Nezir Akat

Nezir Akat

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kürd Ulusal Sürekliliği, Ulusal Statü ve Kendi Kaderini Tayin Hakkına Hazırlık

A+A-

                                Nezır Akat          

 

           Tarihsel süreklilikten ulusal iradeye ve siyasal güvencelere doğru

Belli bir sürecin özverili çalışmaları sonucunda, yakın bir süreçte ulusumuzu müjdeleyecek, ulusal ittifakın, Kuzey Kürdistan ulusal birlik konferans sonuçlarını görebiliriz. Öyle umut ediyoruz, çünkü Kurd ulusu Kürdistan'ın her terafında entegrasyon tahribatlariyla onun ulusal sürekliliğini amaç edinen olaylarla uyaniyor ve uyuyoruz. Sinirimizi, özgüvenimizi tahrib eden bu gelişmelere karşı ulusun, ulusal güçlerin ittifakı bir nebze olsa umudumuzu zindi tutabilir, sürecin yönünü de değiştirebilir. Bu makale bunun gereklerini anlatmaya çalışıyor.

1. Tarihsel Süreklilikten Ulusal Sürekliliğe

Tarihsel süreklilik ve ulusal süreklilik, Kurd ulusunun varlığı ve geleceği açısından iki önemli kavramdır. Bu iki kavramı bir kaç makalede dile getirmiştim. Kısaca bir daha tarif etmek icab edebilir. Tarihsel süreklilik; dilin, kültürün, kolektif belleğin, kimliğin ve tarihsel mirasın bir kuşaktan diğerine aktarılması ile ilişkilidir. Ulusal süreklilik ise bunun ötesine geçer. Ulusal süreklilik, bir ulusun varlığını koruma, kolektif kimliğini yeniden üretme ve kendi geleceğinin siyasal ve toplumsal koşullarını oluşturma kapasitesidir. Kurd ulusunun, siyasal statüsü olmadan da tarihsel varlığını sürdürebilir. Kurd ulusu bunu ispatlamıştır.  Ancak bu durum, onun gelecekte de kimliğini, dilini, kültürünü ve ulusal iradesini koruyabileceğin güvencesi olmaz.

2. Ulusal Statü, Sürekliliğin Güvencesi olabilir

Kurd Ulusal statüsü olmadan da ulusal sürekliliğini sürdürmesi mümkün görünüyor olsa da; bu süreklilik her zaman zayıflama, engellenme ve asimilasyon riski altında kalarak sürdürebilir olanaklarından mahrum edilebilir. Şimdiki durum gibi. Bir ulusun güvence altına alınmış kolektif hakları ve kendi siyasal kurumları bulunmadığında dilin, kültürün, eğitimin ve tarihsel mirasın korunması, egemen devletin kararlarına hatta Güney-batı Kürdistan'da gördüğümüz gibi kısmi de olsa egemen devletin vicdanına bağımlı hâle gelebilir. Böyle bir durumda ulus varlığını sürdürebilir; ancak kendi kurumlarını geliştirme ve mirasını gelecek kuşaklara aktarma olanaklarından güvencesiz kalabilir.

 

Buradaki temel risk yalnızca kimliğin kaybedilmesi olayı değildir. Aynı zamanda ulusun kendi geleceğini belirleme olanaklarının zayıflaması ve geleceğe yönelik planların geçersiz kılınmasını da getirebilir. Bu nedenle ulusal statü, yalnızca siyasal bir talep olarak değil, kolektif hakların korunmasının ve ulusal sürekliliğin güçlendirilmesinin siyasal ve hukuksal temeli olarak ele alınmalıdır.

 

Statü tek başına mutlak bir güvence değildir. Güney Kürdistan'da olduğu gibi, onu korumak, geliştirmek ve ulusun kendi kaderini tayın etme üst seviyesine hazırlamak gibi bir görevi vardır. Ulusal sürekliliğin güçlenmesi için statünün güçlü kurumlar, ulusal irade, anadilde eğitim, kültürel gelişim ve toplumsal katılımla desteklenmesi gerekir. Bununla birlikte, siyasal ve hukuksal güvenceler olmadan ulusal süreklilik, ulusun tek başına denetleyemeyeceği risklerle karşı karşıya kalır.

3. Ulusal İş Birliği ve Ortak Amaçların Belirlenmesi

Bugün Kuzey Kürdistan'da farklı siyasal hareketler, partiler ve toplumsal kurumlar bulunmaktadır. Bunlar arasında kurulacak iş birliğinin anlamlı bir ulusal iş birliğine dönüşmesi için ortak ulusal talepler ve hedefler üzerinde yakınlaşma sağlanması gerekir. Bu, ulusal hedefleri amaçlayan kurumlar ve partilerle mümkündür. Bu aynı zamanda bütün partilerin ve hareketlerin her konuda aynı görüşü benimsemesi gerektiği anlamına gelmez. Siyasal ideolojiler, yöntemler ve yönetim modelleri bakımından farklılıklar korunabilir; ancak ulusal haklar ve ulusal statü konusunda ortak bir zemin oluşturulabilir.

Ulusal iş birliği, yalnızca partiler arasındaki bir iş birliğinden daha geniş bir anlam taşımalıdır. Kürtlerin bir ulus olarak tanınması, kolektif haklarının güvence altına alınması, dilin ve kültürün korunması, ulusal kurumların geliştirilmesi ve ulusal statü talebi bu ortak zeminin temel unsurları olabilir. Amaç, siyasal farklılıkları ortadan kaldırmak değil, ulusal iradenin geliştirilebileceği ortak bir zemin oluşturmaktır.

 

Bu çerçevede ulusal iş birliğinin kısa ve uzun vadeli hedeflerle ilişkilendirilmesi gerekir. Acil talepler, temel ulusal hedeften kopuk biçimde ele alınmamalı; bu hedefe hazırlanma sürecinin parçaları olarak değerlendirilmelidir. Dilin korunması, Kürdçe dilinde eğitim, kültürel ve siyasal kurumların güçlendirilmesi, kolektif hakların güvence altına alınması ve ulusal statünün açıklığa kavuşturulması bu süreçte önemli bir rol oynayabilir.

4. Entegrasyon ve Ulusal Statüyü Güvence Altına Almayan Siyasal Modellerin geçersizliğini izah etmek

Kürdlerin ulusal talepleri değerlendirilirken entegrasyon, demokratik ulus ve Türkiye-Türkleşmeyi esas alan demokratik cumhuriyet yaklaşımları da ele alınmalıdır. Bunlar izah edilmeden, ulusal ittifakın güçlenmesini beklemek doğru değildir. Bu modeller siyasal katılım, bireysel haklar ve toplumsal birlikte yaşam bakımından farklı olanaklar sunabilir, gibi ideolojik ve ütopik kuramlar ile Kurd ulusal haklarını kapsamayan, hatta karşı duran ve ulusal olmayan tavırları deşifre edilmeden ulusal ittifakın sürekliliğini beklemek de zor olabilir.  Çünkü Kürdlerin bir ulus olarak tanınmasını, kolektif haklarını ve ulusal statüsünü güvence altına almadıklarını gereğince sorgulanmalıdır.

 

Entegrasyon, mevcut işgalci siyasal yapı içinde katılım olarak ele alındığında ve kolektif haklar güvence altına alınmadığında, ulusal sürekliliği tek başına sağlayamayacağı açıktır. Benzer biçimde, demokratik ulus ve demokratik cumhuriyet kavramları içinde Kürd ulusunun statüsü ve kolektif hakları, siyasal ve hukuksal bir temele oturtulmadığında, ulusal mesele demokrasi hikayeleri, toplumsal birlikte yaşam ütopyası ve bireysel haklar düzeyinde bırakılarak ulusumuzun temel ulusal haklarına tecavüz ediliyor gerçeğini dillendirmek gerekir.

Bir siyasal model, Kürd ulusunun kendi geleceği hakkında karar verme hakkını ve ulusal sürekliliğin güvencelerini açıklığa kavuşturmuyorsa ulusal taleplerin bütününe yanıt vermez, ancak onları sürekli bir güvensizlik paradigmasına ve Kürd ulusunun, kendi kaderini tayin hakkını hayata geçirmeye yönelik siyasal, hukuksal ve kurumsal hazırlıklardan yoksun kılmaya mahkum eder

5. Ulusal Süreklilik, Kendi Kaderini Tayin Hakkına Hazırlığın Temeli

Kuzey Kürdistan'da Kürd ulusal sürekliliği ve ulusal statü talebi, kendi kaderini tayin sürecinin görev ve sorumluluklarını tanımlamanın temelini oluşturabilir.

Bu çerçevede ulusal statü ile ulusal süreklilik birbirine bağlıdır. Statü, kolektif hakları ve siyasal iradeyi güçlendirebilir; ulusal süreklilik ise kendi kaderini tayin sürecinin toplumsal, kültürel ve tarihsel temellerini statü içinde sağlamlaştırabilir. Bu nedenle bugün savunulan ve etrafında birlik talepleri olarak tartışılan acil talepler, temel ulusal hedeften bağımsız biçimde ele alınmamalı; ulusal geleceğin hazırlanmasına yönelik koşullar olarak değerlendirilmelidir.

 

Kendi kaderini tayin hakkı, yalnızca gelecekte yani bilinmeyen ve adlandırılmayan  bir siyasal kararın konusu değildir. ulusal irade ve kurumların ve ulusun kendi geleceği hakkında karar verebilmesini olanaklı kılacak koşulların hazırlanması sürecidir.

Ulusal statü talebi, Kürdlerin ulusal haklarına ilişkin tartışmaların merkezinde yer almalıdır. Ulusal iş birliği de yalnızca siyasal yöntemler üzerinde değil, ortak ulusal talepler ve kendi kaderini tayin hakkının hayata geçirilmesine yönelik koşulların hazırlanması üzerinde kurulmalıdır.

 

 

               Kürd Ulusal Sürekliliği, Ulusal Statü ve

               Kendi Kaderini Tayin Hakkına Hazırlık

                                Nezır Akat          

           Tarihsel süreklilikten ulusal iradeye ve siyasal güvencelere doğru

Belli bir sürecin özverili çalışmaları sonucunda, yakın bir süreçte ulusumuzu müjdeleyecek, ulusal ittifakın, Kuzey Kürdistan ulusal birlik konferans sonuçlarını görebiliriz. Öyle umut ediyoruz, çünkü Kurd ulusu Kürdistan'ın her terafında entegrasyon tahribatlariyla onun ulusal sürekliliğini amaç edinen olaylarla uyaniyor ve uyuyoruz. Sinirimizi, özgüvenimizi tahrib eden bu gelişmelere karşı ulusun, ulusal güçlerin ittifakı bir nebze olsa umudumuzu zindi tutabilir, sürecin yönünü de değiştirebilir. Bu makale bunun gereklerini anlatmaya çalışıyor.

1. Tarihsel Süreklilikten Ulusal Sürekliliğe

Tarihsel süreklilik ve ulusal süreklilik, Kurd ulusunun varlığı ve geleceği açısından iki önemli kavramdır. Bu iki kavramı bir kaç makalede dile getirmiştim. Kısaca bir daha tarif etmek icab edebilir. Tarihsel süreklilik; dilin, kültürün, kolektif belleğin, kimliğin ve tarihsel mirasın bir kuşaktan diğerine aktarılması ile ilişkilidir. Ulusal süreklilik ise bunun ötesine geçer. Ulusal süreklilik, bir ulusun varlığını koruma, kolektif kimliğini yeniden üretme ve kendi geleceğinin siyasal ve toplumsal koşullarını oluşturma kapasitesidir. Kurd ulusunun, siyasal statüsü olmadan da tarihsel varlığını sürdürebilir. Kurd ulusu bunu ispatlamıştır.  Ancak bu durum, onun gelecekte de kimliğini, dilini, kültürünü ve ulusal iradesini koruyabileceğin güvencesi olmaz.

2. Ulusal Statü, Sürekliliğin Güvencesi olabilir

Kurd Ulusal statüsü olmadan da ulusal sürekliliğini sürdürmesi mümkün görünüyor olsa da; bu süreklilik her zaman zayıflama, engellenme ve asimilasyon riski altında kalarak sürdürebilir olanaklarından mahrum edilebilir. Şimdiki durum gibi. Bir ulusun güvence altına alınmış kolektif hakları ve kendi siyasal kurumları bulunmadığında dilin, kültürün, eğitimin ve tarihsel mirasın korunması, egemen devletin kararlarına hatta Güney-batı Kürdistan'da gördüğümüz gibi kısmi de olsa egemen devletin vicdanına bağımlı hâle gelebilir. Böyle bir durumda ulus varlığını sürdürebilir; ancak kendi kurumlarını geliştirme ve mirasını gelecek kuşaklara aktarma olanaklarından güvencesiz kalabilir.

Buradaki temel risk yalnızca kimliğin kaybedilmesi olayı değildir. Aynı zamanda ulusun kendi geleceğini belirleme olanaklarının zayıflaması ve geleceğe yönelik planların geçersiz kılınmasını da getirebilir. Bu nedenle ulusal statü, yalnızca siyasal bir talep olarak değil, kolektif hakların korunmasının ve ulusal sürekliliğin güçlendirilmesinin siyasal ve hukuksal temeli olarak ele alınmalıdır.

Statü tek başına mutlak bir güvence değildir. Güney Kürdistan'da olduğu gibi, onu korumak, geliştirmek ve ulusun kendi kaderini tayın etme üst seviyesine hazırlamak gibi bir görevi vardır. Ulusal sürekliliğin güçlenmesi için statünün güçlü kurumlar, ulusal irade, anadilde eğitim, kültürel gelişim ve toplumsal katılımla desteklenmesi gerekir. Bununla birlikte, siyasal ve hukuksal güvenceler olmadan ulusal süreklilik, ulusun tek başına denetleyemeyeceği risklerle karşı karşıya kalır.

3. Ulusal İş Birliği ve Ortak Amaçların Belirlenmesi

Bugün Kuzey Kürdistan'da farklı siyasal hareketler, partiler ve toplumsal kurumlar bulunmaktadır. Bunlar arasında kurulacak iş birliğinin anlamlı bir ulusal iş birliğine dönüşmesi için ortak ulusal talepler ve hedefler üzerinde yakınlaşma sağlanması gerekir. Bu, ulusal hedefleri amaçlayan kurumlar ve partilerle mümkündür. Bu aynı zamanda bütün partilerin ve hareketlerin her konuda aynı görüşü benimsemesi gerektiği anlamına gelmez. Siyasal ideolojiler, yöntemler ve yönetim modelleri bakımından farklılıklar korunabilir; ancak ulusal haklar ve ulusal statü konusunda ortak bir zemin oluşturulabilir.

Ulusal iş birliği, yalnızca partiler arasındaki bir iş birliğinden daha geniş bir anlam taşımalıdır. Kürtlerin bir ulus olarak tanınması, kolektif haklarının güvence altına alınması, dilin ve kültürün korunması, ulusal kurumların geliştirilmesi ve ulusal statü talebi bu ortak zeminin temel unsurları olabilir. Amaç, siyasal farklılıkları ortadan kaldırmak değil, ulusal iradenin geliştirilebileceği ortak bir zemin oluşturmaktır.

Bu çerçevede ulusal iş birliğinin kısa ve uzun vadeli hedeflerle ilişkilendirilmesi gerekir. Acil talepler, temel ulusal hedeften kopuk biçimde ele alınmamalı; bu hedefe hazırlanma sürecinin parçaları olarak değerlendirilmelidir. Dilin korunması, Kürdçe dilinde eğitim, kültürel ve siyasal kurumların güçlendirilmesi, kolektif hakların güvence altına alınması ve ulusal statünün açıklığa kavuşturulması bu süreçte önemli bir rol oynayabilir.

4. Entegrasyon ve Ulusal Statüyü Güvence Altına Almayan Siyasal Modellerin geçersizliğini izah etmek

Kürdlerin ulusal talepleri değerlendirilirken entegrasyon, demokratik ulus ve Türkiye-Türkleşmeyi esas alan demokratik cumhuriyet yaklaşımları da ele alınmalıdır. Bunlar izah edilmeden, ulusal ittifakın güçlenmesini beklemek doğru değildir. Bu modeller siyasal katılım, bireysel haklar ve toplumsal birlikte yaşam bakımından farklı olanaklar sunabilir, gibi ideolojik ve ütopik kuramlar ile Kurd ulusal haklarını kapsamayan, hatta karşı duran ve ulusal olmayan tavırları deşifre edilmeden ulusal ittifakın sürekliliğini beklemek de zor olabilir.  Çünkü Kürdlerin bir ulus olarak tanınmasını, kolektif haklarını ve ulusal statüsünü güvence altına almadıklarını gereğince sorgulanmalıdır.

Entegrasyon, mevcut işgalci siyasal yapı içinde katılım olarak ele alındığında ve kolektif haklar güvence altına alınmadığında, ulusal sürekliliği tek başına sağlayamayacağı açıktır. Benzer biçimde, demokratik ulus ve demokratik cumhuriyet kavramları içinde Kürd ulusunun statüsü ve kolektif hakları, siyasal ve hukuksal bir temele oturtulmadığında, ulusal mesele demokrasi hikayeleri, toplumsal birlikte yaşam ütopyası ve bireysel haklar düzeyinde bırakılarak ulusumuzun temel ulusal haklarına tecavüz ediliyor gerçeğini dillendirmek gerekir.

Bir siyasal model, Kürd ulusunun kendi geleceği hakkında karar verme hakkını ve ulusal sürekliliğin güvencelerini açıklığa kavuşturmuyorsa ulusal taleplerin bütününe yanıt vermez, ancak onları sürekli bir güvensizlik paradigmasına ve Kürd ulusunun, kendi kaderini tayin hakkını hayata geçirmeye yönelik siyasal, hukuksal ve kurumsal hazırlıklardan yoksun kılmaya mahkum eder

5. Ulusal Süreklilik, Kendi Kaderini Tayin Hakkına Hazırlığın Temeli

Kuzey Kürdistan'da Kürd ulusal sürekliliği ve ulusal statü talebi, kendi kaderini tayin sürecinin görev ve sorumluluklarını tanımlamanın temelini oluşturabilir.

Bu çerçevede ulusal statü ile ulusal süreklilik birbirine bağlıdır. Statü, kolektif hakları ve siyasal iradeyi güçlendirebilir; ulusal süreklilik ise kendi kaderini tayin sürecinin toplumsal, kültürel ve tarihsel temellerini statü içinde sağlamlaştırabilir. Bu nedenle bugün savunulan ve etrafında birlik talepleri olarak tartışılan acil talepler, temel ulusal hedeften bağımsız biçimde ele alınmamalı; ulusal geleceğin hazırlanmasına yönelik koşullar olarak değerlendirilmelidir.

Kendi kaderini tayin hakkı, yalnızca gelecekte yani bilinmeyen ve adlandırılmayan  bir siyasal kararın konusu değildir. ulusal irade ve kurumların ve ulusun kendi geleceği hakkında karar verebilmesini olanaklı kılacak koşulların hazırlanması sürecidir.

Ulusal statü talebi, Kürdlerin ulusal haklarına ilişkin tartışmaların merkezinde yer almalıdır. Ulusal iş birliği de yalnızca siyasal yöntemler üzerinde değil, ortak ulusal talepler ve kendi kaderini tayin hakkının hayata geçirilmesine yönelik koşulların hazırlanması üzerinde kurulmalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar