Prof. Hamit Bozarslan Afrin'i değerlendirdi

Prof. Hamit Bozarslan Afrin'i değerlendirdi

Afrin’deki son duruma dair değerlendirmede bulunan tarihçi Prof. Dr. Hamit Bozarslan, Kürtlerin ‘askeri taktiğinin başarısına’, BM Güvenlik Koneyi’nin uygulanmayan ‘ateşkes’ kararına, muhtemel belirsizlikler ile olası senaryolara dair konuştu.

A+A-

Tarih, sosyoloji ve siyaset alanındaki çalışmalarıyla bilinen EHESS Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamit Bozarslan, Türkiye ve ÖSO gruplarının Afrin’e yönelik operasyonuna dair değerlendirmelerde bulundu.

Mezopotamya Ajansı’na konuşan Prof. Bozarslan, Kürtlerin Afrin’de ‘elindeki mevzileri savunmaya ve gerilla savaşını geliştirmeye dayalı’ ikili bir askeri taktik izlediğini ve bu konuda başarılı olduğunu söyledi.

Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük ordusu olduğunu ve TSK’nin Afrin’e ÖSO grupları ile beraber hareket ettiğini de hatırlatan Bozarslan, bunun karşısında ise Kürtlerin ‘son derece başarılı bir direniş gösterebildiğini’ ifade etti.

BM’nin uygulanmayan ‘ateşkes’ kararı, belirsizlikler ve olası senaryolar

BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye geneli için aldığı ancak uyulmayan ‘ateşkes’ kararından BM’yi sorumlu tutan Bozarslan, “Daha kurulduğu günden itibaren atıl kalan BM’nin, özerk bir güce, hatta kendisine sembolik bir üstünlük kazandırabilecek bir itibara sahip olmadığı açık” diye konuştu.

Bozarslan, Türkiye’nin BM kararını tanımamasını, bölgede böylesi dönemlerde yaşanacak olası gelişmeleri ise şu sözlerle değerlendirdi:

“Erdoğan rejimi çok uzun bir zamandan beri legal-rasyonel bir devlet yapısına sahip olmaktan çok uluslararası literatürde ‘haydut devlet’ olarak tanımlanan kategoriye tekabül etmektedir. Bu devletlerin en önemli özellikleri, ‘zarar verebilme’ kapasitelerini bir silah olarak kullanabilmelerinde, hem kendi halklarını hem de başka devletleri esir alabilmelerinde yatmaktadır. Dünya tarihindeki bütün anti-demokrasiler bu temelde işlemektedir. Ama dünya tarihi, bu güç denkleminin son tahlilde yine güçle kırılabileceğini de göstermektedir.

Bölgesel anti-demokrasiler olarak Türkiye ve İran bu ‘zarar verebilme’ kapasitesini oldukça hoyratça kullanmakta, nerede durulması gerektiğini kavrayamamaktalar. İran’ın bölgesel düzeyde geliştirdiği milis siyaseti, Türkiye’nin Ortadoğu’da Kürtlüğü imha için cihadî hareketleri desteklemeyi de içeren ve her türlü riski göze alan yayılmacı bir siyaset takip etmesi, onları ilerde kontrol edemeyecekleri bir senaryoyla karşı karşıya bırakabilir.

Burada zaman faktörü oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Günümüzün demokrasileri, 1920 ve 1930’lardaki gibi anti-demokrasiler önünde diz çökmeye devam edecekler mi? Yoksa bazı yorumcuların önerdiği gibi son tahlilde ABD ve Rusya arasında Yalta tipi bir çözüme mi gidilecek? Ortadoğu’daki gerilimlerin ağırlık noktasının İran’a yönelik olarak yeniden tanımlanması karşısında Erdoğan rejimi nasıl bir tutum takınacak? Kürt sorunuyla sınırlı olmayan Türkiye-ABD ihtilafları yatıştırılabilecek mi? El-Assad (Beşşar Esad) rejimi, kendisini de tehdit eden bir işgale karşı ne kadar sessiz kalabilecek? Bu sorulara şu andan cevap verebilmek mümkün değil.

Şu an itibariyle Afrin’in kendi başına, kendi kaynaklarıyla direnmek zorunda olduğunu görmekteyiz. Bu nedenle de zaman faktörü son derece önemli. 3 gün için planlanan bir harekâtın 45 gün sonra hâlâ Afrin’i kuzeyden ‘kuşatma’ dışında bir hedefe ulaşamaması, Kürt hareketinin zaman ‘sermayesi’ni son derece başarılı bir şekilde kullandığını göstermekte.”

Yalta Çözümü nedir?

Bozarslan’ın bölgedeki duruma ilişkin bazı belirsizliklere dikkat çekerek gündeme getirdiği Yalta Çözümü, Şubat 1945 yılında dönemin 3 büyük gücü olan ABD, SSCB ve İngiltere arasında önemli kararların alındığı bir konferans olarak tarihe geçti.

Erdoğan’ın her fırsatta eleştirdiği BM düzeni bu konferansta kararlaştırıldı.

Almanya’nın bölünmesi, Polonya’nın durumu, Japonya ile Rusya ilişkileri gibi önemli konuların da ele alındığı konferansta İsrail’in topraklarının genişletilmesi gibi konuların da görüşüldüğü düşünülüyor.

Konferans, “yeni dünya düzeninin şekillendirildiği toplantı” olarak da kabul ediliyor.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.