Afrin Raporu: Kürtlerin Dönüşü, Mülkiyet İadesi ve Güvenlik Tartışması

Afrin Raporu: Kürtlerin Dönüşü, Mülkiyet İadesi ve Güvenlik Tartışması

.

A+A-

Rojava'nın batısında Afrin bölgesine ilişkin hazırlanan kapsamlı saha raporu, 2018’deki Zeytin Dalı Harekâtı sonrası yerinden edilen Kürt nüfusun geri dönüş sürecinin karmaşık ve kırılgan bir zeminde ilerlediğini ortaya koydu. Middle East Forum için hazırlanan ve saha gözlemleri, yerel yetkililerle görüşmeler ile açık kaynaklara dayanan raporda; mülkiyet iadesi, güvenlik koşulları, silahlı grupların etkisi ve azınlık hakları başlıkları öne çıktı.

Rapora göre, Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından kurulan geçiş yönetimi, Afrin’de merkezi idareyi güçlendirme ve daha önce el konulan mülklerin sahiplerine iadesi için yeni idari mekanizmalar oluşturdu. Yerel meclislerin kaldırıldığı, bölgenin Halep Valiliği’ne bağlı tek merkezli bir idareye bağlandığı belirtilirken, mülkiyet iadesi için “ekonomik komite” modeli kurulduğu ifade edildi.

Bu modele göre, mülk sahiplerinin tapu ve mülkiyet belgelerini onaylatmasının ardından başvuruların bölgesel ve merkezi komitelere iletildiği, belgelerin doğrulanması halinde mülklerin iadesinin sağlandığı kaydedildi. Yetkililer, konutların başka aileler tarafından işgal edilmiş olması durumunda kira sözleşmesi veya alternatif barınma çözümleri üretildiğini bildirdi.

“Geri dönüş var, ancak sınırlı”

Raporda, Afrin’de Kürt nüfusun tamamen yok olmadığı, aksine sınırlı da olsa bir geri dönüş sürecinin başladığı vurgulandı. Kent merkezinde ve kırsalda Kürtlerin görünürlüğünün arttığı, Kürtçe kullanımının kamusal alanda yaygınlaştığı ve kültürel faaliyetlerin daha görünür hale geldiği ifade edildi.

Ancak geri dönüş oranlarına ilişkin verilerin çelişkili olduğu kaydedildi. Bazı yerel kaynaklar dönüş oranını yüzde 30–40 olarak belirtirken, bazı Kürt kuruluşları bu oranın yüzde 60’a kadar çıktığını savundu. Rapor, bu farklılığın hem siyasi pozisyonlardan hem de sağlıklı veri eksikliğinden kaynaklandığını belirtti.

Güvenlik ve silahlı grupların etkisi

Raporda, geçmişte Afrin’de etkin olan Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO/SNA) gruplarının görünürlüğünün önemli ölçüde azaldığı, kontrol noktalarının kaldırıldığı ve silahlı fraksiyon sembollerinin kamusal alandan silindiği gözlemlendi.

Buna karşın, bazı eski silahlı grup mensuplarının hâlâ el konulan mülklerde yaşadığı ve mülk sahiplerine iade sürecinde direniş gösterdiği yönünde iddialara yer verildi. Bu durumun, geri dönüş sürecinde güven eksikliğine yol açtığı vurgulandı.

Geçiş adaleti tartışması

Raporda dikkat çekilen en önemli başlıklardan biri ise “geçiş adaleti” oldu. Mülkiyet gaspları, zorla yerinden etme ve ihlallerle ilgili kapsamlı bir hukuki hesaplaşma mekanizmasının bulunmamasının, yerinden edilen Kürtler açısından ciddi bir güvensizlik yarattığı ifade edildi.

Geçiş yönetiminin önceliğini Esad dönemine ait suçlara verdiği, Afrin’deki silahlı grupların geçmişteki ihlallerine ilişkin kapsamlı bir yargılama sürecinin ise gündemde olmadığı belirtildi.

Ezidi azınlık

Raporda Afrin’de yaşayan küçük Ezidi topluluğun durumuna da yer verildi. Yezidilerin mülkiyet iadesi, güvenlik ve dini baskılar konusunda endişe taşıdığı, bazı kutsal mekânların tahrip edildiği ve toplum içinde geleceğe dair ciddi belirsizlik olduğu ifade edildi.

Rapor, Afrin’deki tablonun ne tamamen iyimser ne de tamamen karanlık olduğunu vurguladı. Geri dönüşlerin başladığı ancak bunun güvenlik, mülkiyet, adalet ve silahlı grupların mirası gibi yapısal sorunlar nedeniyle sınırlı kaldığı belirtildi.

Uzmanlar, Afrin’de kalıcı istikrarın sağlanabilmesi için mülkiyet iadesi süreçlerinin şeffaflaştırılması, silahlı yapıların tamamen tasfiyesi, hukuki hesap verebilirliğin güçlendirilmesi ve azınlık haklarının güvence altına alınması gerektiğine dikkat çekiyor.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.