İnkâr, Lümpenlik ve Çeteci Devlet Aklı
Resul Amed
Türkiye;
yalnızca inkâr eden değil,
yalnızca bastıran değil,
aynı zamanda çatışmadan, krizden, kaostan beslenerek
kendisini yeniden üreten bir devlet pratiği.
Yıllara yayılan isyanlar.
Karşı-gerilla savaşları.
Olağanüstü hâller.
İç düşman söylemleri.
Anti-demokratik, şoven,
etnik-ulusçu bir faşizmle tahkim edilmiş bir yapı.
Kürtleri inkâr etmek;
bu devletin geçici politikası değil.
Kurucu refleksi.
Yok saymak için var olan bir siyasal akıl.
En küçük kazanımı bile tehdit gören,
en asgari talebi bile bölünme sayan.
Devlet ve iktidar;
oyuna açık,
hileye alışkın,
zamana oynayan tavizlere razı,
ama özünde sert,
değişmez.
Toplum da bundan bağımsız değil.
Birlikte yaşama kültürü gelişmemiş.
Eşitlik fikri kök salmamış.
Halklarla yan yana durma iradesi oluşmamış.
Demokrasi deniyor.
İnsan hakları deniyor.
Toplum sözleşmesi deniyor.
Ama bunlar;
ya içi boş kelimeler,
ya da ezberlenmiş sloganlar.
Sağı bilmiyor.
Solu bilmiyor.
Demokratım diyeni bile neyi savunduğunu bilmiyor.
Devlet;
kuru bir Türklük anlatısı üretmiş.
Ve bu anlatının etrafında,
iktidara el açmayı kader sayan bir kapıkulluk kültürü yaratmış.
Resmî söylem neyse,
toplum ona göre eğilip bükülüyor.
Biçim değişiyor.
Renk değişiyor.
Ama zihniyet değişmiyor.
İşsizlik yaygın.
Üretim düzensiz.
Eğitim;
disiplinle, eleştiriyle, kuralla birleşmemiş.
Hayata dair ortak bir felsefe yok.
Bu yüzden;
lümpenlik baskın.
Sokakta da,
siyasette de.
Ve bu lümpen zemin,
kendisi gibi lümpenist-faşist yapılar tarafından
kolayca yönlendiriliyor,
kolayca kışkırtılıyor.
Mantar gibi çoğaltılan üniversiteler.
Nitelik yok.
Derinlik yok.
Eleştiri yok.
Diploma var.
Sonra devlet kapıları açılıyor.
Yeşil faşizmi savunan kadrolar yerleştiriliyor.
Bu kadrolar dönüp;
Güney Kürdistan'a,
Rojava'ya verilen uluslararası desteği küçümsüyor.
Kürt halkını "işbirlikçi" diye damgalıyor.
Ama kendilerinin hangi yapının parçası olduğunu görmüyorlar.
Çünkü görmeleri istenmiyor.
Çünkü Türkiye,
uzun süredir NATO'nun operasyonel aygıtlarından biri.
Geçmişte binlerce asker,
jeopolitik hesaplar uğruna,
ABD önünde,
mayın tarlalarına sürülmüş.
Sürek avı gibi.
Bu hafıza yok edilmiş.
Çünkü tarih bilinci tehlikelidir.
Sorgulatır.
Ve bu inkâr düzeni,
yalnızca içeride işlemedi.
Dışarıda da,
terörle kurulan ilişkiler üzerinden sürdürüldü.
Türkiye,
DAİŞ'i besledi.
Dolaylı değil.
Açık biçimde.
Lojistikle,
alan açarak,
örgütlenmesine göz yumarak.
Onun devamı ve uzantısı olan HTŞ ise,
kendiliğinden ortaya çıkmış bir yapı değil;
TC'nin sahada kurguladığı, yön verdiği,
gerektiğinde kullandığı bir aparattır.
Silahlar;
tırlarla taşındı.
Devlet bilgisi dâhilinde.
Hakan Fidan'ın yönetimindeki MİT tarafından organize edilerek.
Bu bir iddia olmaktan çıkalı çok oldu.
Bu, bilinen bir gerçek.
Konya'da,
ve daha birçok yerde;
eğitim kampları kuruldu.
Bu çeteler eğitildi.
Askerî olarak.
İdeolojik olarak.
Lojistik olarak.
Evler ayarlandı.
Yerleştirildiler.
Korundular.
Kendi askerini yakan unsur bile,
yakalanmadı.
Hesap sorulmadı.
Faaliyetlerine devam etti.
Çünkü mesele güvenlik değildi.
Mesele kullanışlılıktı.
Bugün ne oluyor?
Aynı yapılar "terör tehdidi" ilan ediliyor.
Operasyonlar yapılıyor.
Devlet,
beslediği çeteleri vuruyor.
Kendi polisinin de öldüğü bir tablo yaratıyor.
Kendi ürettiği karanlıkta,
herkesi yanmaya bırakıyor.
Bu bir çelişki değil.
Bu, çeteci devlet aklının doğası.
Ardından propaganda başlıyor.
Hitlervari bir basın dili.
Yalan haberler.
Algı operasyonları.
"Bunlar Hol Kampı'ndan geldi" deniyor.
Büyük bir yalan.
Hol Kampı,
ABD denetiminde.
Kontrollü.
Giriş-çıkışı kayıtlı.
Kimlerin nerede olduğu belli.
Ama gerçek,
bu yapılar için bir ölçüt değil.
Yalancı bir akıl.
Bilinçsiz bir dil.
Kendi yalanıyla dünyayı kandırabileceğini sanan bir cehalet.
Bu mümkün değil.
İnkârla,
yalanla,
terörle,
çetelerle iç içe geçmiş bir devlet yapısı,
eninde sonunda kendi ürettiği karanlıkta boğulur.
Tarih bunu defalarca gösterdi.
Bugün de gösteriyor.
Ve yine tarih şunu söylüyor:
çetelerle kurulan devlet aklı,
bir gün kendi çetelerinin altında kalır.


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.