'Tecridi boyutlandıran önlemler yerine tahliyelerin önü açılmalı'

'Tecridi boyutlandıran önlemler yerine tahliyelerin önü açılmalı'

Koronavirüse karşı cezaevlerinde alınan önlemlerin tutuklular üzerindeki tecridi ağırlaştırdığını belirten ÖHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü Av. Destina Yıldız, “Önlemler yerine tahliyelerin önünün açılması gerekir” dedi.

A+A-

 

Dünyada giderek yayılan koronavirüsten (Kovid-19) salgınından kaynaklı bugüne kadar yaşamını yitirenlerin sayısı 16 bini, vaka sayısı ise 380 bini aştı. Şimdiye kadar 37 kişinin yaşamını yitirdiği Türkiye’de de vaka sayısı bin 529’a ulaştı. Salgın tehdidi karşısında en ciddi risk oluşturan alanların başında ise kapasitelerinin üstünde tutuklu ve hükümlülerin kaldığı cezaevleri geliyor.

 

İran’da salgından dolayı 85 bin tutuklu serbest bırakılırken, Türkiye’de AKP’nin üzerinde çalıştığı yeni infaz düzenlemesi ile siyasi tutuklular dışındaki tutuklu ve hükümlülerin cezalarında indirime gidilmesi yönünde yansıyan kimi bilgiler söz konusu.

 

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Marmara Hapishane Komisyonu, Marmara Bölgesi’ndeki cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dönük raporunu önceki gün kamuoyu ile paylaştı. Ocak, Şubat ve Mart ayında yaşanan hak ihlallerine dair bilgilerin yer aldığı raporda, Kovid-19 salgını ile birlikte hak ihlallerin giderek arttığını kaydedildi.

 

ÖHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü Avukat Destina Yıldız, hazırladıkları rapor üzerinden cezaevlerinin durumunu MA’ya değerlendirdi.

 

‘ÖNLEMLER TECRİDİ BOYUTLANDIRDI’

 

Salgınla birlikte tutukluların avukat ve aile görüşlerinin kısıtlandığını dile getiren Av. Yıldız, "önlem" adı altında başvurulan uygulamaların tutukluların içinde bulundukları tecridi daha da boyutlandırdığını ifade etti.

 

Avukat görüşlerinin kapalı görüşe çevrildiğini söyleyen Yıldız, böylece avukat-müvekkil arasındaki gizliliğin ihlal edildiğini kaydetti. Yine revir ve hastane sevkleriyle ilgili ciddi problemlerin yaşadığını aktaran Yıldız, “Çok acil durumlar olmadıkça sevkler yapılmıyor. Ola ki sevk yapılırsa, hapishane dönüşünde mahpusun 14 gün karantinada kalması gerekiyor. Hapishane şartlarında zaten hasta olan kişiyi hijyensiz bir ortamda tek başına kalmaya zorluyorlar. Haliyle mahpuslar hastaneye gitmek istemiyor. Bu da mahpusların tedavi ve sağlık haklarının engellenmesi anlamına geliyor. Ayrıca birçok hapishanede mahpuslara hijyen ve temizlik malzemeleri verilmiyor. Su konusunda sıkıntı yaşanan hapishaneler var. İnfaz koruma memurlarının sayım ve aramalara kalabalık gruplar halinde geldiklerini, maske ve eldiven kullanmadıkları tarafımıza iletildi. Koğuşlarda, kapasitenin çok üzerinde mahpusun birlikte kalıyor. Bazı koğuşlarda 20-30 kişi birlikte kalıyor. Salgına karşın iyi korunma yönteminin temizlik ve insanlar arasına mesafe konulması ya da sosyal izolasyon olduğu söylenirken, mahpusların hapishanelerde bu şartlar altında tutulması çok ciddi sorunlara yol açacak” diye belirtti. 

 

VİRÜSE RAĞMEN ZORLA SEVKLER YAPILDI

 

Birçok cezaevinde durumun benzer olduğunu söyleyen Yıldız, salgının başladığı ilk günlerde Maltepe 1 ve 2 Nolu L Tipi’ndeki bazı tutukluların hiçbir önlem alınmadan Bandırma ve Afyon cezaevlerine sevk edildiklerini kaydetti.

 

Tekirdağ 2 Nolu F Tipi’de ise, temizlik sorunu nedeniyle kantinde sebze ve meyve satışlarının durdurulduğu bilgisini paylaşan Yıldız, yine Bakırköy Kadın Cezaevi’nde hastalığı nedeniyle her ay iğne olması gereken bir tutuklunun 14 günlük karantina uygulaması nedeniyle hastaneye götürülmediğini ifade etti.

 

HASTA TUTUKLULARIN DURUMU

 

Yıldız, özellikle tedavileri yapılamayan hasta tutukluların durumu üzerinde durdu. Yıldız, bu konuda şunları söyledi: “Bu durumun ciddi sonuçları olacaktır. Hapishanelerde tedavisi devam eden kanser hastaları, böbrek yetmezliği bulunan ve bu nedenle tedavi gören, başka hastalıkları nedeniyle ameliyat olması gereken ya da düzenli olarak ilaç alıp iğne yaptırması gereken yüzlerce mahpus var. Tedavilerindeki gecikme, hastalıklarının ilerlemesine ve ileride mahpusların sağlık ve yaşam hakkının ihlali noktasında geri dönülemez zararlara neden olacaktır. Bunlarla beraber hapishanelerde anneleriyle birlikte kalmak zorunda olan yüzlerce çocuk bulunmaktadır. Gerek uzun süre dış dünya ile iletişimlerinin kesilmiş olması gerekse hapishanelerdeki beslenme koşulları nedeniyle bağışık sistemleri zayıf olan mahpuslar virüse daha açık.” 

 

DEVLET KORUMAKLA YÜKÜMLÜ

 

Birçok ülkede virüse ilişkin alınan tedbirler kapsamında tutukluların tahliye edildiğine işaret eden Av. Yıldız, Türkiye’de de infaz düzenlemesinin gündemde olmasına rağmen siyasi tutukluların kapsam dışı bırakılmak istendiğini ifade etti.

 

Av. Yıldız, “Bu durum Anayasanın 10. maddesi ile koruma altına alınmış olan eşitlik ilkesine aykırıdır. Bununla birlikte yaşam hakkı kapsamında devletin yükümlülükleri bulunmaktadır. Devlet, vatandaşlarının yaşam haklarını korumakla yükümlüdür. Bu nedenle alınacak tedbirler doğrultusunda yapılacak düzenlemeler ayrım yapılmaksızın bütün mahpusları kapsamalıdır. Hiçbir ayrım yapılmadan bütün mahpuslar tahliye edilmelidir” dedi.

Mezopotamya Ajansı

 

 

Bu haber toplam 252 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.