ABD Suriye stratejisini değiştiriyor: Şam’a güvenmek neden riskli?

ABD Suriye stratejisini değiştiriyor: Şam’a güvenmek neden riskli?

.

A+A-

Suriye, Aralık 2024’te Esad rejiminin çökmesinin ardından hızlı bir dönüşüm sürecine girdi. Bu süreç, ülkenin geleceği ve ABD’nin Suriye’deki rolü hakkında ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor. ABD’nin Suriye’deki son askeri varlığı ve yerel ortağı olan Suriye Demokratik Güçleri (DSG) de bu dönüşümle birlikte sahneden çekilme sürecine girmiş görünüyor.

Washington, uzun süredir devam eden askeri angajmanından çıkmaya hazırlanırken, bu geri çekilmenin Suriye’nin istikrarı açısından yaratabileceği sonuçlar tartışma konusu.

Şam–DSG Çatışması ve Halep’te Dönüm Noktası

Yeni gelişmelerin merkezinde, Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara liderliğindeki Şam yönetimi ile DSG arasındaki çatışmalar yer alıyor. Ocak ayı başında Halep’in Kürt nüfusun yoğun olduğu Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinde çatışmalar patlak verdi. Bu çatışmalar, kentteki DSG’ye bağlı Asayiş güçlerinin tamamen çekilmesiyle sonuçlandı.

Ardından Suriye ordusu, Fırat’ın batısında kalan son DSG unsurlarını da Deyr Hafir bölgesinden çıkararak doğuya itti. Bu gelişmeler, Şam’ın kuzeydoğu Suriye’ye yönelik daha geniş çaplı bir askeri harekâta hazırlandığı şeklinde yorumlandı.

ABD’nin Sessizliği ve Aşiretlerin Rolü

Dikkat çekici olan nokta, DSG’nin ana destekçisi olan ABD’nin bu süreçte belirgin bir itiraz ortaya koymaması oldu. Şam yönetimi, uzun süredir DSG ile çalışan Arap aşiretlerini devreye sokarak, Fırat’ın doğusundaki dengeleri hızla değiştirdi.

Özellikle Rakka ve Deyrezzor’da, DSG’ye yönelik Arap aşiret tepkisi belirleyici oldu. Çok etnili bir yapı olarak sunulmasına rağmen DSG’nin, PKK’nin Suriye kolu olarak görülen PYD ile bağları ve Kürt ağırlıklı yönetim anlayışı, Arap unsurlar arasında rahatsızlık yaratıyordu.

IŞİD Endişesi ve Kırılgan Denge

Washington’un bugüne kadar Şam–DSG çatışmasından kaçınmasının temel nedeni, IŞİD tehdidiydi. DSG’nin kontrolünde bulunan cezaevlerinde on binlerce IŞİD mensubu tutuluyor ve olası bir çatışmanın bu kampların güvenliğini çökertebileceği düşünülüyordu.

Böyle bir senaryonun, IŞİD’in yeniden canlanmasına, yeni bir iç savaşa, göç dalgalarına ve silah-kaçakçılığına yol açabileceği uyarıları yapılıyordu.

Trump Yönetimi “Kazanan Tarafı” mı Seçti?

Ancak mevcut tabloda Trump yönetiminin, fiilen Şam’ın askeri baskısına alan açtığı görülüyor. Bu yaklaşımın temelinde, ABD’nin Orta Doğu’da güçlü ve merkezi yönetimleri tercih etmesi yatıyor. Washington, İsrail’le uyumlu, radikal gruplara karşı sert ve statükoyu koruyan yönetimleri “istikrar” unsuru olarak görüyor.

Bu anlayış, literatürde “otoriter istikrar teorisi” olarak biliniyor. Ancak geçmiş deneyimler, bu teorinin sürdürülebilir olmadığını gösteriyor. Arap Baharı, otoriter rejimlerin bastırılmış toplumsal gerilimleri daha büyük patlamalara dönüştürdüğünü ortaya koymuştu.

Siyasi Çözüm Söylemi, Askeri Gerçeklik

Trump yönetimi kamuoyuna, hâlâ siyasi çözümü desteklediğini ve çatışmaların sona ermesini istediğini söylüyor. IŞİD  mahkûmlarının bir kısmının Irak’a nakledilmesi ve Şam’a yönelik sınırlı uyarılar da bu çerçevede değerlendiriliyor.

Ancak sahadaki gelişmeler, ABD’nin Şam’ın ilerleyişini durdurmak için ciddi bir diplomatik baskı kurmadığını gösteriyor. Bu tercihin, küresel ölçekteki yoğunluk nedeniyle mi yoksa bilinçli bir politika değişimi sonucu mu olduğu belirsizliğini koruyor.

“DSG’nin Rolü Büyük Ölçüde Sona Erdi”

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın 20 Ocak’ta yaptığı açıklama, Washington’un bakış açısını netleştirdi. Barrack, DSG’nin IŞİD’le mücadeledeki rolünün “büyük ölçüde sona erdiğini” söyledi ve Şam yönetiminin IŞİD’le Mücadele Küresel Koalisyonu’na katılmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi.

Bu yaklaşım, ABD’nin Suriye’deki uzun vadeli öncelikleriyle uyumlu görülüyor: IŞİD’in kalıcı biçimde yenilmesi ve çatışmaların sona ermesi. Ancak eleştirmenlere göre, “siyasi çözümün” fiilen askeri zor yoluyla dayatılması, aynı sorunları yeniden üretme riski taşıyor.

Geri Çekilme Yakın mı?

Mevcut tabloda Washington’un, Şam ile DSG arasında çıkabilecek bir anlaşmayı fırsat bilerek önümüzdeki haftalar veya aylar içinde Suriye’den tamamen çekilmeyi hedeflediği değerlendiriliyor. Ancak bu çekilmenin, Suriye’ye kalıcı istikrar mı yoksa yeni bir kırılganlık mı getireceği sorusu hâlâ yanıt bekliyor.

Kaynak: Nerina Azad

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.