’nin, Sivas emiri Kürt Hacı Bahaeddin ile akrabalık derecesini saptamamızı sağlıyacak yeterli bilgi bulunmamaktadır. Prof. Uzunçarşılı Hoca Ali’nin isminin Ali Şah olduğu söyler.
Şikari’nin kitabında Karaman Tarihi’nde Hacı Kutluşah hakkında verilen bilgiler karışıktır. O kimi zaman İsmail isimli Moğol beyinin kardeşi, kimi zaman ise Kürt ordularının komutanıdır. Bunun yanında, ikinci bir Kutluşah olarak, Şadi Bey’in kardeşi olan Emîr Cemaleddin Firuz Beg’in oğlu Nureddin Kutlu Beg’in ismi ile Abdizâde Hüseyin Bey’e ait Amasya tarihinde karşılaşıyoruz. Buna göre, Alaeddin Ali Şâh ile Hayreddin Halil Beg (İbn Kürd?), Nurettin Kutlu Beg’in oğullarıdır. Abdizâde Hüseyin’in eserinde Emir Bahaeddin Kürt Beg’in; Kutlu Şah, Doğan Şâh, Kazan Şâh isimli üç oğlu bulunmaktadır. Dolayısı ile, Bahaeddin oğlu Kutlu Şah, Ali Şah’ın (Şikari’de Hoca Ali) babası değildir. Böylece üç değişik Kutlu Şah ismine rastlıyoruz. Amasya tarihinde İbn Kürd ile Hoca Ali Şah’dan kardeş olarak bahsedilmez. Şikari’nin bahsettiği İbn Kürd, belki de, Amasya beyi Emir Bahaeddin’in bir oğlu idi?
Sivas valisi Hacı İbrahim, Kürt Şadgeldi’nin damadıdır. [27] O aynı zamanda Hoca Ali’nin oğludur. Selçuklu saflarında gördüğümüz Mirşah ve Hacı Begler’in çocukları, diğer Kürt beyleri İbn Kürt ve Hoca Ali birlikte onların düşmanlarına karşı savaşırlar. Buradan onların etnik hassaiyetlerini ve dolayısı ile Kürt olduğunu çıkarabiliriz. Hacı Begler, Karaman Bey’in öldürdüğü şahsiyettir, ama Şikari’nin verdiği bilgilerde bu kişi Menteşe’nin babası Hacı Bahaeddin değildir; zira 1277 sonrası Karaman beyi Mehmed Sivas’ı tekrar kendisine verir. Wittek, İbni Bibi’ye dayanarak, Siyavuş’un (Cimri) Konya’yı ele geçirmesi sırasında öldürülen kişinin Melik-es-sevâhil Bahaeddin olduğu görüşünü tekrarlar.[28] Muhtemelen iki değişik Bahaddin’den bahsedilmektedir. Bunlardan biri Menteş’in babasıdır. Aynı toplantıda Hacı bahaddin ve Menteşe’nin yer almış olması bu iki kişinin değişik toplulukların temsilcisi olmaları anlamına gelir. Hacı Kutluşah ile İbn Kürd’ün aynı şahsiyetler olmadığını şu pasajda görüyoruz:
Ezüin-cânib, İbn İbn Kürd’e feryâdcı erişdi. İbn kürd gazaba geldi. Dört bin Kürd ile Hacı Kutluş’yı Gelincân’ı Konya kal’asında koyub otuz bin Kürd ile kendusu Meldüs kal’asına yürüdü.[29]
Sivas Kürt beyleri İbn Kürd ve Şikari’ye göre kardeşi olan Hoca Ali’nin yenilgisi sonrası, Karamanoğlu Alaeddin ile iyi ilişkiler içinde olan Sivas Beyi Rüstem, Eretna İbn Mehmed güçlerine karşı Kürt güçlerine komutanlık yapmaktadır. [30] Bu devirde bir bey yenildiğinde, itaat etmesi koşulu ile, hükümranlığın aynı aileden bir akrabasına devr edilmesi bir gelenek idi. Dolayısı ile Kürt güçlerine komutanlık yapan Rüstem’in, Hacı Bahaddin ve İbn Kürd ile akraba oldukları sonucuna varabiliriz. Rüstem ismi, meşhur İrani/Kürt kahramanı Zaloğlu Rüstem’den gelmektedir.
İmadettin ile ilgili açıklayıcı olacağı için daha geniş bir bilgiyi aktarmakta yarar var: Konya’da şehir halkı, şehri Selçuklular’dan ele geçiren Karamanlılar’ın hakimiyetine muhalefet etmektedir. Şehrin ileri gelen dört kişisi bu kez Eretna Bey’i Mehmed’e yanaşarak, şehri Karamanlılar’dan istemesi talebini ona iletirler. Onlar; Karamanlılar’ın ‘’tünd-hû’’ [31] olmaları nedeniyle kendileri ile uyuşmanın mümkün olmadığını belirtirler.
Konya ileri gelenleri, önceleri Moğol beylerinden biri iken, şimdi Kürtlerin komutanı olan Kutluşâh’a haber göndererek birlikte hareket etmelerini isterler. Bunun üzerine; ‘’Hacı Kutluşâh mektûbu okuyup altı bin Kürd ile ‘İmâdettin ile dört bin Moğol kendisiyle Herakle kal’asından ‘geçüb Konya şehrine erişdiler’’ [32] Bu ifadeden İmâdettin’in altı bin Kürd’e önderlik yapan önemli bir şahsiyet olduğunu anlıyoruz.
Şeyh Hasan ı Kürd önemli bir isim olup, bu adla değişik dönemlerde farklı şahsiyetler ile karşılaşıyoruz. Şeyh Hasan ı Kürd ve Malatya naibi Kürt Mintaş hakkındaki bilgileri Aziz B. Erdeşir-i Esterâbâdi’nin Bezm U Rezm adlı kitabı’nı ele alacağımız bölümde sunacağız. Selçuklular bahsinde zaman zaman kendisinden bahsedilen Eyyübüoğlu Eşref’in kim olduğu bilindiğinden üzerinde durulmuyacaktır.
[1] Şerefattin Güç, Şikari’nin Dilinden Karamanoğulları Tarihi; Berikan Yayınevi; s.16
[2] Age; s. 16-17
[3] Age; s.17
[4] Şerefattin Güç, Şikari’nin Dilinden Karamanoğulları Tarihi; Berikan Yayınevi; s.52
[5] Age, s. 27
[6] Age; s. 33
[7] Age, s. 30
[8] S. 36
[9] S.127
[10] Age, s. 75
[11] S.37
[12] S.38-40
[13] S.41
[14] S.42, 44
[15] Şerefattin Güç, Şikari’nin Dilinden Karamanoğulları Tarihi; Berikan Yayınevi; s.36
[15] Age; s. 16-17
[16] 92
[17] Age; s.170
[18] Age, s.171
[19] S.44-45
[20] S.25
[21] S.46
[22] S.48
[23] S.36
[24] S.47
[25] S.56
[26] S.90
[27] Erdeşir-i Esterâbâdi, Aziz B., Bezm U Rezm, Kültür Bakanlığı, 1990; s.106-107
[28] Paul Wittek, Menteşe Beyliği 13-15inci Garbi Küçük Asya Tarihine Ait Tetkik, Türk Tarih Kurumu Basımevi-Ankara 1986, s.51
[29] S.95
[30] Age, s.147
[31] ’tünd-hû’’ (Şikari S.48) olup ‘’Çingene gibi bir topluluk’’ anlamına gelmektedir.


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.