Erkan Polat: Barışa giden yolda temiz siyaset ve geçmişle hesaplaşma zorunluluğu

Erkan Polat: Barışa giden yolda temiz siyaset ve geçmişle hesaplaşma zorunluluğu

.

A+A-

42472d9b-4fd4-42dc-be9e-a58e6706ded5.jpeg

Erkan Polat

Uzun bir süredir gerek Öcalan'ın şahsından, gerek PKK'nin siyasal yöneliminden kaynaklanan yeni çözüm süreci, barış ve yeniden yapılanma girişimleri üzerine elimizden geldiğince itirazlarımızı, önerilerimizi ve değerlendirmelerimizi devrimci Marksist bir gözle, duygulara kapılmadan ortaya koymaya çalıştık.

Özellikle son yayımlanan 2 Ağustos 2026 Öcalan–İmralı Heyeti görüşme tutanakları, zaten bir süredir devam eden tartışmaları adeta yeni bir fırtına öncesi sesliğe büründü. Sosyal medyada Öcalan, PKK ve DEM Parti etrafında yürüyen tartışmaların boyutu olağanüstü bir noktada zaten. Hakaretlerin, suçlamaların, geçmişe dair ağır ithamların ve yıllardır konuşulmayan birçok karanlık olayın yeniden gündeme taşındığı bir dönemin içindeyiz.

Aslında şaşırtıcı olan bu değildir.

Şaşırtıcı olan, yıllardır üstü örtülen birçok meselenin ilk kez bu kadar geniş kesimler tarafından açık biçimde tartışılmaya başlanmış olmasıdır.

Bugün ortalıkta dolaşan belgeler, tanıklıklar, iddialar ve geçmişe ilişkin anlatımlar karşısında, herhangi bir sıradan sol örgütte görev alan sıradan bir kadro düşünün, o dahi sorumluk alanı içinde açıklama yapmak, kendisini savunmak, eleştirilere cevap vermek ve gerekiyorsa hesap vermek zorunda kalacağı açıktır. Sol hareketlerin tarihine baktığımızda, ideolojik farklılıklar ne olursa olsun, aşağı yukarı bütün geleneklerde benzer bir yaklaşım vardır. Hakkında ciddi iddialar bulunan bir kişi ya kendisini açıklar ya da örgütü tarafından (ideolojik yapısına göre) açıklama yapmaya zorlanır.

Fakat Abdullah Öcalan'ın konumu sıradan bir örgüt yöneticisinin konumunda olmadığını biliyoruz. Bu gerçekliği görmek gerekir. Ama bu onunla ilgili tartımşalara engel değildir ve asla engel olunamaz. prensipte Hesap verilirlik herkes için geçerlidir.

Bugün mesele yalnızca Öcalan değildir. Mesele aynı zamanda PKK'nin bugünkü yönelimi, DEM Parti'nin üstlendiği siyasal rol ve devletle birlikte yürütülmeye çalışılan yeni sürecin niteliğidir.

Açıkça görülüyor ki devlet ve DEM Parti arasında oluşturulmaya çalışılan yeni zeminde, geçmişteki birçok tartışmanın yeniden açılmadan, yeni bir sayfa açılması hedeflenmektedir. Bunun nedenini anlamak bir şekilde zor değil. On binlerce mahkûmun özgürlüğüne kavuşması, kısır bir döngüye girmiş ve zaten uzun bir dönemdir içi boşaltılmış ideolojisiyle PKK'li çatışmalı dönemin sona ermesi, demokratik siyasetin önünün açılması ve silahların susması gibi hedefler söz konusudur.

Eğer gerçekten böyle bir süreç gelişecekse, buna karşı çıkacak tek bir demokrat, tek bir sosyalist, tek bir Marksist bulamazsınız. Çünkü barış, demokratikleşme ve siyasal alanın genişlemesi, emekçi halklarımızın yararınadır. Ancak mesele yalnızca sonuçlardan ibaret değildir.

Nasıl bir barış? Hangi temeller üzerinde yükselen bir demokratikleşme? Ve en önemlisi hangi siyasal ahlakla yürütülen bir süreç? Soruların asıl ağırlığı burada ortaya çıkmaktadır.

2 Ağustos tutanaklarına baktığımızda, Öcalan'ın meseleyi hangi eksende sürdürmek istediği oldukça açık görünmektedir. Fakat burada itiraz ettiğimiz nokta ve başka bir sorunun devam ettiğidir.

Oda geçmişe sünger çekilemeyeceğidir. Devlet tarafından muhatap alınmak, onların prensip olarak halklarımıza dönük tarihsel sorumlulukları ve hesap verililiği ortadan kaldırmaz. Tam tersine daha da büyütür.

Öcalan'ın, Türkiye soluna, sosyalist hareketlere, Kürt yurtsever çevrelere ve her şeyden önce ömürlerini PKK saflarında geçirmiş binlerce eski yeni militan kadrolara karşı tarihsel bir sorumluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle yalnızca yeni bir siyasal program açıklamak yetmez. Aynı zamanda geçmişe ilişkin kapsamlı bir değerlendirme, açık bir eleştiri ve gerektiği yerde samimi bir özeleştiri de gerekir.

Çünkü yarım asra yaklaşan bir mücadele tarihinden söz ediyoruz.

Binlerce insanın yaşamını, umutlarını, hayallerini ve geleceğini belirlemiş bir tarihten söz ediyoruz. Böylesine büyük bir tarihsel deneyim, hiçbir şey olmamış gibi yeni bir döneme taşınamaz.

Devlet kurumlarının sağlayacağı koruma ya da siyasal meşruiyet alanları bu gerçeği değiştirmez.

Üstelik yalnızca Öcalan açısından değil, onun en sadık kadroları açısından da durum böyledir. Bu hesaplaşmadan bütünüyle sıyrılabileceklerini düşünüyorlarsa bence çok yanılıyorlar. Çünkü tarih bazen mahkeme salonlarında değil, toplumun hafızasında yargılar.

Ve toplumun hafızası çoğu zaman devletlerin hafızasından daha uzun ömürlüdür. Bizim savunduğumuz şey intikam değildir. Bizim savunduğumuz şey yüzleşmedir. Bizim savunduğumuz şey kin değil, hakikattir. Evet, barış istiyoruz. Ama onurlu bir barış.

Evet, demokratikleşme istiyoruz. Ama geçmişin karanlık noktalarının üzeri örtülerek değil. Çünkü hem Kürt halkı hem Türk halkı daha temiz, daha dürüst ve daha demokratik bir siyasal yaşamı çoktan hak etmiştir. Önümüzdeki dönemde devrimci Marksist hareketlerin görevi de budur.

Bir yandan demokratikleşme yönünde atılan her olumlu adımı desteklemek, diğer yandan geçmişle yüzleşmenin, hesap verebilirliğin ve siyasal dürüstlüğün savunucusu olmak. Çünkü gerçek demokrasi yalnızca sandıkla değil, hakikatle kurulur.

Gerçek barış yalnızca silahların susmasıyla değil, toplumun vicdanının rahatlamasıyla mümkün olur. Bu nedenle PKK meselesinin Kürt halkının siyasal gelişimi içerisinde, zamanla farklı biçimlerde değerlendirilmesi ve tarihsel yerine oturması mümkündür. Tabi burada atlatılmaması gereken şey, Devletin de aynı süreç hiçinde kaçınılmaz olarak hesap verilirligi olacaktır.

Öcalan'ın şahsi olarak önünde duran dosya hesap verilirlik açısından ağırdır. O dosya yalnızca devletle yapılan görüşmelerle kapanmayacaktır. Topluma, mücadele tarihine ve en başta kendi hareketinin insanlarına karşı verilecek cevaplarla kapanacaktır.

Çünkü temiz siyaset, bu ülkenin bütün halklarının çoktan hak ettiği bir gelecek talebidir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.