
2026 Suriye Mutabakatı: İdeolojik Prangalar ve Ekonomik Teslimiyet Kıskacında Kürdler
.
Yaşar Bazancir
Suriye geçiş hükümeti ile SDG arasında30 Ocak 2026’da imzalanan nihai Protokol on yılı aşkın devam eden “Özerk Yönetim”modelinin fiilen ve hukuken sona erdiğini tescil etmektedir.
Bu anlaşma, sadece bir askeri entegrasyon değil,aynı zamanda Kürd siyasi hareketini Suriye sathındaki Ulusal Demokratik Hak Taleplerinin merkezi otorite eliyle idari Adem-i Merkeziyetçi kılıfı altında eritilmesidir.
“Bu makale,Şartlı Teslimiyetin”dayatıldığı ve kabul edilen bu iflasın Güney Kürdistan Bağımsızlık sürecine ve bölgedeki yeni liderlik arayışlarına nasıl bir Siyasi zemin hazırlıyacağını analiz etmektedir.
Siyas Statüden “İdari Belediyeciğe”
yapı için, 2026 anlaşmasıyla dayatılan model bir siyasi kazanım değil, Merkezi Otoritenin Taşra Teşkilatına eklemlenme sürecidir.
Hukuki Statü,
Halktan- Vatandaşa indirgenmiştir.SDG nin arzuladığı “Kurucu Halk”veya “Federal Ortak” Statüsü tamamen red edilmiştir.Bunun yerine getirilen model,Kürdleri hakları olan bir siyasi özne olarak değil,Suriye Arap Cumhuriyetinin” bireysel haklara sahip vatandandaşları”olarak tanımlamıştır.
Bu kolektif Siyasi iradenin Feshi anlamına gelir.
Kürtçe Dilinin Sembolikleşmesi;
Ana-dilden “Seçmeli Derse”geçilmiştir.Dil hakkı,Bir halkın egemenlik ortağı olup olmadığının en somut ifadesidir.
Eğitimin tamamen Kürtçe olduğu eski modelin yerini, haftalık kısıtlı saatlerde verilen seçmeli Kürdçe Dersinin almasıdır.
Yani açıkçası Kürdçe dilinin kamusal ve siyasal alandan dışlanmasıdır.
Kısmi kültürel haklar seviyesine indirgenmiştir.
Askeri Tasfiye;
Anlaşmanın en ağır maddesi,
Askeri güç “Birimden-Bireye” indirgenmiştir.SDG savaşçılarını bir ordu olarak değil,bireysel olarak güvenlik soruşturmasından geçirip IŞİD ve Elkaide artıklarından oluşan, Cihadist Selefi Suriye ordusuna alınmasıdır.Oluşturulan “3 Tugay”Şam’daki Savunma Bakanlığının “Emir-Komuta “zincirine göbekten bağlı hale geldi.
Buda Kürtlerin Öz-Savunma gücünün yerini,merkezi devletin “Yerel-Koruculuk” sistemine bırakılmasıdır.
İdari yetkisizlik;
107 Sayılı Yasa Kıskacı.Suriyenin mevcut “Yerel Yönetimler”Yasası. İdari yetkisizlik,107 Sayılı Kanun kıskacına alınmış,bu modelde yerel özerklik yoktur.Sadece Şam tarafından atanan valilerin denetiminde,bütçesi merkezden gelen ve yetkileri sadece Belediye hizmetleri ile sınırlıdır.
Temizlik,İmar,Su, Kanalizasyon ve çöp işleri gibi çalışmalarla sınırlı olan bir memuriyet yapısı söz konusudur..
ABD’nin Pragmatik Realizmi;
ABD yıllarca SDG yi “Sahadaki en Güvenli ortak” olarak nitelendirdi.Amerika SDG yi 2025 sonu itibarıyla değişen Ortadoğu öncelikleri,İran’ın dengelenmesi ve İsrail’in güvenliği odaklı bir politikayla yalnız bırakmıştır.
Washington’un bu anlaşmaya itiraz etmemesi Kürd siyasi iradesini,Şam ve bölge güçlerinin insafına terk eden bir “stratejik feregat”olarak okunmalı.Diğer taraftan ABD yetkilileri “ilk baştan” beri kurulan “ikili askeri ittifak”ın geçici ve taktiksel olduğunu SDG yetkililerine defalarca kez belirttiklerini söyliyorlar.Bu bazda,kimi çevrelerce yaymaya çalışılan, “ABD Kürdleri sattı”algısı doğru değildir, Buda ABD nin yaşamsal çıkarlar doğrultusunda izlediği ve öncelediği politikasının bir sonucudur.
Geçen bu süre zarfında askeri alandaki çalışmalarını, SDG sıyasal bir zemine aktarabilir bir çaba içerisine olmamıştır.
Avrupalıların Bakışı ve ‘Sessiz Onayı’;
Avrupa birliği bu konuda; Mülteci ve Güvenlik Odaklı bir politika izlemiştir.Suriye’de Kürdler’in Siyasi Statüsünden ziyade,çatışmasızlık ortamının sağlanması ve yeni bir göç dalgasının önlenmesini birinci önceliği haline getirmiştir.
Avrupa “insani yardım ve “kültürel haklar”retoriğiyle bu teslimiyet anlaşmasına karşı sessiz kalmıştır.
Kürtlerin anayasal bir statü elde edememesine karşı sessiz kalmış bir tür onaylamıştır.Bu adım batılı güçlerin ,yerel aktörleri sadece, dönemsel krizlerde IŞİD ile mücadele gibi birer araç olarak gördüğünü kanıtlamıştır.
Bu ölümcül ihmal Kürd halkının Küresel ittifaklara olan güvenini sarsarak bitirmiş ve Rotanın Güney Merkezli bir Ulusal Birliğe Dönüşünü Zorunlu kilmıştır.
Bağımsız devlet hedefi,“ dağlardan” başka dostlar bulmayı kolaylaştırır.Uluslararası hukuk, askeri paktlar ve enerji anlaşmaları oldukça önemlidir.Buda Kürdistan halkını,ABD ve batılı büyük devletlerin,anlık pragmatizmine karşı koruyacak bir kartı oluşturur.
Kürd halkının ABD tarafından bir kez daha hayal kırıklığına uğratılması ittifaklar kavramının yeniden tanımlanmasını zorunlu kılıyor.Kürd siyaseti artık “Demokrasi Havariliği” gibi romantik beklentilerden sıyrılıp bölge güçleri ve Küresel aktörlerle daha soğukkanlı ve karşılıklı çıkara dayalı bir ilişki kurmak zorunda kalacaktır.
Ekonomik İflas;
Kürd Bölgesi elindeki en büyük koz olan enerji kaynaklarının devri “Yerel Belediyecilk Modelinin” neden bir ölü olarak doğduğunu kanıtlamaktadır.Suriye’nin petrol ve doğal gaz kaynaklarının o/o90 na yakını SDG kontrolündeydi.Yeni anlaşmayla bu kaynakların kontrolü ve geliri tamamen Şam’daki merkezi hazineye bırakılarak mutlak bir bağımlılık yaratmıştır.Bu bölgedeki yerel yönetimlerin,maaş ödemek,altyapı yatırımları yapmak veya sosyal hizmetler sunmak için Şam’dan gelecek payın beklemesi demektir.
Buda Şam Merkezine siyasi şantaj aracı olarak her zaman kullanabileceği fırsatını veriyor.
Ekonomik bağımsızlığı olmayan bir yapının siyasi iradeside olamaz.
Şam Yönetimi en ufak bir siyasi pürüzde bütçeyi keserek yerel yönetimleri felç etme gücünü eline almıştır.Bu durum özerklik iddiasını tamamen bitirip yerine mali bağımlılık modelini getirmiştir
Abdullah Öcalan” Doktrininin”Teslimiyetçi Çıkmazı;
Demokratik Ulus paradigması Öcalan tarafından fomüle edilen Ulus-Devlet karşıtlığı üzerine kurulan ‘tezleri’ Rojavadaki Kürd halkını Devletsiz ve Statüsüz bırakmıştır.Bu “tezler” Kürt halkının enerjisini bağımsız devlet veya Anayasal siyasi statü yerine ortak yaşam ve yerel demokrasi gibi muğlak kavramlar,halkıŞamın Merkeziyetçi Dişlileri arasında savunmasız bırakmıştır.SDG’nin Şam ile imzaladığı bu protokol,aslında Öcalan’ın Suriye’nin toprak bütünlüğü içerisinde çözüm söyleminin Cihadist yapı ve kurumlarına entegre olma,içinde erimesinin bir sonucu olur.Bir tür ideolojik tasfiye yaşanmıştır..Mevcut siyasal yapının Öcalan tezlerine bağlılığı onları Bağımsızlık ve Ulusal Hakçı bir çizgiden koparmıştır.Halkın bu statüsüzlüğ sindirememesi Öcalan etkisinin zayıfladığı bir eksende,Başkan Mesut Barzani gibi bağımsızlıkçı liderlerin temsil ettiği,Ulus-Devlet Modeline olan ihtiyacıTarihsel bir zorunluluk haline getirmektedir.
Sonuç Olarak,
Şara ile ‘Seçmeli ders” ve “Belediyecilik” pazarlığı yapan mevcut siyasi yapının toplumsal karakteri halk kitleleri nezdinde bilince çıktıkça,Öcalan’ın bölge üzerindeki paradigmasının tasfiye olması kaçınılmazdır.
Halk nezdinde bu mevcut anlaşmanın iflas etmesi,halkın enerjisini bağımsız Kürdistan idialine kanalize etmesi kaçınılmazdır.
Suriye’deki mevcut siyasi yapının ulusal hakları savunmadaki yetersizliği halk nezdinde büyük kırılmaya yol açmıştır.
Bu statüsüzlük hali; yeni arayışların başlangıcı olacaktır.Kaçınılmaz olarak yeni bir liderlik arayışını ve Kürd halkının odağını Güney Kürdistan halkıyla birlik ve bütünlük içerisinde hareket etmeye yöneltecektir.
2026 Anlaşması Rojava Kürd’leri için bir son değil ideolojik bariyerlerin yıkıldığı ve ulusal birliğin bağımsızlık ekseninde yeniden tanımlandığı bir sürecin başlangıcı olacaktır..
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Rûpela Nû'un editöryal politikasını yansıtmayabilir.

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.