Kürd Ulusal Hareketinde Tarihsel Süreklilik: Mîr Bedirxan dan Şêx Ubeydullah Nehrî’ye, Şêx Abdüsselam Barzani’den Federal Kürdistan’a
Nezir Akat
Tarihsel ve ulusal sürekliliğe ve ulusal iradenin oluşumuna tarihsel bir yaklaşım
Konumuz yine Ulusal ve Tarihsel Süreklilik olacaktır. Bu makalemde sürekliliğin tarihsel kısa geçmişini günümüze bağlanması süreçlerini incelemeye çalışacağım.
Kürd ulusal hareketinin tarihini yalnızca modern siyasal örgütlerin ortaya çıktığı dönemden başlayarak açıklamak, Kürdlerin daha önceki dönemlerde geliştirdikleri ortak aidiyet biçimlerini, siyasal birlik arayışlarını ve kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olma girişimlerini yeterince anlamamıza olanak vermez. Ulusal hareketlerin oluşumu , belirli bir tarihsel anda ortaya çıkan örgütlerle sınırlı değildir. Bunun gerisinde çok eski siyasal deneyimler ve kollektıf varlığı koruma arayışları ile tarihin derinliklerinden gelen ortak kültür ve ortak hafıza vardır.
Bir ulusal hareketin tarihsel sürekliliği, yalnızca geçmişte yaşanan ayaklanmaların, direnişlerin ve siyasal mücadelelerin art arda sıralanmasıyla da açıklanamaz. Süreklilik; ortak aidiyetin, tarihsel hafızanın, kültürel mirasın ve siyasal iradenin farklı kuşaklar boyunca korunması ve değişen koşullarda yeniden üretilmesiyle oluşur.
Kürd ulusal tarihini bu perspektiften değerlendirdiğimizde, 19. yüzyıldaki Mirliklerin tasfiyesinden 20. yüzyılın ulusal hareketlerine ve günümüzdeki kurumsal siyasal yapılara uzanan bir dönüşüm süreciyle karşılaşırız. Bu süreçte Mîr Bedirxan, Şêx Ubeydullahê Nehrî ve Şêx Abdüsselam Barzani gibi tarihsel şahsiyetler, farklı siyasal ve toplumsal koşullarda ortaya çıkan mücadeleleri temsil ederler. Federal Kürdistan Bölgesi ise bu uzun tarihsel süreçte ulusal taleplerin anayasal ve kurumsal bir statüyle buluşmasının önemli bir örneğidir.
Ancak bu şahsiyetleri ve siyasal yapıları tek bir örgütsel çizginin birbirini izleyen aşamaları olarak değerlendirmek doğru olmaz. Aralarındaki tarihsel bağlantı, aynı örgütün kesintisiz devamından ziyade, Kürdlerin siyasal varlıklarını koruma, ortak irade oluşturma ve kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olma arayışının farklı dönemlerde yeniden ortaya çıkmasıdır.
Bu nedenle temel mesele, geçmişteki mücadelelerin günümüzün ulusal hareketine hangi koşullarda miras kaldığını ve bu mirasın nasıl yeni siyasal taleplere dönüştüğünü anlamaktır.
Mîr Bedirxan dan Şêx Ubeydullah Nehrî’ye: Yerel iktidardan ortak ulusal iradeye
Mîr Bedirxanin 19. yüzyılın ortalarında Botan merkezli yürüttüğü mücadele, Kürd siyasal tarihinin önemli dönüm noktalarından biridir. Bununla birlikte onun temsil ettiği siyasal deneyım, Kürdlerin Kendi ulusal toprakları üzerinde siyasi otorite kurma ve bu otoriteyi dış müdahalelere karşı koruma ve Mirlerın güçsel birliği ile ortak irade oluşturma ve kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olma arayışının farklı dönemlerde ortaya çıkması olarak değerlendirebiliriz. Ahmet Kardam, Cizre Bohtan Beyi Bedirhan: Direniş ve isyan yılları adlı çalışması, Mir Bedirxanın Mücadelesini ve siyasal ittifak arayışlarını ulusal mücadele içinde tanımlaması dikkate değerdir. Burada belirleyici kavram ortak siyasi iradedir bence.
Osmanlı Devleti'nin merkezîleşme politikalarına karşı gelişen bu mücadele, öncelikle Botan Emirliği'nin siyasal özerkliğini ve mevcut yönetim düzenini koruma çerçevesinde şekillenmiştir. Bununla birlikte farklı Kürt siyasal aktörleri arasında daha geniş bir birlik oluşturma arayışı, bu tarihsel deneyimin daha kapsamlı bir siyasal perspektiften değerlendirilmesini mümkün kılar.
Mir Bedirxanın mücadelesi, modern anlamda tamamlanmış bir Kürt ulusal hareketi ile özdeşleştirmek doğru olmayabilir.. Bununla birlikte onun temsil ettiği siyasal deneyim, Kürtlerin kendi bölgelerinde siyasal otorite kurma ve bu otoriteyi dış müdahalelere karşı koruma arayışının anlaşılması açısından önemlidir. Azar Gat bu ve buna benzer örgütlenmeleri ve hareketleri ulusal hanedanlar çerçevesinde değerlendirir.
Mirliklerin tasfiye edilmesi ile Kürdlerin geleneksel siyasal yapıları önemli ölçüde değişti. Ancak siyasal yapıların ortadan kalkması, Kürd toplumunun ortak aidiyetinin ve siyasal taleplerinin de ortadan kalktığı anlamına gelmiyordu. Tarihsel süreç içinde bu talepler yeni toplumsal aktörler ve farklı mücadele biçimleri üzerinden Mîr Bedîrxanin çocuklarının, Mirın kültürel ve siyasal mirasını ulusal süreklilik çerçevesinde, yeniden ortaya çıkmasına ve ileriye taşıyarak örgütlenmesine vesile oldular.
Bu dönüşümün önemli aşamalarından biri, 1880'de Şêx Ubeydullahê Nehrî önderliğinde gelişen harekettir.
Şêx Ubeydullah hareketi, Mîr Bedirxan dönemindeki yerel siyasal güç ve özerklik mücadelesinden farklı olarak, Osmanlı ve İran yönetimlerinin egemenliği altında yaşayan Kürdleri daha geniş bir siyasal birlik düşüncesi etrafında bir araya getirme arayışıyla öne çıktı. Şêx Ubeydullah'ın Kürdlerin ortak siyasal geleceğine ve bağımsız bir Kürd siyasal yapısına ilişkin düşünceleri, hareketin ulusal niteliğini tartışan tarih araştırmalarında önemli bir yer tutar. Bu açıdan Onun hareketini modern Kürd ulusal ve siyasal düşüncesinin erken ve belirgin örneklerinden biri olarak nitelendirmek mümkündür. Ancak ondan öncesi ulusal taleplerin olmadığı sonucunu çıkarmamız gerekmez.
Bu nedenle 1880 hareketini, Kürd ulusal hareketinin doğuşunda önemli bir sûreç olarak değerlendirmek mümkündür. Bununla birlikte onu hiçbir tartışmaya yer bırakmadan ilk ve bütünüyle modern ulusal hareket olarak tanımlamak yerine, modern Kürd ulusal siyasal düşüncesinin erken ve belirgin örneklerinden biri olarak nitelendirmek daha sağlam gibi görünüyor.
Şêx Ubeydullah hareketinin tarihsel önemi, yalnızca bir ayaklanma gerçekleştirmiş olmasında değildir. Hareket, Kürdlerin farklı siyasal yönetimler altında yaşayan kesimlerini daha geniş bir ortak siyasal gelecek düşüncesiyle ilişkilendirme çabasını görünür hâle getirmiştir. Burada ulusal tahayyül ve ulusal bağımsızlık ile ulusal egemenlik, bakımdan yerel iktidarın korunmasından ortak ulusal irade arayışına geçişin anlaşılması açısından önemli bir örnektir.
Mîr Bedirxan ile Şêx Ubeydullah arasındaki bağlantı da bu noktada ortaya çıkar. Mîr Bedirxanin mücadelesi ile Şêx Ubeydullah'ın hareketi aynı siyasal programa dayanmasa da her ikisi, Kürtlerin siyasal varlıklarını koruma ve kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olma arayışının farklı tarihsel koşullardaki ifadeleri olarak karşılaştırılabilir.
Dolayısıyla burada söz konusu olan, doğrudan bir örgütsel devamlılık değil, siyasal taleplerin kapsamının ve ortak irade arayışının tarihsel dönüşümüdür.
Şêx Ubeydullah'tan Şeyh Abdüsselam Barzani'ye: Değişen koşullarda siyasal talepler
Şêx Abdüsselam Barzani'nin 20. yüzyılın başlarında yürüttüğü mücadele, Kürtlerin siyasal taleplerinin farklı toplumsal koşullarda yeniden ortaya çıkışını anlamak bakımından önemlidir.
Onun mücadelesi, Mîr Bedirxanin temsil ettiği Mîrlik düzeninden ve Şêx Ubeydullah'ın hareketinden farklı bir tarihsel bağlamda gelişti. Bununla birlikte bu üç tarihsel deneyim arasında karşılaştırma yapılmasını sağlayan temel unsur, Kürd ulusal toplumunun siyasal ve ulusal varlığını koruma ile ulusal sûrekliligini teminat altina alma ve kendi geleceği üzerinde söz sahibi olma arayışıdır.
Bu noktada tarihsel sürekliliği aynı örgütlenme biçiminin, ideolojinin veya liderliğin kesintisiz devamı şeklinde anlamamak gerekir. Siyasal hareketler değişen toplumsal koşullara göre yeni örgütlenme biçimleri geliştirebilir, farklı talepler ileri sürebilir ve farklı toplumsal kesimlere dayanabilirler.
Bedirxanin döneminde mîrlik ve bölgesel siyasal otorite öne çıkarken Şêx Ubeydullah hareketinde daha geniş bir Kürd siyasal birliği arayışı belirginleşmiştir. Şêx Abdüsselam Barzani'nin mücadelesi ise 20. yüzyılın başlarında Kürdlerin siyasal taleplerinin yeni koşullar altında yeniden ifade edilmesini temsil eder.
Bu üç örneği bir arada değerlendirmek, Kürd ulusal hareketinin tek bir anda ve tek bir liderin girişimiyle ortaya çıkmadığını; farklı tarihsel deneyimler, toplumsal yapılar ve siyasal mücadeleler içinde geliştiğini gösterir.
Bu tarihsel perspektiften bakıldığında, Şêx Abdüsselam Barzani'nin mücadelesini önceki hareketlerin doğrudan devamı olarak değil, Kürtlerin siyasal taleplerinin yeni koşullarda yeniden ortaya çıkmasının bir aşaması olarak değerlendirmek daha uygundur.
Buradaki esas mesele, geçmişteki mücadelelerin hangi biçimde tekrarlandığı değil; ortak aidiyetin, siyasal iradenin ve kendi geleceğini belirleme talebinin değişen koşullarda nasıl varlığını sürdürdüğüdür.
Tarihsel mirastan Federal Kürdistan Bölgesi'ne: Kurumsal statü
Kürdlerin tarihsel süreç içinde geliştirdiği siyasal taleplerin günümüzdeki kurumsal boyutunu değerlendirmek için Federal Kürdistan Bölgesi önemli bir örnektir.
Irak Kürdistan Bölgesi'nin gelişimi, yalnızca geçmişteki ayaklanmaların doğal ve kaçınılmaz sonucu olarak açıklanamaz. Bu gelişim; uzun süreli siyasal mücadelelerin, toplumsal dönüşümlerin, bölgesel ve uluslararası koşulların ve Irak'taki siyasal değişimlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkmıştır. Güneyin ulusal statüye varmasını diğer Kurdistan parçalarına birebir uygulanabilirliğini düşünmek doğru olmayabilir.
2005 Irak Anayasası'nın 117. maddesi, Kürdistan Bölgesi'ni mevcut kurumlarıyla birlikte federal bir bölge olarak tanımıştır. Böylece Kürtlerin siyasal varlığı, belirli bir coğrafyada/parçada anayasal olarak tanınan bir kurumsal statüyle ilişkilendirilmiştir.
Bu gelişme, tarihsel süreklilik ile ulusal statü arasındaki ilişkiyi incelemek açısından önemlidir. Çünkü tarihsel mücadelelerin ve siyasal taleplerin kurumsal bir yapıya dönüşmesi, ulusal devamlılığın, ulusal sürekliliğini aşarak geleceğe taşıma açısından mücadelenin farklı bir boyutunu oluşturur.
Ancak Federal Kürdistan Bölgesi'nin Mîr Bedirxann, Şêx Ubeydullah veya Şêx Abdüsselam Barzani'nin mücadelelerinden doğrudan kaynaklandığını ileri sürmek tarihsel açıdan doğru olmaz. Bu mücadeleler ile günümüzdeki federal yapı arasında farklı siyasal dönemler, örgütlenmeler ve tarihsel kırılmalar ile ulusal direnişler bulunmaktadır.
Aralarındaki bağlantı, daha geniş bir tarihsel dönüşüm çerçevesinde kurulmalıdır: Kürdlerin siyasal varlıklarını koruma arayışı, farklı dönemlerde farklı biçimler kazanmış; bazı dönemlerde yerel otoriteyi koruma, bazı dönemlerde ortak siyasal birlik oluşturma, bazı dönemlerde ise anayasal ve kurumsal statü elde etme biçiminde ortaya çıkmıştır.
Bu nedenle Federal Kürdistan Bölgesi, tarihsel sürekliliğin tamamlanmış ve bütün sorunları çözmüş bir sonucu olarak değil, Kürdlerin ulusal taleplerinin kurumsal bir statüyle buluştuğu, ulusal devamlılığı belli ölçüde gerçekleştirdiği, önemli bir tarihsel aşama olarak değerlendirilmelidir.
Ayrıca federal statü ile bağımsız devlet olma veya tam egemenlik arasında ayrım yapmak gerekir. Federal bir bölgenin anayasal statüsü, belirli siyasal ve yönetsel yetkiler sağlar; ancak bu, bağımsız bir devletin bütün yetkilerine sahip olduğu anlamına gelmez. Güney Kürdistan statüsü, ulusal devamlılık açısından bugünkü koşullarda bana göre, bağımsızlık her ne kadar stratejik bir süreci ifade ediyor olsa da, Konfederalizm statüsüne ulaşma stratejisini devreye koyması yakın dönem için daha isabetli olabileceğini düşünüyorum.
Burada asıl soru, mevcut statünün Kürdlerin dilini, kültürünü, eğitimini, tarihsel hafızasını ve siyasal iradesini koruma ve geliştirme kapasitesidir. Çünkü kurumsal statünün ulusal devamlılık açısından önemi, yalnızca siyasal yetkilerle değil, ulusal varlığın gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlayan koşullarla da ölçülmelidir.
Tarihsel süreklilik, ulusal devamlılık ve geleceğin inşası
Mîr Bedirhan, Şêx Ubeydullahê Nehrî, Şêx Abdüsselam Barzani ve Federal Kürdistan Bölgesi arasındaki ilişkiyi anlamak için tarihsel süreklilik, ulusal devamlılık ve ulusal statü kavramlarını birbirinden ayırmak, ancak aralarındaki ilişkiyi birlikte değerlendirmek gerekir.
Tarihsel süreklilik, farklı dönemlerdeki mücadeleler, siyasal deneyimler ve tarihsel miraslar arasındaki bağlantıyı ifade eder. Bu bağlantı, her zaman doğrudan örgütsel veya ideolojik bir devamlılık gerektirmez.
Ulusal devamlılık ise ortak aidiyetin, dilin, kültürün, kolektif hafızanın ve siyasal iradenin kuşaklar boyunca korunması ve yeniden üretilmesidir. Bir ulusun geçmişini hatırlaması önemlidir; ancak devamlılık, bu geçmişin güncel toplumsal ve kültürel yaşam içinde yeniden üretilmesini de gerektirir. Ulusal devamlılığı, gelecek kuşaklara bir armağan olarak da tanımlayabiliriz.
Ulusal statü de bu devamlılığın siyasal ve kurumsal koşullarıyla ilgilidir. Kurumsal yapılar, dilin ve kültürün korunmasına, eğitimin geliştirilmesine, tarihsel hafızanın aktarılmasına ve ulusal kimliğin geleceğe taşınmasına katkıda bulunabilir. Bununla birlikte statünün varlığı, ulusal devamlılığın kendiliğinden güvence altına alındığı anlamına gelmez. Ulusal devamlılığın gereklerini uygulamak, stratejik açıdan statünün kapasitesini zorunlu kılar.
Bu üç kavram arasındaki ilişkiyi Kürd tarihi üzerinden şöyle açıklayabiliriz: Mîr Bedirxanin mücadelesi, Kürdlerin bölgesel siyasal otorite ve özerklik arayışını; Şêx Ubeydullah'ın 1880 hareketi, daha geniş bir ortak siyasal birlik düşüncesinin belirginleşmesini; Şêx Abdüsselam Barzani'nin mücadelesi ise bu tarihsel süreç içinde siyasal taleplerin yeni koşullarda yeniden ortaya çıkmasını incelemek için önemli örnekler sunar. Federal Kürdistan Bölgesi de ulusal devamlılığın ve ulusal taleplerin anayasal ve kurumsal statüyle buluşmasının somut bir örneğidir.
Bu örnekleri birbirine bağlayan temel unsur, aynı örgütün kesintisiz devamı değil, Kürdlerin siyasal varlıklarını koruma ve kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olma arayışının farklı tarihsel koşullarda yeniden şekillenmesidir.
Dolayısıyla Kürd ulusal hareketinin tarihini yalnızca geçmişteki direnişlerin başarıları veya yenilgileri üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Asıl mesele, bu mücadelelerin ortak hafızaya ne bıraktığı, siyasal düşünceyi nasıl etkilediği ve ulusal devamlılığın koşullarının oluşturulmasına ne ölçüde katkıda bulunduğudur.
Sonuç olarak Kürd ulusal hareketindeki tarihsel süreklilik, geçmişteki mücadelelerin basit bir tekrarı değil; yerel siyasal otorite arayışından ortak ulusal iradeye, oradan da kurumsal statü tartışmalarına uzanan tarihsel bir dönüşüm sürecidir. Bu süreçte Mîr Bedirxan, Şêx Ubeydullahê Nehrî ve Şêx Abdüsselam Barzani farklı tarihsel aşamaları anlamak için önemli örnekler sunarken Federal Kürdistan Bölgesi, ulusal taleplerin kurumsal statüyle buluşmasının güncel örneklerinden birini oluşturmaktadır.
Bu tarihsel mirasın geleceğe taşınması ise yalnızca geçmişteki mücadelelerin hatırlanmasına değil, dilin, kültürün, ulusal kimliğin ve siyasal iradenin gelecek kuşaklar boyunca yeniden üretilebilmesine bağlıdır. Ulusal mücadelenin vardığı aşama ve ulusal devamlılık açısından Güney Kürdistan statüsünün korunması bütün ulusun tarihsel sorumluluğu ile ulusal görevi olmalıdır. 

