Celâl Temel

Celâl Temel

Yazarın Tüm Yazıları >

Bugün 2 Mayıs 2026, Büyük Kürd tehcirine karar verilen günün 110.yıl dönümü

A+A-

        Celâl Temel

        Ulusların tarihinde bilinen veya bilinmeyen pek çok acılı veya sevinçli günler vardır. 2 Mayıs 1916 tarihi, Kürd ulusunun tarihinde, büyük bir sürgünün, büyük bir dramın yaşanmaya başladığı bir sürecin başlangıç tarihidir, buna karşılık yeterli oranda bilinmemektedir.

       24 Nisan 1915 tarihinde İstanbul’da bazı Ermeni aydınlarının tutuklanması, büyük Ermeni tehcirinin başlangıcı olarak kabul edilir. Ermeni ulusunun, üzerinde yaşadığı topraklardan tamamen koparılmasına yol açan ve büyük katliamlarla sonuçlanan bu dram tüm dünyada bilinmektedir. Bu yazıdaki konumuz bu değil, aynı failin, aynı dönemde işlediği bir başka suç, 2 Mayıs 1916 tarihinde başlayan ve bir başka şekilde uygulanan Kürd tehciridir.

       Birinci Dünya Savaşı yıllarındaki Büyük Kürd sürgünü (tehciri) kararı, İstanbul’da, İttihat-Terakki merkezinde hazırlanan dört talimatnameyle başlatıldı. Hazırlanan talimatnameler, vilayetler dört gruba ayrılarak, İskân Aşair ve Muhacirin Müdüriyeti (İAMM) başlığı ve Nazır Talat imzasıyla, şifreli-gizli telgraflarla gönderildi. Telgrafların, 2 Mayıs 1916 ile 4 Mayıs 1916 tarihleri arasında gönderildiği anlaşılıyor.

     Telgraf talimatnamelerinde, ortak yanlar olduğu gibi, vilayetlerin özelliklerine göre farklı ifadeler de vardı. İttihat-Terakki’nin İstanbul’daki merkezinde hazırlanan talimatnameler, büyük bir gizlilik içinde vilayet ve mutasarrıflıklara ulaştırıldı. Birinci Talimatname, 2 Mayıs 1916 (18 Nisan 1332) günü, diğer üç talimatname 4 Mayıs günü gönderildi.

1.Talimatname, Diyarbekir Vilayeti’ne (BOA DH ŞFR 63/172-173),

2.Talimatname, Türk Bölgelerine Yakın Mutasarrıflıklara, Urfa, Maraş, Antep (BOA DH ŞFR 63/187),

3.Talimatname, Kürdlerin Dağıtılacağı Vilayet ve Mutasarrıflıklara, Ankara, Konya, Bursa, Kastamonu vilayetleri ve Kayseri, Niğde, Kütahya mutasarrıflıkları (BOA DH ŞFR 63 /188),

4.Talimatname, Rus İşgal Bölgesi Sınır İlleri, Sivas, Mamûretülaziz ve Erzurum vilayetlerine (BOA DH ŞFR 63/189) gönderilmiştir.

 

     Talimatnamelerden birkaç madde:

     > Kürd mülteciler, Türk köylerinin yoğun olduğu yerlerde, müteferrikken iskân ve iaşe edilecektir. Miktarı üç yüzü aşamayacak şekilde küçük kafilelere ayrılacak ve silahlarından arındırılarak değişik bölgelere gönderileceklerdir. Yerli ahalinin %5’ini geçmeyecek şekilde iskân edileceklerdir.

      > Kürd mülteciler, bilahare de memleketlerine iade edilmeyeceklerinden, daha uzak yerlere sevki ve emval-i metrukeden (sahipsiz mallardan) hane ve arazi tevzi yapılmalıdır.

      > Türk mülteciler ile Türkleşmiş kasaba ahalisi, savaşın nihayetinde, bilahare memleketlerine iade edileceklerinden, savaş bölgesine yakın, Urfa, Maraş, Ayıntap cihetlerine sevk ve oralarda iskân olunmalıdır

      > Kürd mültecilerin, gittikleri yerlerde aşiret hayatı yaşamamaları ve milliyetlerini muhafaza etmemeleri için, aşiret reislerinin behemehal efraddan ayırmak lazım geldiğinden, bunlar arasında ne kadar nüfus sahibi ve eşraf var ise, bunların ayrılarak Türklerin müstakil olarak bulundukları Ankara ve Kastamonu vilayetleriyle, Niğde, Kayseri, Eskişehir, Kütahya livalarına, ayrı ayrı sevk edilmelidir.

      > Kürd mültecilerini Urfa, Zor gibi güney bölgesine gönderilmesi uygun değildir. Öyle olursa bunlar oralarda ya Araplaşacak veya milliyetini muhafaza ederek gayr-i müfid (faydalı olmayan) ve muzır bir anasır (zararlı bir unsur) hâlinde kalacağından, Kürdlerin mütekasif (yoğunluklu) bulunduğu yerlere iskanı muvafık (uygun) değildir.  

      > Sevk edilen mahallerle muhabere edilmekle beraber oralarda tevzi şekli ve iskân hakkında olunacak muamelelerin tayin ve işarı için ne miktar mültecinin hangi tarihlerde, nerelere sevk edildikleri, nezarete (içişleri bakanlığına) malumat verilecektir.

 

      Bu dönemde hazırlanan çeşitli talimatnamelerden (kararnamelerden), vilayet ve mutasarrıflıklara gönderilen telgraflardan ve diğer pek çok belgeden anlaşıldığı üzere, Kürd Tehciri’nde Diyarbekir, Urfa, Adana ve Konya dağıtım merkezleri olarak kullanılırken zaman zaman değişiklikler olsa da Kürdlerin bazı iskân mıntıkaları şunlardı:

     Ankara, Kastamonu, Hüdavendigar (Bursa), Aydın, Adana, Konya vilayetleri; Kayseri, Kütahya, Niğde, Tokat, Amasya, Canik (Samsun), Teke (Antalya), İçel, Eskişehir, Isparta, Burdur, Karesi (Balıkesir), Menteşe (Muğla) mutasarrıflıkları…

      Birinci Dünya Savaşı koşullarında tehcire tabi tutulan yaklaşık bir milyon Kürd insanın yarısından fazlası, göç yollarında, hastalık ve açlıktan öldü. Ancak 60-70 bin Kürd insanının savaş sonrasında memleketine geri dönebildiği biliniyor. Yaklaşık 300 bini, yukarıda belirttiğimiz Anadolu’nun illerinde, ilçelerinde, köylerinde, asimilasyon canavarı aracılığıyla eritildiler. Tabii ki cephedeki erkeklerin ölüm sayılarını da bilmiyoruz. Sadece, her evden en az bir kişinin o savaşta (harb-i umumi) kaybolduğunu duyduk, biliyoruz

        Kürdler, 1916’dan önce de sonra da pek çok kez sürgünlerle karşılaştılar. Ancak 2 Mayıs 1916 tarihinde başlayan Kürd tehciri, şekil olarak farklı, kayıplar yönünden Kürdlerin en büyük sürgünüdür. Osmanlının önceki dönemlerinde meydana gelen Kürd sürgünleri genellikle mevzii olarak gerçekleşti. Etnik yok etme henüz planlı değildi. Cumhuriyetin ilk yıllarında da sürgünler yoğundu ancak sürgüne gönderilen kitleler çok kalabalık değildi, geçiciydi ve genellikle büyük aile mensuplarını kapsıyordu. Büyük zulüm uygulamalarına karşın yol koşullarında ölüme terk, bu sürgünlerde yoktu. Seksenli, doksanlı yıllarda başlayarak günümüze kadar devam eden son göçün niteliği ise bambaşkadır.

       

      2 Mayıs 1916 tarihinde başlayıp yaklaşık iki yıl süren Kürd tehciri, kimsenin duymadığı beyaz bir ölüm, sessiz bir ölümdü. Kürdlerin başına neler geldiğini anlamak için, o gün başlayan, bugün de bir şekilde devam eden bu sessiz ölümü bilmek gerekir. En azından bilmek gerekir…

 

     /CT/

 

     NOT: Konuyla ilgili daha geniş bilgi için bkz.; “Celâl Temel, Birinci Dünya Savaşı Yıllarında 1916 KÜRD TEHCİRİ ve İTC’nin Nüfus Mühendisliği Politikaları, İsmail Beşikci Vakfı Yayınları, 2019, 2023, 2026 (yeni baskı)

 

   

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.