Soytarılara değil, söyletene bak!

Soytarılara değil, söyletene bak!

Dîdvanê Welat

A+A-

”Afrin’i dolan da gel!’’ öyle mi?

Hiç kuşkunuz olmasın, mutlaka bir gün, bu mazlum milletin evlatları, işgalciliğinizi öven bu nakaratın karşılığını sizlere, ’dolana ay dolana’ diye söylettirecektir, hem de tümünü...

Geçen gün, psikolojik savaş aygıtı vazifesi gören Türk tv kanallarında yayınlanan soytarı muhabbetini görünce donup kaldım. Sanki gerçek bir savaş kazanmış komutan edasıyla, başına topladığı yerli ve milli yosmalar ile eşşek balığı yalaka takımına eşlik ederek, sazlı sözlü işgal şarkısı söyletip, sırıtarak el çırpan baş soytarıyı görüp de yazmamak olur mu?
Olmaz.

40 yıldır Kurd siyasetçisi geçinip, Efrin işgali ve Erdoğan diktatöründen haz ettigini utanmadan dile getiren dönekleri…

Kurd toplumunun sesi ve vijdanı olarak bilinen bazı dengbêjlerin maymunlaşarak işgalciye destanlar dizişlerini, yazmadım, yazamadım…

Yazacak o kadar şey vardı ki, hangisinden, nereden, nasıl başlayacağıma karar veremedim.

Osmanlı imparatorluğu hayalleri ile ciddi bir savunmadan yoksun yanlız ve mazlum bir Kurd şehrinin işgalini Dünya devlerine karşı kazanılmış bir zafer gibi sunup, oya tahvil etmeyi hesaplayan sahte sultanı mı?

Muhtemel bağımsız Kurdistan’ın Ak denize açılacak yolunu kestiğine inanan Kurd düşmanlığından beslenen Türk sömürgeciliğini mi?

Sırf Efrin işgaline karşı sosyal medyada paylaşımda bulundukları için tutuklananları mı?

Çakma sultan tarafından 'vatan haini' ilan edilerek, linçe tabi tutulan bir avuç üniversite öğrencisini mi, duyarlı sanatçıları veya Türk Tabipler Birligi'ni mi?

Yoksa, 'vatan haini' ilân edilmekten çekindikleri için susmak zorunda kalan milyonları mı?
Kimi, neyi, hangi birini yazsaydım?

Sahte sultana Efrin'i tepside sunan yeni Çar, Putin Rusyasını mı?

Suriye savaşını Kurdlerin aleyhine kullanıp, dünyaya tekrar global bir aktör olduğunu ispatlamaya çalışarak, tekrar Sovyet hegemonyacılığına dönen Rusya'yı mı?

Saldırganlığına bahane arayan TC’yi Efrin’e davet edercesine DSG’den 30 bin kişilik ordu kurduğunu açıklayıp, adeta TC işgaline davetiye çıkardıktan sonra, "Efrin bizim faaliyet alanımıza girmiyor" diyerek, ta Rakka’larda savaştırdığı sözde askeri müttefikleri YPG'yi Rus’ların insafına terk ederek, TC ile cihadist çapulcuların saldırıları karşısında ortada bırakan ABD'yi mi?

Bir demeci öbürünü tutmayan ABD Dışişlerini mi? Pentagonu mu? Yoksa bir dediği öbürünü tutmayan tüccar kafasıyla dünyayı yönettiğini zan eden Trump Amerika'sını mı?

Siyasi sınırlarını Rusya ve TC'ye peşkeş çeken Suriye rejimini mi?

Sahte sultan'ın arkasında saf tutan Türk toplumunun ezici çoğunluğunu mu?

Din adamı iddiasındaki Kurd düşmanı diyanetin 90 bin camide okuttuğu işgal hutbesini mi?

Efrin'e atılan bombalara utanmadan ismini yazdıran, sözüm ona sahte sultana alternatif ana muhalefet partisinin yıldızı sayılan Aydın Belediye başkanı Çerçiogulları ve benzerlerini mi?

Kurd ve Kurdistan düşmanlığı yarışında ’’lokum dağıtma’’ gibi yeni icatlar bulan üniversiteli Türk islam faşistlerini mi?

Afedersiniz ama kaltağından, pezevengine, pavyon sanatcısından, sıkmabaşlıya, İmamından, müezzininden, bol ünvanlı proflarına, üniversitelerinden camilerine, gazetecilerinden sanatçılarına, işadamlarından, sendikalarına kadar bir avuç namuslu insan hariç Türk toplumunun bütün kesimleri tarafından şehvetle, dehşetle, salyalı, sümüklü azgın bir şekilde desteklenen bu sahte seferin nesini yazsaydım?

Türk ve Kurd islamcılarının her gün beş vakit recm ettikleri İsrail halkı, İsrail ordusu Güney Lübnana’a girdiğinde (Haziran 1982) yüzbinleri savaşa karşı ayağa kaldırmıştı!

’Yerli ve milli’ damgalı milyonlarca Türk ve Kurd islamcının, sahte halife Tayyib’in fermanı, Diyanet İşleri Başkanlığının emriyle 90 bin camide toplu olarak kıçlarını havaya dikerek, Efrin işgaline destek vermelerini mi yazsaydım?

Yoksa DAIŞ'e karşı mücadelede herkesin övdüğü YPG savaşçılarını yanlız bırakan batılı devletler ile kamuoyunu mu?

Hangi birini yazsaydım?

Halen de nereden ve nasıl başlayacağım hususunda bocalamakla birlikte, yazmaya çalışıyorum:

Herkes kaba hatlarıyla Efrin olayını anlamaya çalışıp, yerini belirlemek zorundadır!

Olayı, yerel, bölgesel, uluslararası, ekonomik, askeri açılardan farklı degerlendirmek doğaldır, ama olayın özünü görmemek, veya gördüğü halde tavır almamak işgali meşrulaştırmaktan başka bir şeye hizmet etmez!

Efrin olayı bir işgaldir!

Bunun gerekçesi ne olursa olsun, hangi kisve altında gerçekleştirilmiş olursa olsun, nasıl sunulmaya çalışılırsa çalışılsın; Efrin bu gün Türk devletinin işgali altındadır. Hem de cihadist çapulcularla birlikte yalan ve talanla gerçekleştirilmiş bir işgaldir.

Yalan, talan ve Işgal Türk devlet geleneğidir.

Osmanlı'dan beri Türk devleti varlığını yalan, talan ve işgale borçludur.

Bu gün Efrin'de tezahür eden olay işgal ve ilhaktır!

Kurd ve Kurdistanlı olduğunu düşünen, savunan her kes, Kurd dostu oldugunu söyleyen her kes, demokrat olduğunu iddia eden her kes, Türk devletinin Efrin işgali, ilhakı ve talanına karşı sesini yükseltmek zorundadır.

Hiç kimse PYD ve YPG'nin yanlış siyasetini gerekçe gösterip, bu işgal ve talanı meşrulaştırmaya kalkışmasın!

Elbette PYD ve YPG'nin izledigi siyasi ve askeri çizginin bu gün gelinen noktada vebali büyüktür. YPG güçlerinin ve yurtsever Efrin halkının fedakarca ve kahramanca direnişi ve savaşı başta olmak üzere, bir muammaya dönüştürülen çekilme kararı da dahil bu süreç Kurd cephesinden, Kurdistani bakış açısıyla bütün yönleriyle değerlendirilmelidir. Ama sonuç ne olursa olsun, işgali meşrulaştırmanın gerekçesi olmaz, olamaz!

Ortada somut bir olay var,
Ya işgale karşı duracaksın veya işgalciden yana olacaksın. Bunun ortası, aması, fakatı yoktur!...

Başkalaşarak eşşek balığına dönüşmüş Ibrahim Tatlıses'lerin, Yazuz Bingöllerin, ’milli ve yerli’ yosmalar olarak bilinen Ajda'ların, Sibel’lerin, Seda’ların, soytarılaştırılmaları, soytarılaşmaları  mide bulandırıyor bulandırmasına da, başta baş soytarı olmak üzere, önemli bir kısım "nezih ve necip" Türk’le, Türk’ten çok Türk kesilen eşşek balığına dönüşmüş Kurd’ün şaklabanlıklarını gördükçe kusmamak elde degil!

Şerefli ve haysiyetli Kurdler ile Türkler olup biteni elbette ibretle izliyor…

Dost da düşman da bilmelidir ki, yok sayılan bu milletin evlatlarının akıllarını başlarına devşirdikleri gün de gelecektir.

Işte o gün hiç bir güç Bağımsız Kurdistan'ı engelleyemiyecektir...

Son şarkı söylenmedi henüz, o gün gelecek ve Kurd milleti zafer şarkısını mutlaka söyleyecek!

 

 

Bu haber toplam 1320 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.